yaşam

20 vs 30

Yaş konusu her zaman karışık ve değişken bir konu aslında. Herkesin yaşadıklarına ve deneyimlediklerine göre değişen bu konuya biraz karşılaştırma ile bakalım istedim. Elbet cinsiyet etkeni bu konuda farklılaştırma getirse de aşağı yukarı ortak olan noktalarda yok değil. İnsanın en büyük değişimleri yaşadığı iki yaş grubu olan 20’ler ve 30’lar neleri değiştiriyormuş görelim.

7274a83772d2787c6878c0b5759e8c50

20’lerin başları egonun en yüksek olduğu dönem. Bir kere ‘ben’ duygusu daha ön planda.Her şey senin çevrende dönüyor ve senin için var. 30’ların başı ise ilk acı gerçekle tanışma yaşların. Ben merkezci tavır daha çok ‘neden ben’ çerçevesine dönüyor. Başka insanların olduğuna dair farkındalığın ortaya çıkıyor ve bununla beraber öze dönüş başlıyor.

20’ler öğrenme ile geçiyor. Bilgiye olan açlık daha fazla. 30’lar ise anlama yaşı. 20’lerde öğrendiklerini anlamak ile geçiyor ve bunun yanında yeni bilgiye olan ilgin azalıyor. Daha net daha kısa ve yormayan bilginin peşinden gidiyorsun.

bb3865ee2e32d1a2b5450c4a624cf248

20’ler eğlencenin en üst noktada olduğu ve sosyalliğin ne kadar çok dışarıda olduğunla ölçtüğün dönemler. Kiminle beraber olduğun  değil nerede olduğun daha önemli. 30’lara yaklaştıkça ve 30’ları yaşamaya başlayınca mekandan çok kişileri seçmeye başlıyorsun çünkü artık eğlenmek için acelen yok.

20’ler karar vermenin bir saniye sürdüğü dönem çünkü yarın telafi şansın var. Bir günde istifa edip bir günde okul bırakıp bir günde sevgilinden ayrılıp ya da bir günde sevgili bulabildiğin yaşlar. Biliyorsun ki yanlış yaparsan yarın telafi edebilirsin. 30’lar ise telafinin imkansız olmasa bile zorlaştığı yaşlar. Önce düşün sonra hareket et yaşı. Bilinç altı ve toplum bu yaş dilimine karar verme konusunda daha acımasız. Hata yaparsak ya da yanlış karar verirsek ‘son şansı’ kaçırmış olduğumuz hissi içimizde. Bunun yanında 20’lere göre aldığın kararlar daha yere basan ve hata ihtimali düşük.

cfb605e90d605c6a995894c8f92dc2af

20’ler ne yersen ye eritirsin yaşı. Vücudunu tanımaya ihtiyacın yok. Ufak bir iki dengeleme ile biliyorsun ki metabolizman senin yanında senin için çalışıyor. Kremler, bakım kürleri vs senin için zaman kaybı. 30’lar ise özellikle kadınlar için vücut farkındalık yaşı. 20’lerin hesabı 30’larda kesiliyor. Artık metabolizma taraf değiştiriyor ama değişim imkansız değil sadece ek askere ihtiyacın var. Bunun yanında gittiğiniz güzellik merkezinde yaşınızı söylediğinizde artık size kremler vs önerilmeye başlıyor. Sistem 30’ların cüzdanını zorluyor.

3f437c96b81095de7d9cb945bc8ebf72

20’lerin ortalama olarak yarısı hala öğrenci olarak geçtiği için genelde para kavramı biriktirmeye değil aileden alabildiğini eritmeye yönelik çalışıyor. Burada bilinçli kişileri bir kenara ayırıyorum tabii. Kariyer ise henüz ufku görünmeyen bir açık deniz misali önünde seriliyor. Kimisi bu yaşlarda sürat teknesine biniyor kimisi kayık çekiyor ama bir şekilde aynı efor harcanıyor. 30’lar geldiği anda ise işte tam bir ışık hüzmesi gözünüzü alıyor. Ben neredeyim, neden bu koltukta oturuyorum, bu insanlar kim soruları sizi zorluyor. Ve büyük bir kesim şu soruyu soruyor. Ben ‘gerçekten’ bunu mu istiyorum? 20’lerde kurduğun ünlemli cümleler 30’ların soru cümleleri oluyor.

a157493d44aa136f776dcdd631c57640

20’ler ilişkileri çok daha hızlı. Kriterler daha yüzeysel. Sadece sevgili anlamında değil arkadaşlıklar içinde bu geçerli. Sevgili olmak, ayrılmak, barışmak, arkadaş olmak, dostluk kavramı çok daha basit. Ne kadar daha çok kafa yorduğumuz düşünülse bile aslında esas 30’lara geldiğimizde anlıyoruz ki ilişkilere yeniden başlamak, hayata yeni birini almak daha zor. 30’lar sadeleşme getiriyor. Yalnızlığa değil ama az ve öz insana duyulan ihtiyaç artıyor. Zaten o yaşa kadar yanınızda kalabilen sevgili ve arkadaşlar o yaştan sonra sizinle devam ediyor. Bunun tek nedeni ise kendini tanımaya başlamak aslında. 30’lar kendinize dair tanımlamaların en net olduğu yaşlar.

73ef98a7301b2ba17bc9b34fd106d854

Aslında bu anlattığım çerçeveden bakınca bir önceki yaş dilimi sizi bir sonraki yaş dönemine hazırlayan bir süreç olarak geçiyor gidiyor. Ve bu şekilde işleyince ‘zaman hızlı geçiyor’ hissi insana yapışıyor. Zaman geçtikçe zamanı bükme isteği ortaya çıkıyor. Yaşlanmak; hoş değil ama ilginç bir hal alıyor içimizde. Ben 30’lardan 40’lara yürürken aslında sadece neden 20’lerde bu kadar koştuğumun cevabını arıyorum. Bu taraftan bakınca da felsefemiz ‘Hiç gecikmeden yaşamaya başla ve her bir günü, ayrı bir yaşam gibi gör’ olmalı diyor insan.

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s