Diyetisyen Andaç Yeşilyurt ile Beslenme Üzerine

Bir Dilim Sohbet, diyet, sağlıklı yaşam

10514385_10152169217626065_1274526654156345355_o

Röportaj: ÖZGE DOĞAN

Genelde mevsim yaza dönerken aklımıza gelse de daha sağlıklı bir bedene sahip olma herkesin isteği. Bu süreçte birçok farklı yöntem, liste ya da reçete var. Hiç şüphesiz ki bir uzman ile beraber çalışanlar özellikle kilo verme sürecinde çok daha başarılı oluyorlar. İzmir’de sağlıklı beslenme konusunda adından sıkça söz ettiren Andaç Yeşilyurt ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik. Zayıflama konusunda doğru bilinen yanlışlar ve tavsiyeler sizleri bekliyor.

  • Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Andaç Yeşilyurt kimdir ve beslenme uzmanlığı konusunda ne kadar süredir çalışmaktadır? 

Merhaba kendimden kısaca bahsetmem gerekirse 2008 yılında Başkent Üniversitesinden mezun olarak diyetisyen olduğumu söyleyebilirim. Aslında bütün çocukluğum ve hayatım Ankara’da geçmiş olmasına rağmen daha sonra içimde doğan bir değişiklik yapma isteği ile İzmir’e geldim ve 2010 yılından beri İzmir de kendi ofisimde beslenme ve diyet konusunda danışmanlık veriyorum. İyi ki böyle güzel bir şehre gelmişim diyebilirim.

  • Her ne kadar mesleğiniz ‘kilo verme’ problemi ile anılsa da aslında birçok hizmeti içinde barındırıyor. Size kilo verme dışında hangi konularda danışıyorlar?

Evet dediğiniz gibi Diyetisyen ya da diyet denince ilk akla gelen kilo vermek oluyor ama aslında diyetisyenlik meslek olarak sadece kilo vermenin dışında yemek ve hastalıkların beslenmesiyle ilgili birçok konuda çalışır. Bana gelince ben de ofisimde sağlıklı beslenme, ya da hamilelik veya emzirme dönemi gibi ve hatta zayıflık konusunda yardım almak isteyenlere danışmanlık yapıyorum ancak çoğunlukla kilo verme konusunda çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi bunun yanında bazı şirketlere veya gıda üreticilerine de danışmanlık yaptığım oluyor.

  • Gündemde olan ve çok tartışılan beslenme şekilleri ve moda diyetler duyuyoruz. Sizce bu işin tek doğrusu mu var yoksa herkesin yolu mu farklı?

Zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturuyor bu yüzden bundan faydalanmak isteyen birçok kişi yanlış ürünlere insanları yönlendiriyor.

Her sene trend olan veya umut vadeden bir çok popüler yöntem ortaya atılıyor ve bir çoğu insan bunları takip edebiliyor tabi ki bunların arasında doğru şeyler de var ama çok zararlı yöntemler de olabiliyor. Hatta bazıları farklı isimlerle birbirinin çok benzeri diyetler de oluyor. Tek fark küçük değişikliklerle o sene bir başkasının ismi ile moda haline gelmesi. Bunda biraz da PR çalışmaları etkili çünkü zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturmakta dolayısıyla bundan faydalanmak isteyen birçok kişi veya firma çıkabiliyor ve zaman zaman çok zararlı ürünler de piyasaya çıkabiliyor.

Aslında bu konudaki en doğru yöntem ‘Dünya Sağlık Örgütü’ ‘Amerikan Diyetisyenler Derneği’ ‘Türkiye Diyetisyenler Derneği’ gibi bilime dayalı güvenilir kurumların önerilerini takip etmek. Tabi şunu da bilmek lazım hepimizin değişik alışkanlıkları ve farklı yaşam tarzları var ve hatta kendimize özel bazı sağlık problemlerimiz olabiliyor. Dolayısıyla böyle bir durumda sizin profilinize en uygun programın oluşturulabilmesi için en doğru yöntem konusunda uzman ve sizi tanıyıp size göre plan çıkaran bir diyetisyenle çalışmak.

Kişinin motivasyonu düştüğü noktada müdahale etmek ve kişinin yaşam tarzına göre planları oluşturmak sürecin olumlu tamamlanmasını sağlıyor.

  • Sizin yönteminizde temel prensip olarak belirlediğiniz konu ne?

Benim yaptığım birkaç önemli şey var birincisi tabi ki bilimsel, güvenilir kaynakları ve de araştırmaları takip edip onların doğrultusunda listeler planlamak. İkincisi ise benden yardım isteyen insanları tanımaya çalışarak onların ihtiyaçlarını belirlemek ve ona göre bir yol haritası çizmek oluyor. Bunlar nedir derseniz içinde birçok şey yer alıyor; İlk olarak kişinin hayat kalitesini önemseyen uygulanabilir bir plan çıkarmak. Sonra bu çıkardığınız planı değişikler ile dinamik tutmak ve kişiye alternatif çözümler sunmak. Karşınızdakinin motivasyonunun azaldığını hissettiğiniz anda onu tekrar motive edebilecek yöntemleriniz olmalı. Bu tabi biraz da o insanı okuyabilmekle ilgili. Diğer bir önemli konu ise kişiye gerçekten lezzetli bir diyet planı sunabilmektir. Özellikle bu konuda şu ara çok çalışma yaptığımı söyleyebilirim gerek tarifler olsun gerek ofisimizde bulunan ‘Diyet Bakkal’ bölümünde sunduğumuz sağlıklı abur cuburlar ve gıdalar olsun bu anlamda danışanlarımıza farklılıklar sunuyoruz.

  • İnsan psikolojisinin en çok savaştığı konulardan biri belki de kilo vermek. Bu konuda danışanlarınıza nasıl tavsiyeler verirsiniz? Bu yola girmeden bir ön hazırlık var mıdır?

Bence en önemli şey kişinin kendi kafasında artık bu konuda karar vermiş olması. Bu çok önemli bir adım çünkü işin en önemli kısmı kişinin kendisinde bitiyor. O bu kararı verdikten sonra kendisine doğru bir yol ve rehber seçmesi bu sürecin tamamen çözülmesinde etkili oluyor. Benim önerim öncelikle neden kilo vermek istedikleri ile ilgili sadece kendilerinin okuyacakları bir nedenler listesi hazırlamaları. Bunu yaparken belki de bazı şeyleri kendilerine bile ilk defa itiraf edecekler ve gerçekten neden kilo vermek istediklerini hatırlayacakları bir listeleri olacak. Daha sonra bu yola çıktıklarında motivasyonları her düştüğünde veya bırakmayı düşündüklerinde o listeyi açıp okuyarak tekrar bunu yapmak isteme sebeplerini hatırlamalarını tavsiye ediyorum.

  • Son dönemin en çok konuşulan konularından biri de sıvı detokslar oldu. Bu konuda onlarca firma insanlara aracı oluyor. Sizin bu detoks türlerine bakış açınız nedir?

Bir defa Detoksun ne olduğunun Türkiye’de doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu konu baştan aşağı yanlışlarla dolu gibi geliyor bana çünkü etrafta detoks olduğunu iddia eden bir sürü saçma yanlış diyet görebiliyorum. Aslında bu başlı başına bir konu ve dikkatli uygulanması gereken bir süreç ve sadece kısa süreler olarak uygulanmalı. Ayrıca gözden kaçırılan bir nokta da detoksun aslında kilo verme diyeti olmadığı tabi ki bunun  sonucunda insanlar kilo verebilir ama detoksun asıl amacı kilo vermek değil kelime anlamıyla da detoksifikasyon yani toksinlerden arınma süreci olmasıdır.

  • İnsanların bedensel farkındalıkları artmışken yeni alınmış kilolardan kurtulmak için tavsiyeleriniz var mıdır? 

Elbette herkeste işe yarayabilecek birkaç tüyo verebilirim, öncelikle en büyük problem yaptığımız lüzumsuz kaçamaklar olabiliyor o yüzden öncelikle eve abur cubur almayı bırakmanızı öneriyorum çünkü hiç olmayacak zamanda karşınıza çıkabiliyor ve dayanamıyorsunuz. Sonra en büyük problemlerimizden biri de gece yemekleri ve atıştırmaları oluyor benim tavsiyem son ana öğünle uyku arasında en az 3-4 saat, son atıştırma öğünü ile uyku arasında en az 1,5 – 2 saat olması. Gözümüzden kaçan ama aslında çok ciddi kalori almamıza sebep olan diğer etken de şekerli içecekler bazen sıcak havalarda çok fazla şekerli içecek tüketimi olabiliyor ve bu da kilo alımıyla sonuçlanıyor. Bir örnek vermek gerekirse günde ekstradan tükettiğimiz bir tane çay şekeri 1 yılsonunda bize 1 kg olarak geri dönebiliyor. Dolayısıyla bu küçük düzeltmeler büyük farklar yaratabilir.

11215711_996929823691662_6458757340169602297_n

  • Bizim için pratik bir tarif paylaşmanız mümkün mü? 

Diyette en çok ihtiyaç duyulan şeyin tatlı olduğunu bildiğim için size çok pratik ve masum bir çilekli tatlı tarifi veriyim öyleyse. Öncelikle 180gr. light labne peynirini 2 kaşık pudra şeker (veya toz tatlandırıcı), bir çubuk vanilyanın tohumları ile karıştırıp bir krema elde ediyoruz. Daha sonra çileklerin önce altlarından ufacık keserek tabakta dik durmalarını sağlıyoruz sonra üstlerini çay kaşığı ile oyarak kremamızı doldurmak için küçük bir yer hazırlıyoruz ve bu boşluğu kremamızla dolduruyoruz. Son olarak 1-2 tane yulaflı light bisküviyi ezip un ufak ettikten sonra çileklerin üstüne serpiştirip süslüyoruz. Bu çilekli tatlılardan atıştırma öğününüzde her on kilo için 1 adet yani 80kg iseniz 8 tane 60kg iseniz 6 tane olacak şekilde yerseniz kilonuza hiç bir olumsuz etkisi olmayacaktır.

İZMİR yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir şehir. Ben artık kendimi İzmirli olarak görüyorum.

  • Sizin İzmir’e gelme ve İzmir’de yaşamaya karar vermeniz nasıl oldu? İzmir size ne ifade ediyor? 

Bizim yazlığımız 1995’ten beri Kuşadası’nda olduğu için küçüklüğümden beri her yaz Kuşadası’nda olurdum. Tabi yıllar geçtikçe ailem de oraya çok alıştı ve artık orada yaşamak istiyorlardı. Bende iş için Ankara dışındaki şehirleri de düşünmeye başlayınca (daha doğrusu İstanbuldu kafamdaki) yakın olalım diye beni İzmir konusunda ikna etmeye çalıştılar. İlk etapta başarılı olamasalar da sonradan ben bunun iyi bir fikir olduğuna karar verip buraya geldim. Tabi geleli 5,5 yıl oldu diyebilirim bana göre bir şehirde 5 yıl yaşadıysanız artık oralı sayılırsınız diye düşünüyorum bu durumda bende İzmirli oldum artık. Yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir yer İzmir.

  • İzmir’de yapmayı en çok sevdiğiniz şeyler nedir?

Ben İzmir’in en çok hayatınıza sunduğu özgürlüğü ve kolaylığı seviyorum. Özgürlükten kastım şu eğer İzmir’de yaşıyorsanız İzmir ile sınırlı değilsiniz her an şehirden uzaklaşıp o an ihtiyaç duyduğunuz istediğiniz tarzda bir yere veya doğa güzelliğinin içine 1 saatte ulaşabilirsiniz. Bu sakin bir balıkçı kasabası olabilir, bir dağ ya da orman tatili olabilir, tarihi bir yer, ya da eğlencenin patladığı bir deniz tatili de olabilir. Dediğim gibi bu şehirde yaşarken bu şehir tarafından kapana kısılmış değilsiniz bütün özgürlükler ve Türkiye’nin sayılı güzellikleri sizin arka bahçeniz gibi. Onun dışında evim ve ofisim Alsancakta olduğu için çoğunlukla burada vakit geçiriyorum diyebilirim. Bunun da güzel yanı işten çıkıp eve gidiyorum derken yolda bir tanıdığa rastlaman ve oturup sohbet edip spontane bir plan ortaya çıkması, sanırım bunlar beni çok mutlu ediyor.

#Diyetteyiz İnsanı Ne Yer?

diyet, sağlıklı yaşam

Ne zamandır diyet ve sağlıklı yaşam yazılarına ara verdim malum. Bir sürü gerekçem var ama tek önemli gerekçem benim bu kafadan biraz uzaklaşmış olmamdı. Neyse bir kaç haftalık aradan sonra eski tempoda diyete ve her şeyden önce daha sağlıklı olmak adına yapılan her türlü aktiviteye geri döndüm. Şaka gibi gelebilir ama özlemişim ben planlı programlı yemeyi, sporu. Sürekli yiyorum, içiyorum falan diyorum ama bu instagram’da çığ gibi büyüyen #diyetteyiz insanları ne yer ne içer kardeşim sorusuna biraz net cevaplar vermiş olayım diye örnek bir günlük beslenmemi sizinle paylaşıyorum. Önemli not bu uygulamanız için değil tamamen fikir almanız için bir paylaşımdır.

Sabah : Diyetteyiz insanları için gece açlığından sonra en önemli öğün sanırım bu öğün. Altta koyduğum fotoğraf tamamen örnek listeye göre sabit bir kahvaltıdır ama o tabakta olan malzemeler ile çeşitlendirilip bir çok değişik şey yapılabiliyor. Hatta çeşitlilik açısından en yaratıcı olabileceğiniz öğün sanırım kahvaltı.

fotoğraf 3

Ara : Hiç azımsanmayacak kadar tok tutan bir öğün. ^tane kuru kayısı ve ceviz su ile birleşince midede nasıl bir balon yapıyorsa artık. Belirli bir süre yemek demiyorum. Üstüne bir türk kahvesi ile taçlandırıyorum. Fotoğrafta yanında duran çikolatayı görüp yanılgıya düşmeyin çoğu diyette kahvenin yanında ufacık bitter çikolatalar verilir.

fotoğraf 1

Öğle : İşte benim için en zor öğün. Sebze ile uzaktan yakından ilgisi olmayan biri için çeşitlendirmekte en çok zorlandığım öğünüm bu sanırım. Ortalama olarak yiyebildiğim sebze sayısı 5 ama çorbadır, salatadır falan derken haftayı tamamlıyorum bir şekilde. Yoğurt ise ilaç gibi geliyor bu öğünde.

fotoğraf 4

Ara: İşte benim vazgeçilmezim. Çikolatalı wasa. Gün içinde yaşadığım tüm ‘tatlı’ krizlerimi wasa&kahve ikilisi ile dindiriyorum. Biliyorum bir çoğunuz başka başka tatlılar geçirdiniz aklınızdan ama #diyetteyiz arkadaşlar biz çikolatalı tart yemeyi sizden öğrenecek değiliz 🙂

fotoğraf 1

 

Ara: Actvia ile zaman zaman yolumuz kesişirdi ama diyet ile beraber bonus olarak gelen barsak tembellikleri için harika bir çözüm. Bunun yanında ekleyeceğiniz bir tatlı kaşığı buğday ruşeymi akşama çok aç girmemenizi sağlıyor.

fotoğraf 3

Akşam: İşte ‘et yemeden doymuyorum kardeşim’ diyenlerin beklediği öğün. Aslında salata lif içeriğinden dolayı sanırım yeterli oluyor doymakta çünkü gerçekten olabildiğince bol hazırlıyorum. Yanına istediğiniz, dilediğiniz eti ızgara olarak ekleyince ekmeklere yer kalmıyor. İlk haftalarda çeşitlendirmiyoruz ama daha sonra eti farklı tarifler ile tüketebiliyoruz.

7d433efaf00811d3dd48ff3c8fb9e0f9

Ara: Bakın bitmiyor yemek. Sürekli bir şeyler tıkınıyoruz 🙂 Günün kapanışı. Ananas ve yarım yağlı süt. Sabaha kadar beni dingin tutan şey sanırım süt oluyor. 33 yaşından sonra çocukluğuma döndüm. Süt içip yatıyorum:

fotoğraf 2

Son : Uyku ! Olmaz olmaz bu işte. Uyumazsan yersin. Bu doğamızın gerçeği. O yüzden gün içinde bol bol yorulun. Ne kadar erken o kadar  iyi. 🙂

3ffbc50facf6065f394987135edbd0ae

Önce Zayıfla Afrodit !

diyet

Mitoloji sever misiniz ? Bir süre üstünde vakit harcadığım ve özellikle belirli karakterler üzerine okuduğum bir konuydu benim için. Peki hiç adını çok duyduğumuz mitolojik karakterlerin resmedildiği eserlere ya da yayınlara dikkat ettiniz mi? Mitolojik tarihten bugüne bütün doğurgan, anaç ya da güzelliği temsil eden mitolojik kadınlar hiç zayıf olmayan tam tersi hani etli butlu dediğimiz türden vücut şekilleri ile çizilmiş. Hatta bulunan bir çok tarihi bulguda o sadece mitolojik tarihte değil dünya tarihinde de bir çok doğurganlık simgesi olan kadın kilolu kadınlar. Peki tarihten bugüne geldiğimizde bugün kısırlığın, çocuk sahibi olamamanın en büyük etkeni olarak gösterilen ‘fazla kilo’ neden birden bire günah keçisi oldu. Elbet tıbbın gerçeklerine karşı bir tez oluşturacak değilim. Kilonun kısa ve uzun vadede kadına yaşattığı sıkıntıları en iyi bilenlerden biriyim. Benim üstüne konuştuğum konu tarihte kadının cezbeden, çekici, dişi yönlerinin o kadınsal kıvrımlar ile resmedilirken bugün geldiğimiz doğurgan ya da çekici kadın imajının nasıl bu kadar değiştiği yönünde.

3901

Her ne kadar ‘kadın dediğin etli butlu olur kardeşim’ diyenlerin sayısı çok olsa bile bugün televizyonlarda, görsel ya da basılı medyada kadın sadece ‘zayıf, 90-60-90 ölçülerinde olmalı’ mesajını görüyoruz. Oysa hem toplulumuzun bize getirdiği beslenme biçimi ve mutfak hem tarihten bugüne gelirken olan süreç bize kadını kıvrımları olan bir varlık olarak sunmakta. Bu konuyu doğurganlık çerçevesinde incelememiz gerekirse özellikle bir çok kadın doğumcu bugün nedensiz kısırlıklarda eğer kadın kilolu ise ‘önce kilo ver’ şeklinde yaklaşımlarda bulunuyor. Tıbben fazla kilonun bu konuya etkisi olduğu gerçeği olsa bile kadının sadece bu konuya takılı kalması ve bu konu üzerinde strese girmesi bence ona çok daha fazla veriyor. Eğer bir kadının rutin değerleri normal ise, kendini sağlıklı hissediyorsa ve var olan kilosu ona negatif yönde bir etki yapmıyorsa bence o kadının hamile kalmaması için hiçbir neden yok. Olsa sanırım hamile kalmayacak ilk insanlardan biri ben olurdum. Fazla kilolu hamile kalmanın elbet çıkardığı zorluklar var ama bu başlı başına bir engel değil. Ne yani güzelliği ile ünlü Afrodit ya da Roma’lıların doğurganlık tanrıçası Bona Dea bugün yaşasa doktorlar onlara önce zayıflayın mı diyecekti ? Hiç sanmam.

adonis

Bunun yanında estetik açıdan baktığınızda neredeyse erkek egemen tüm sektörler reklamlarını yaparken estetik kavramını bize kalıplaşmış bir kadın vücudu tanımı ile sunuyorlar. Kadının bir cinsel obje olarak bu kadar kalıplaştırılması ve fabrikadan çıkmış şekilde talep edildiğinin işlenmesi bir çok sektörü besliyor. Kozmetikten modaya bir çok sektör bu pazarlama şeklinden memnun. Oysa bugün bir çok güzellik merkezine adını veren tanrıçaların hepsi dolgun vücut hatları ile isim yapmış simgeler.

aphrodite-ares-cupid

Siz kendinizi nasıl kadın hissediyorsanız sizin estetik kalıbınız o olmalıdır ve doğrudur. Fabrikada üretilmiş robotlar gibi olmanın ya da tek bir elden çıkmış kuklalar gibi dolaşmanın alemi yok. Önceliğiniz sağlığınız olsun. Kendinizi sağlıklı hissettiğiniz vücut şekli ne ise sizin doğrunuz o. Mutluluğunuz önceliğiniz olsun.  Hem Afrodit’in bir bildiği olmalı değil mi ?

havva1

Biraz Motivasyonunuz Varsa Alırım

diyet

Uzun süredir beslenme programım ve gelişimi ile ilgili yazı yazamıyorum. Aslında genel olarak her şey yolunda gidiyor. Zaman zaman metabolizma bana direniyor sonra ben onun gözünü korkutuyorum o kendine geliyor. Hedefe 17 kg kaldı ve verdiğin kilo vereceğin kilodan fazla olunca insana yolun yarısı geçmiş hissi geliyor. Bu da daha iyi hissetmenize neden oluyor.

ef1fec8cf88ec3fe6460e7de35d43a0a

Aslında bu haftaya kadar motivasyonum konusunda da bir sorun yaşamıyordum. Yani insanlara ‘kendinizi şöyle motive edin yok böyle yapın’ diye yazdıktan sonra birazda kendime yediremedim sanırım. Bu hafta kızımın geçirdiği hastalık nedeni ile açıkçası tüm düzenim alt üstü oldu. Gerçi o iyi olsun yeter ki her şey olur geçer gibi baksam bile bir yandan sürekli bugünde listeni uygulayamadım diye sayıklayıp durdum. Ateş dolayısı ile uyku düzenimiz ters düz olunca zaten her şey birbirine girdi. İlk üç gün neredeyse hiçbir şey yiyemedim ki bu iyi bir şey değil. Zayıflama sürecinde ne yemediğiniz değil hangi saatte ne yediğiniz çok daha önemli. Sporu zaten hiç söylemiyorum neredeyse bir haftadır salonun yüzünü görmedim. Tüm duygusal iniş çıkışlarında çözümü buzdolabında arayan ben gece kızım ateşten huzursuz olunca kendimi sürekli yiyecek bir şeyler ararken buldum. İşte bu noktada bir kez daha anladım ki eğer eve abur cubur hiç girmezse istediğiniz kadar krizler yaşayın bir şey yiyemiyorsunuz.

6f84966eadd4edab75c7bd30a2b3b245

Gerçi meyve ve şekersiz çikolatayı abarttığım anlar oldu. En azından bir kalıp çikolata yemekten iyidir. Şimdi pazartesi günü yeni kontrol günüm var. Bu üç günü kendimi tekrar eski düzenime motive etmek için kullanmam gerekiyor. Gerçi her şeyden önce sağlık olsun o ayrı konu. Bu uzun bir yol ve böyle duraklarım olacaktır. Bir anda değişen yaşam tarzı böyle anlara gebe oluyor.  Şimdiye kadar ben size bu konuda yazdım, çizdim diye düşünüp belki şimdi sizin bana vereceğiniz bir dilim motivasyonunuz vardır diye düşünüyorum. Alınan kararların uygulanabildiği günler bizimle olsun. Sevgiler.

Başa Dönerim Korkusu !

diyet

Şimdiye kadar ‘diyet’ başlığı altında yazdığım bir çok yazı aslında bu süreci yaşayan kişilere destek olabilmek ve bu arada kendimle ilgili paylaşımlarda bulunup başkalarından destek alabilmek amaçlıydı. Peki bu kadar kendinden emin ve söz yerindeyse tam gaz giden düzende hiç mi zor anlarım olmadı? Oldu ! Geçen hafta diyete başladığımdan beri en zor haftamı geçirdim. Ne beslenme listemde bir eksik vardı ne de başka bir şey ama sürekli aç, moralsiz ve sıkılmış geçirdim. Psikolojik olarak gayet iyi durumda olmama rağmen kafam sürekli yemekte yaşadım. Ara ara elime çikolatalar alıp uzun uzun baktım. Bir kereden bir şey olmaz ye gitsin diye kendimi kandırmaya çalıştım. Önümden geçen her yemeği izler oldum. Şimdi bir alış veriş merkezine gideceğim ve önüme gelen her şeyi yiyeceğim dedim. Peki yaptım mı? Hayır! Nasıl yapmadığımdan önce neden bu duruma geldiğimi anlatayım.

39195a95e1003785c5ac68cbe4b1f901

Diyetisyen desteği almaya başlamadan bir ay öncesinden yani spor salonu kaydından bugüne baktığımızdan itibaren tam 4 ay geçti. Ve bu 4 ay boyunca tam 18 kg verdim. Bunu söylemek kolay ama bir arada düşününce hiç az bir oran değil. Elbet bu vücut bir yerde ‘dur bakalım hanımefendi ne oluyor’ diyecekti ve dedi. Neredeyse 2 hafta boyunca kilom gram aşağı inmedi bir de üstüne artı 200 gram çıkınca ben tüm azmimi kaybettim. İşte o an da madem öyle buraya kadarmış demek diye düşünüp az önce anlattığım süreci yaşadım. Kimseye söylemedim. Kimse yemek yerken bana engel olsun istemedim. Belkide hayatımda ilk kez gerçekten irademi bu kadar güçlü kıldım.elime çikolata, tatlı, döner yemek gibi fırsatlar çıktığı an sadece şunu düşündüm ‘başa dönmeye hazır mısın’ şimdiye kadar geçtiğin yolu geri dönerken yorulmayacak mısın? Sonra ilk gün fotoğraflarımı açtım. Evde eski bedenime ait olan kıyafetleri giyip aradaki farklara baktım. Ve o noktada tekrar bu süreci geçirmeye hazır olmadığımı, bir daha asla hazır olmayacağımı görüp kendimi durdurdum. Listemde var olan dondurmayı bile tüketmeyi ret ettim. Bunu yazıyorum çünkü yaptım, ettim demek o kadar kolay ki. Ben yıllarca başarı hikayeleri okuyup ‘iyi aferin sana’ diyerek kapattım siteleri.

trafik-isaretleri-ve-anlamlari-u-donusu-yapilamaz

 

Bazıları için bu anlattıklarım fazla abartı gelebilir ki bu muhtemel iradesi böyle bir konu ile sınanmayan kişiler olacaktır ama benim gibi bu yolda yürüyen kişiler eminim beni şu an çok iyi anlıyorlar. Son kontrolümden sonra bu 2 haftadır kırılmayan kilo bu hafta kırıldı. Bana öyle bir direndi ki sanırım bu günleri hatırladığımda en çok bu dönemi hatırlayacağım. Eğer siz de bu yolda ilerleyen kişilerden biriyseniz yaşamanız muhtemel bu dönemde de yalnız olmadığınızı bilin ve şimdiye kadar geçtiğiniz yol sizi motive etmeye yetmiyorsa bundan sonra geçeceğiniz yolu düşünün. Bu kafanızda bir hayal ise sadece benden size bir tavsiye var hemen http://modelmydiet.com a girin. Oraya ilk gün olan kilonuzu ve hedeflediğiniz kilonuzu yazın. Hem gelişim şeklinizi hem hedefinizi görün. Geçtiğimiz yol değil ama varacağımız yer bizi daha çok güçlü kılabiliyor. Ayrıca bu haftayı atlatmaya çalışırken bana en ağır gelen şey ‘spor yapma’ fikri oldu. Nedense gitmek istemedim. Böyle bir durumda kendinizi zorlamayın. Bir şeylere kendinizi mecbur hissetmek böyle zamanlar için işe yarar bir yöntem olmuyor. Bu aşamayı evde eğlenceli bir şeyler yaparak geçirmeye çalışın. En sevdiğiniz müziklerde dans edin, varsa oyun konsollarında bol hareketli oyunlar edinin sadece eğlenin. Bir an vücut yine o sporu istemeye başlayacak. İnsanın kendi ile çatışması ve kendine rağmen bir şeyler yapmaya çalışması en zoru. Sadece bunu bir savaşa çevirmeden orta yolu bulmayı başarmak gerekiyor. Ben savaşmayı denedim az daha yeniliyordum. Şimdi karşılıklı hamleler ile zeka oyunu oynuyoruz. Herkese doğru hamleleri bulması için bol şans !

ee4b5231-0970-43ea-8e6c-23fbbef80016