Uyma Sen Onlara

bebek ile yaşam

Kendi kendime bir söz vermiştim. Bir daha sosyal medyada var olan kimseyi eleştirmeyeceğim hatta madem alıcısı var saygı duyacağım diye. Nedense bazı örnekler öyle üst üste geldi ki yine tutamadım kendimi. Ey yeni anne ey kafası karışık anne ey başkasının bilgisini kendi hissiyatından önde gören anne bu yazı sana bir dur, nefes al yazısı.

Bahsedeceğim şeyler kesinlikle bir kişiye yönelik yazılmıyor önce bunda anlaşalım. Çünkü o kadar çoklar ki neredeyse bir uzman havuzunda yüzüyoruz sosyal medya kanalları üzerinden. Bir kişinin deneyimini paylaşmasında bir soru yok elbet bunu hepimiz yapıyoruz ama bir kişinin deneyimlerini tek doğru kabul edip bunları ticari bir alış verişe çevirmesinde büyük bir hata var. Bir kaosa doğru sürükleniyoruz. Biz nedense en çok annelere yükleniyoruz. Anneliğin ne kadar kavram karmaşaları ile dolu olabileceğini zaten onlarca kez anlattık işte bu kaos ortamında kendini ‘uzman’ olarak tanımlayan kişilerin sözde tavsiye ve önerilerini okuyup bir de üstüne ‘kar amacı’ gütmesi beni rahatsız etmeye başladı. Ey sevgili anneler hamileliğim ve hamilelik sonrası katıldığım tüm seminerlerde gerçek uzmanlar kendilerine yöneltilen sorulara ilk olarak şu cevabı verdiler ‘önce o interneti bir kapatın’ evet lütfen kapatın. İnternet aracılığı ile alacağınız hiçbir terapi,tedavi hatta net öneriler sizi doğruya götürmez. Bebeğiniz hastalandığı zaman doktorunuz size bir tweet atsa ya da mail ile size ‘şunları için geçer’ yazsa o kişiye güveniniz kalır mı? Kalmaz. Kalmamalı. Yüz yüze birebir temas etmediğiniz hiçbir uzman sizi doğruya taşımaz. Hele psikolojik danışmanlık, beslenme ve ilaç konularında sonsuz güveni sağladığınız insanların önerileri nasıl tek doğru olarak kabul edilebilir.

1e7bf5af7f418aa29a03f751b8a01b0f

Sevgili yeni anne biliyorum kafan çok karışık. elinde pimi çekilmiş bir bomba ile yaşadığını hissediyorsun belki ama şunu unutma eğer doğa sana doğurabilirsin dediyse bununla beraber sana çok önemli hisler yükledi. Annelik hissiyatı üzerine hiçbir sanal uzmanlığın sana faydası olmayacak. Fikir almak ile fikir satın almak arasındaki farkı fark et. Sevgili kafası karışık anne unutma senin bebeğin senin dna ile dizayn edildi ve onu senden sonra en iyi tanıyacak olan kişi yine senin seçerek uygun bulduğun doktorun olacaktır. Çocuğun konuşmuyorsa, yemiyorsa ya da sana göre yapması gerektiğini düşündüğün şeyleri yapmıyorsa lütfen bir uzmana danış ‘gerçek’ etten kemikten bir uzmana danış. Biliyorum çok kolay geliyor. Elindeki çok akıllı telefonunda yazıp ortalama 10 saniye sonra alacağın cevap bazen daha çekici geliyor insana ama yapma. Tabii ki senden daha önce bir şeyleri deneyimlemiş anneler ile görüş. Bazen onların çocuklarını izlemek bir ön gösterim gibi oluyor ama iş ‘sağlık’ gerçekliğine dayanıyorsa lütfen önce sen düşün, tart ve yolunu çiz. Tek doğru sensin. Uyma sen onlara.

Teknik Anne Pratik Anneye Karşı

bebek ile yaşam

c9d55a657614b8c18d90d7f14b4572dd

Şimdi başlığı okuyunca ortada bir savaş varmış algısı oluşmuş olabilir ama yok bugün anlatacaklarım aslında aynı cephede bin bir savaşçı olması ile ilgili. Annelik meselesi üzerine binlerce post konusu çıkabilir ama artık şunu kabul edelim ‘bu konuyu neresinden tutarsak tutalım elimizde kalır’ Dediğim gibi aslında kalıpları olmayan, başlıklara sığdırılmayan bu durumun bugün en temel iki tipini inceleyeceğiz. Teknik anneler ve onların hunharca ezdiği pratik anneler.

99b66d8dfaf02dfa815e9a6d20d96903

-Teknik anne için annelik yaşattığı üst duygu dışında bir çeşit disiplin ve kariyer işidir. Kuralları vardır ve doğal afet dışında bu kuralların uygulanmaması mümkün değildir. Pratik anne daha çok memur kafasıdır. Nasılsa ben doğurdum elbet beni sevecek kafası ile biraz daha rahattır.
-Teknik annenin çocuğu fetus halinden itibaren kitaplarda o ay ne yazıyorsa yapmak zorundadır. Hatta mümküse bir iki ay önden gitmesi daha iyi olur. Pratik anne için bu önemli değildir çünkü o kitapların çoğundan habersizdir. En fazla kendi annesine ‘ben ne zaman yürüdüm, konuştum’ diye sorarak kendince gen haritası çıkarır.
-Teknik annenin çocuğunun o hafta ne yiyeceği planlıdır. O gün demiyorum bakın o hafta. Hatta kendi içlerinde ayrılan teknik annelerin bazılarının vitamin tablosu yazdığı görülmüştür. Pratik anne biraz daha allah ne verdiyse canım ya şeklinde olaya yaklaşır. Elbet o da çocuğuna yemek yapar ama zaman zaman köfteciyi aramaktan çekinmez.
-Teknik annenin çocuğu mümkünse anne karnında bile konuşur. Teknik anneye kaç kelime biliyor sorusunu yönelttiğinizde size isimler, sıfatlar vs gruplarına ayrılmış bir kağıt çıkarması olasıdır. Pratik anne soru karşısında önce soruya defans geliştirir. Kelime derken? Hayvan sesi sayılır mı? Kendi dilinde mi bizim dilde mi gibi.
-Teknik annenin çocuğunun okul planı, hedef yan dilleri, yapacağı sporlar az çok bellidir. Bunun üzerine bir ‘school files’ masa üstünde kayıtlıdır. Gerçi çocuk daha bir yaşındadır ama olsun. Pratik anne daha kadercidir. İnsan yarına çıkacağını biliyor mu canım şeklinde olaya yaklaşabilir. Bu türlerin çalışsın kazansın eşşek şeklinde yaklaşanları mevcuttur.
-Teknik annenin çocuğu atomu parçalar, kansere çare bulur. Pratik annenin çocuğu ‘ee birileri ayak işini yapmalı’ canımdır. Yok yok bu son madde işin tamamen şakası elbet.

Bu iki tür annenin tek bir ortak özelliği vardır. İkisi de çocuklarını sever. Aynı şeye ağlar, aynı şeye güler. İkisininde yoktur aslında bundan başka yolları.
Peki iki tür anneye kendini yakın bulanlar yok mu? Elbet var. İşte onlar ortaya karışık anne. En tadından yenmeyen o belkide. Ne demiş bir Aziz ‘çocukların ruhunu yontan kişi, tüm ressam ve heykeltraşlardan daha üstündür. Ee sanatçılar arası olur o kadar kapışma.

20140520-235841-86321936.jpg

 

Anne’nin IQ ile Savaşı

bebek ile yaşam

Eğer bundan 10-15 sene öncesinde bugünü öngörseydim sanırım seçeceğim tek meslek ‘okul öncesi eğitmenliği’ falan olurdu. Siz ne derece yaratıcısınız ya da ne derece çocukla çocuk olabiliyorsunuz bilmiyorum ama iki senede ben tıkandım. Araba gitmiyor, yürümüyor yani. Sabah ortalama 8 gibi kalkan akşam ortalama 21:00 gibi yatan bir çocuk ile önünüze serilen 13 saatlik zaman dilimini doldurmak hatta bunun her anını verimli hale getirmek mi yoksa atomu parçalamak mı daha zor bilemedim. Tamam şimdi bu noktada çok abarttığımı düşünen herkesi üç günlüğüne Pera tatil kampına bekliyoruz. Çıkın çıkın gelin hem ben biraz kafa dinlerim. b920f212ab0698f49a0ee809bebb312f

Hadi kahvaltısını yaptırdın, boyama, hamur, dans, müzik, el becerisi oyunları, puzzle, parka gittin, kumla oynadın, banyoya soktun su ile oynadın, yemek yedirdin, öğlen uyuttun sizce kaç saat geçti? Ben söyleyeyim 5 hadi iyi yönde bakalım öğlen iki sat falan uyumuş olsun 6 saat geçti. Şimdi anlatın bakalım kalan 8 saatte derdini tam anlatamayan, ne istediğini kendisi bile bilmeyen iki yaş çocuğunu kalan saatte ne yapıp avutuyorsunuz?

628222ea4b4776f926730fef5c98a986

Ipad verme konuşmaz, telefon verme hasta olur, televizyon açma geri kalır diye diye ruhumu çektiniz zaten bari onu yapma diyene kadar ne yapayım bir zahmet onu anlatın ama bana sakın ‘aktivite yap annesi’ ‘kitap oku annesi’ falan demeyin infilak edeceğim. Evde hayvan sesi taklidi yapıp, her şeyi tane tane ‘bilal’e anlatır’ gibi anlatmaktan onun zekası ilerlerken benimki döndü 6 yaşa falan. Yanlış anlaşılmasın isyanım çocuğa değil haklı tabii ister bebe annesi önünde pas pas olsun. Ben yaratıcılığımı kaybettim gençler. Hadi şimdi havalar güzelleşiyor direniyorum kum, güneş, deniz derken ya da ‘anne baba şu çocuğu iki dakika tutun bakayım’ diyerek arada ortadan kaybolup falan yazı geçiririm ama şu konuda çok netim ‘yeni nesil okul yaşı artık 3 falan değil’ bunlar doğuştan sosyal olmak, bilgi almak için doğmuşlar. Eylül gelir ve bize okul yolları açılır.

e54e74419f3951e3d8d750725ea4c201

Anneliğin en vicdanı zorlayan kısmı ‘yetmiyorum’ hissi. Üretemedikçe aynı kısır oyunlar ile sınırlı kaldıkça ben daha çok üzülüyorum. Oyuncakçılardan aldığımız oyuncakların zaten ömrü bir gün. Sonra dönüp yüzüne bakan yok. O zaman daha aktivite yönlü şeyler yapalım dediğim zamanda işte böyle elinde bilgisayar oyun araştırıyorsun. Bir de bunlar bir kendini beğenmiş bir beğenmez haldeler. Bir oyunda 15-20 dakikadan fazla kaldıkları çok görülmüyor. Çocuğu daha 7 günlükten itibaren sokaklarda yaşamaya alıştırırsam böyle ev zamanlarında çekersin işte acısını. Oh bir içimi döktüm bir ferahladım ben. Neyse şimdi kalkıp yemeyeceği sebze yemeğini hazırlayayım bir yandan köfteciyi arayayım nasılsa yine köfteci kazanacak. Annelik baştan 1-0 geride maça başlamakmış hiç söylemiyorsunuz. Bizde şampiyon belli sizde kim?

ac2cd0aee73d23cf54d11fac3468a749

 

Yapışık İkizimi Doğurdum

bebek ile yaşam

Zaman geçtikçe, algıları açıldıkça kendi kendine daha fazla vakit geçirir ya da ne bileyim oyuncakları ile oynar falan diye düşünüyordum ben. Meğer iş o algı açıldıktan sonra başlıyormuş. Memeye yapışmayan çocuk paçaya öyle bir yapışıyormuş ki anne tek bacakla yürüyormuş. (Bu noktada şükret çocuğum teyzelere sesleniyorum elbet şükür, elbet iyi ki var) Bebeklik döneminde ben bu arkadaşı kanguruya yok yatağa falan koyup o eblek eblek bakınırken her işimi hallederdim şimdi bırakın iş halletmeyi çişimi yalnız yapabildiğim zaman banyomuzdan havai fişekler atılıyor.2a7f10a2b5deb0d562b5e2c5e5a65ae3

Tamam ona hak veriyorum. Keşif ve öğrenme dönemleri bunun yanında korkuları var, bağlılıkları var. Her şeyi geçtim anneyi seviyor çocuk elbet vakit geçirmek ister ama benim en büyük korkum ‘ya bu çocuk sosyal olmazsa’ durumu. Yani ne yemesine, içmesine ne başka şeylerine bu kadar takılmıyorum ben. Tek derdim insan sevsin, öğrenmeyi sevsin, araştırmayı sevsin, cingöz olsun yani. Ee bunları benim paçamın arkasından ne kadar etkili yapabilir diye arada kara kara düşünüyorum. Gerçi parka gittiğimiz ya da dışarıda olduğumuz anlarda insanlar ile girdiği iletişimden memnunum ama yaşıtı yok doğru düzgün çevremizde. Ee tembel amca vs yüzünden kuzeni zaten yok. İş böyle olunca ben başladım okul araştırmaya. Ne olursa olsun benden ayrı geçireceği 2-3 saat ve bu saati yaşıtları ile faaliyet, aktivite ile geçireceği için eminim katkısı olacak. Şimdi tabii ‘erken, hasta olur, etkilenir’ yorumlarını kulaklarımı öyle bir tıkadım ve öyle bir göz kararttım ki deneyeceğim. Belki tükürdüğümü yalarım belki çok pişman olurum ama büyük ihtimal onun adına iyi bir şey yapmış olacağıma inanıyorum.

6be982efd32c4a75fefb98d2f88fbbd1

Evde son 6 aydır üretmeye çalıştığım faaliyetin artık sonu geldi yani sanatçı burada biraz tıkandı. Ee her baby tv açtığımda bir yerlerde bir pedagog ölüyor o yüzden böylesi daha iç rahatlatıcı geliyor. Şimdi annelik vicdanı burada ortaya çıkıyor ve onu tek başına bir okulun içinde düşününce içimde bir şeyler beni kemirmeye başlıyor. Gerçi baktım okulun bahçesinde bir sote yer buldum bir süre oraya saklanmayı ve komando yöntemleri ile izlemeyi düşünüyorum. Şaka bir yana bu elbet bir gün olacak. Yani o bir gün gelecek ve benden daha fazlasına ihtiyaç duyacak. Benim ona dair her yeteneği fark etmem ya da onu bu konuda doğru yönlendirmem mümkün değil. Daha okulu gezerken bile drama sınıfında ses eğitimi veren öğretmen Pera ile 10 dakika geçirip iyi bir kulağı olduğunu ve kolay ses taklit ettiğini söyledi mesela. Eminim kendimi daha az eksik hissedeceğim bu sayede. Yapışık ikizimden saatli bile ayrılmak bana şimdiden çok koysa bile onun birey olma yolunda bu adıma ihtiyacı var biliyorum. Yoksa annelik zaten kendi kendini yeme sanatı. Bırakın ben kendimi yerim o yeter ki mutlu olsun.

Yeni Yıl Perisi

bebek ile yaşam

Yeni yıl ruhunu seviyorum. Bir şeylerin yenilenmesi hissi kendimi taze hissetmemi sağlıyor. Yılın son ayı çok yorgun oluyor sanki. Bu yorgunluğu bir iki aktivite ile üstümüzden atmak insana iyi geliyor. İster yılbaşı kurabiyeleri yapın ister çam ağacı süsleyin ya da bizim gibi alın ufak bir yılbaşı kıyafeti fotoğraflar çekin. Bu yıl Pera ile biz bunu yapıyoruz. İşte örnek bir iki fotoğraf. Sevgiler 🙂 20131213-105744.jpg20131213-105758.jpg20131213-105824.jpg20131213-105837.jpg20131213-105902.jpg20131213-105925.jpg20131213-110011.jpg

20131213-110059.jpg