yaşam

Neden Bu Ülkeye Güvenmiyorum?

IMG_4291.JPG

 

Çocukluğumu hatırlıyorum, ergenliğimi de. Geleceğe dair hesaplarımda hiçbir zaman ‘ülke’ bir başlık olmadı. Yani yaşadığım ülkeyi ne şans ne de şanssızlık olarak görmedim. Bana sadece çalışmak öğretildi. Çalışmadan zorlanacağım. Aşmam gereken sınavlar olduğu ve bu sınavların geleceğimi belirlemede çok önemli rol alacağı söylendi. Hiçbir zaman Türk olduğum için, Türkiye’de yaşadığım için bir şeyler olamayacağım kaygısı olmadı içimde. Olsaydı zaten eminim farklı şekillerde çizilirdi hayatım.

Bugün ise çocukların önünde sadece aşılamaz eğitim sistemi sorunları yok, bugün gençlerin üstünde aynı zamanda yaşamda kalabilme kaygısı var. Sadece herhangi bir bombalı saldırıda ölmek değil bunun yanında ülkenin çizilen yeni imajının isimlerin önüne geçtiği algısı. Beyinlerin en özgür, en öğrenmeye açık, en aktif dönemlerinde bir de kendi ana vatanlarını aşma gibi bir yük ile karşı karşıya kalması hali ne kadar ağır. Biraz okuyan, algısı açık, haber irdeleyen, yorumlayabilen kitlenin çocuklarına dair en büyük hayalleri ‘gitmeleri’

Bunlardan biri de benim. Peki ben neden canımdan can katarak doğurduğum, büyüttüğüm, gözümden ayırmak istemediğim çocuğuma dair ‘gitsin’ hayalleri kuruyorum? Ben neden dizimin dibi sıcakken soğuk ülkelerin eğitim sistemlerini araştırıyorum? Ben neden bu ülkeye güvenmiyorum?

Çehresi siyasi ve politik iniş çıkışları ile çizilen, siyasi çıkışlar dışında her hangi bir şey ile gündem olamayan bir ülkeye güvenmiyorum.

Aile Bakanının kadına, yaşama, eğitim sistemine, onlara emanet çocuklara karşı olan tutum ve davranışları beni korkutuyor ve kızımı onların sisteminde yaşatma duygusu beni üzüyor.

Okumayan, yazamayan, anlamayan ama her şeyden önce dinlemeyi bilmeyen halk temsilcileri ile dolu meclisin medeni yaşama dair bırakın adım atmayı, kollarını kaldırabileceklerini sanmıyorum. (Birbirlerine yumruk atmak hariç)

Başlı başına bizi kolejlere mahkum eden, iyi eğitimin para ile olduğuna inandıran, 120 dakikalık sınavlarla birbirinden tamamen farklı çocukları değerlendirebileceğini düşünen, düşünme ezberle diyen bir eğitim sistemine başlı başına inanmıyorum. Çocuğumu pamuklara sarıp, kolej sahiplerini balyalara sararak çocuğa daha fazla sorumluluk yüklemeyi onun adına yorucu buluyorum. Devlet okuluna gidenin fakir koleje gidenin zengin olduğunu düşündürten sistem, sistem bile değil bana göre. Çocuğa oynama, hareket etme, yaşama sadece çalış diyen ama eline üniversite diploması alınca çalışma garantisi veremeyen bir düzeni kabul edemiyorum.

Sokakta, markette, durakta, alışverişte, parkta karşısındaki birey ‘çocuk’ diye ona izinsizce dokunabileceğini sanan, çocuk üstünde büyük olduğu için hak gören halden rahatsız oluyorum.

Kabalıktan, zorbalıktan, medeniyeti para sanmaktan, başarıyı maaş ile ölçmekten ölesiye nefret ediyorum.

Mutluluğu anlık tüketim zevki ile karıştırmaktan ve bunu herkese empoze eden kredi kartı zenginlerinden (gerçek fakirler) uzak olsun istiyorum.

Bana ülkeme dair güzel olan her şeyi unutturan her şey yüzünden ben ülkeme güvenemiyorum.

Sanatı boş zaman icadı olarak gören, kitap okumayı entellik sanan algının, sporu hayatın parçası olarak değil sınav, iş stresi atmak için bir araç olarak gören algıdan yoruluyorum.

Peki hiç mi umudum yok? Ben de her bencil anne baba gibi düzelsin ama benimki kendini kurtarsın da diyorum. Söylesenize haksız mıyım?

 

 

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s