yaşam

Bir Dilim Kitap

Ülkemizde kitap okuma oranları malum. Şimdiye kadar yapılan bir çok araştırma yüzde %2 gibi komik bir oranda kitap okuyan bir toplum olduğumuzu gösteriyor. Tabii bu araştırmaların büyük bir çoğunluğu çok güncel değil. Şu dönemde tablet bilgisayarlar üzerinden okunabilen e-kitap mevzusu üzerinde tartışmalar var. Bunun kitap satışlarını olumsuz yönde etkileyeceğini ön gören klasikçiler ve bunun çağın bir zorunluluğu olarak gören çağdaş okur yazarlar. Bu konuda aslında ben biraz klasikçiyim. Bir kitabı dokunarak seçmenin, onu koklayarak özenle satın alıp saklamanın yerini hiçbir yeniliğin tutamayacağını düşünüyorum. Bunun yanında bazı araştırma yazılarının, makalelerin hatta dergilerin online ortamda okunabileceğini düşünüyorum. 

Konuyu başka bir yöne taşımak gerekirse internet kullanımı, teknolojik gelişmeler ve sosyal medyanın kitap okurlarını baltalamadığını tam tersi okumayanı bile motive ettiğini düşünüyorum. Hatta daha ötesi eminim. Sosyal medya bize yeni yazarlar kazandırmak dışında aynı zamanda bir çok yazarın tanınmasını, okunmasını sağladı. Kulaktan kulağa olan en etkili reklam metodu sosyal medya sayesinde edebiyat dünyasına yaradı. 

Bundan sadece dört beş sene önce en iyi satışı olan yazarlar bile ilk baskıda 50.000 sayısını geçemezken şu an bir çok yazar 150.000 baskı ile çıkıyor. Bu konuda pozitif yön çok fazla. İşte bu konudan başka bir konuya pencere açıyorum. Peki hangi kitaplar kitaptır hangileri kime göre edebiyattır ya da değildir? Nedense özellikle sosyal medya üzerinden çıkan yazarlar için oluşan bu sabun köpüğü algısı ve yazdıkları sanki herkesin iki saatte yazabileceği şeylermiş gibi konuşulması çok rahatsız edici. Zaten okuma oranı yerlerde olan bir ülke için bir de birilerinin çıkıp o edebiyattır bu değildir gibi çıkarımlar yapıp motivasyon düşürmesi asıl kendilerine vurulan birer darbe.

 Ben bir çok yazarı takip etmeye çalışıyorum. Açıkcası benim takibim yazardan çok yayınevi üzerinden işliyor. Can, Doğan, Pegasus gibi çok bilinen yayınevleri dışında günümüz sosyal medya yazarlarına yer veren O kitap ya da hala edebiyat mı değil mi diye tartışılan çik-lit tarzını destekleyen Artemis yayınları en sık takip ettiklerim. Açıkcası ben birileri için okumadığımdan insanların bu konuda düşünceleri çok önemli değil. Ben bir akşam Kafka’nın içinden çıkılmaz betimlemelerini okurken bir akşam Sophie Kinsella’nın romantik komik cümlelerini kahkahalar ile okuyabiliyorum. İnanın ister büyük edebi bir eser olsun ister birilerinin küçümsediği çik-lit tarzı hepsinin bize getirdiği bize kattığı bir şeyler var. Aslında konu kimse için tek bir doğrunun olmadığı hele konu sonsuz kelimeler dünyası ise. Bu konuda neden yazdım bilmiyorum ama sanırım ana fikir “ne olursa olsun okuyun” Kendinize verebileceğiniz en güzel hediye bir fincan kahve ve bir kitaptır her zaman. Zamandan kendinize bir dilim kitap çalın.

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s