#minipost

mini post

3862b2a508aceb863076f54273f0948b

Farklı olduğunu mu düşünüyorsun? Kendince kazandığın ya da hayatın sana getirdiği roller ile kendini farklı kıldığını mı düşünüyorsun? Şimdi olduğun yerde, çırılçıplak kalana kadar soyunmaya başlasan ve üstünde kalan son parçayı da attığında kalan şey var ya işte ondan ibaretsin aslında. Sen sadece insansın. Ruhumuz var mı ya da kimyasal bir formülden ibaret miyiz onu bile tam olarak bilemiyoruz. Tek bildiğimiz şey var. Sadece insanız. Kendimizi farklı gördüğümüz ya da farklı gösterdiğimiz her şey çıplak kalmaktan korktuğumuz için var.

O kıyafetler, roller, duygular, istekler her şey özden uzak olmak için. Öz kötü olduğu için değil bu kaçış. Bilinmeyenin verdiği korku sadece. Sanıyoruz ki kendimize ne kadar çok kıyafet, insan, anı, hayal yüklersek o kadar kaçabiliriz özden. Oysa hepimiz biliriz ki gün gelir döngü bizi öze götürür. Ve hayat içinde farklı olmak ve hayatını farklı kılmak istiyorsan eğer; soyunacaksın. Çıplaklığın ile tanışacak ve hücre hücre tanıyacaksın. Aynada baktığın her çıplak sen sana yeni seni getirecek. Yenilendikçe farklılaşacağız. Sadece bedenini değil gözlerini, ruhunu soyacaksın. Soyup bakacaksın. Gördüğünden kaçmayacak her gün biraz daha öze koşacaksın. Başka kimseyle olmadığı kadar derdin olsun kendinle.

MiniPost

mini post, Mini post

2015/01/img_1151.jpg

Süreceksin o boyaları yüzüne sanki esen rüzgar seni yıkmak için değilmiş gibi, sanki şapkan uçmuyormuş gibi dimdik duracaksın bir kere. Ben sadece manzaraya bakıyorum edası ile duracaksın hayatın getirdiklerine karşı. Her yaşadığın şeyi “sen” yaşamak istediğin için başına geldiğine inanacak herkes ama önce sen inanacaksın. Seçimlerinin arkasında dimdik duracaksın.

Fırtınayı melteme, dalgayı su damlasına sadece duruşun çeviriyor. Ve gün gelecek kendini bırakacaksın. O kumun tadını alacaksın. Yeri tadacaksın ki bulutu görebilesin. Bu böyle. Evren, sistem, karma ya da her ne ise işte tek bir duruşun üstüne kurulu bazen. Senin gerçeğin yüzündeki boyaların olacak sadece ama illa o boyalar sürülecek.

Nasıl yaşamak gerektiği sorusunun dışında her şeyin çözümü bulundu der Jean Paul SARTRE. Benim cevabım ise “geçmişimi seviyorum. Bugünümü seviyorum. Sahip olduklarımdan utanmıyorum ve artık sahip olmadığım için üzülmüyorum” olurdu sanırım. İyi geceler #minipost #durumbildirimi

Minipost

mini post, Mini post

/home/wpcom/public_html/wp-content/blogs.dir/d06/48721314/files/2014/12/img_0428.jpg

Öyle bir hal aldık ki tüm yargılarımıza, ön yargılarımıza karşı tarafa sormadan kesinlik kazandırmaya başladık. Hatta sorsak bile karşı tarafın cevaplarını dinlemeye ihtiyaç bile duymadan “kendi” gerçekliğimize inanır olduk. Artık birinin “mutlu” olduğunu sanmamız için o gün bir fotoğraf paylaşması ya da birileri ile bir yerlerde olması yetiyor bizim için. Sanıyoruz ki insanlar “gerçeklerini” anlatıyor her dakika.

Oysa kendi gerçeğimizi bile algılamakta zorlandığımız bugünlerde “başkaları” için nasıl bu kadar kolay “yargılarımız” oluyor anlamak mümkün değil. Sırtımızı dönmek, başkasının derdini yok saymak ve temele kendi yargımızı koymak işin en kolayı. Bizler kolayı seçen canlılar olduk. Zor olan için bahanemiz ise çok var.

Bennet der ki; Bir dostu yargılarken, onun da sizi aynı tanrısal ve üstün tarafsızlıkla yargıladığını hatırlamakta fayda vardır. #minipost #durumbildirimi

#minipost

mini post

IMG_2220.JPG

Kendinizi tanıyor musunuz? Durun bir düşünün. Başkalarının tanımlamalarından bağımsız ve tüm ilişkili rollerinizden arınmış olan sizi tanıyor musunuz?

Maddesel tüm sahip olduklarınızdan sizi sıyırsak ortada kalacak olan öz, çıplak seni tanıyor musun? İşte o hayat o çıplak halinle başlıyor. Hayat önce sana kendini tanı diyor. Yoksa dünyaya çıplak bir bedenden ibaret gelir miydin? Biz ise önce anne babamızın kızı/oğlu oluyoruz. Yaşadığımız her gün özden uzaklaşıp rollere gidiyoruz. Sonra bir yerde öyle karmaşık hale geliyor ki hayat tekrar o özü bulmak için inançları, doğa üstü aracıları, terapileri, kimyasal ilaçları, ruhsal arayışı hayatımıza sokuyoruz.

Oysa kim olduğunu keşfetmek, işin ilk adımıdır. Kendini kabul etmek işin zor kısmıdır. Kendini geliştirmek ise işin eğlenceli kısmıdır ya işte biz daha ilk maddeden bütün eğlenceyi kaçırıyoruz.

#minipost

mini post

IMG_2112

Benim ona karşı olan hislerimi anlatmak garip geliyor. Daha doğrusu olağan, olması gereken hatta sıradan geliyor. Sadece “farklı” olabilecek şey onun bana hissettirdikleri olabilir diyorum. Ben o doğduğundan beri kendimi daha güvende hissediyorum mesela. Sevgiden kaynaklı güven vardır ya. Tüm dünya beni sevmese kaç yazar diyorum.

Biliyorum ki beni kusurlarımla, iyi, kötü yanlarımla sevecek bir canlı var diyorum bu hayatta. Bu öyle bir his ki sizi daha dik daha dinç daha insan yapıyor. O benim insan yanımı besliyor. Ben onun değil o benim güven çemberim oluyor. Kızıyorum, yoruluyorum, pes ediyorum ama sonra o his doluyor işte içime gidiyorum yine onda dinleniyorum.

Ve biliyorum ki bunlar ile yontuluyor şekilleniyorum. Ortaya çıkan kadını seviyorum. Dediğim gibi benim ona hissettiklerim değil ama onun bana hissettirdikleri için yaşamayı seviyorum. #minipost