bebek ile yaşam

Nasıl Gidiyor Annelik ?

Uzun süredir annelik üzerine bir şeyler yazmamışım. Bunun nedeni ilk zamanların heyecanını taşımamak değil elbet tam tersi sürece iyice alışmak biraz daha dinginleşmek sanırım. Gerçi ne kadar rutin oturdu gibi gözükse bile bebek ile yaşamda rutin içinde kalmak çok kolay olmuyor. 17. ayı bitirdiğimiz bugünlerde artık nasıl beslenecek, ne içer ya da dişi çıktı mı gibi konuları bir yana bırakıp tamamen hayata hazırlanan bir bireyin konuları gündemimiz oldu. Bedensel gelişiminden çok ruhsal ve kişilik gelişiminin daha ön planda olduğu zamanlar başladı. Başladı başladı da ne zormuş esas bu dönem. Her gün ‘acaba bugün bir şey katabildim mi ya da doğru bir şeyler öğrendi mi’ soruları beni daha fazla yormaya başladı. Bebek yemeğini yer ya da yemez ama bilirsin açtır, toktur. Ona göre önlemini alır ya da yolunu çizersin. Ruhsal gelişim ise hiç bu kadar kolay cevapları olan bir soru değilmiş meğer. Karşılığı yok, cevabı yok. Sen sadece tek taraflı ona müzik dinleterek, kitap okuyarak, oyun oynayarak ya da kelime öğretmeye çalışarak bir şeyler yapıyorsun ama o kadar yapıyorsun ve orada kalıyor. Gerçekten seni nasıl algıladı ya da gerçekten o sesi taklit etti mi yoksa sen mi öyle algıladın gerçekten bilmek her zaman mümkün olmuyor.

3d573d162d2c8bef747a3fa19a4ef3f6

Sadece gün içinde nelere daha çok güldü onu takip ediyorsun mesela. Sadece mutlu bir bebek mi onu algılamak ile yetiniyorsun. Hadi ek mama yesin, emeklesin, adım atsın, yürüsün, anne-baba desin derken şimdi artık konuşsa ve kendini ifade etse ya diye düşünür hale geldim. Biliyorum bu beklentiler hiç bitmeyecek. Her zaman bir adım ötesi var çünkü. Annelik her zaman bir sonraki adımı merak etmek sanırım. Burada önemli olan diğer adımı düşünürken bugünü kaçırmamak. Ben başka çocuklar ile elimden geldiğince hiç karşılaştırma yapmadım. Elimden geldiğince diyorum çünkü ara ara bazı durumlarda ‘aa benim ki neden yapmıyor’ bunu derken buluyorum kendimi. İşte en çok o anlara fren koymaya çalışıyorum. Sanırım en büyük korkum çocuğunun hedefini başka çocuklara göre belirleyen bir anne olmak oldu şimdiye kadar. Şu an evde hiç anlamı olmayan seslerin, kelimelerin yarattığı bir dil konuşuluyor. Ben karşısına geçip sanki anlıyormuşum gibi sorular ile devam etmesini sağlıyorum sadece. Geçen gün doktoru ‘kaç kelime konuşuyor’ diye sorduğunda cevap veremedim mesela. Hiç saymadım hiç sıralamadım ki. Bana göre kendi dilinde yüzlerce kelime söylüyor çünkü. Tamam içlerinde benim anladığım kelimeler var ama sayma ihtiyacı hiç hissetmemişim. Yani annelik bu ara ‘bebeklikten çocukluğa geçiş’ sancıları yaşamakla geçiyor. Ve bir sonraki adım hep daha cazip gözükse bile şu anın tadı hep bir başka oluyor. Acele etmemeyi ve zamana yaymayı bana öğretiyor. Gerçekten şimdiye kadar hiçbir şeye gerçekten emek vermemiş olduğumu hissettiriyor. Annemin ve babamın bana nasıl emek verdiğini algılamak ile geçiyor. Yani annelik hala ilk gün ki gibi sorguluyor, sorgulatıyor.

2bb69e30d95af8dc9f7524f04f2753aa

Çocukların ruhunu yontan kişi, tüm ressam ve heykeltraşlardan daha üstündür demiş bir Aziz. Yani bunlar bir sanat eseri yaratma sancıları belkide. Ve o eseri birileri beğenecek ya da beğenmeyecek ama olsun o sizin en iyi işiniz olacak. Tüm mesele doğumun verdiği o kutsal duyguyu hiç kaybetmemek.

a45697a56368446d9b16c2cfd31e095c

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s