Şimdi Sakince O Reklamı İndir

yaşam

782a7629c7957ec5da42fb94859231f6Markalar adına ve özellikle marka sorumluları adına sosyal medya kullanımının ülkemizde artması bir çoğu için yeni bir ışık oldu. Klişeleşmiş televizyon ve basılı medya araçlarının sıkıcı reklamlarına bir seçenek olarak hatta birçoğunun önüme geçerek yaygınlaştı. Gazete, dergi internet sitelerine verilen reklamlar dışında yoğun kullanılan sosyal ağlara verilen reklamların etkinliği elbet tartışılamaz. Hatta çoğunda hedef kitlenize göre filtrelemeler yapıyor olmanız daha az maliyet ile tam onikiden vurmanızı sağlıyor.

Ne kadar son zamanlarda en eski blogger’lar biraz ilk olmanın verdiği öz güven ile ‘bitiyor artık blog işleri’ dese bile aslında tam tersi ülkemizde bu iş daha yeni başlıyor. Nedeni ise markaların sosyal medya nedir, dengeleri nelerdir gibi sorulara daha yeni yeni yanıt bulmuş olması. Ben bir pazarlama dahisi değilim ama yüksek lisans dahil eğitimimi bu ana çerçevede aldığım içim gönül rahatlığı ile şunu söylebilirim ‘sosyal medya reklamları hala yerini bulmuş değil’ Yani tam olarak doğru işlenmiyor.

3ccad22b82ab41f1e289c80f42b39aec

 

Gelelim şimdi neden nasıllara. Markaların sahada tüketici ile birebir yani anca son tüketiciye ulaşan sıcak satışta elde edebilecekleri verileri onlara sağlayan kanal bloglar. Blog sahipleri okuyucu kitlelerini çok iyi tanıyorlar. Hatta bir çoğu ile instagram, twitter ve facebook sayesinde birebir iletişim içindeler. İşte bu yüzden kendisine inanmış bir kitleye bir ürünü en iyi ne şekilde tanıtabileceğini bilmesi gerekir. Bilmelidir çünkü onu takip eden blog okuyucuları reklam için paylaşılan ürün ile inanılmış, gerçekten kullanılan ürünün farkını çok iyi analiz ediyorlar.
Yani ürünü gerçekten üstüne giyen blogger ile elinde tutup gösteren blogger reklamı arasında etki anlamında azımsanmayacak farklar var.
Tüketici gözü ile şunu söylebilirim ‘bana x ürününü gönderen y firması gerçekten harikasınız’ notu ile fotoğrafa iliştirilmiş mesaj ile paylaşılan hiçbir ürün tüketici gözünde çekiçi olmuyor. Akıla ilk gelen ‘promosyon ürün’ algısı tüm satın alma kararını negatif yönde etkiliyor. Ona bedava gelen bir ürüne ben niye para ödüyorum diyor bilinçaltı. Bunun yanında gerçekten bir ürünü hayatına alıp onun hayatına kattığı değeri yani markadan önce hayatına kattığı değeri ortaya çıkartan reklam metinleri çok daha etkili.
Burada reklam metni dediğime bakmayın orada kullanılan cümlelerin bile o blogger’dan mı yoksa marka müdüründen mi çıktığını anlamamız hiç zor değil. Sadece yazılarından takip ettiğiniz birinin hangi cümleleri ne şekilde kurabileceğinizi biliyorsunuz.
Tabii bunun bir başka yüzü daha var ki blogu sadece takipçi sayısı nedeni ile bir telesatış sitesine çevirmiş olanlar. Hangi marka hangi ürün için reklam verse kabul etmiş. Sitesinin her köşesini döşemiş ve kendi içerikleri reklamlar arasında kaybolmuş. Evet emek verdiğiniz bir işten para kazanmak önemli ve güzeldir ama sadece para için emeğe haksızlık etmemek lazım. Zaten bu noktada suç reklamı veren kişinin tamamen sanal olan ve gerçekliği tartışılır takipçi sayılarına göre hareket etmesi.

b28c1d4e4c3a0ae62b618e355742ff91

Peki ben bu yazıyı neden yazdım? Beni okuyan blogger arkadaşlar olduğunu biliyorum belki onların biraz bunları görmesini istedim. Ee bir de meslek hastalığı açıldı mı pazarlamacının çenesi kapanmak bilmez. Sonuç olarak sevgili blogger arkadaşlar ve markalar beraberlik çok önemli evet ama şimdi yavaşça o sıradan reklamlarınızı yere bırakın artık biraz fark yaratma zamanı.

b15b39b8fa94c6330a3a2daf13ef6a82

 

Teknik Anne Pratik Anneye Karşı

bebek ile yaşam

c9d55a657614b8c18d90d7f14b4572dd

Şimdi başlığı okuyunca ortada bir savaş varmış algısı oluşmuş olabilir ama yok bugün anlatacaklarım aslında aynı cephede bin bir savaşçı olması ile ilgili. Annelik meselesi üzerine binlerce post konusu çıkabilir ama artık şunu kabul edelim ‘bu konuyu neresinden tutarsak tutalım elimizde kalır’ Dediğim gibi aslında kalıpları olmayan, başlıklara sığdırılmayan bu durumun bugün en temel iki tipini inceleyeceğiz. Teknik anneler ve onların hunharca ezdiği pratik anneler.

99b66d8dfaf02dfa815e9a6d20d96903

-Teknik anne için annelik yaşattığı üst duygu dışında bir çeşit disiplin ve kariyer işidir. Kuralları vardır ve doğal afet dışında bu kuralların uygulanmaması mümkün değildir. Pratik anne daha çok memur kafasıdır. Nasılsa ben doğurdum elbet beni sevecek kafası ile biraz daha rahattır.
-Teknik annenin çocuğu fetus halinden itibaren kitaplarda o ay ne yazıyorsa yapmak zorundadır. Hatta mümküse bir iki ay önden gitmesi daha iyi olur. Pratik anne için bu önemli değildir çünkü o kitapların çoğundan habersizdir. En fazla kendi annesine ‘ben ne zaman yürüdüm, konuştum’ diye sorarak kendince gen haritası çıkarır.
-Teknik annenin çocuğunun o hafta ne yiyeceği planlıdır. O gün demiyorum bakın o hafta. Hatta kendi içlerinde ayrılan teknik annelerin bazılarının vitamin tablosu yazdığı görülmüştür. Pratik anne biraz daha allah ne verdiyse canım ya şeklinde olaya yaklaşır. Elbet o da çocuğuna yemek yapar ama zaman zaman köfteciyi aramaktan çekinmez.
-Teknik annenin çocuğu mümkünse anne karnında bile konuşur. Teknik anneye kaç kelime biliyor sorusunu yönelttiğinizde size isimler, sıfatlar vs gruplarına ayrılmış bir kağıt çıkarması olasıdır. Pratik anne soru karşısında önce soruya defans geliştirir. Kelime derken? Hayvan sesi sayılır mı? Kendi dilinde mi bizim dilde mi gibi.
-Teknik annenin çocuğunun okul planı, hedef yan dilleri, yapacağı sporlar az çok bellidir. Bunun üzerine bir ‘school files’ masa üstünde kayıtlıdır. Gerçi çocuk daha bir yaşındadır ama olsun. Pratik anne daha kadercidir. İnsan yarına çıkacağını biliyor mu canım şeklinde olaya yaklaşabilir. Bu türlerin çalışsın kazansın eşşek şeklinde yaklaşanları mevcuttur.
-Teknik annenin çocuğu atomu parçalar, kansere çare bulur. Pratik annenin çocuğu ‘ee birileri ayak işini yapmalı’ canımdır. Yok yok bu son madde işin tamamen şakası elbet.

Bu iki tür annenin tek bir ortak özelliği vardır. İkisi de çocuklarını sever. Aynı şeye ağlar, aynı şeye güler. İkisininde yoktur aslında bundan başka yolları.
Peki iki tür anneye kendini yakın bulanlar yok mu? Elbet var. İşte onlar ortaya karışık anne. En tadından yenmeyen o belkide. Ne demiş bir Aziz ‘çocukların ruhunu yontan kişi, tüm ressam ve heykeltraşlardan daha üstündür. Ee sanatçılar arası olur o kadar kapışma.

20140520-235841-86321936.jpg