yaşam

Ey Sanat Çık Sokağa

Malum bir bayram tatili geçirdik. Son yıllarda tur şirketlerinin sayısının artması mı dersiniz ya da ödeme şekillerindeki esneklik mi dersiniz bilmem ama bu tarz tatil fırsatlarını ülke dışında değerlendirenlerin sayısı oldukça arttı. Konumuz ülkemizin turizm geliri değil tabii. Çevremin ya da sosyal ağlarda takip ettiğim kişilerin bu tatillerinde paylaştığı videolara, fotoğraflara baktım. Bunun dışında birçok farklı ülkeden takip ettiğim kullanıcılar var. Birbirinden farklı Avrupa ülkeleri, şehirleri vardı ama ortak tek bir şey vardı. “SANAT”

Şehrin sesleri ile müziksiz birden bire dans etmeye başlayan modern dansçılar mı arasınız, şehrin kalbinde belki ömrünü verdiği müzik aletini çalan mı, sokak sergileri ya da heykellerini mi? Örneğini sayabileceğim daha onlarca sanat hareketi gördüm. Şehrin duvalarını belediyeden aldığı bütçe ile resimlere dönüştüren adam ya da meydanda bale yapan klasik dansçı. Belki bunlar arka arkaya geldiği için çok dikkatimi çekti ama sonra bir an durdum ve düşündüm. Bunların hiçbiri turistlerden para almak için yapılan gösteriler değildi ya da planlı değildi. O şehirlerin ritmi içinde var olan bir notaydı. Sonradan monte edilmiş gibi gözükmüyordu mesela. Sanki o kadın o noktada dans etmese o şehir eksik kalırmış hissi vardı. İşte bunları düşünürken içimde büyük bir kıskançlık oluştu. Ben neden ülkemden böyle beslenemiyorum diye düşündüm. Ben neden sanata ulaşmak için çaba, para, emek sarf etmeliyim? Yanlış anlaşılmasın elbet sanata biz gidelim ama benim istediğim o da içimize ruhumuza işlesin.

İşte tüm bunları kafamda şekillendirirken gözümün önüne İstiklal caddesi geldi. Müzik aletleri kucağında zabıtalardan kaçan müzik grupları, yüksek ses diye kemanına el konulmaya çalışılan İzlandalı keman sanatçısı, burası yeri değil kardeşim cümlesi ile doğaçlamaları kesilen tiyatrocular bunun gibi nicesi. Hepsi benim gözümün önünde olan, şahit olduğum olaylar. Ülkenin en çok turist alan caddesinde yaşanan sanat duruşu. İşte o an içim cız etti. Bırakın modern sanatı yerel müziğini yapan engelli vatandaşa bile ite kaka götürebilen bir zihniyetin içinde yaşıyor olmaktan utandım.

Ben bir birey yetiştiriyorum ve bir ebeveyn olarak hep şuna inandım 'bir bireyin sanata, spora vb şeylere yatkın olmasının tek yolu bunu doğallaştırmasından geçiyor” Çocuk sanatı, sporu sokakta gördükçe içselleştirip ilgi duyabilir. Sadece binlerce lira verilen özel okulların ya da hayatının orta noktasında gönderilen kursların yapabileceği bir şey değil bu. Aynı bir dili öğrenmek gibi işte. Sadece kuralları öğrenmek yetiyor mu bir dili kullanmak için? İlla kullan istiyor, duy, hisset istiyor. İşte sanat için bu geçerli.

Kafamızı iğrenç, yozlaşmış siyasetten ne zaman kaldırırız bilmiyorum ama eğer yarının bugün gibi olmasını istemiyorsak tek çare “Ey Sanat Çık Sokağa”

 

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s