Asla Unutma

anne, anı, baba, bebek, bebek ile yaşam, bir yaş, bir yıl, doğum günü, erkek, fotoğraf, hatıra, kadın, yaşam

Doğum yapalı ve kızımızın hayatımıza gireli sadece on ay oldu. Bu kadar kısa denilebilecek bir sürede bile ilk hafta fotoğraflarına bakınca neredeyse kızımı tanıyamayacağım. Her günü, her haftası, her ayı yeni bir insan yeni biri oluyor sanki. Bu değişim hızına kendinizi kaptırınca daha geçen ay çekilmiş fotoğraflar karşısında şaşkınlığınızı saklayamıyorsunuz.
İşte bu nedenle bir yaşımız yaklaşırken bu yıla dair unutmamam gereken şeyleri not almak istiyorum.

Bebeğim ,

  • Takip etmeyi çok seviyorsun.
  • Hapşırma, öksürme gibi eylemlerde çıkan seslere çok gülüyorsun. 
  • Bu çocuk hiç yüz üstü yatmayacak mı derken şimdi sırt üstüne çeviremiyoruz.
  • Uyurken esniyorsun. (bilimsel açıklaması olmalı) 
  • Sokağa çıkmak gün içindeki tek amacın ama uyku saatleri ev konforu arıyorsun.
  • Rüzgara karşı dilini çıkarmak seni çok eğlendiriyor.
  • Emeklemeden önce sıraladın şimdi ise kucakta durmak senin için en sıkıcı şey. Ses sistemi ve televizyona tırmanma girişimi en büyük hedeflerin içinde. 
  • Hayır sözcüğünü anlıyorsun ama her zaman dinlediğin söylenemez. 
  • Sokakta yola düşen gölgeler seni çok eğlendiriyor. 
  • Asla çorap giymek istemiyorsun. Hatta üstün hep ince olmalı. (Neyse bizim mevsim geldi)
  • Pütürlü yemeğe başladın ama şu an işine gelenleri yemek, sebze pütürlerini ret etmek için öksürüyor numarası yapıyorsun. (Anne bu numarayı yemez. Aynı yoldan geçtik.)
  • Daha 10 aylıksın ama sana istemediğin bir şeyi yaptırmak imkansız. (Babana göre bana, bana göre babana çekmiş bu huyun)
  • Aramızda yatmayı seviyorsun ama aslında o aramızda olmuyor. Çünkü bizi yataktan itmeyi başarma süren on dakika. 
  • İnsanları tanıyorsun ve yabancılara karşı yaptığın değişik bir bakışın var. (İnsanlar niye sinirli bu diyor yapma)
  • Oyuncaklar sana değil kendimize aldığımız şeyler. Pet şişe, mutfak aletleri, dvd ve kumandalar varken kim ne yapsın oyuncakları değil mi?
  • Güneşe bakamıyorsun ve hemen minik burnunu kırıştırıyorsun. ( Çok şeker gözüktüğün için arada özellikle ortam yarata biliyorum )
  • Ellerin seni tanımlayan en önemli uzvun. Sürekli hareket halindeler ve bir şeyler anlatıyorlar sanki. 
  • Suyun her şekline bayılıyorsun. Banyo yapmak ya da içmek ne olursa olsun suyun içinde yaşamayı seviyorsun.

Bunun gibi sayacağım onlarca madde daha var ona dair. İnsan iyi, güzel şeyleri çabuk unutuyor. İşte bu yüzden bazen şöyle bir liste yapıp güncel tutmak istiyor kendini.

Bebekler ile ilgili söylenebilecek onlarca şey var ama en önemlisi bebeklikleri çok kısa sürüyor. İşte bu yüzden ne yaparsan yap bir köşeye not al her anı. Onlara dair biriktirdiğimiz her şey biliyorum ki kendilerini daha kolay tanımaları, şekillendirmeleri için gerekli oluyor.
Ve insan kucağında ona sarılırken geçen her günü özlüyor. Sanırım annelik birazda özlemek. Yanında olanı özlemeyi becerebilmek.

Anlat Nasıl Olursa Olsun Anlat

erkek, fotoğraf, hayat, hobi, ifade, insan, istanbul, izmir, kadın, yaşam, yaşam stili, zaman., şehir

Doğamız gereği ilk olarak kendimizi anlamı olmayan sesler ile ifade etmeye başlıyoruz. Sonra bu sesler yerini hecelere, yarım kelimelere, kelimelere ve cümlelere bırakıyor. Bir yandan jestler, mimikler geliştir ve bir bütün oluşturuyoruz. Tek derdimiz ise kendimizi ifade edebilmek. Bir kaç yabancı dil öğrenmeye çalışıyoruz çünkü kendimizi yabancı, farklı ortamlarda da ifade etme ihtiyacı hissediyoruz. Beyin ve ruh bu amaç için öyle bir ahenk ile çalışıyor ki sanki bir orkestra şefi güzel bir opera bestesi yönetiyor. 

Yaşadıkça sadece konuşarak ifade etmek bazılarımız için yetersiz geliyor. Bazılarımız ise bu kelimeleri öyle güzel kullanmayı beceriyor ki bunlar tadı damağımızda kalan kitaplara dönüşüyor. Kelimeleri seçmeyen insanlar ise bir çok ifade biçimi seçiyor. Sanat insanın kendini ifade etme ihtiyacından doğuyor bir nevi. Kimisi eline fırça alıyor hiç bilmediğimiz renkler ile bize kendini anlatıyor. Doğayı, yaşamı notalarla duyanlar bize müzikleri ile ruhlarını açıyor. İnsan ifade güdüsü ile üretiyor. 

Kendini anlatabilmek, ruhunu beslemek hatta sadece başkası kendini senin aracılığın ile anlatabilsin diye üretiyor insan. Bu öyle fark etmeden öyle birden bire çıkıyor ki ortaya insan bazen bunu ben mi söyledim diyebiliyor. Herkes doğru ifade biçimini doğuştan fark edemiyor. Hatta bazı insanlar hayatlarının sonuna kadar doğru kanalı bulamadığı için gerçekten anlatmak istediğini anlatamadan gidiyor bu döngüden.
 
O nedenle ‘kendini ifade etmek’ için yapılan ya da sadece kendi ruhunu besleyen insanların ortaya çıkardığı şeyleri eleştirmeden sadece ne anlatmak istemiş sorusu ile incelemeyi seviyorum. Ben kendimi uzun zamandır fotoğraf çekerek besliyorum. Bu konuda uzmanlaşmak, üstüne bir şeyler katıp bunu meslek haline çevirmeyi ara ara aklımdan geçirsem bile bunlardan sıyrılmış halde sadece ‘bakın ben bunu böyle gördüm’ demek için çekmeyi seviyorum. 

Başkaları için ya da beğeni almak için çekmiyorum elbet ama bir reaksiyon aldığım zamanda mutlu oluyorum. İstanbul’a ilk yerleştiğimiz zaman aklımda sadece bunun eğitimini almak vardı. Araştırdım ve tekniğini öğrenmek için eğitimini aldım. Bunu sadece ‘doğru’ anlatmak için yaptım. Örnek vermem gerekirse kendini kelimeler ile ifade etmeyi seçen birinin kalem tutmayı, daktilo kullanmayı öğrenmesi gibi gördüm. 

Şimdi yeni anne olmam, yaşadığımız şehir değişiklikleri vb nedenler ile uzaklaştığım makinemi özlediğimi fark ettiğim için bu yazıyı yazıyorum aslında. İnsana kelimeler yetmiyor bazen. 
Kendiniz için iyi bir şey yapmak istiyorsanız durmayın kendinize bu konuda düşünmek ve keşfetmek için zaman ayırın. Doğru kanalı bulduğunuzda bir şeyleri o yolla daha iyi ifade edebildiğinizi göreceksiniz. Ve bu yine başkaları için değil ilk olarak kendinizi kendinize ifade edeceksiniz. Durun ! Çekiyorum !

Hayat Özeti ”Anı Kutusu”

anne, bebek, doğum, fotoğraf, hastane, hatıra

Hayat hızlı akıyor ve bu hız içinde geçmişimize, anılarımıza dair bir şeyler hatırlama çabası ile fotoğraflar çekiyor, yazılar yazıyor, sevdiklerimizle konuşarak hafızamızda o günleri diri tutmaya çalışıyoruz. Çocukluğuma dair bir çok anım var ve bunları destekleyen fotoğraflarım ve bir dolu aile ile paylaşılan sohbetler.

Elimde olmayan şey ise bebekliğim. Bebeklik zamanıma dair fotoğraflar dışında hiçbir şey yok elimde. Çevremde bir kaç arkadaşım kendi bebeklik dönemlerine dair eşyalar ile ilgili hikayeler anlatırken içimden gizli bir kıskançlık duymadım değil. Hatta anne ve babama bunun tafrasını bile yaptım. İşte bu nedenle hamile kaldığım gün karar verdim. Benim bebeğim daha benim karnımda olduğu ilk günlerden itibaren ne yaşadığını bilecek ve fotoğraflar, yazılar, eşyalar ile bunları ileride hatırlayacak.

 
Bu amaçla hamileliğimin ilk ayından itibaren günlük tutmaya başladım. Ultrason görüntüleri, kanda hamilelik testi sonucu aklınıza o dönemle ilgili ne gelirse yazdım, sakladım. Doğumdan sonra bu “anı kutusu” daha keyifli bir hal almaya başladı. Miniğin ilk elbisesi, hastane çıkış elbiseleri, hastane bilekliği, kurabiyesi, şeker kapları, doğum belgesi, ilk oyuncağı aklınıza ne gelirse şimdi o kutuda. Ara ara hala günlüğüne yazıyorum. Bu hayatta ilk nefes aldığı noktadan itibaren kendini tanısın istiyorum. Kafasında hiçbir sorusu olmasın. İlk okula başlayacağı, kendi kendine yazmayı öğrendiği zaman bu kutuyu ona hediye edeceğim. O günden sonra o kendine dair ne saklamak isterse onu saklasın ve günlüğü kendi duyguları ile yazmaya başlasın. Kendi hamurunun nasıl şekillendiğini kendisi görsün. En büyük isteklerimden biri günlük tutması. Benim gençlikte delilik anlarımda yırtıp attığım günlüklerimi düşündükçe öyle üzülüyorum ki. Keşke şimdi 15 yaşlarındaki ben neler hissetmiş, yaşamış bilebilsem. Hafızalarımız ne kadar güçlü olursa olsun ki “ben bu konuda kendime çok güvenirim” insan kendini en çok şekillendiren anıları bazen unutmayı tercih edebiliyor.

Fotoğraflar anılar için çok güzel şeyler olsa bile bazen yazılar kadar duygu hissettirmiyor. Gerçi benim bebeğimin harika doğum fotoğrafları oldu çok şeker bir doğum fotoğrafçımız sayesinde ve şimdi bu güzel anıları kendi kelimelerim ile onunla paylaşıyorum. Eğer bir bebeğiniz varsa ya da plan aşamasında iseniz umarım bu yazı sizi bu konuda motive eder. İnanın bir insana verebileceğiniz en güzel hediye yine onun anıları olur. Umarım hep güzel hatırlanan anılar bırakırız onların hayatında.