Minipost

minipost

  
Değerlerim değişiyor. Olur dediklerim, olmaz dediklerim, yanlış gördüklerim, doğrularım değişiyor. Kabuk olmuş tabularımın arasından ince bir duman gibi sızıyor tüm olmazlarım. 
Yeni geliyor. Yeniden. İçim ağrıyor bazen. Gözlerim acıyor. İçimden, gözlerimden bir ışık gibi yenilerim çıkıyor. Zorluyor beni. Deviriyor. Ruhsal olarak değil bazen fiziksel olarak yan yatırıyor. İçimde bir şeyler devrim yapıyor ve bir şeyler de direniyor.
 İnsanlar değişiyor. Hayat değişiyor. Hatta güneş, ay döngüsü bile değişiyor. Yeni, bir duman gibi sızıyor içimden. Beni sarıyor. Çıkar beni, bana direnme, beni sen yaptın, kavuşalım, al beni diyor.
 Ve ben kendimi tüm sancıları geride bırakıp O’na açıyorum. Gel yeni gel hazırım… #minipost #durumbildirimi 

Minipost 

minipost

  

Hayat genelde “yol” olarak tasvir edilir. Başı sonu olan, engelleri, taşları, düzlükleri, inişleri çıkışları olan bir yol. Yol anlatır da hiç bu yolu yürürken giyeceğin ayakkabıdan bahseden olmaz. Bir kere bu yola çıktın madem asla birine, bir şeye tutunmak zorunda olduğun ökçeleri giymeyeceksin. Hele dengesiz yapıyorsa seni aklından bile geçirmeyeceksin. Kesişse bile bu yol senin. Başkasının dengesine, gücüne güvenmeyeceksin. 
Buradan da “kimseye güvenme, destek alma” anlamını çıkarma. Tam tersi asıl sen yolun getirdiği her şeye hazırlıklı iken ayağında en rahat spor ayakkabıların varken takıldığın anlara odaklanacaksın. Hiç beklemediğin, ben bu yolu koşarım dediğinde ilk sendelemende kim tutar seni ona bakacaksın. Görünür değil görünmez desteklerin olacak. Ve aynı şekilde sen de zamanı gelince engel değil yol olacaksın. Yolun kendisi sensin. Sen ve seçimlerin. 
Önce kendi yarattığın engelleri yok et. Sonra zaten tüm düzlükler senin. #minipost #durumbildirimi

Yeni Güne, Yeni Düne 

minipost

  
Bazı şeylerin ruhu bitmez. Bunu en çok yeniden başlamaktan yılmayanlar bilir. Yeni ruhu bitmez. Yenilenme yaşatır. Eski kök saldırır ama yeni dinç tutar. Zamandan bağımsızdır aslında yeni. Yeni sensindir. Sen ayağa kalkıp başladığın her gün yenidir, gündür, yıldır. Yılma. Yılmamak için çabala ama yılmayı bir kaybediş olarak görme. 

Her şeyi yeni kılmak bazen bir sözle, bir hareketle, bir yazı ile mümkün. Bugün bu yazı ile benden sana gelsin “yenilenme gücü” ama yarın benim ihtiyacım olduğunda sen de paylaşmayı ihmal etme. Yeni güne, yeni düne ve gelecek tüm yeni anlara… #minipost #durumbildirimi 

Minipost 

minipost

  
İnanmak ne güzeldir. Sadece inanmak. Hayata bağını gösterir. Yarına dair umudunu gösterir. Hele kendine dairse inancın cesaretini gösterir. İlk nefes ile gelen cesaretinin tüm hayatına yansıması için ise daha çok şeye inanmak gerekir. 

Ben dolunaya inanırım. O ihtişamın bir mesajı olmalı. Günlerce parça parça olsan, yarından çoğun karanlıkta bile kalsa bir gün yine tam olursun, bütün olursun der sanki. Ben doğanın mesajlarına inanırım. Tanrının, enerjinin, karmanın, evrenin bizimle sadece yazılı kitaplar ve kurallarla konuştuğuna inanmamı beklemeyin benden. 

Nice güzel mesaj saklı gökyüzünde, yer yüzünde, yer altında. Ben en çok dolunaya inanırım bir de içimi ısıtan, yüzümü kızartan güneşe. Der ki çok fazla aynı yöne, aynı yüzünle bakma bakıyorsan da kızarmasını bil.

 Bu gecenin kıssadan hissesi bu olsun. Gözümüz, kulağımız doğada olsun. Onun anlattığı şey masal değil hayat. #durumbildirimi #minipost #blog #instablog 

Minipost

minipost

  
Nedendir yaratabildiğimiz şey bu kadar az ve sınırlıyken var olanı yok etme hırsı, nedendir kalbini kazanabileceğimiz insan bu kadar az ve öz iken önümüze gelen herkesi yıkıp geçme savurganlığı, sınırlı olduğunu bile bile aldığımız nefesin olmadık telaşlar ve endişeler ile nedir hızlı hızlı tüketme israflığı. 
Yaşarken göremediğimiz nedir? Ve daha sonrasında göreceğimize bile emin değilken nasıl bu kadar emin tavırlarımız. 

Belki ilk emir Oku’dur senin için ama aslında yazılı olmayan ilk emir “yaşa”dır. İlk nefesin ile sana verilen tek şey yaşadır! Yaşa! #durumbildirimi #minipost #amsterdam #tb