Hamilelik Şişmanlık mı?

beslenme, diyet, doğum, emzirme, hamilelik, kadın, kilo

Kadınların korkulu rüyası fazla kilolar. Her zaman daha ince olma isteği ve motivasyonu bazen hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Tabi bu söylediğim ne isterse yiyerek incecik kalmayı başaran hemcinslerimi kapsamıyor.

 Modern çağın en büyük derdi olan obeziteye kadınların bakış açısı genelde estetik kaygıdan kaynaklı oluyor. Konuya ‘sağlık için’ penceresinden bakan çok az. Zaten bu bakış açısı yüzünden günümüzde bir çok sağlıksız zayıflama yöntemi kullanılıyor. Kimyasal, bitkisel ilaçlar, değişik radyoaktif cihazlar, ihtiyacın çok altında kalori alarak yapılan diyetler.

Son beş altı yıllık dönemde birde bu algıya ‘zayıf hamilelik’ kaygısı eklendi ki bu hepsinden tehlikeli durumlara yol açabiliyor. Burada öncelikle açıklamam gereken yediğine içtiğine dikkat eden kesimden söz etmiyorum. Öyle örnekler görüyoruz ki sadece estetik görüntüsü bozulmasın diye 6 kilodan fazla almamaya çalışanlar, son ay çatlamalarını yaşamamak için erken sezaryan isteyenler. Hadi canım sende demeyin. Bunlar doktorumun bizzat bana anlattığı örnekler. Ben hamilelik gibi bir dönemde annenin bebeği ve kendi sağlığından başka bir şeye motive olmasını algılayamıyorum. Ben hamilelik öncesi dönemimde de çok zayıf biri olmadım hiçbir zaman ama hamilelik sürecimde bunu düşünerek kendime asla stres yüklemedim. Bu önüme gelen her şeyi yediğimi düşündürtmesin. Sadece bana yeterli olanı yedim ve 16 kilo ile hamileliğimi tamamladım. Doktorumun ön görüsü ve isteği 12 kilo civarındaydı ama aradaki 4 kiloda benden olsun dedim.

Neden bu konuyu anlattığıma gelince. Çevremde ya da sosyal medya üzerinden anne sohbetlerinde gördüğüm ve üzüldüğüm bir durum var. Yeni doğum yapmış annelere ya da hamile anne adaylarına yüklenen kaç kilo aldın, nasıl vereceksin baskısı. Bu belki birebir olmuyor ama paylaşımlar, dalga geçer gibi söylemler anneleri strese sokabiliyor. Sadece iki üç kilo fazla kalan kadınlar daha emzirme döneminde kendilerini spor salonlarına atıp deli gibi diyetler uyguluyorlar.Oysa emzirme döneminde yapacağınız aşırı spor vücudunuzda direkt süte geçen ve sütün kalitesini bozan bir asit üretmenize neden oluyor. Gözlerimiz öyle bir estetik kaygıyla kararıyor ki ne yapacağımızı şaşar hale geliyoruz. Annenin doğum ile beraber girdiği bir yıllık dönemin estetik kaygılardan uzak geçirmesi gerektiğine inanıyorum. Oysa kadın dergileri, blogları doğum sonrası kadın&erkek ilişkisi dışında bir yönden bakmadıkları için anneyi önce eşine tekrar çekici gözükmesi gerekliliğine inandırıyorlar.

Burada zaten dikkat edilmesi gereken bölüm ‘tekrar’ kelimesi. Ne yani doğanın size verdiği en önemli lütuf olan doğurganlık görevinizi yaptığınız için eşiniz sizi çekici bulmuyor mu? O zaman sorun ne sizde ne vücudunuzda. Sorun eşinizde. Ben kadının en dişi olduğu dönem olduğuna inanıyorum hamilelik döneminin çünkü eşim bana bunu hissettirdi. Bir çok açıdan en güzel döneminiz. Saçlarınız, cildiniz hatta hormonlarınız güzellikleri ile sizin yanınızda.

Peki nereden çıktı bu konuda ben birden bire size bunları yazıyorum. Yazdığım bir çok hatayı ben yaptım. Daha emzirmenin yedinci ayının ortalarında o döneme hiç ama hiç uymayan bir diyete başladım, üstüne her akşam en soğuk havalarda bile spor için dışarı çıktım ve sonuç zatürre ile sonuçlandı. Bu yüzden kullandığım ağır antibiyotikler yüzünden 10 gün emziremedim o dönemden sonrada kızım bir daha emmek istemedi. Peki neden zayıflamaya bu kadar takıldım ? Herkesin bana ilk olarak kaç kilo kaldı, ne yapacaksın gibi sorularla yaklaşması yüzünden.

Unutulmaması gereken şey kadının her açıdan en hassas dönemi olan bu dönemde ona söylenen cümlelerin daha özenli seçilmesi gerekliliği sanırım. Hamilelik ve devam eden emzirme sürecinde bırakın sadece anne olun. Başka kaygılar size bu güzel dönemi zehir etmesin. Hamilelik ya da emzirme döneminde vücudunuzun tuttuğu yağlar sağlıksız kilo değil sizin doğurganlığınızın birer simgesi. Ben artık bu süreçleri tamamladığım için yeni bir beslenme düzenine giriyorum ama inanın altında hala en ufak bir estetik kaygı yok. Aklımdaki tek düşünce kızıma daha sağlıklı bir anne olabilmek. Daha uzun süre onunla yaşayabilmek. Bırakın güzellik bu duygunun getirdiği karı olsun.
Her zaman zayıf, bakımlı, güzel olmak için vaktiniz var ama bu kadar hızlı büyüyen bebeğinizle kaygısız vakit geçireceğiniz dönem kısıtlı. Şunu unutmayın aynada kendinizi nasıl görürseniz insanlar sizde onu görüyor ve eminim baktığınızda içinizde o kadını göreceksiniz.

Hamileyim ! O zaman hemen alışverişe

alışveriş, anne, bebek, hamilelik

Biz kadınlar ve alışveriş tutkuları üzerine çok fazla konuşmaya gerek yok. Zaten alışverişin var olan hormonlarımı üzerine yaptığı pozitif/negatif etkiyi uzmanlar şimdiye kadar bol bol açıkladı yazdı. İşte bu alışveriş hormonlarının üzerine hamileliğe bağlı hormonlar da eklenince sizce neler oluyor ?

Hemen söyleyeyim : Dolap bekleyen bir sürü bebek eşyası.

Hamilelik haberini aldığımız o büyülü anın vücutta yarattığı o etki azaldıkça beynimiz başka şeylere çalışmaya başlıyor. Odası ne renk olmalı, dolapları nasıl olmalı, halı olmalı mı, kaç tulum kaç pantolon kaç  emzik kaç biberon lazım kaç kaç kaç …. diye gidiyor sorular.

Öncelikle şu gerçeği söylemem gerekir ki ilk hata ”acele etmek” Hamileliğin son haftalarında ağırlaşırım, çok çıkamam vb bahaneler ile sanki doğum sonrası almak mümkün değilmiş gibi bir anda her şeyi satın alma güdüsü ile dolup taşıyoruz. Açıkçası hamilelik dönemimde aldığım ve şu an bir kez bile elimi sürmediğim onlarca eşya ile dolu dolaplarım. En büyük nedeni ise alışverişimi başka deneyimlere göre hazırlamış olmam. Ben nereden bileyim her bebeğin seçimleri olduğunu. Saçmalama minicik bebeğin ne seçimi olur mu diyorsunuz ? Evet var hemde sizin bizim kadar net beğenileri, seçimleri var. Biraz örneklerle size anlatayım. Bir bebeğin biberon kullanmayacağı bin yıl düşünsem aklıma gelmezdi mesela benim. Bu nedenle evimizde şu an hamilelik döneminde alınmış sekiz ayrı boy ve özellikte biberon var ve buna bağlı olarak biberon ısıtıcıları, temizleyicileri. Peki hiç emziksiz bebek olur mu ? Olurmuş bizimki öyle. Şimdi rengarenk onlarca emziği kendime kolye yapmayı düşünüyorum.

Bir yaz bebeği doğurmama rağmen nedense kış alışverişini yapma ihtiyacı bile hissetmişim mesela. Geçen gün evimiz doğal gaz ile ısındığı halde en temel anne güdüsü olan ‘üşümesin’ düşüncesi ile renk renk aldığım uyku tulumlarından birini giydirdim miniğe. Üstünde sadece beş dakika durdu. Ben gece üstünü açmasın hem diye düşünürken daha uyuma aşısında büyük bir isyan çığlığı atarak kurtuldu uyku tulumundan. Şimdi o tulumları ne yapayım ben masa örtüsü mü ?

Örnekleri daha rahat kullanımı olmayan kıyafetler, oyuncaklar ile çoğaltırım. Daha sütünün gelip gelmeyeceğini bilmeden süt sağma makinesi almak ya da süt saklama kapları almak ya da bebeğinizin teninin uygun olup olmadığını bilmeden bebek bakım ürünleri ile evi doldurmak.
Bu yazdıklarımdan hiçbir şey almayın diye bir sonuca varmayın. Bebek beklemenin en güzel yanlarından biri de ona hazırlanmak biliyorum. Sadece alacağımız şeyler başlangıçta temel ihtiyaçları olan ilk kıyafetleri, bezleri vb şeyleri çok aşmamalı diyorum. Eskisi gibi anneler kırk gün eve kapanıp hayatla bağlarını koparmıyor. Bırakın bebeğinizin ihtiyaçları doğsun ve onları karşılayın inanın onunla ona alışveriş yapmak çok daha zevkli.
Arkadaşlarınızdan, ailenizden önerileri alın ama o tavsiyelerin onların bebeklerinin seçimleri olduğunu unutmayın. Benim kızım bana kendi seçimlerini uygulatmayı başardı. Umarım sizde bebeğinizi dinleyerek doğru seçimleri yaparsınız.
Bu konudan bahsetmişken bir internet sitesini tavsiye etmeden geçemeyeceğim. Bizim için bir grup anne ürünleri inceliyor, deniyor, tavsiyelerini paylaşıyor. Arada fikirlerini alın derim.
http://www.fikirdenk.com/