yaşa · yaşam

Sınırsızlık Hakkı

Sürekli ağzımızda bir cümle “bu ülkeden gitmek istiyorum” Bir yandan için burkuluyor ama bir yandan her saniye gündeme düşen bir haber seni gitmeye motive ediyor. Ezberden ‘gitmek istiyorum’ demek kolay ama cümlenin içine girip bir bakayım dedim ben gerçekten ‘neden’ gitmek istiyorum.

 

 
Sonuçta belirli standartlarda, ülkenin en yaşanabilir şehirlerinden birinde, çağdaş denilen bir çevrede mutlu mutlu yaşarken bana ortalama 600-700 km uzaklıktaki bir meclis binasının içindeki insanların bu duyguyu aşılaması çok garip değil mi? Bence bu açıdan etki alanları gerçekten büyük. Peki sadece bu insanlar mı bana git diyen? Hayır. Onlardan daha çok toplumun kendini devşirdiği hali beni daha çok korkutuyor. Öncelikle mutlu insanlar yok, şiddet artık altıncı duyu organı gibi bünyemize işledi, en çok güvendiğimiz vicdanımızı ara bulasın. Bitmedi. Sabrımız yok, dinlemeyi unuttuk, kendimizi ifade edemiyoruz zaten etsek bile duvardan geri dönüyor. Eskiden akla gelmez sadece tv’de realty showlarda gördüğümüz şeyler hemen kapı önümüzde yaşanıyor. İnsan gözümle bakınca hal böyle siz bir de kadın gözümle gördüklerimi dinleyin. Öncelikle resmi olarak eşitliğimiz bitmiştir beyler bayanlar. Kadınların erkeklerden bir adım geride durduğu ve pasif kılındığı anlayış içimize işledi. Şimdi buna itiraz edenlerin biraz kafalarını metropol kumundan kaldırıp bir de öyle bakmalarını rica edeceğim. Çok uzağa bakmayın ha açın gazetelerin 3. Sayfasını orada hor görülen, itilen, özgürlük istedi diye bilmem kaç yerinden bıçak yiyen, çalışamayan, zorla evlendirilen kadınlara bakın. Sonra çok uzağa değil solda duran 2. Sayfaya magazin sayfasına bakın. Kadının sadece gögüs, kalça ölçüsü ile haber olabildiği ya da biri ile sevişip sevişmediğini sorgulayan haberlere bakın. Hatta sonra yeni başbakan eşinin sayfa sayfa ‘jinekoloji ve kürtaja’ karşı olduğu haberlerini okuyun.

Örnekler bitmez hatta yorar. İşte bu gitmek lazım cümlesinin bir başka yönü ise nereye gitmek lazım elbet. Sonuçta kaçtığımız şeyler olmasa bile birçok ülkede benzer onlarca sistem sıkıntısı var. Kendimi hiçbir ülkede tüm hayatımı geçirebilecek şekilde hayal edemediğimden ben gerçekten ne istediğimi buldum. Ben ‘sınırsızlık’ istiyorum. Bundan binlerce yıl önce mağarasının önüne o ilk sınırı çeken ters dönsün. Bu dünyaya geliş şeklimizi ve dünyayı dışardan izlediğimde aslında sınır olanın insan olduğunu keşfettiğimde üzülüyorum ben. Ben sadece insan olarak doğduğuma inanmak istiyorum. Üstünde doğduğum kara parçasının beni bu kadar şekillendirmesi ve sınırlandırması beni üzüyor. Birileri bir yerleri görmek için benden vize ve para istediğinde ‘ben bu dünyaya doğdum arkadaş sen ne hakla karışırsın” demek istiyorum. Bir ülkeyi görebilmek için o ülkeyi bombalamayacağıma ya da başkanlarını falan öldürmeyeceğime ikna etmek zorunluluğu beni yıldırıyor.

Yani işin özü ben bu ülkeden gitmek istemiyorum ben önüme çekilen sınırlar kalksın istiyorum sadece. Bürokrasi benim dünya vatandaşı olmamın önünde koca bir kaya gibi durdukça ben nereye gitsem boş gibi geliyor işte. Sınırlardan arınmış dünyayı düşlemeye devam bakalım bürokrasi ne kadarını keşfetmeme izin verecek?

 

 

 

 

 

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s