Ruhunu Temizle

yaşam

                                                 Resim

Çok yorulduk. Sinirlerimizi, ruhumuzu orantısız yıprattık. Sonuç ne olursa olsun bu böyle olacaktı zaten. Elbet isterdik ki birilerine ulaşmış olalım, fark yaratalım ama olmadı. Nedenleri boş verin olmadı. Bu bir maç değil. Rövanşlar yok. Sadece her seferinde yeniden dinç, ayakta ve hazır olmamız gereken bir mücadele bu. İşte tam bu yüzden bazı şeyleri istikrarlı kullanmak zorundayız. Başta kendimizi. Ruhumuzu karartıp, umutsuzca bahanelere sığınmaya devam edersek her zaman bunu yaşayacağız. sürekli nüks eden kötü niyetli bir hücre gibi olacak. Kısır döngüler bizi yoracak, bitkin düşürecek, yıldıracak. Oysa bu bir doğum süreci. Sancıları iyi dinlememiz gerekiyor. Her sancıda panik olmak gereksiz. Doğal doğum sürecine müdahale etmenin anlamı yok. 

Şimdi yapmam gereken şu. Ruhumu temizleyeceğim! Öncelikle aylardır gözümü ayıramadığım sosyal medya hesaplarımla arama mesafe koyuyorum. Kirli bilginin beni yıpratmasına izin vermeyeceğim.Müzik dinleyeceğim. Kendi sesimi bastırana kadar. Okuyacağım. Tekrar yeniden eski hızımı kazanana kadar. Sadece romanlar değil tam tersi sosyal medyadan arınmış internetin ne demek olduğunu hatırlayacağım. Nerede yanlışlar, doğrular yapıyoruz bakacağım. ‘Bilmiyorum’ diyeceğim. Başkasının bilgisi ile kirli bilgileri beslemeyeceğim. Evimin konforundan çıkacağım en kısa sürede. İnsanları dışarıdan ‘yapmadınız, etmediniz’ diye eleştirerek bir yere gitmiyorsa eğer içlerine gireceğim. Desteklediğim partiyi önce ben  taciz edeceğim. Oyuma sahip çıkacağım. Verilen sözleri takip edeceğim. Tarihi bilmek güzel ama geçmişi geçmişte bırakmadan bugünü yaşamak mümkün değil. Tarihin verdiği dersleri alıp bıraktığı acıları orada bırakacağım. 

Kendimizi yenilemek zorundayız. Ruhumuzu temizlemek zorundayız. İç sesimizi duyamadığımız kaosun bize hiçbir faydası olmayacak. Uzun mesafeli koşuyoruz. Nefesimiz sayılı. İradeli kullanmak kazanmak demek. Lütfen oksijen maskelerinizi önce kendinize takın. Derin derin bir nefes alın. İşte o nefesi alabildiğiniz sürece umut olduğuna inanın çünkü ben bunu seçiyorum. Bu bir vazgeçiş değil tam tersi bu tekrar oyuna girme. Bu satırları İzmir’den yazıyorum biliyorsunuz ama şunu bilin komşuda acı varken gülmek bize yakışmaz. Ben komşumla beraber ağlamayı değil komşumu güldürmeyi seçiyorum bu oyunda. Biz güle güle büyüyeceğiz. Yeter ki siz iyi olun! 

Not: Sosyal medya hesaplarımdan bir süre uzaklaşmak beni bloguma yakınlaştıracaktır böyle düşünüyorum. O yüzden yorumlarınızı blog üstünden bırakmanız beni mutlu eder. Güzel günler göreceğiz çok güzel günler.

Bugün 31 Mart

yaşam

secim

İki tane senaryo yazacağım. 31 Mart sabahı seçim sonuçlarına göre bir vatandaş olarak ne yapacağım ya da ne yapmayacağım. Bunu görmek için çok beklemeyecek olmak iyi çünkü sadece bir haftada bir ülke vatandaşının ruh halinin ne çok değişebildiğini görebileceğiz.

İlk senaryoda iktidar partisinin kendilerine göre ‘başarılı’ bir sonuç almış olduğunu düşünüyorum.

  • İnancımı kaybedeceğim. Evet bu kadar net. İnsanımıza karşı tüm inancımı kaybedeceğim.
  • İktidar partisi belediyelerinden şikayet eden tek bir insanı bile dinlemeyeceğim çünkü inancım olmayacak.
  • En büyük savaşımızın ‘cehalet’ ve en korumasız kaldığımız silahın ‘para’ olduğunu kabulleneceğim.
  • Umudum kırılacak, üzüleceğim.
  • O gün ve takip eden bir kaç gün ağzımın tadı olmayacak.
  • Anlam vermekte zorlanacak ve asla anlamayacağım.
  • Toplumsal değerlerimizin değiştiğini anlayacağım. Eli kirli bir şeylere dokunmuş insanların baş tacı yapıldığı bir ülkede bize öğretilen toplumsal değerleri sorgulayacağım.
  • Bir kaç gün sonra ben sonuçları sindirdikten sonra titreyip (fuatavni titremesi değil) kendime geleceğim ve sadece bir yıl sonra genel seçimler olduğunu hatırlayacağım. Umudum kırık ama yılmamış olacağım.
  • Unutturmayacağım! Berkin’i, Ali İsmail’i, tekme yiyen kızları, gaza boğulan insanları, elimizden alınan özgürlükleri unutturmayacağım.
  • Seçimlerde sahtekarlık yaptılar konuşmalarını okuyacak ama yeterli bulmayacağım. Hiçbir bahaneyi kabul etmeyeceğim.

İlk senaryoyu düşünmek bile nefes alışımı değiştiriyor. Bir diğer senaryo ise muhalefet partilerinin olması gereken düzeyde yüksek oy aldığı ve kale olarak görülen yerlerin bu partileri seçmiş olma ihtimaline dayalı.

  • Umutlu olacağım!
  • İşte benim gerçekten tanıdığım ülkem bu diyeceğim.
  • Haksızlıklara ses çıkaran ve cevabını veren bir ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyacağım.
  • İnanmanın ve çalışmanın sonucunu alanları alkışlayacağım.
  • Daha özgür hissedeceğim.
  • Sesimi çıkardığımı ve birilerinin duyduğunu düşüneceğim.
  • Asla zafer olarak görmeyeceğim. Bunun bir başlangıç olduğunu fark edeceğim.
  • Oyumun peşinde olacağım. Hizmet almak ve özgürlüğüm için verdiğim oyun gerçekten hak edildiğini görene kadar okuyacak, araştıracak sorgulayacağım.
  • Sadece bir yıl sonra genel seçimlerde aynı başarıyı göstermeleri için çevremdeki herkese yaşadıklarımızı hatırlatacağım.
  • Hepsinden önce kitap okuyacağım, müzik dinleyeceğim, sosyal medya tatili vereceğim kendime.

İki finalli filmler gibi oldu biliyorum ama ne olursa olsun her iki sonuçta da önce biraz rehabilite edeceğim kendimi. Çok yüklendik ruhumuza. Çok yüklendiler bize. En çok bizden çaldıkları yaşam anlarının cezasını çekmelerini dilerim. İnanıyorum bu bahar çok güzel olacak.

 

#twitter susar #vicdan susmaz

yaşam

20140324-040738.jpg

Uyuma diyor içimden bir ses. Uyuma ve yazı yaz. Nedenini bilmiyorum. Sadece yazmak istediğimi biliyorum. Nasıl günlerden nasıl sınavlardan geçiyoruz? Bu sınavların bir sonu var mı? Ya da kim gerçek kazanan olacak? Bu soruların hiçbirinin tek bir cevabı yok. Hatta bu savaşın asla galibi olmayacak çünkü biz yara aldık. İnsanlığımızdan vurulduk. Kırıldık, döküldük, ayrıştık, ayrıldık, farklılaştık ama en kötüsü öldük. Biz sekiz can ile beraber öldük. Elimizde kalan son canı ise son bir nefes, bir ışık olarak kullanmaya çalışıyoruz.

Bilmiyorum yazıyı okurken aklınızdan neler geçiyor. Durun durun aslında biliyorum. Artık hepimiz tek bir dili konuşuyoruz. Belki bu iyi bir şey gibi geliyor kulağa ama ülke insanının çok sesliliğine aşık biri olarak değil.

Benim sosyal medya sitelerinde keyifli vakit geçirmemin ilk nedeni buydu. Hayatın bizi aynı noktada buluşturamayacağı insanlar ile bir arada olabilmek. Aynı anda binlerce yerde olabilmek gibi. Yani bir nevi twitter vb şeyler benim için zaman bükücü. Daha doğrusu öyle idi! Bitti! Susturuldu! Benim insan tanıma özgürlüğüm elimden alındı. Herkes bunu ifade özgürlüğü olarak ifade etse bile işin temelinde bu var. İnsan tanıma, bir olma, ses çıkarma daha doğrusu aynı an içinde yumruğu masaya vurma gücü. Oysa ben bunu biraz bizim milletin zekasını küçümsemek olarak gördüm. “Aa yasak mı tamam o zaman kapattım” diyeceğimizi sandılar sanki.

Oysa biz yasakların, günah o olmazların, yapma çocuğum akşam gelince babana söylerim tehdininin çocuklarıyız. Yani biz zaten bu toplumda birçok şeyi birilerine rağmen yaşamak zorunda olanlarız.

Susturmak ya da susturmak için baskılar oluşturmak aslında yasak koyucunun kendi vicdanına kulaklarını kapatmasıdır. Kendinden kaçan insan yasaklar, sesini yükseltir çünkü vicdanın sesi öyle bir ses ki insanı bastırır, yıldırır. Artık nedenleri, nasılları bu noktada konuşmak istemiyorum aslında ama tek söylemek istediğim “Tüm kurallara uyarsan, tüm eğlenceyi kaçırırsın” Ve benim bunu kaçırmaya hiç niyetim yok. Peki ya senin? “>

20140324-040745.jpg

Rengin benim umurumda değil

yaşam

Rengin benim umurumda değil.

Görüşlerin beni ilgilendirmiyor.

Dinin, ırkın, mezhebin sana kalmış.

Kimsin bilmiyorum.

Bilmeye gerek yok.

Tek bir şey biliyorum o da benimle aynı coğrafyada nefes alıyorsun. Ve benim senin nefesini duymaya ihtiyacım var. O ya da bu olman önemli değil ama olman önemli. Hayatta her şey ertelenebilir ama bir şey var ki o da ‘beni kim duyacak’ dediğin kişilerin seni duyabileceği tek gün. Seçim! Hadi kalk ve #oyver

Onun Adı ‘Berkin’ Evlat

yaşam

O kadar uzun cümleler kurduk ki senin hakkında çocuk. O hain kapsül senin küçük vücudunu ve büyük ruhunu vurduğundan beri biz uzun cümlelere sığındık. Tek derdimiz senin yanan canını birilerine anlatabilmekti oysa. Sandık ki biz konuştukça birilerinin kalbine, beynine hakim olan kara bulut dağılır. Birileri seni tanırsa belki güneş senin adının arkasından doğar. Tam 269 gün boyunca birimiz unutsak bir diğerimiz senin adını andı. Sonra bir sabah duyduk ki senin o büyük ruhun bizi bırakmış. Elimize sadece yara almış 16 kiloluk bir küçük beden kalmış. Ne yapacağımızı şaşırdık önce. Uzun cümleler bile acımızı anlatmaya yetmedi. İşte bu yüzden senin bedenini taşıyan vücutta tek bir yürek olup ağırlaşmak istedik. Birilerinin kalbine en ağır şekilde oturmak. Olmadı ama çocuk. Kalpleri siyah olanlara senin beyaz ruhun bile geri adım attırmadı ama bu ne senin ne de seni bugüne getirmiş o güzel ailenin suçu. Zaten ortada suç yok oğlum ortada kocaman bir gerçek var sadece. Bir çocuk öldü!

berkin-elvan-hayata-gozlerini-yumdu-berkin-elvan-kimdir--4151000

Biz artık sana umut veremeyeceğiz belki ama sen o küçük bedenin ve taş gibi ağır güzel isminle bize kocaman bir umut kapısı açtın. Bir ağaç için günlerce sokaklara çıkanların bir çocuk için daha neler yapabileceğini bize sen öğrettin. Şimdi oturduğum yerden bakıyorum da hayattan aldığımız en acı, en gereksiz ders bu oldu be evlat. Keşke sen nefes almaya devam etseydin ama biz bu dersi senin yok olan geleceğinden almasaydık diyorum. Berkin ! Evlat ! Adının bu ülkede binlerce çocuğa, meydanlara, parklara verileceği günler çok yakın. Sen sadece hakkını bize helal et be çocuk. Bizim hakkımız zaten helal ama hakkımızda yok aslında üstünde.

Sen giderken çocuk bu dünyadan belki hayal edemeyeceğin kadar büyük bir iş başardın.Hayallerin neydi ne olmak isterdin bilmiyorum ama sen ve senin büyük ruhun seni özgürlüğün lideri yaptı. Ailenden seni aldılar ama sen ailene büyük bir isim bıraktın. Ben Berkin’in anne ve babasıyım demekten ömür boyu gurur duyacaklar. Biz tarihte seni tanıdığımız döneme denk geldiğimiz için çocuklarımıza seni anlatacağız. Bu sefer cümlelerimiz uzun değil. Tek bir cümle. ‘Bu çocuğun adı Berkin bugün yaşadığın özgürlüğün simgesi’ evlat.

Güle güle Berkin … Umarım huzurla ve o güzel gülümsemen ile ..