ameliyat · anne · anı · baba · bebek · doğum · doğum fotoğrafçısı · doğum fotoğrafı · epidural · sezeryan

Her Doğum Kendi Masalını Yazar

Her doğumun kendi içinde özel, masalsı bir hikayesi var. Herkesin yaşadığı ‘o’ an başka duygular barındırıyor. Doğum zamanı yaklaştıkça bilgisayarı karşıma alıp onlarca doğum hikayesi okuduğumu, videolar izlediğimi, fotoğraflar baktığımı hatırlıyorum. İnanın hiçbiri bana o gün geldiğinde ‘evet bunu okumuştum, biliyordum’ dedirtmedi. Öyle bir an öyle bir zaman dilimi yaşıyorsunuz ki hastaneye ayak bastığınız dakikadan itibaren her şey yeni, farklı, merak uyandırıcı oluyor.
Ben ve doktorum son kontrollerim yaklaşırken bazı nedenler dolayısı ile doğumun sezeryan olması konusunda karar verdik ve ben doktoruma olan ‘olması gereken’ sonsuz güvenim ile kafamda hiçbir soru işareti kalmadan bu fikri doğru buldum. Hamileliğim boyunca gittiğim tüm hamilelik, doğum, anne bebek eğitimlerinde derslere giren uzmanlardan aldığım tek ortak bilgi buydu. ‘Doktorunuza ve iç sesinize güvenin’

Sezeryan doğum yapmış biri olarak o günü daha programlı yaşama şansınız oluyor tabi. Sonuçta hastaneye gideceğiniz saat, kanınızın alınacağı saat her şey belli ve bir aksilik yaşanmadığı sürecede her şey plan doğrultusunda işliyor.
Hastaneye ben, eşim ve ailem hep birlikte gittik ve bir gece önce heyecanın verdiği adrenalin ile sabahın en erken saatinde dikildiğim için kahvaltıyı hastanede yaptık. Not olarak onlar yaptı ben izledim malum ameliyat öncesi açlık halleri.  O sırada sürekli elim karnımda ‘şu kadar saat sonra yanımda, kucağımda’ diyerek kendimi telkin ettiğimi hatırlıyorum.
Bir süre sonra doğum sürecinden sorumlu olan danışman hemşiremiz yanıma geldi ve kan tahlilleri, hazırlık aşamaları için odamıza çıkmamız gerektiğini iletti. İşte o an hayat durdu ve bir film şeridi akmaya başladı. Heyecan, korku, sabırsızlık aklınıza gelebilecek her duygu ile sarsılıyor ağlarken gülüyor gülerken ağlıyorsunuz.
Odamıza çıktık tahliller, kıyafet değişimi vs derken hemşire gelip ‘epidural için hazırız’ dedi. İşte benim günlerce bilgisayar karşısında ter dökmemi sağlayan an o andı. Doğumdan daha çok bir iğnenin belime girecek olması, orada kalacak olması, sonrasında yaşatabileceği dayanılmaz baş ağrılarını düşünerek ameliyathaneye indik.

Önümde bir hasta bakıcıya tüm gücümle dayanmış halde arkamda anestezi uzmanının oluşabilecek komplikasyonları anlatmasını dinlerken birden ‘tamam bitti şimdi biraz bekliyoruz’ dediğini duydum. Evet aynen böyle oldu. İnanamamıştım. ‘Aylardır araştır dur hiçbir şey hissetme yani’ dediğimi hatırlıyorum. Bu arada komplikasyonlara gelince doktor cümlesini tabi bunların görülme az şeklinde bitirdiği için gönül rahatlığı ile uyuştum. Burada süre kişinin eşiklerine göre değişiyor tabi ama çok uzun süre beklemediğinizi söyleyebilirim. O anda kızımın karnımın içinden son kez beni tekmelediğini hissettim. ‘anne ben geliyorum’ dedi.
Benim bu hazırlıklarım yapılırken eşim yan odada ameliyathane kıyafetleri giymekle meşguldü. Ben masaya yatırıldım ve eşimi içeri aldılar. İşte o an tüm endişelerim, korkularım yok oldu. Bence eşin o doğumda olması çok önemli ve gerekli. O özel ana tanıklık etmesinden çok bana ev huzurunu hissettirdi. Bana bir şey olmaz, kızıma bir şey olmaz babamız yanımızda duygusu çok önemli bir duygu. Bu konuda kafası karışık olan anne adaylarının biraz bu yönden düşünüp karar vermelerini isterim.

Bu anlattığım uzun hazırlık sürecinden sonrası o kadar hızlı geçiyor ki bu nedenle anılarınız hep ön hazırlıkla ilgili oluyor. Doktorumun gelmesi, yardımcı cerrahların esprileri, melek hemşirelerim hepsinin o gülen yüzleri sayesinde her şey güzeldi.

Vücudunuza dair hiçbir şey hissetmeseniz bile o ilk ağlama sesi geldiği anda kalbimin tüm vücuduma hükmederek titrettiğini hatırlıyorum. O ağlama sesi hayatımda duyduğum ilk ‘ ilahi ses’ sanki.
Gözlerim eşimde onun gözleri kızımızın olduğu noktada acaba bir şey yakalar mıyım diye izledim dakikalarca. İşte o aşamada doktorunuz, ameliyat ekibi o kadar önemli ki. Saniye saniye ne yaptıkları bildim. Bu içimi rahat tutmamı sağladı ve inanın kızım kucağıma getirilirken önce kokusu geldi. Ameliyathane ortamının steril kokusuna rağmen ayırt ettim.

Ne yazık ki o an çok uzun sürmüyor. Bebeği ilk kontrolleri ve hazırlığı için sizden alıyorlar. Eşinizde bebekle birlikte yola çıkıyor ve sizin dikiş aşamanız başlıyor. O anlar geçmeyeceği için sanırım o aşamada bana bir sakinleştirici verip dikiş işlemi bitene kadar yarı baygın dinlenmemi sağladılar. Sonra uyandırma odasında geçmeyen on beş dakika ve sonunda odanıza ailenizin yanına dönüşünüz.

Doğan minik ile ameliyathanede tanışmış olmamıza rağmen odaya getirilişini sabırsızlıkla bekledim. Sanki yıllardır hayatımda varmış ve yıllardır görmemişim gibi hasretle sarıldım ona. O andan itibaren yaşanan duygu değişimleri tarif edilemez hisler. Değişen hayatın en güzel meyvesini yemek gibi. Aslında her duygudan arınmış ‘saf’ bir şeyi elinizde tutuyorsunuz.

Şimdi özellikle bu yazıyı yazarken neleri hatırlıyorum neleri hatırlayamıyorum diye düşünürken o günün gizli oyuncusunun önemini unutmamam gerek. Doğum fotoğrafçımız Burçin Çobanoğlu. Öyle profesyonel oluyorlar ki varlıklarını hissetmiyor ama her anda yanınızda olduğunu fotoğraflardan fark ediyorsunuz. Şimdi bir kez daha o anları fotoğrafladığımız için çok memnunum. Sizin görmediğiniz bir çok anda fotoğrafçı orada oluyor ve o anlara bu sayede tanıklık ediyorsunuz. Bize hatırlattığı her an için sonsuz teşekkür ediyorum. Merak edenler için adresi :  http://www.burcincobanoglu.com/
Ve tabi asla ama asla unutamayacağım incelikler sunan Acıbadem Maslak Hastanesi ve sağlık ekibi iyi ki varlar. Yeni doğum yapmış bir kadına duş şansı sunup odasına kuaför getirtmek ancak onların yapabileceği bir incelikti sanırım. Enerjimin tavan yaptığını hatırlıyorum.
Ve bu uzun yolu bizimle gece gündüz aşan Prof. Dr. Bülent Tıraş ve ekibi hayatımın en güzel hediyesine onlar sayesinde kavuştum.
Bunları neden söylediğimi düşünüyor olabilirsiniz. İnanın bu isimler aklınıza hayatınıza kazınıyor. Bu bir ekip çalışması halini alıyor ve gözünüz kapalı kendinizi ellerine emanet edebileceğiniz bir ekiple yürümek tüm zorlukları kolayca aşmanızı sağlıyor.
Şunu unutmayın ‘her doğum kendi masalını yazar ve masalın kahramanı sizsiniz’ Eğer bu süreçleri daha yaşayacaksanız size tek tavsiyem ‘kendinizi akışa bırakın’ ve ‘masalınızı dinleyin’

Her Doğum Kendi Masalını Yazar” için 4 yorum

  1. Sanırım yazarken o anları tekrar yaşamanın yoğunluğu ile böyle tanımladım. Düşününce bana hissettirdiği bu. 🙂 Senin masalını da okuyalım 🙂

  2. Tekrar yasadim o guzel gunu. Sizlerle beni tanistiran guzel gozlu minise, o gun beni aileden biri olarak hissettirdiginiz icin tum aileye ve bu guzel tesekkur icin canim ozge' me cok tesekkur ederim.. Bundan sonra tum guzel anlari birlikte ölümsüzlestirmek dilegiyle..Burcin cobanoglu

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s