O 2015 Buraya Gelecek

yaşam

Güzellik yarışmasına katılmış kraliçe adayı gibi yeni yıl dileklerim yok açıkçası. Artık dünya barışına, çocukların hasta olmayacağına, ölümcül hastalılara çare bulunacağına, yunusların öldürülmeyeceğine ya da ormanların daha iyi korunacağına karşı inancım yok. Hatta toplumsal düzeyde hiçbir yeni yıl dileğim yok bu sene. Ben 2015 yılını kendime ayırdım. İster siyasiler birbirini yesin isterse dünya yansın ben 2015’e sadece kendi çıkarlarım doğrultusunda dileklerle gireceğim.

786746892893a3f64be42971bc33d193

İşte Özge Doğan’ın 2015 dilek listesi. Artık Noel baba mı getirir, evren mi çalışır, ilahi güç mü yardım eder bilmem ama 365 gün sonunda o dileklerin hepsi buraya gelecek arkadaş!

  • Yüksek motivasyon: Hayatımdaki her şeye dair her zaman kullanılmak üzere, bol yedekli, mümkünse hiç bitmeyen motivasyon istiyorum.
  • Daha çok oku: Dijital harflerden daha çok kağıda basılmış harfleri okuyacağım bu sene. Eskisi gibi haftada 1-2 kitap bitmeden rahat etmeyeceğim.
  • İyi beslen: Diyet kelimesini hayatımdan komple çıkarıyorum. Bunun için para harcamayı ya da arama motorlarını taciz etmeyi bırakıyorum. Sadece bedenime sağlıklı olduğuna inanmadığım hiçbir şeyi sokmayacağım. O buzdolabı temizlenecek.
  • Hareket et: Spor salonlarına para saçmaktan yorulmuş bir birey olarak bu sene doğaya dönüyorum. Doğanın bize verdiği yağmuru, karı, güneşi kabulleniyorum ve tüm fiziksel aktiviteleri dışarıda yapmak istiyorum. Klimalı salonlarınız artık umurumda değil.
  • Daha çok yaz: Geç buldum erken kaybetmeyeceğim. Basılmayan kitabıma inat bu sene daha çok yazacağım. Basılana kadar yazmaya devam edeceğim. Kendimi en çok yazı konusunda eleştireceğim ama bunun yanında yazarak mutlu olduğumu hiç unutmayacağım. İlk kez bir hayalimden vazgeçmeyeceğim. (Dijital harfleri yazma anlamında görmek zorundayım ikinci madde ile çelişmesin. )
  • Çocuk Ol: Hayatımda genç kalmak için çok büyük bir şans var. Kızım! Onunla 2015 senesini daha çok çocuk olarak, şımararak geçireceğim. O büyüdükçe ben genç kalacağım.
  • Aşkını Besle: Sevgilimi unutmuyorum! Bu sene ‘doğru an’ diye bir an olmadığını hatırlayıp ona olan aşkımı, sevgimi ve bağlılığımı daha çok dile getireceğim ama bu konuda birazda karşılık bekleyeceğim 🙂 Bu sene aşkı daha doya doya yaşayacağım.
  • Dost ol : Arkadaşlarım ve dostlarım ile geçireceğim her anın biraz daha fazla olması için uğraşacağım. Kabuğuma çekilmeyeceğim ya da kabuğuna çekilmesine izin vermeyeceğim.
  • Seyahat Et: Durağan geçen 2014 yılının tüm acısını bu sene çıkartmak istiyorum! O miller buraya gelecek 🙂 Başka ülke yetmez artık başka kıtaları görmek istiyorum. Leyleği değil bu sene kendimi havada görmek istiyorum mümkünse.
  • Yolun Yarısı mı: Biri bu sene 35 mi oluyorsun dedi? Yolun çeyreği bitti yani. Yaştan bağımsız hayata olan inancım bu sene bir kez daha artıyor o zaman ama bu sene doğum günümde çocukluğumdan beri ilk kez yaşım kadar mum üfleyeceğim. Her geçen seneye şükür ederek.
  • Farkında Ol : Bu sene farkında olacağım. Çevreme, topluma, insanlara karşı daha farkında ve daha taşın altına elini koyan biri olacağım. Hayır bu yazının başında yazan bölüme ters düşmüyor. Ben yapabileceğimin en iyisini yapmaya devam edeceğim.

İşte benim 2015 yılım böyle! Bu blog burada durduğu sürece göreceğiz ne kadar başarılı olacağım bakalım. Ben hayalleri severim en çokta gerçekleşmesi bana bağlı olanları. İşte bunların hepsi bana bağlı!

Bir Kabulleniş Yazısı

yaşam

İnsan, yaratılmış en çözülemez canlı. Biyolojik olarak keşfetmek mümkün olarak görülse bile ruhsal anlamda insanı anlamak ve bozuk kodunu tamir etmek bence her şeyden çok daha zor. Bir hastalığın üstünde yüksek bilimsel gelişmeler ile belki söz sahibi olabiliyorsunuz ama içsel duygu durum değişiklikleri için bence hala bilimin eli bomboş. Her insanın kodu başka yazılmış işte. Var olan her birey kadar farklı duygu durumlar var. İşte bu yüzden de herkesi kendimiz gibi sanmamız bizi büyük bir kaosa sürüklüyor.

412d58364251f41500290952e57a15b3

Kendi içsel yolculuğumuza bile anlamlar katmamız ya da kesinlik kazandırmamız bu kadar zorken bir de başkaları ile ortak yaşam mücadelesi veriyoruz. Yani işimiz zor insanoğlu. Sadece belirli ortak özelliklerde oluşan kümeler ile bir araya geliyoruz ama hepimizi tek bir kümeye toplayacak kesinlikte bir birlik hiç mümkün değil gibi duruyor. İşte bu çok çeşitli ruhsal haller bizi ayırıyor, birleştiriyor, kırıyor, üzüyor, mutlu ediyor ama çoğu zaman zorluyor. Yaşam içinde en moda tabiri ile ‘stres’ dediğimiz şey başkalarına karşı olan esneme, dayanıklılığımız ile şekil alıyor. Uyumlu olabilen ya da kendinden emin olan insanlar bir şekilde daha az stres altına giriyor ama katı duruşlar bizi her gün saran bir hastalık gibi ruhumuza işliyor.

05877f7ed9aa5142116cd0b561f31b50

Her ruhun ayrı bir oluşum olduğunu kabul edersek eğer ‘tek doğru’ peşinde koşmak ya da kalıplar oluşturmak bizi sadece bir bilinmeze sürüklüyor. Aslında ‘olduğu gibi’ kabul etmek biraz olsun hepimizi dingin hale getirir gibi hissediyorum bazen. Bakmayın söylerken kolay uygularken imkansızı zorlayan bir şey bu biliyorum. İçimizde kendi doğrularımızla yoğrulmuş kalıplarımız ve onu pasta kreması gibi süsleyen egomuz ile birilerini olduğu gibi kabul etmek çok zor. Farklı düşünenden çok bizim gibi olan insanları bu çerçevede değerlendirirsek aslında bir şeyleri anlamamız daha kolay. Aslında birlikte olmayı sevdiğimiz, ailemiz, arkadaşlarımız hatta doğurduğumuz çocukla bile olan farklılıklarımız hayat için bir kilit. Biz sadece bazı insanlara daha çok esniyor bazılarına karşı daha katı duruyoruz. Öğrenilmiş her kalıp ve bakış açısı başka bir insana karşı yüksek yargılara dönüyor. Öyle ki daha gençliğin başında ‘ne kadar az insan o kadar huzur’ diyen insanlar haline dönüşüyoruz. Oysa hayatımıza aldığımız her insan bir keşif. Uzun süre hayatınızda olup olmaması değil size ne öğrettiği ile değer katıyor aslında.

da2f9829b002609b79183eb11b1e1d8b

Bir kabullenişe ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Toplumsal anlamda bunun imkansız olduğunu elbette biliyorum ama öz hayatımızda bu kabullenişin bizi gerçekten daha huzurlu insanlar yapacağına inanıyorum. Seni olduğun gibi kabul ediyorum diyebilecek esnekliğe ulaşmayı istiyorum. Ve eminim ruhsal esnemeler bizi daha mutlu yapıyor.

Biolog ve aynı zamanda bir toplum bilimci olan Edward Wilson şu soruyu sorar; Nedendir türümüzü topluca tanımlayan şu didinme, hasret, dürüstlük, estetik, çoşku, aşk, nefret, kandırmaca, deha, kibir, tevazu, utanç ve aptallık?

Sahi sizce neden?