Bir Dilim Sohbet

Yılmaz Özdil ile Röportaj

Geçtiğimiz gün Bumerang Deneyim Günleri kapsamında Türkiye siyaseti üzerinde yazı yazmış ve jüri elemesinden geçmiş 10 blogger Hürriyet Dünyasında Yılmaz Özdil ile buluştuk. Sosyal medyanın sansürsüz soruları sansüre karşı bir adam ile buluşunca ortaya harika bir sohbet çıktı. Korkup korkmadığından , eşinin yazıları hakkında ne düşündüğüne kadar sorduğumuz her soruya içtenlikle yanıt verdi. İki satlik sohbetin bütününü bloga taşımak elbet mümkün olmuyor ama en çok merak edilenler yazının içinde. Bir İzmir’li olarak bir İzmir’li ile gündemi masaya yatırmak benim için ayrı bir keyif oldu. Katılıp soruları ile renk veren tüm blogger arkadaşlarıma ayrıca teşekkür ediyorum. Aşağıda yer verdiğim sorular içinde diğer blogger arkadaşlarımın soruları da var. Bu yüzden kendi sorduğum soruların başına DB koydum.

fotoğraf 2

Soru : Bu kadar gergin ortamda çok cesur yazılar  yazıyorsunuz. Nasıl bu kadar cesaretlisiniz ?

YÖ: Ben cesur değilim. Bu kadar vahim bir tabloda hiçbir şey yokmuş gibi yazan gazeteciler aslında çok cesur. Doğrusunu isterseniz ben hepimiz adına çok endişeli olduğum için yazıyorum ve korkuyorum.

              

DB : 2011 yılında ‘gazetecime dokunma ve özgürlük yürüyüşleri’ yapıldı. Hatta gazetecime dokunma yürüyüşünde sizde vardınız. O zaman ki yürüyüşler aslında gezinin ayak sesleri gibiydi. İnsanların sabrının bittiğini görüyorduk. Bu yürüyüşler medyada yer aldı almadı derken Gezi’nin patlaması ile bugün herkes geziyi konuşuyor medya ve sosyal medyada. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Gezi bu ülke için bir şeylere etken oldu mu? Muhalefet bu süreci iyi değerlendirdi mi?

YÖ: Gazeteci yürüyüşlerine ben gazeteci olarak katılmadım. Nedim Şener hapisteydi ve Nedim hapiste olmayı hak eden bir adam değildi bu yüzden ben ona destek olmak için katıldım. Yoksa gazeteciler ile ilgili durum beni çok ilgilendirmiyor. Çünkü gazetecilerin ne mal olduğunu bilecek kadar bu meslekte çalıştım. Gezi parkı olayları toplumun siyasetten çok ileride gittiğinin bir göstergesidir.  Özellikle muhalefet partilerinin çok yetersiz olduğunun bir göstergesi. Üniversiteleri, Yök, dekanları, almakla gençliği kontrol edemeyeceklerinin bir göstergesi. Bu ülkenin kuruluşunda var olan devrim ateşinin  seneler sonra hala bu ülkenin gençlerinin damarlarında dolaştığının bir göstergesi. Elinde iktidarı tutan kişilerin demokrasi ile bir alakası olmadığı, kendi vatandaşının gözüne ateş edebilecek kadar vahşileştiği, polisin polis olmaktan çıkıp yeni çeri haline geldiğinin bir göstergesi. Ve gezi parkını  bugün yok sayan iktidarın ve medyanın dünyadan bir haber olduğunun, bu olayların artarak devam edeceğinin bir kanıtı.

fotoğraf 3

Soru :  Hükümet çok bir arada ve bütün gözüküyor. Tam tersi sol görüş hiçbir zaman bir arada olamıyor. Haziran direnişi çok etkindi ama orada bile gruplar olarak bölündük. Sizce bunun sebebi ne ve nasıl çözülebilir ?

YÖ: Bunun sebebi temelde yeni Chp’nin beceriksiz bir parti olmasından kaynaklanmıyor. Yeni Chp,  Akp’nin iktidarda bir 10 yıl daha kalması için hazırlanmış bir projedir bana göre. Bu yüzden siz Chp den bir muhalefet bekliyorsanız boşuna beklersiniz. Ama temelde bu sadece sağ sol meselesi değildir. Mesele Türkiye’nin Atatürkçü çizgiden koparılması meselesidir. Bu demokrat parti ile başlar daha sonra adalet partisi ile devam eder sonra Özal ve şimdi de bunlar. Dolayısı ile aslında bunlar başlayıp biten köksüz partilerdir. Bir dönem tüm Türkiye demokrat parti için ölüyordu, kendini yerlere atıyordu bugün demokrat parti yok ve yarında Akp olmayacak. Bütün mesele hangi mezhep ya da etnik kökenden olursak olalım hepimizi bir arada tutan Mustafa Kemal çimentosunun parçalanması meselesidir. Dolayısı ile mesele sol partilerin becerikli olma ya da olmama meselesi değildir. Aslında herkesin Kemalist çizgide buluşmasında fayda var.

fotoğraf 4

Soru : Siyasete girecek misiniz ?

YÖ: Hayır

Soru : Peki, siz geleceği nasıl görüyorsunuz? Gezi ile halkın önemli bir kısmında uyanış oldu fakat ileride bu nasıl nasıl şekillenir?

YÖ : 2002 seçimlerinden önce İsmail Cem bir parti kuruyordu ve Dsp’den Ecevit’ten boşalacak alanı doldurmaya adaydı Amerika’dan bir arkadaş geldi bende varım falan dedi ne olduğunu anlamadık falan parti darmadağın oldu. Ve İsmail Cem ile o hareket tavsiye oldu. Sonra Cem Uzan bir parti kurdu 2,5 ay gibi bir kısa sürede yüzde 7 oy aldı ve bir sonraki seçimde faktördü adam bugün yurt dışında yaşamak zorunda. Erkan Mumcu ile Mehmet Ağar bir parti kuruyorlardı. Yüzde 10  barajını geçiyorlardı. O zamanki meclis 4 partili olacaktı ve hayat başka akacaktı. Ne olduysa oldu darmadağın oldu biri siyaseti bıraktı biri hapse girdi. Deniz Baykal’ın kaseti ile komplo ile yeni Chp dizayn edildi, o zamana kadar Chp kapısından geçmemiş adamlar Chp de başkan yardımcısı oldu. Bunların içinde tarikatçı var, cemaatçi var. Açılım meselelerinden kıl payı önce büyük tesadüf ve talihsizlik Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düştü ve alperenler ile ülkücülerin evet referandumunda evet oyu vermeleri sağlandı. Seçime kıl payı kala Mhp bel altı kasetler ile paralize edildi. Siz bana Alaska’dan Avusturalya’ya kadar, Sibirya’dan Patagonya’ya kadar dünyanın her hangi bir ülkesinde son 10 seneden siyaset hayatında bu kadar çok tesadüflerin yaşandığı bir ülke gösterirseniz ben size Türkiye’nin geleceği hakkında fikrimi söylerim. Şu an da genel kurmay başkanı terörist, genel kurmay başkanı hapiste bu tesadüflerin bir arada yaşandığı bir ülke varsa bende geleceğe dair fikrimi söylerim. Türkiye’de artık demokrasinin var olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye artık din devletidir.

fotoğraf 1

DB : Bugün aslında Türkiye’de tarihe geçecek günlerden biri. Mecliste  dört tane türbanlı milletvekili girdi. Ben türbanlı milletvekillerinin alkışla protesto edilerek dışarı çıkarıldığı bir döneme şahit olmuş biri olarak bugün geldiğimizi süreci benim aklım almıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÖ: Mesele saçı örtülü kadınlar değildir beyni örtülü erkeklerdir. Türkiye’yi anayasaya aykırı bir parti yönetiyor. Bugün Türk hükümeti bizzat anayasa mahkemesi tarafından anayasa karşıtı ilan edilmiştir. Yargılanmıştır ve laiklik karşıtı eylemlerin odağı seçilmiştir. Dolayısı ile hala türbanı konuşmak geri zekalılıktır. Bugün Türkiye bir din devletidir. Artık Türkiye laik değildir.

Soru :  Enver Aysever’in programında ‘Türkiye’nin önü açık Akp alaşağı’ dediniz. Bize kendi vizyonunuzdan Akp alaşağı olduktan sonra Türkiye’nin panaromasını çizer misiniz ?

YÖ: Türkiye’de dünyada olmayan tesadüfler silsilesi oluyor. Üç saniye sonra ne olacağını ancak gelişmiş ülkelerde, demokrasinin var olduğu ülkelerde konuşabiliriz. Türkiye’de artık demokrasi söz konusu değil. Başta silahlı kuvvetler olmak üzere vatandaşlara karşı komplolar söz konusudur. Basın medya baskı altında. Sıradan insanlar dinleniyor. Hukuk hukuk olmaktan çıkmış dolayısı ile yarına dair bir projeksiyon yapabilmemiz mümkün değil. Benim o gün ki ümidim o güne kadar var olan gelişimlerin ışığındaydı. Ama kamuda türbanın serbest bırakılması ve sahte delil ile organize edilen davaların bizzat  Yargıtay tarafından onanması Türkiye’nin geleceğine dair umutları yok etmiştir. Bugün artık Türkiye’de adaletli bir şekilde boşanma davası bile görülemez çünkü insanların özel hayatında dilediği gibi giyinme özgürlüğü vardır. İster türban takar ister branda örter. Bu hiç kimseyi ilgilendirmez ama devlet dini kıyafete bürünüyorsa eğer bu aslında başını örtme özgürlüğü değil başı açık gezme yasağıdır. Bunun bu olduğunu ülke yaşayarak görecektir. Yavaş yavaş başta sağlık camiasında, eğitim camiasında bu mahalle baskısını yavaş yavaş hissedecektir. Aynı şekilde hukuk alanında da hakim türbanı ise ya da savcının karısı türbanlı ise bizde gidip davamızla ilgili bir türbanlı avukat bulmak zorunda kalacağız. Çünkü artık hukuk değil mezhepsel kardeşlikler söz konusu olacak. Türkiye’nin geleceğine dair meseleler içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Buradan en avantajlı çıkacak olan bölücü partidir. Yani Pkk ve Bdp birlikteliği önümüzdeki yerel seçim başta olmak üzere çok büyük kazanımlarla çıkacaktır.

DB : Halk tv’de Uğur Dündar ile yaptığınız programda sosyal medyada büyük bir tepki aldınız. Birden bire başbakanı koruyan, yandaş Yılmaz Özdil dediler. Ne kadar sizi sürekli okuyan insanlar ayrıştırsa bile sizi gerçekten seven kişiler bir an sarsıldı. Bu adam ne diyor dediler. Orada gerçekten ne anlatmak istediniz ve halk tv demişken buna bağlı olarak halk tv’nin haber dilini nasıl buluyorsunuz?

YÖ: Halk tv Türkiye’de herkesin penguene döndüğü ortamda teşekkür edilecek bir iş yapıyorlar. Bu durumda haber dilini falan tartışamayız. Millet finoya dönmüş bu utanmazlık ortamında Halk tv, Ulusal kanal gibi kanallara teşekkür borçluyuz. Benim o röportajda ne anlatmaya çalıştığımı zaten orada anlattım. Yani dinlemedilerse benim yapacak bir şeyim yok. Benim orada söylemek istediğim şu;  Tayyip Erdoğan’ın kötü bir adam olması Esad’ı iyi bir adam yapmaz. Deniyor ki biz buradan dinci teröristler yolluyoruz adamda Türkiye hakkında böyle konuşuyor. Peki, Esad Pkk ev sahipliği yaparken biz oraya dinci teröristler mi gönderiyorduk? Hatayı Suriye topraklarında gösterirken biz oraya dinci terörist mi gönderiyorduk. Hayır. Esad ile röportaj mutlaka yapılır ve yapılmalıdır. Mesela Cumhuriyet gazetesi röportajı  yaptı manşet yaptı benim itirazım olmadı olamazda ama Esad ile röportajı muhalefet partisi televizyonundan yapıyorsanız bu gazeteciliğe girmez. Başka bir faaliyete girer. Erdoğan’a ne söyleyeceksiniz suratına söyleyin ben köşemde yazıyorum. Suratına söyleyemediklerinizi parti televizyonundan Esad’a söyletmeyin. Yoksa o röportajı Ntv yapsa benim bunda bir itirazım olmaz. CnnTürk yapsa bir itirazım olmaz. Bunlar gerçi korkudan yapamıyorlar ama mesela Cumhuriyet gazetesi yaptı, ulusal kanal yaptı ama halk tv Chp ile bağı olan parti televizyonu gibi bir kanaldır. Dolayısı ile muhalefet partisinin televizyonundan o ülkenin başbakanına yönelik faaliyette bulunulamaz. Benim söylemek istediği bu Akp gidecek tr kalacak. Ne söylemek istiyorsanız çıkın Erdoğan’ın suratına söyleyin dolayısı ile ben öyle yapıyorum. Ve o gün ki programda da biz bunu anlattık ama benim alehimde propaganda başlatan linç kampanyası başlatan bizzat Chp milletvekilinin kendisidir. O Chp şunun kararını vermesini lazım. Hayat milletvekili Chp milletvekili midir Esad milletvekili mi?

Soru : Doğru bildiklerini en açık şekilde yazan yazarlardan birisiniz. Apolitik gençliğin bile okuduğu bir yazarsınız. Acaba hiç tehdit alıyor musun ya da buna göre yaşam tarzınızda değişiklik yaptınız mı?

YÖ: Burada neyi gerçekten merak ettiğinizi merak ediyorum. Mesela bana öldürülmekten korkup korkmadığımı soruyorsanız evet korkuyorum ama bunun size ne faydası olacak. Bunu öğrendiğiniz zaman ne oluyor? Mesela ben silah taşıyor muyum, koruma ile geziyor muyum bunun ne faydası olacak. Bakın arkadaşlar gazeteciler süperman, batman değildir. Sırada insanlarız. Bir sürü sıradan gazetede yazıp kendine kahraman süsü veren gazeteciler toplumu bu hale getirdi. Biler sıradan insanlarız elbet öldürülmekten korkarız ama bunu bilmenizin faydası olmaz. Benim gazeteci olarak tehdit altında olman başta bu ülkenin hükümetinin iç işleri bakanının, emniyet genel müdürünün, valisinin utancıdır. Bu bize bir şey kazandırmaz. Biz sıradan insanlarız. Okunmayan üç beş geri zekalının kendine kahraman süsü vermesine aldanmayın. Gazetecilerin tehdit edilmesi utançtır. Ben kendi payıma söylüyorum. Elbette korkarım ama bunun medyanın takip ettiği bir ortamda canlı yayında söylenmesinin kime ne faydası var.

fotoğraf 5

Soru : İnsanlar bir kutuya bakıp haber alıyorlar ve bunu sadece yanlı öğreniyorlar. Sorgulama yapmıyorlar. Ne düşünüyorsunuz ?

YÖ: Televizyondan bahsediyorsunuz. O eleştirdiğin insanlar da sen de o kutuya bakıyorsun ama sen onu görmüyorsun. Einstein demiş ki ben her şeyi anladım da insanlar nasıl anlar onu anlamadım. Bu tür şeyleri kafanızda büyütmeyin. Akp medyaya rağmen iktidara gelmiş bir partidir. 2002 seçimlerinden önce bütün medya şu an yalakalıkta yarışan medya Akp alehinde yayın yapıyordu ve topluma devamlı akp’nin kötü bir parti olduğunu anlatıyordu. Ama Akp seçimi kazandı geldi demek millet bu medyayı önemsememiş. Bugün tüm medya penguen bile olsa toplumun tamamını etkilemen mümkün değil. Yalaka medya mutlaka kaybedecek. Türkiye bir şekil alacak ama illa Akp gidecek bu yalakaların bir bölümü yurt dışına kaçmak zorunda kalacak bir bölümü mesleği bırakmak zorunda kalacak çünkü aynı ahlaksızlıkları daha önceki dönemlerde de yaptılar mesela 12 eylül darbesinde 1 numaralı şak şakcı bugün Akp’yi şak şaklayanlardı ama o gün internet teknolojisi yoktu o söyledikleri unutuldu. Buna güvenerek ve Türkiye’nin ortanca yaşının 27 olmasına, toplumun çok genç olmasına, o günleri hatırlamamasına güvenerek bugün yalan söylüyorlar. Bugün internet çağında yaşıyoruz ve bu söyledikleri yalanlar Akp’den sonraki süreçte bunların suratına vurulacak. Bu medyanın tek yanlı bana göre ahlaksız yalanları Akp’nin iktidarda kalmasını sağlayamaz. Akp’nin çok oy almasının ve iktidarda bu kadar uzun süre kalmasının onlarca neden var medya bunlardan biri bile değildir. Benim size gazeteci olarak önerim şudur yalaka ise izlemeyin, yalaka ise gazeteyi almayın hem gazeteyi alıyorsun hem şikayet ediyorsun. Ya mazoşistsin. Biz gazeteleri, gazetecileri ve televizyonları ancak toplum terbiye edebilir.

                         

Soru : Akp bu ülkede çok etken olabilecek bir iş yaptı. Eğitime el attı. Binaları üniversite yaptılar. Özel dediler. Kendi rektörlerini atadılar. Üniversiteler özgür düşünce yeridir. Şimdi Odtü üstüne oynuyorlar. Tek demokrat ve kendi kuralları olan bir üniversitedir. Şu an da hedef haline geldi. Bu konuda fikriniz nedir?

YÖ: Bu işler Odtü’yü güçlendirir arkadaşlar. Yani üniversiteleri ele geçirmeleri gençliği ele geçirmek anlamına gelmiyor. Bunu Gezi de gördük. Eğitim önemlidir. Bu iş eğitimle olsaydı Necmettin Erbakan profesör olmazdı. Her şerde bir hayır var. Mesela bugün Akp sayesinde tüsiad başkanı ile disk başkanı aynı düşünüyor. Bu dünyada sadece Türkiye’de vardır. Ya da Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe taraftarları omuz omuza eyleme katılıyor bunu CIA bile başaramadı şimdiye kadar. Toplumu bölme çabaları Akp’nin mahvına sebep olacaktır.

                           

DB :  Ben izninizle konuyu biraz Türkiye’den İzmir’e getireceğim. Yerel seçimler önümüzde ve Türkiye’de de Akp’nin İzmir’i alıp alamayacağına yönelik bir beklenti var. Bunun  yanında İzmir’de de Aziz Kocaoğlu’na karşı eleştiriler var. Sizce Chp, Aziz Kocaoğlu ısrarından vazgeçmezse bu Chp’ye negatif olarak döner mi yoksa çoktan vazgeçti mi siz ne düşünüyorsunuz?

Adaylar hakkında yorum yapmak benim haddime değil ama İzmir için sadece konuşabilirim. Aziz Kocaoğlu ile Chp İzmir’de rekor kırar. Hani durmak yok yola devam var ya Akp İzmir’de anca gider. Şimdi burada Aziz Kocaoğlu ve İzmir’de belediyecilikle ilgili şaiyaların tamamı yalaka medya tarafından yayılıyor. İzmir medyasının çoğunluğunu bildiğin satın aldılar. Mesela bugün İzmir’de bunu Akp yapıyor diye söylemiyorum bir alakası yoktur belediye otobüslerine mesai ile sabah dokuzdan akşam beşe kadar binip belediye aleyhinde konuşan insanlar var. Para ile mesai. Alsancak’ta, Gündoğdu’da, İzmirli’lerin yoğun olarak gittiği kafelerde mesai ile dokuz beş oturan türbanlı arkadaşlar var. Adam başı 100 dolar aldıklarını biliyoruz. Günlük. İzmir belediyesinin başarısız olduğu söyleniyor bugün İzmir belediyesinin borcu yok. Akp, İzmir’in üzerine sürekli müfettişlerle saldırdığı için İzmir belediyesi Türkiye’nin en iyi yönetilen belediyesi oldu. Çünkü açık vermemesi gerekiyor. İzmir belediyesi dünyanın en gelişim gösteren belediye ve şehirlerinden biri seçildi biliyor musunuz? Bilemezsiniz çünkü bunu medya yazmaz. Bu sadece büyük şehir meselesi değildir aynı şekilde Karşıyaka, Konak, Bornova, Buca, Alaçatı gibi ilçelerde de inanılmaz başarılar söz konusu. Mesela bugün Seferihisar belediyesi küçük bir belediye olmakla beraber dünyadan ödül üzerine ödül alan bir belediyedir. Burada mesela şu arkadaşlar. Herkes biraz İzmirlidir. İzmir’de doğup İzmir’de büyümen gerekmiyor. İzmir’de 81 vilayetin 81’inden de vatandaş yaşıyor ve İzmir işgal edildiği gün bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgalin sona erdiği gün o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran dünyada ki tek şehirdir. İzmir bir Cumhuriyet müzesidir. İzmir’de 3. Ahmet çeşmesi, Tayyip Erdoğan bulvarı bulamazsın. İzmir’in bütün statları, caddeleri okulları, bulvarları cumhuriyet ile özdeşleşmiş insanlardan oluşmuştur. Hatay ile henüz Türkiye cumhuriyetine dâhil değilken İzmir’de Hatay diye semt vardı. Dolayısı ile İzmir’i İzmir yapan Mustafa Kemal devrimlerinin kendisidir. Dolayısı ile hayata Mustafa Kemal penceresinden bakan Artvinli de İzmir’in zihniyet hemşerisidir Vanlı da hemşerisidir. Bu toplumsal ve sosyolojik özgürlük ortamının getirdiği bir takım siyasi sonuçlar vardır. Çok parti döneme geçtiğimiz günden itibaren tüm seçim sonuçlarına açın bakın. İzmir hangi zihniyette direniyorsa bir sonraki seçim ya da daha sonraki seçim Türkiye o yönde karar vermiştir.  Çünkü özgürlük ve demokrasiden en fazla faydalanabileceğiniz ildir İzmir’in kendisi. Bu İzmir’e ait bir şey değildir. İzmir’de yaşayan yurttaşların sahip olduğu ve kaybetmek istemediği bir şeydir. Akp bundan korkuyor. İzmir’i alamazsa Türkiye’nin İzmir’leşeceğini biliyor. Zaten bu yüzden İzmir’i kazanamadılar son seçimde Manisa’yı kaybettiler. Muğla gitti, Balıkesir gitti. Bütün Ege’ye İzmir zihniyeti dağılıyor. Bunu boğamazsan bütün Türkiye’ye yayılır. Bu yüzden Akp İzmir’e saldırıyor. İzmir’i para ile, yalaka medya ile satın alamazsınız. Bu seçimde de bana göre Türkiye’nin en namuslu adamlarından biri olan Aziz Kocaoğlu ile Akp İzmir’i anca rüyasında görür.

DB :  Ben son olarak son kitabınız ‘Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda’ ile ilgili bir şey sormak istiyorum. Ben kitabı okurken sürekli ‘bu da olmuştu, evet bunu unutmuşum’ gibi şeyler söylediğimi fark ettim. Aslında çok kısa sürede olmuş çok köklü değişikliklerden bahsediyoruz ama unutuyoruz. Sizce bizim toplumumuzun en büyük sorunu çabuk unutmak mı?

Evet ama Türkiye balık hafızalıdır diye düşünmüyorum. Hepimiz işimizde gücümüzde insanlarız ve her şeyi gazeteci gibi takip etme olanağımız yok. Unutmamız, bazı şeyleri okumamış olmamız gayet doğal. Kitabı yaparken benim amacım insanlar unutuyor yazayım değil. Benim bu kitabı yazmamdaki unutulmamasından kastım ve isteğim gelecek nesiller. Bu dönem ne yaşandığını zaten hepimiz biliyoruz. Sizin çocuklarınız dönüp bizim demokrat parti dönemini öğrenememe gibi bir durumla karşılaşmasınlar diye yazıldı. Bu sadece bununla kalmayacaktır. Bu ve benzeri kitapların artacağına inanıyorum. Yoksa bugün yaşadıklarımızı biz zaten unutmayacağız.

1390776_10152027693357238_1927088060_n

Yılmaz Özdil’in bana son notu ise şu oldu : Bırak kızım biz İzmirliyiz gidecek yerimiz var onlar düşünsün.

Yılmaz Özdil ile Röportaj” için 5 yorum

  1. Sizi tebrik ediyorum gerçekten .Bu duyarlılıktaki insanların Türkiye de ve Türkiye için var oldugunu bilmek bizlere huzur ve güven veriyor …

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s