Bunaltan Sosyal Medya İnsanı

yaşam

Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası değil neredeyse hayatımızın ta kendisi oldu. Çoğumuz sevincimizi, üzüntümüzü, görüşlerimizi, dedikodumuzu orada paylaşıyoruz. Özellikle dışarıda sosyalleşmenin trafik, kalabalık, zamansızlık üçgenine takıldığı büyük şehirlerde yaşayanlar için bulunmaz bir nimet halini aldı. Hem gündemi avucumuzun içinde tutup hem arkadaşlarla konuşabilmek hepimize cazip geliyor. Hatta bazı bebekler gözümüzün önünde büyüyor, yeni sevgililer evlenme aşamasına geliyor, yeni evlilerde hamilelik haberi geliyor, işe girenler, çıkanlar, müdür olanlar, kovulanlar derken her anımıza tanığız. Bunlar işin güzel yanları bir de bunaltan sosyal medya var şimdi bir kaç madde altında bunu yazacağım. 

                                                                               Resim

  • Özellikle gecenin bir vakti bir ünlüyü öldüren troller ve bundan prim yapan kullanıcılar,
  • Mention’a cevap almadı diye küsenler, trip yapanlar. Dağın dağa küsüp haberi olmaması durumu.
  • Takip ettiği kişi hakkında istediği her yorumu yazabilecek olduğuna inananlar.
  • İnsanları fikirlerinden dolay işaretlemeye çalışıp, cümle aleme ifşa etmeye çalışanlar.
  • Bak bu bana bulaştı hadi ekip yürüyün tarzı lise kafası yaşayanlar
  • Sadece tek konu takıntılı yazanlar.
  • Her konuda yazacağım diye bilgisizce saçmalayanlar.
  • Sadece haber linki yapanlar
  • Her türlü ff aşkı bitmeyen
  • Takip edeni takip ederimciler. Takip edenin ağzına banyo terliği ile vururum dedirtenler.
  • Takibi bırakınca anında takibi bırakanlar. Yani ‘ben sana dm atma ihtimalimi sevdimciler’
  • Bir konuda duyarlı olacağım diye insanı konudan soğutanlar.
  • Beni takibe alın, ürünlerime bakın diyen tüm hesaplar.
  • ‘Sen kimsin’ciler
  • Fenomen olmak için fenalaşanlar.
  • #hastag #olmadan #konusamayanlar 

Ve milyonlarca insanın var olduğu yerde elbet bunlar olur beğenmiyorsan girmeciler.

HaberTurk’e Açık Mektup

yaşam

Bazı konular üzerinde yazarken gerçekten doğru cümleleri bulmakta zorlanıyorum. Hani kabalaşmadan, haklıyken haksız duruma düşmeden anlatabilmek için kıvranıyorum. Ben habercilikten anlamam. Hayatımda hiçbir basın yayın organında çalışmadım ya da sistem nasıl işliyor bilmem. Hani bu her zaman söylenen ‘yanlı gazetecilik’ neden nasıl olur onu hiç bilmem. Bilmem ama en azından bazı konularda fikir yürütebilecek kadar okuduğuma inanıyorum. 

Geçen gün her zaman ‘kadın’ cinsiyetine karşı çekinmeden bel altı vurabilen gazetelerden biri olan hatta önde bayrak sallayanı olan bir gazetede ‘sözde’ sanatçı ya da sözde ‘toplumun aynası’ olan bir erkeğin kadına karşı şiddeti bir sevgi göstergesi ve normal olarak anlattığına şahit olduk. Bu da yetmezmiş gibi bunun bir çok kadın tarafından normal karşılandığı tezini bile rahatlıkla söyleyebilen bu şahsa şimdi ben buradan ne desem boş. Bu noktada onu cahilliğinde boğulması dileği ile bir köşede bırakıp bu haberi hiç utanmadan, sıkılmadan büyük büyük harfler ile manşete taşıyabilen gazeteye ise söyleyecek çok sözüm var. 

Eğer gazetecilik haberi olduğu gibi yansıtmak ve yargılamadan sadece haberi vermek ise aynı özveriyi bu ülkenin askerinin, gazetecisinin geçtiği acılı süreçte niye yapmadın Haber Türk? Biz gezide ayaklanmış, sesimizi bir mecradan daha duyurmak için yollar ararken bize kulağını neden kapattın? Madem sadece olanı yazmakla yükümlüsün ve yayınladığın her haber o konuyu desteklediğini göstermiyor o zaman neden muhalefet partilerine en az iktidar kadar yer vermiyorsun? 

Zaten şiddet görmüş bir kadının mahrem, kanlı fotoğrafını manşetine taşıyarak neyin yanında olduğunu her zaman gösterdin ve duruşun görüyoruz ki her zamanki gibi çirkin. Bir cahilin bu sözlerinin başlığına ‘ayıplayıcı’ bir kelime yazıp bunun yanlışlığını anlatmak çok mu zor? Bunu yapmak için önce ‘şiddetin’ gülünecek, üstüne geyik yapılacak bir konu olmadığını anlamış ve bilen gerçek gazeteciler ile çalışman gerekiyor. Senin magazin malzemesi olarak manşete taşıdığın haberin toplumun şiddete yakın olan kesimi tarafından bir takdir olarak algılandığını hiç mi anlamadın?

Ben HABER TURK okumuyorum. Bu haberi sadece sosyal medya üzerinde dolaşan bir fotoğraftan gördüm. Ben HABER TÜRK okumamaya devam edeceğim. Okutmayacağım. Paylaşım yapan herkese bu gazeteyi hatırlatacağım. Unutmayın bunlar bu tarz konulardan beslenen organizmalar. Onlar için o haber linkinin eleştiri için bile dolaşması bir başarı öyküsü. Onlara bu hazzı yaşatmayacağım. Eleştirdiğimiz şeylere prim vermemeyi öğreneceğiz. Bu habere konu olan İzzet Yıldızhan’a ise tek bir cümlem var ‘o şiddet gösterdiğin kadına muhtaç kalmanı dilerim’.

Bu yazıda özellikle gazetenin ve o kişinin görselini kullanmıyorum. Hiçbir şekilde hiçbir paylaşıma değmez olduklarını düşünüyorum.