Otosansür

yaşam

2007 yılından beri blog yazıyorum. O yıllara kadar yazı ile aramdaki tek bağ okul ödevleriydi. Blogun verdiği özgürlük hissini çok sevmiştim. Edebi olmak zorunda değildi. Kuralları, kalıpları yoktu. Tam bir ifade ediş biçimiydi. Yeni çağın ifade biçimi. Yargılamaya açıktı elbette ama hiçbir vaadi yoktu okuyucuya. Kendin için ya da başkası için yazma derdin yoktu. Senin seçimindi.

Sonra yazıdan para da kazandım. Yerel dergilerde yazdım, haftalık bir dergide  iki sayfam bile oldu. Birçok siteye hiç düşünmeden, karşılık beklemeden içerik ürettim.

Ben yazı yazma halini çok sevdim. Sonra Pera oldu. Annelik rolü geldi. Toplumsal tüm rolleri üstüme tek tek ceket gibi giydim.

Geçen akşam sevgilimle sohbet ederken bana “neden artık yazmıyorsun, neden uzaklaştın” diye sordu. Bir anda hiç düşünmeden cevap verdim. Çünkü otosansür geliştirdim. Üstüme ceket gibi giydiğim roller en çok bunu besledi. Yazdığım her cümlenin, ortaya sunduğum her fikrin benim hayatımın aynası olarak görüleceğini, sosyal medyada “çizdiğim” rollerden bağımsız kalamayacağını düşündüğüm için yazıdan uzaklaşmıştım.

Zaten girin bakın bloga son 1 seneye ait tüm yazılar aşırı yüzeysel, aşırı süzgeçten geçmiş, kendimi oyalamak için oluşturduğum meydan okumalarla dolu.

Oysa yazı yolculuğu (ki bitene kadar yolculuk olduğunu bile farketmemiştim) bu değildi benim için. Ben yazarken kadın olmaktan, seksten, anne olmanın yoruculuğundan, zaman zaman yaşattığı pişmanlığından, toplumsal travmalardan, bireysel travmalardan, evliliğin dünyanın en saçma kurgusu olduğundan bahsetmek istiyordum. Hepsi için yazdım aslında. blogSonra okudum. Ve sadece yazılar nedeni ile üstüme yapışabilecek tüm yorumlardan kaçmak için yayınlamadım. Sonra gördüm ki hayranlıkla takip ettiğim tüm içerik sahipleri sadece yazdıklarına ya da söyleyeceklerine odaklananlar.

İnsan bazen kendini açıklamak için o kadar çok çaba harcıyor ki bu yorgunluk hissi yüzünden hiç yorulmamayı seçiyor. İşte benim yazıda geldiğim nokta bu.

Bunu düşününce çok üzüldüm. Her yerde özgürlükleri savunduğumu düşünürken, onur yürüyüşlerine destek verirken, gazetecilere özgürlük diye sokaklarda yürüyüşlere katılırken kendime uyguladığım bu sansür üzdü.

En azından bu durumu beni yıllardır buradan takip eden kişilere karşı da bir sorumluluk duyarak anlatmak  istedim. Belki benim 2020 savaşım sadece pandemi değil beynimin içine işlemiş otosansürü de kırmaktır.

 

 

resim:Jess Phoenix

Bir şey söyle ?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s