yaşam

Yazlık İnsanı Notları

Yazlık insanı olmak değişik bir durum. İnsanın ruh halinin bir anda nasıl değişeceğini gösteren ve insanı daha huzurlu hissettiren bir değişim. Sabahı telaşsız, öğleni tembel, ikindisi telaşlı, akşamı keyifli. Bütün gününü plajda, kumda, deniz tuzu ile geçirmiş bir insan zaten nasıl şehir insanı gibi olur? Bir gecede atarsın o şehir hayatı kimliğini. Kapalı ayakkabılar kendini şıpıdık terliklere bıraktımı sen de ruhunda hissedersin o rahatlığı.


Yazlık insanı sosyaldir. Karakteri soğuk olan insanlar bile dönüşüm geçirir. Yoldan geçene selam vermek için, plajda yanında oturan çocukla evden getirdiğin meyveni paylaşmak için ya da termosa çay koyarken sağı solu da düşünmek için illa herkesi tanıman gerekmez. Yazlık insanı paylaşıma açıktır. Yoktur üstünde şehir insanının “ben” duygusu. Bavula “bizi” koyar öyle gelir yazlığına. Bahçende, balkonunda yakarsın mangalını ama illa sağına soluna bir tabak gider o mangaldan. Göz hakkı yoksa bile koku hakkı saklıdır. Zaten o tabak boş gelmez. En kötü bir Ege otundan meze olur döner öyle gelir.

Bu yazıyı okuyan bir kısım insan belki tatil dediğimiz zaman kuma değil tahtaya bastıkları, bir içeceğe on katı fiyat ödediği, yemek desen haftalık mutfak parasını gözden çıkardığı mekanları düşünebilir. O tatil değildir. Olsa olsa paranla rezil olmaktır. Burnu büyük işletmecilerin en az onlar kadar burnu büyük garsonlarına binbir rica ile hizmet istediğin, kim olduğundan çok ne giydiğinin önemli olduğu ve şişe açtırmazsan adamdan bile sayılmayacağın mekanları bana tatil diye yutturma. Hele o mekanlarda “huzur” temalı fotoğraf hiç atma çünkü o desibel müzik ile huzuru yakalamayı başarıyorsan sen ölmeden cennete de gidersin. Ben hiç gitmedim mi? Tabii gittim. Gittiğim için biliyorum.

  Oysa yazlıkçı plajlarının işletme sahipleri çardaktan bozmadır ya da en iyi ihtimalle büfedir, çeşitlidir. Paran yoksa sonra alır, tostuna gönülden çift kaşar koyar, iskambili tavlası hatta okeye dördüncü sağlaması ile ultra eğlencelidir. Gözü ne içtiğin ne yediğinde değil ne kadar eğlendiğindedir. Anne tostuna en yakın tostu anca orada yersin zaten büyük ihtimal karısı, kızı yapıyordur. Kendi içinde çocuk klubü olan tek ücretsiz işletme yazlık plajlarıdır çünkü çocuğunla ilgilenecek bir komşu kızı, oğlu mutlaka bulunur.
Bir kere yazlık tatili güvenlidir. İster sitese otur ister site olmayan bir sokakta mutlaka radarları açık bir anneanne, dede, amca vardır. Saat kaç olursa olsun sokaktaki her sese en az bir evden ışık yanar.


Yazlık insanı arabaya binmez. Denize araba ile ulaşılmaz. Uzak olsa bile yürürsün. Şehrin sana kazandırdığı en büyük tembellik olan arabadan hemen uzaklaşırsın. Hatta çoğuna branda bile geçirilir ki kirlenmesin, ısınmasın. Yazlık dediğin şey tabanvaydır. Sağlıktır.

Yazlık yerlerin gece pazarları vardır mesela. Burası şimdi çok ünlü olan sözde “yazlık” yerlerdeki dükkanlara taş çıkartır. Öyle bir mayoya, şorta, elbiseye bir aylık maaşı da bırakmazsın. Zaten orada aldığını yine yazlıkta giyeceksindir ve aman yıprandı diye düşünmezsin. Öyle pazarlardır ki sana vizyon verir. Sarma makinası, vişne çekirdeği çıkarma makinası, kolay patates soyucu gibi üstün mühendislik icatlarını oralarda bulursun. Yani o pazarlar senin ihtiyacını senden önce görür.

Yaz dediğin sıcaktır ama yazlık dediğin akşamında eser. Öyle metrekareye yüz insan düşmediği için oksijeni boldur. Balığı, rakısı, mezesi, çakırkeyif şarkıları ile sana yaz akşamında keyif serinliği getirir.

Yazlık dediğin gerçektir. Diğerleri koca bir kandırmaca.

Yazlık İnsanı Notları” için bir yorum

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s