#sisimdebizdensin

Tavsiyem Var

dusuk_coz_sisim_meyhane_konsept_61

Ege insanı için mezenin, balığın, rakının yeri her zaman başkadır. Çoğumuz kadeh sesini yükse müzik sesine tercih ederiz. İşte bu yüzden Ege insanı için bu keyifli nerede yaşadığı da çok önemlidir. Yıllardır İzmir’de yiyecek içecek sektörüne emek vermiş isimlerden biri Sisim Meyhane. Yıllardır birçok alanda bizlere hizmet veriyorlar. 1966 yılından beri İzmir’e emek veren sahipleri çok sıcak kanlı. Geçen akşam birkaç dost ile beraber mezeleri tatmak ve bir iki kadeh tokuşturmak için gittik. İyi ki de gitmişiz. 

dusuk_coz_sisim_meyhane_konsept_65

 

Mezeleri, dekoru, müzik seçimleri ve her yere yayılan anason kokusu ile atmosferi zaten sizi hemen içine çekiyor. İzmir’in kalbi Kordon’un meydan tarafından girişinde olan mekanın yeri zaten çok özel. Gitmişken bir yeniliği de öğrenmiş oldum. Meğer Sisim meyhane artık müdavimlerine kart çıkartmış. Bundan böyle o kart ile sürprizler bizlerle olacakmış. Mesela şu an müdavim kart ile dört meze sipariş ettiğinde bir meze onlar hediye ediyor. Dört kere hediye meze aldığında da isminin yazılı olduğu kadehi hediye ediyorlar. Bu uygulamadan cuma-cumartesi hariç haftanın diğer günlerinde faydalanıyoruz. Müdavim olmayalım da ne yapalım? 🙂 İzmir’de olan, buradan yolu geçen, bir iki kadeh atalım kendimize gelelim diyenler mutlaka uğrasın. Uğramadan önce haber vermeyi unutmayın belki yolumuz kesişir.  

Devir; Bugünün Dünü

Tavsiyem Var

 

devir

Kitabın adını ilk okuduğumda yıllardır birçok kitapta karşımıza çıkan ‘bir döneme mercek tutan’ hikâyelerden biri ile karşılaşacağımı düşündüm. Oysa ilk bölümden itibaren kitabın en önemli karakteri ile yüksek bir empati duygusu yakaladım. Ve son sayfaya kadar onun gözlerinden bir hayat yaşadım. Karakteri bu kadar içselleştirebilmek elbette ki Ece Temelkuran’ın başarısı.

Ülkenin tarihine dair şaşırtıcı birçok bilginin yanında bu roman Bu roman sadece geçmişte kalmış bir dönemi değil, bir dönemin bugüne dek uzayarak nasıl evrildiğini anlatıyor. Geçmişten çok bugün ile yüzleşiyorsunuz. Kitapların vazgeçilmez şehri İstanbul’dan yüzümüzü Ankara’ya dönüyoruz. Türkiye’nin toplumsal ve sosyolojik yapısını Ankara insanları ve Kuğulu Park çerçevesinden okuyoruz. Ülkenin tarihi ile yüzleşmesinde herkesin bildiği, konuşuldukça sıradanlaşan konulardan çok unutulan ya da göz ardı edilen birçok olayın bugünü nasıl etkilediğini hayranlıkla okudum. ‘Unutmamak ile hatırlamak aynı şey midir? Yaşananlar, yani “hayat” yeni devirlere, kuşaklara nasıl geçer? Hangi izleri bırakır’ sorularına her sayfada yanıtlar bulduğunuz ve bu yüzden elinizden bırakamadığınız bir roman olmuş.

Bir çocuğun gözünden ve çocukluğun verdiği saf, yalın akıldan bir darbenin nasıl görüleceğini, yaşanacağını okumak isterseniz Devir sizin için doğru kitaptır. Bugünün yetişkinlerinin çocukluklarına denk gelen yılların bu kitapta tavan arasında unutulmuş günlük etkisi bırakacağından eminim. Tüm zamanlara devredilmiş baskıdan, acıdan, değişim ve devrim umudundan, çocukluk kaygılarından ve memleket halinden söz eden Devir sizi dünde kalmış gibi gözüken hikayesi ile bugünü sorgulamaya zorluyor.

Keyifli okumalar…