Kötü Kadını Oynamak İstiyorum

yaşam

Geçen hafta hastalanıp yatak döşek yatınca en keyifli vakit geçirme şekli olarak kendimi okumaya verdim. Bu aya dair ne kadar dergi varsa hem basılı hem dijital aldım yanıma ve okumaya başladım. Malum 8 Mart haftası olduğu için bol bol kadın içeriklerine yer verilmiş tabii.

Denk mi geldi bilmiyorum dört farklı kadın oyuncunun röportajlarını okuma fırsatı buldum. İşte malum konular. Nasıl başladınız, neden oyuncu oldunuz vs gibi sorulardan sonra asıl cevabına takıldığım soruyu gördüm. Oyunculuk kariyerinizde en çok hangi rolü oynamak istersiniz? İşte bu dört farklı oyuncumuzun bu klişe soru karşısındaki cevabı bir o kadar sinema-tiyatro vizyonumuzu gösteriyordu. Hepsinin cevabı şu “kötü kadını oynamak isterim, fahişeyi oynamak isterim”

Sen bir oyuncusun ve oyunculuğuna dair tek vizyonun bu. 



Yani aslında bu ülkenin bir oyuncu için yaratabileceği hedef bu kadar. Bu ülkede sadece ‘kötü kadın’ oynarsan farklı, adından söz ettirir olursun. İşte bu noktada elbette kesin bir başarı kriteri olmamakla beraber şimdiye kadar Oscar almış ya da Avrupa’da ödüller almış kaç tane kadın başarısını kötü kadın oynayarak kazanmıştır? Yakın tarihte hatırlamıyorum bile. Aslında ‘öpüşme yasağı’ ile yoğrulmuş ve öpüşmeyen oyuncuların ‘gerçek oyuncu’ olarak adlandırıldığı sinema tarihimizden bugünlere gelmek bile bir başarı.

Bence bir kadın oyuncu standart bir anneyi oynayarak çok daha fazla kendini zorlayabilir. Kadının kendini zorlaması için illa toplumda dışlanan bir kesimi oynamasına gerek yoktur. Ve bu vizyon bize sadece kalitesiz sanatı getirir. 



Ülkemizde tiyatro oyunlarının, sinema filmlerinin sadece seks sahneleri ile konuşulması aslında oyuncularıma bu sığlığı getiriyor. Kitaplarda, senaryolarda, filmlerde ‘seks satar’ klişesi aklıma sadece ‘satar ama kime ne kadara satar’ sorusunu getiriyor. 

Marlyn Monroe’nun dediği gibi; Tam hedefi vuracağımı hissettiğimde, oyunculuk bana çok zevk veriyor. Kendimi insan olarak kanıtlamanın tek yolu, aktirist olarak kanıtlamak sanıyorum.

Terrarium Yapımı

kendin yap, terrarium, yapımı

Pinterest kullananlar bilir nedense o sitenin insanın ruhuna iyi gelen bir yanı var. Kendin yap projelerinden tutun aklınıza gelebilecek her şey hakkında görsel bir hazine gibi. Geçenlerde Pera müzesinin internet sitesini incelerken karşıma ‘Teraryum Kursu’ çıktı. Neymiş bu falan diye düşünürken benim için görsel google halini alan pintereste yazdım.

6d56fc85a781ca803523f8533d4ce816

cf8e9c6f73a2af47069d82078205738f

İşte o andan beri aşk yaşıyorum. Şu ana kadar İzmir’de bu konuda bir workshop bulamadım ama biri blogu okur yönlendirir falan diye yazmak istedim. Bu işin uzmanını duyan,bilen varsa üstüme bilgi atsın 🙂 Yoksa internetten malzemelerini alıp sağlı sollu girişeceğim konuya. İşi bilen önceden bir anlatsa daha keyifli olur tabi. Şimdi benim gibi bu konuya yabancı olanlar için biraz açıklayayım.

27cb8a1a5bc70efcc254a17dc2deb61c

dbc7c991811b134621d4f3bb2e16bf51

Terrarium ile camdan vazo, akvaryumlara kendi hayal gücünüzü, dünyanızı tasarlıyorsunuz. Hayal gücünüz yeşil ile hayat buluyor. İsterseniz deniz kabukları, kumlar, taşlar, kaktüsler size eşlik ediyor. Eviniz için ya da bir arkadaşınız, sevgiliniz için tasarlayabileceğiniz camdan hayaller gibi. Cam bir fanusa doldur istediklerini olsun bitsin gibi gözükse bile incelikleri var tabii. Bu konuda araştırmaya devam. Bu fotoğraflara bakıp istememek mümkün mü?

dc0c1d9f4738a7f53ed2ceebb296154b

fcc6b6faa20a20067cd0c366abf70a8d