Minipost 

yaşam

  

Binlerce insan milyonlarca kelime yazmış. Bazıları savaşlarda, yıkımlarda, göçlerde yok olmuş. Söylenen sözler, tanımlar, gerçekler, savlar yok olmuş ama bazılarını savaş bile yenememiş. Bazen bir askerin iç cebinde, bazen bir at arabasının koltuğunda, kaçmak için hızlıca yapılmış bir bohçanın dibinde yaşamış. Sahaflar hayata döndürmüş binlerce hayatı. Bugünün süslü kapaklarının altınsa saklanmış, ısmarlama, sıradan, gelir geçer hikayelerin raflarında parlamasına inat bir sahafın bezle aldığı tozu ile daha çok parlamış. 
Eski kitap kokusunu bilir misiniz? İşte o koku “yaşanmışlık” kokusudur. Bazen yazılanlar değil sadece bir koku bile çok şey öğretir sana. Eski olan kitap değerlidir çünkü onların içinde körleştiren teknolojinin kemik değer yargıları yoktur. Onların içinde sadece gerçek vardır. Bir çeşit gerçeğe yoldur. #minipost #durumbildirimi 

Özgecan Aslan’ı Anarken 

yaşam

  
Bugün Özgecan Aslan’ın öldürülmesinin 1. yıl dönümü. Biliyorum birileri kafasından Özgecan ilk mi son mu tek mi diye düşünüyor. Neden sadece Özgecan konuşuluyor? Neden sadece onun adı anılıyor? 
Tamamen şahsi olan fikrimi paylaşmak istiyorum. Evet Özgecan bu ülkede bir ya da birçok erkek tarafından katledilen kadınlardan sadece biriydi ve evet o ilk değildi ama onun kaybolması, aranma süreci, bulunması, hikayesinin öğrenilmesi, ölümü ve sonrası bu ülkenin yıllarca içinde biriktirdiği, boğazında düğüm olan, vicdanında kilit olan duyguların dışarı akmasına neden oldu. 
Onun adı ile beraber konuşulmaya başlanan şeyler, toplumsal farkındalık ve daha birçok “iyi” gelişmeye neden oldu. Bu işin keşkesi “ölüm” olmadan toplumun ahlak düzeyinin, vicdanının insani seviyeye çıkmış olmasıydı tabi. Şimdi ise önümüzde başka Özge, Ayşe, Sema, Selin, Nazlı, Fatma olmasın diye ses çıkarmamız gereken bir yol var. 
Özgecan ile simgeleşen Özgecan Yasasının bir an önce onaylanıp, yürürlüğe girmesi için ses çıkarmamız gerekiyor. Bugün özgür kadın birlikleri kaybolan her kadının arkasını kolluyor, sosyal medyadan ses çıkartıyor, harekete geçiyor ama önemli olan caydırıcı yasaların bu ülkede varlığını sağlamak. İnsan olmanın zor olduğu bir ülkede bir de kadın olarak var olmanın zorluklarını bilen hemcinslerim, cinsiyetten ayrı insana insan gibi bakan herkesin ses çıkarmasını, hükümet partileri, ilgili bakanlıklar, sivil kuruluşlarla iletişime geçmesini diliyorum. 
Ses çıkarmadığınız hiçbir olay için vicdanınızı rahatlatmayın. Başkalarının yaptıkları ile değil kendi yaptığınız şeyler ile vicdanınızı rahat ettirin. Kadınca değil insanca bir yaşam hakkı için ses çıkarın. Güzel Özgecan’a Allah’tan rahmet, sevenlerine bir kez daha baş sağlığı diliyorum. #özgecanaslan #özgecanyasası #türkiye

Minipost 

yaşam

  
Hiçbir yetenek kimsenin tekelinde değil. Hiçbir meslek sadece tek bir kişi ile var olmadı. Sadece daha çok isteyenler ya da yola daha erken çıkanlar var. Durmayanlar. Yol alanlar. Ve henüz seninle tanışmadılar. Kimse senin içindeki fotoğrafçıyı, yazarı, ressamı, tasarımcıyı, dansçıyı, sporcuyu henüz tanımıyor ama sen tanıyorsun. Artık sadece paylaşma zamanın geldi. Birileri senin önünde yola çıktı diye yönünü değiştirme sen kendi yönünü, yolunu çiz. Seninle aynı zevklere sahip insanlara karşı hırslanma tam tersi en çok onları sev. Sev ki rahatça izle, sor. Çekinme. 
Hiçbir yazarı beğenmeyen bir yazar olabilir mi? Hiçbir foroğrafçının eserlerine bakmayan bir fotoğrafçı. Bir meslekte, hobide ilerlemenin tek yolu sadece kendi yaptığın kilometrelerden geçmiyor bazen başkalarının deneyimleri seni yoğuruyor. 
Kıskanmadan, hırslanmadan, öğrenmek için bakarsan oluyor. Sadece kendini “tek” görenlerden kaç. Onları örnek alma. Yalnız dağlarında egolarını okşarken onları rahatsız etme. Sen yoluna fener olanlarla yola çık. Ve gün gelince sen de fener ol… #minipost #durumbildirimi

Minipost

minipost

  
Değerlerim değişiyor. Olur dediklerim, olmaz dediklerim, yanlış gördüklerim, doğrularım değişiyor. Kabuk olmuş tabularımın arasından ince bir duman gibi sızıyor tüm olmazlarım. 
Yeni geliyor. Yeniden. İçim ağrıyor bazen. Gözlerim acıyor. İçimden, gözlerimden bir ışık gibi yenilerim çıkıyor. Zorluyor beni. Deviriyor. Ruhsal olarak değil bazen fiziksel olarak yan yatırıyor. İçimde bir şeyler devrim yapıyor ve bir şeyler de direniyor.
 İnsanlar değişiyor. Hayat değişiyor. Hatta güneş, ay döngüsü bile değişiyor. Yeni, bir duman gibi sızıyor içimden. Beni sarıyor. Çıkar beni, bana direnme, beni sen yaptın, kavuşalım, al beni diyor.
 Ve ben kendimi tüm sancıları geride bırakıp O’na açıyorum. Gel yeni gel hazırım… #minipost #durumbildirimi