Sev !

affet, hayat, ilişki, kavga, sevgi, yaşam

İnsan üzerine düşünmek, insan üzerine çıkarımlar yapmak ne zor ne yorucu. Hayat hepimiz için çokta uzun olmayan bir süre. Bu süreyi ‘iyi’ olarak ya da ‘herkesin sevdiği’ biri olarak tamamlamak zor hatta imkansız. Her insanın sevenleri olduğu gibi sevmeyenleri de onu bu hayat içinde var eden olgular. Oysa insan kendi doğasında sonsuz ve yargılardan uzak ‘sevmek’ için yaratılmış.
O kadar ufak yanlış anlaşılmalar, hatalar yüzünden insanları siliyoruz ve sevmediklerimiz kategorisine koyuyoruz ki neredeyse yakında yedi milyarlık dünya içinde yapayalnız insanlar olacağız.

Empati insanın öğrenmesi gereken bir öğreti, felsefe aslında. Alt başlıkları ile beraber gerçekten uygulandığında birilerini çözümlemek ve tanımak hiçte zor değil. Bunun için yani gerçek empati için ise sonradan öğrenilmiş gurur, ön yargı ve egolardan arınmış olmak ve gerçekten sevmeyi öğrenmek gerek. Öncelikle kabul etmeliyiz ki insanları sevmeden sevilmeyi beklemek büyük bir yanılgı.
Yakın ya da uzak çevremde gördüğüm, duyduğum bazı davranış modelleri o kadar rahatsız edici ve üzücü ki bu insanlar için çok üzülüyorum. Sürekli birileri ile sorunlu olmayı seven insanlar tanıyorum. Birilerine laf söylemekten keyif alan, birilerinin sürekli sanki onunla uğraştığını düşünüp büyük cümleler kuran insanlar. Yalnız insanlar.

Oysa bu davranış şekli büyük yalnızlığın tek nedeni. Hayatları boyunca insanlardan sevgi almak yerine negatif şeyler almayı normal gören ve ne yapsalar ruhlarını temizleyemeyecek insanlar.
İnsanın sonradan kazanabileceği en büyük yetenek “sevmek” Sevebilen insandan korkmayın. İnsan giderken yanına ne mal ne mülk alabiliyor ama yanınızda dualar ile gidiyorsunuz. İşte hayat içinde bize gereken o dua edecek insanları biriktirmek. Sevgi iyileştirir derler ya. Orada anlatılan sizin ne kadar sevildiğiniz değil aslında. Sizin ne kadar sevdiğiniz. Bahaneleri, kırgınlıkları koyun bir kenara. Her şeyin bir zaman aşımı var hayatta. Biz türk filmlerinde “hayat sevince güzel” şarkıları ile büyümüş nesiliz.

Herkesin sevgisinin karşılığını aldığı ama karşılıksız sevgi vermenin mutluluğunu yaşadığı bir hayat dilerim.

Arkadaşlık Meselesi

aile, arkadaşlık, dostluk, erkek, ilişki, kadın, sırdaş

Hayat döngüsü içinde kendi seçemediklerimiz ve seçebildiklerimiz var. İçine girdiğimiz aileyi seçemiyor sonra hayat içinde ilişkilerin çeşitlerine göre görüşüp görüşmeme kararını kendimiz alıyoruz. Bunun gibi bulunduğumuz toplum, ülke, yapı hatta gen haritamız bile bizim dışımızda oluşuyor. Öyle bir ilişki şekli var ki o ise sadece bizim seçimlerimiz ile alakalı. Bu da arkadaşlıklar. Aileniz size bir yere kadar eğitiminizi, karakter şeklini şekillendiren katkılarda bulunabiliyor. 

Aileden kopup sosyal çevrenin öneminin arttığı ilk ergenlik ve gelişme döneminde bizi şekillendiren ilişkiler arkadaşlıklar oluyor. Arkadaşlıklar insan için bir kumar gibi zaman. Zarın sürekli 6:6 gelme ihtimali çok düşük ama geldiği zamanda kişiye kazandırdıklarının değeri paha biçilemez. 

Aslında algımızda sanki arkadaşlık ilişkinin belirli bir samimiyet ve düzeyinde kaldığı kişilere söylenirken dostluk sizin her şeyinizi bilen, sırdaş, en yakınınıza deniyor gibi. Oysa bu ayrım aşk ve sevgi ayrımı yapmak kadar zor. 

Çevremde o kadar çok örnek görüyorum ki aynı anne babadan doğan insanlar birbirlerine beş dakika katlanamaz iken hayatlarına aldıkları arkadaşları ile kardeşten öte olanları. Ben ne yazık ki bazı şanssızlıklar yüzünden kardeş duygusunu yaşayamadım. Tek çocuk olmanın pozitif yönlerini sonuna kadar yaşamama rağmen bu duygu adına her zaman bir açlık hissettim. İşte bu yüzden edindiğim tüm arkadaşlıklar benim için kardeş kadar yakın oldu. Kimi kişilerde bu şekilde sahiplenmenin dersini alırken kimi kişilerde iyi ki hayatıma girdi dedim. 
Peki tek çocuk olmak ile ne alakası var bunun derseniz size biraz anlatayım. Eğer tek çocuksanız okul döneminize kadar yaşı ortalama sizden otuz yaş büyük insanlarla birlikte olursunuz, ailenizin tanıdığı kişilerin çocukları ile geçici ilişkiler kurarsınız, evde tek başınıza oynayabileceğiniz oyunlar keşfetmek ve yaratıcılığınızı zorlamak zorundasınız. Yaptığınız bir hata karşısında size arka çıkacak ya da suçu sizin adınıza üstlenecek kimse bulamazsınız. Bu nedenle sizin yaşıtınız olan ya da size yakın olan arkadaşınız bir anda sizin en değerli varlığınız olur. Çünkü sizi anlar, dinler, ne istediğinizi bilir, yargılamaz, eleştirmez. 
Gerçek dostlukları ayırt etmenizin bir diğer yolu ise araya giren zaman ve yollar oluyor. Hayatta edindiğim en yakın bir kaç dostum ile gerek benim gereksiz tafralarım gerek aramıza giren mesafeler nedeni ile ayrı düştük ama ben her zaman şunu bildim ki ‘onlar hep o kapının, telefonun ucunda’
Yaşanan hiçbir uzaklık aranızdaki duygular gerçek ise size zarar veremiyor. Hayatı kaldığınız noktadan tekrar kucaklıyor ve beraber yola devam ediyorsunuz. 
Önemli olan bu uzaklaşmalarda her zaman kapıyı aralık bırakın. Hayatta şunu öğrendim ki ‘hiçbir olay affedilemez değil’ ve hiçbir olay ‘gerçek dostu kazanmak kadar’ önemli değil. 
Hayat insanlar ile şekilleniyor. Az olsun, öz olsun diyerek yalnızlaşmaya hiç gerek yok. Umarım gerçek dostların sevgisi ile nefes aldığınız bir hayat yaşıyorsunuzdur. Umarım kırgın olduğunuz dostlarınız varsa bu yazıyı okuduktan sonra derin bir nefes alır aslında kızılacak hiçbir şey olmadığınız fark edersiniz. Hayat kızgın olmayacak kadar hızlı. 
‘ İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir. Onları her zaman görmezsiniz ama her zaman orada olduklarını bilirsiniz’ 

Baba bu ilişkinin neresinde?

anne, baba, bebek, evlilik, ilişki

Son haftalarda blog üzerinden yazdığım yazılarda fark ettim ki anne&bebek üzerinde durmuş hatta içimde ne yaşadıysam o şekilde aktarmışım. Bu aktarım aslında çok eksik kalmış. Anne&bebek ilişkisinin aslında en önemli anahtarı olan babaya çok yer verilmemiş. Belkide bu konu çok yönlü olduğu için insan içine girmeye çekiniyor. Ne var canım demeyin. Annenin bebekle, bebeğin baba ile olan ilişkisi bir yandan tüm temeli sağlayan annenin babanın birbirleri ile olan ilişkisi üzerine düşünmeye başladınız mı sonsuz bir derya açılabiliyor önünüze.

Hiç kuşkusuz ki bir çok kalıplaşmış ön yargıların aksine ‘evlilik’ bir ilişkinin gelebileceği en güzel nokta.Size bunun aksini düşündürten deneyimler zaten temel konu olan ‘doğru insan’ sorunu yüzünden ortaya çıkıyor. Hep konuşuyoruz ya hiçbir şeyin tek doğrusu yok diye aslında eş seçiminde de bu geçerli sanırım. Dışarıdan doğru bulmadığımız bir çok ilişki eğer böyle güzel ilerleyebiliyorsa aslında doğru insan kavramı bizim beynimizde koyduğumuz kalıplardan ibaret. Neyse anlatmak istediğim bu değil aslında. Evlenmek için bile bu kadar sancılı bir karar dönemi yaşadığımız insanın ‘doğru baba’ olduğuna karar verebilmek asıl en büyük kumar. İyi bir aşık, iyi bir arkadaş olabilir ama iyi bir baba olur mu? Sevgili olarak seçerken belki eski ilişkilerinde yaşadıklarını bir veri olarak kendinize alabilirsiniz ama iş baba olmaya geldi mi işte o tamamen zarın kaç kaç geleceğini bilmemek. 

Biz sevgilim ile sekiz senelik bir ilişki üzerine evlilik kararı verip evlendik .Çocuk fikrine alışıp, onu gerçekten istememiz ise artı beş sene daha aldı. Hayatın getirdikleri, verilen kararlar, şehir değişiklikleri derken bu zaman uçtu gitti. Aslında benim hormonlarımın seslerini yükseltmesi asıl etkenlerden biri oldu. Hamileliğim boyunca hep şunu düşündüm ; ‘ben 9 aylık bir zaman diliminde anne olmaya fiziksel ve ruhsal olarak hazırlanıyorum peki o bir günde baba mı olacak’ 
Aslında bu soruyu düşünürken sadece onu izlemem cevabı bulmak için yeterliymiş. Çünkü sevgilim en az benim kadar o maratona hazırlandı. Her gün kızımızla dakikalarca konuştu, elini bir an olsun karnımdan çekmedi, beslenme düzenimizde destek oldu. Baba bu işin teknik kısmı ama en önemli kısmı çoğu zaman. Beni rahatlatan en büyük etken oldu. Ve hastanede kızımın altını değiştirdiğini gördüğüm ilk sahnede tamam dedim doğru insan ile doğru bir yola çıktın. Çok basit gibi gözüken bu hareketin anne gözündeki önemini zamanı geldiğinde mutlaka anlarsınız.
Kızımızın geldiği o an itibari ile geçtiğimiz yeni aile düzeni içinde siz artık anne ve babasınız. Bu roller o kadar çekici ve egonuzu besleyen roller ki bir an geliyor şunu fark ediyorsunuz ‘benim sevgili rolüme’ ne oldu ? İşte o an beyniniz allak bullak olabiliyor. Anne olmak sizi öyle doyuruyor ki başka bir kazanılmış role ihtiyaç duymuyorsunuz ta ki o aydınlanma anı gelinceye kadar. Ben birinin annesi babası olduğum kadar birinin sevgilisi, karısı, kocasıyım ve o sıfatımı çok özledim. Ben bu aydınlanmayı çok ufak bir şey ile yaşadım. Bir gün bilgisayarda her zaman olduğu gibi kızımın doğum fotoğraflarına bakarken bir an da o dosyanın içine karışmış tatil fotoğraflarımızı buldum.İçinde sadece bizim olduğumuz, şimdi bana biraz eksik gelen ama o dönem için sadece biz olan fotoğraflar. Bir tanesini altına hiçbir şey yazmadan eşime yolladım ve aynı cevap geldi. ‘Biz birbirimizi biraz ihmal mi ettik? Seni özledim’ İşte o tehlikeli sınırdan döndüğü nokta ilişkinin. Çocuk yüzünden yıpranan hatta bitme noktasına gelen ilişkiler işte bu bölgede sıyrılamayan ilişkiler oluyor. Evet kızımın annesi olmak çok çok güzel ama eşimin sevgilisi olmak da bir o kadar güzel, önemli benim için. 
Unutulmaması gereken şey aslında ikili ilişkinin heyecanı, güzelliği devam ettiği sürece bebeğinize yansıttığınız enerji çok farklı ve güzel oluyor. Mesela benim bebeğimin en çok bize güldüğü hatta bazen kahkahalar attığı zamanlar sevgilimle birbirimizi öptüğümüz, sarıldığımız anlar. Tabi en çok birbirimizi öptükten sonra aynı anda ona saldırıyor olmamızı seviyor. 

Ben birbirine sevgisini her zaman gösteren, çocuğun yanında birbirlerine dokunmaktan, öpmekten çekinmeyen bir ailede büyüdüm ve bunun çocuğun ilişki gelişimi için önemli olduğuna inanıyorum. 
Sonuç olarak unutmamak gereken şey ebeveyn olmak sizin sevgili olmanızın önüne geçen bir rol değil onu besleyen bir rol olmalı. Anne&baba birbirini mutlu edebildiği sürece yetiştirdikleri bireyin mutlu olmamak için  bir nedeni yok. Belki eskisi gibi özgürce, bir sonraki adımı düşünmeden yaşayamıyorsunuz ilişkinizi ama yarın beraber aynı saatte bebeğinizi yıkayacağınızı bilmek size aynı heyecanları yaşatabiliyor. Önemli olan hayat içindeki rollerimizi birbirleri ile kavga ettirmemek ve doğru düzende hepsinin keyfini çıkartmak.