yaşam

Sınır Çizgisi

Bundan beş altı yıl önce biri bana gelip ‘her gün bir yere ne yaptığını, ne istediğini, ne yaşadığını yazacaksın ve bunu herkes okuyacak’ dese ona döner ‘saçmalama kime neymiş benim ne yaşadığımdan’ derdim. Şimdi ise geldiğimiz duruma bakınca insanlarla bir şeyleri paylaşmaktan aldığımız haz zaman zaman bağımlılık gibi gözükse bile hayatımızın tam ortasına oturdu. Hatta öyle bir algı oluştu ki biri bana ‘ne facebook ne twitter kullanmıyorum’ dese kesin gizliyor falan diye düşünürüm. Cep telefonum yok cümlesinin yarattığı algı gibi oldu artık sosyal platformlarda yokum demek. Aslında bu araçların bu kadar tutmasında ve hayatımızda oturmasında en büyük etkenlerden biri her insanın içinde biraz olan ‘mahreme girme’ duygusu. Akdeniz kanı taşıyan bir toplum olarak sohbeti yani birazda dedikoduyu sevdiğimiz açık. Hani bu kahve eşliğinde yapılan zararsız haber alma özgürlüklerinden bahsediyorum. Özellikle ünlü simaların twitter vb alanları kullanmaya başlamaları ve bunu televizyonda insanlarla paylaşmaları sonucunda birden bire sosyal medya mahallesi nüfusu arttı. Nüfus arttı dertleri büyüdü tabii. Kahve yanı zararsız dedikoducuların yanına hayatını insan hayatına zarar vermek üzere kurmuş insanlar doldu. Sadece ünlü insanlara değil önlerine gelen herkese içlerinde hayata dair biriktirdikleri nefreti kusmak için fırsat bulan insanlar.

a25671ad4dc68ba7ad5df58523bd555f

Açıkça söyleyeyim ben dedikoduyu severim. Bu insanın kanında var. Herkes biraz olsun bilinmeyene, gizli tutulana karşı ilgi gösterir ama burada öyle bir sınır çizgisi var ki işte orayı geçmemek gerek. Hani metrolarda geçmemeniz gereken ve size hızlı tren çarpma riski olan kocaman bir sarı çizgi var ya işte aynen ondan. İnsanların özel hayatları ya da genel yaşadıkları ile ilgili o sarı çizgiyi geçerseniz o metro size çarpar. Bunu hiç unutmamak lazım. Sosyal medya üzerinden yazılan, paylaşılan şeyler dışında sizin o kişiye dair bir şey konuşmanız, araştırmanız sadece ruh hastalığıdır. Yani aslında insanlar twitter, facebook ya da blog yazarak size onlar hakkında her şeyi konuşma hakkını değil sadece neleri konuşabileceğinize dair sınırını çizer. Arada sırada denk geliyor okuyorum. Sadece yaptığı iş televizyondan diye o kişiyi kendi malı gibi gören ve ona, karısına, kocasına, çocuğuna hakarete varan sözler söyleyebileceğini düşünen oksijen israfı insanlar var. O kişiler için üzülmekten ve yakın zamanda kendilerine bir amaç bulmalarını dilemekten başka elden bir şey gelmez tabii.

3a1127dbe2e8a767a98b723aaa28d840

 

İnsan paylaşarak beslenen bir varlık. Altında eğlence yattığı sürece her türlü espriyi bile kaldırabiliyor ama altta yatan sebebin sadece can acıtmak olduğunu fark ettiğinizde ağzına şöyle afilli bir küfür geliyor. Sadece internet üzerinde değil rutin yaşamınızda çevrenize karşı ne kadar duyarlı olduğunuzun açık bir kanıtı gibi oluyor. Kimsenin gerçekte ne yaşadığını bilmeniz mümkün değil. Dedikodu olarak gördüğünüz malzemenin gerçekten o insana ne yaşattığını bilmeniz hiç mümkün değil. O nedenle hayatta sarı çizgilere dikkat edelim ve o çizginin gerisinde treni beklemeyi seçelim. Tren kapısını açarsa binip binmemek size kalmış.

4858cc9fe93a93607f8d116ea6a2768b

Dışarıdan gördüğünüz şey bazen sadece bir fotoğraftır. Fotoğrafta gülen kızın fotoğraf çekildikten sonra ağlayıp ağlamadığını bilemezsiniz. O nedenle kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma derken bir bildiği varmış büyüklerin. Pembe dedikodusu bol keyif kahvelerimiz olsun.

86c29b983e461b12b750479e42981d83

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s