bebek ile yaşam · seyahat

Bir Bebek Bir Puset ve İstanbul

Açıkçası daha önce ‘Bir Bebek Bir Puset Ve Roma’ yazımı yazarken kafamda sadece yeni doğan bir bebek ile seyahat etmeye çekinen anneleri biraz motive etmek ve ucundan Roma’dan bahsetmek vardı. Aslında yeni doğan ile seyahat etmek en kolay olanıymış. Meğer iş bebek bir şeyleri fark etmeye ve kendi seçimlerini belli etmeye başlayınca başlıyormuş. Bu girişten sanki seyahatin çok zor ve keyifsiz geçtiğine dair bir fikir oluşmasın sadece seyahatin kuralları yeni doğana göre biraz daha farklı. Yoksa bu aşamada diğerleri gibi başarı ile geçildi.

Kış aylarının bebek ile sosyalleşme üzerinde yaptığı negatif etki üzerine baharın gelmesi ile beraber ne zamandır bir yerlere gitme fikri vardı ama eşimin işleri ve benzeri konular nedeni ile planlamak kolay olmadı. Bu yüzden biraz İstanbul’u özlemem birazda oraya taşınan arkadaşlarımı özlemenin verdiği gaz ile ben bu yolculuğu kızımla baş başa yaparım diyerek seyahati planladım. Açıkçası seyahatin ilk yarısında kalacağım arkadaşımın iki yaşında bir kızı olması en azından teknik konularda desteksiz kalmayacağıma dair beni rahatlattı.

Aslında bu aşamaya gelmeden öncelikle bir bebek ile yalnız seyahat eden bir annenin hava alanı çilesini anlatmak daha doğru sanırım. Bildiğiniz gibi hava alanlarında uçağa gidene kadar iki ayrı güvenlik noktasından geçiyorsunuz. Özellikle puseti kapı teslim verip almanın rahatlığı nedeni ile bu iki güvenlikten de pusetle geçmek durumundasınız. Normal şartlarda bu bir sorun değil ama bebeğiniz uyuyorsa bile hiçbir anlayış göstermeden kucağınıza alıp aynı zamanda puseti katlayarak güvenlik noktasına kaldırarak koymanızı bekliyorlar. Kucağınızda bir bebek ile eğer örümcek adam ya da superman güçleriniz yoksa bu istenen bir hayal. Puseti onların kapatıp kaldırmalarını istediğinizde ise ‘yasak’ bahanesine sığınıp sizi izliyorlar. Ya da bazıları onlarda içlerinde biraz bebek sevgisi olanlar sanırım istersem bebeği tutabileceklerini söylüyorlar. Benim gibi biraz bebeğin  yabancı insanlarla temasında titiz davranan biri iseniz biraz zor bir seçim oluyor. Gün içinde kaç insana dokundukları belli olmayan insanların bebeği kucaklayıp şapır şupur öpmeleri beni rahatsız ediyor. Bu uygulamanın beni rahatsız etmesinin en büyük nedeni ise Roma seyahatinde Roma hava alanlarında pusetli yolculara gösterilen öncelik ve kolaylıklar. En azından yalnız seyahat eden annelere farklı çözümler sunabilirler.  Neyse bu iki noktadan bin bir zorluk ile geçtikten sonrası çok zor değil.

Pusetler uçağın kapısından teslim alınıp inişte tekrar kapısına getirildiği için zorluk çekmiyorsunuz. Bu noktada sizinde bildiğiniz gibi uçağa biniş önceliği pusetli ve engelli yolcuların. Fakat açıkçası ben en son binmeyi tercih ediyorum her zaman çünkü uçakta yerleşimi bekleme süresi uzadıkça bebeği sıkılmadan oyalamak çok kolay değil. Yani ne kadar geç o kadar iyi.
Pera insanlarla iletişimi yüksek bir bebek olduğu için genelde seyahatler keyifli geçti. Bizlere ikram yapıldığında ben ona da ya meyvesini ya da ara öğünlerini yedirdim hoşuna gitti. Arada cep telefonunda yüklü olan baby tv çizgi filmlerinden destek aldım derken uçuş kolaydı.

Asıl zorluk İstanbul içinde taksi ile seyahat etmek. Normal şartlarda araba koltuğunda saatlerce sesini çıkarmayan kızım haklı olarak 40-45 dakika trafikle ile süren yollarda biraz sıkıldı. Sanırım en kısa zamanda birileri portatif taşınabilir araç koltuğu geliştirmeli. Ben ilk sırada satın alacak kişiyim. Bir yandan gerçekten bu şekilde seyahat etmek çok güvenli değil. Ya da kanunlar ile taksiler için zorunlu hale getirilse fena olmaz ama bu tam bir hayal tabii. 

Bu bahsettiğim zorluklar dışında Pera tüm seyahatte uyumlu bir bebek oldu. Sanırım doğduğundan beri onlarca kez uçağa binmesi, şehir değiştirmesi şimdiki uyumunu sağladı. Ne kadar baba ile seyahat etmek çok avantajlı ve rahat olsa bile bunu deneyimlemek, yapabiliyor olmak çok güzel.
İstanbul yolların, kaldırımların, şehir yapılanmasının kötü durumunun getirdiği nedenlerden dolayı puset ile çok rahat gezilen bir şehir değil ama gezeceğiniz noktaları biraz bebeği göz önünde bulundurarak yaparsanız çok keyifli hale geliyor. Yıllarca banklarında oturarak kahvemi yudumladığım bebek parkında kızımla oynamak beni çok mutlu etti mesela. Pera’nın boğaza hayran bakışları ya da İstiklal’de üstüne doğru gelen yüzlerce insana gülmeye çalışması çok eğlenceliydi. Alışveriş merkezlerinin bebek ile sosyalleşmeye uygun alanlar olduğu da bir gerçek. Sadece taksi şoförlerinin biraz daha anlayışlı ve yardım sever olmasını beklerdim. Malesef o konuda hiç hoş örnekler yaşamadım.

Sonuca bağlamak gerekirse bebeğiniz ile seyahat etmek içi keşiflerle dolu başka bir dünya zaten ama bunu baş başa yapmak çok özel bir deneyim. Hep dediğim gibi büyüklerden öğrenilmiş çaresizlikleri bir kenara bırakıp bebek sahibi olmayı hayatın içinde olmak için bir neden olarak görmek lazım. Bebeğin ortamı değiştikçe onun algısında oluşan farklılıkları görmek en büyük motivasyon. Bence her anne kendine bir sırt çantası almalı ve bunu denemeli. Başka şehir yazıları yazmak dileği ile.

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s