Şekersiz 40 Gün!

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Sizinle daha önce şekersiz 21 gün yazımı paylaşmıştım. Henüz okumayanlar için şekersiz 21

21 gün şekersiz yaşadıktan sonra sosyal medyadan ve bu süreci daha önce deneyimlemiş olan arkadaşlarım eğer 40 güne tamamlarsam artık psikolojik olarak çok daha rahat olacağımı ve 21 gün ile tamamlanan fiziksel bağımlılık sürecini 40 gün ile psikolojik olarak da tamamlayacağımı söylediler. Zaten o noktadan sonra bırakmaya niyetim yoktu. Farklı olarak artık bilekliklerimi takmadım ve beslenmemde biraz daha çeşitlendirme yaptım.

Açıkçası aldığım tüm yorumlarda fiziksel şeker ihtiyacından çok psikolojik olarak daha çok zorlandığınızı yazdınız. Aslında benim de en çok savaştığım bölüm bu oldu. Burada önemli olan kendinizi dinlemek ve hissettiğiniz duygunun gerçekten ne olduğunu anlamlandırmak. Sadece öyle alıştınız diye akşam otururken bir şeyler mi yemek istiyorsunuz yoksa o an da gerçekten fiziksel olarak beslenmeye mi ihtiyacınız var?

Bu sorunun cevabını ise sadece 1 bardak su ile ya da bir fincan kahve, çay vb tüketerek alabilirsiniz. Genelde psikolojik olarak bir ihtiyacınız varsa bu şekilde zaten atlatıyorsunuz. Açıkçası beslenme önerisi vermek istemiyorum ve bundan kaçınıyorum. Herkesin dinamiği, ihtiyacı, yaşam şekli farklı ve ben beslenme önerisi verecek yetkinlikte değilim. Bunu sadece bir deneyim yazısı olarak ele alıp, kendinize göre şekillendirirseniz sevinirim.

Processed with VSCO with a6 preset

  • 40 Günde Neler Değişti?

Açıkçası benim başladığım noktada istediğim şey ‘insülin direnci’ ilacını içmemek ve kan şekeri değerimin düzenlenmesiydi. 30. gün sonunda insülin ilacını içmeme gerek kalmadı. Açlık kan şekeri değerim 80 e kadar düştü ve tokluk değerde uzun süre sonra 130 gördüm. Özellikle bu konuda sıkıntı çekenler bu değerlerin önemini daha iyi anlayacaktır.

 

 

Şekersiz hayata geçmeden önce kalp atış hızım normal dinlenmiş durumda 110-115 arasındaydı. Tansiyonum hep normaldi ama nedense nabzım her zaman hızlı atıyordu. Bu da ileride tansiyon ile ilgili bir sıkıntıya dönüşebileceğine bir işaretti. 30. günden sonra nabzım 80-90 aralığına geriledi. Ve bu da nefes alışımın değişmesinden, daha huzurlu hissetmeme kadar birçok şeyi yanında getirdi.

 

Birçok kişinin bana en çok sorduğu soru tabii ki kilo oluyor. Ben 40. gün sonunda tam olarak 10 kg verdim. Evet 10! Biliyorum bazılarınıza bu çok yüksek gelebilir ama kilo verme oranı kişinin bedenine, fazla kilosuna, metabolizma hızına göre değişiyor. Yani zaten 10 kg fazlanız varsa bu süreçte hepsini veremeyebilirsiniz ama zaten fazla kilolu iseniz daha yüksek sonuçlar alabilirsiniz. Açıkçası şekersiz hayatta hedefin iç organ sağlığından öteye gitmemesi gerektiğine inanıyorum. Fiziksel değişim bu işin belki ödülü, bonusu olabilir ama iç organlarınızdaki iyileşme inanın size çok daha fazla güzel şey getiriyor.

 

Bu verdiğim kilo ölçülerime nasıl yansıdı?  Bel çevresinden 6 cm, kalça çevresinden 6 cm, gögüs çevresinden 4 cm, bacaklardan 9 cm, kollardan 5 cm incelme yaşadım. Açıkçası kilodan çok ölçü ile takip etmek çok daha sağlıklı.

 

Uyku sürem ve uykuya dalış sürem değişti. Ben her zaman gece insanı olduğumu savunurdum. Gece yaşamayı sevdiğimi düşünür ve 5-6 saat uykunun bana yettiğini iddia ederdim. Şekersiz hayata geçtiğimden beri uyku düzenim değişti. Neredeyse gece 00:00 saatini zor görüyorum ve hafta içi 07:00 hafta sonu 08:00 saatinden bir dakika bile fazla uyuyamıyorum. Gün içinde evde olduğum zamanlarda mutlaka yaptığım ve ihtiyaç hissettiğim ‘şekerleme’ uykusuna ihtiyaç duymuyorum. Zaten adının neden şekerleme olduğu belli. Gece uykum hiçbir zaman kesintisiz olmazdı. Mutlaka ara ara uyanır ve kendimi rahatsız hissederdim. Şimdi neredeyse (kızım uyanmıyorsa) deliksiz uyuyorum.

 

Su tüketimim 1.5 litreden 3.5 litreye çıktı. Bu nedenle sindirim sorunu yaşamıyorum ve çeşitlendirdiğim sular sayesinde cildimin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Ve artık hiç susamıyorum. Vücuduma sıvı yoksunluğu yaşatmıyorum.

f5a5e8e0fad4e11dcb642b253107b5d9

 

  • Motivasyonunu Nasıl Sağladın?

Aslında yukarıda yazdığım her şey zaten motivasyonumu sağlamam için yeterli nedenler. Bunun dışında hedeflerime ulaştıkça kendime ‘tatlı, yemek’ ödülleri değil daha farklı ödüller koydum. Ufak bir takı, kitap, albüm vb aklınıza ne gelirse.

Şekersiz beslenmek lezzetsiz beslenmek demek değil. İşte bu yüzden sürekli yeni tarifler araştırdım, buna zaman ayırdım.

Okumak ve kafamı bambaşka hikayelere vermek her zaman bende işe yarar. Kitaplara sardım ve aklımı oyalamak için daha çok okuyorum.

Sosyal medyada sadece sağlık, beslenme, motivasyon hesaplarını takip ettiğim yeni bir hesap açtım. Sadece takip ediyorum, paylaşım yapmıyorum. Kendi hesabımda zaman akışında kayboluyor kaçırıyorum diye bir dosyalama yöntemi gibi kullanıyorum.

img_2677

Fiziksel değişim yaşadıkça giyim dolabımı düzenledim. Eski ve artık bol gelen hiçbir şeyi dolabımda tutmuyorum. Eskiden her beden kıyafet dolabımda beni beklerdi. Şimdi onlara asla dönüş yapmayacağım için elden çıkarıyorum.

Kendimi takdir ediyorum. Gerçekten ‘ben yaparsam herkes yapar’ algısından kendimi hızla çıkardım. Bu bir başarı ve kendimi takdir etme hakkımı ‘zaten herkes yapar’ diyerek elimden almıyorum. Ben bunu başardım ve bu yüzden devam edecek güç yine benim elimde.

Arkadaşlarımı oyuna katıyorum. Benden sonra bu konuda kafa yorup, bu yoldan gitmek isteyen arkadaşlarım oldu. Hepsi ile uzun uzun konuşuyorum. Destek oluyorum. Onlar güçlenip devam ettikçe ben de güçleniyorum. Bu konuda fikir alışverişi yapabiliyor olmak ayrıca mutlu ediyor. İnsanlarla şekersiz bir zincir oluşuyor ve destek oluyor.

Yemek yiyebilmenin gücünü keşfettim. Porsiyon kontrolü asla yapamadığım bir şey. Ben göz kararı olmayan tarifleri bile zor yaparım. Hedefiniz sadece ‘şekersiz’ beslenmek olunca yoksunluk ve diyetteyim hissi ortadan kalkıyor. Yediğim sebze, salata vb ne ise istediğim kadar yiyebileceğimi bilmek özgürlük hissi veriyor.

Processed with VSCO with f2 preset

Buzdolabımın her zaman taze ve yeşil olması kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Pazara gidin arkadaşlar. Çalışan kişiler de hafta sonu herhangi bir semt pazarı bulabilirler. Pazarların çeşitliliği beslenme vizyonunuzu genişletiyor. Ne kadar taze o kadar iyi. Pazarların rengarenk dünyasına kendinizi kaptırın.

Canınızın çektiği her şeyin doğada mutlaka bir karşılığı olduğunu bilin.

Processed with VSCO with a5 preset

 

  • Bundan Sonra Ne Olacak ?

 

Ben artık yemeklere, şekere bağımlı biri değilim.

Beni yemekler yönetmiyor.

Ben mutfağımı yönetiyorum. Bu yüzden ben devam ediyorum.

Farklı olarak artık günlerimi saymayacağım.

Bu noktadan sonra beslenmemi düzenleyerek artık kilo vermemi devam ettirecek bir düzene geçeceğim.

Beslenme düzenim oturduğu için artık sporu aktif olarak hayatıma koyacağım. Yani yeni 21 spor 🙂

Beslenme günlüğümü yazmaya 1 yıl devam edeceğim.

img_2714

 

Eğer siz de bu yazıyı okuyorsanız içinizde bir yerde değiştirmek istediğiniz bir şeyler var demektir. Sadece başladıktan sonra gerisi geliyor. Ben bunu çok geç anladım ama aslında geç diye bir şey yok. Önemli olan bunun ‘sizin’ seçiminiz olması. Doktor istedi diye, aile istedi diye, sevgiliniz eşiniz istedi diye başlamayın. Siz isteyin, kendi seçiminize sahip çıkın.

Sorularınız, önerileriniz varsa tüm sosyal medya hesaplarımdan ve yazıya yorum yazarak ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

Şekersiz Geçen 21 Gün

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Hayatım boyunca ‘asla yapamam’ dediğim ve yapanlara ‘size inanamıyorum’ cümleleri ile yorumlar yazdığım bir konuydu şekersiz hayat. Bir kere benim tükettiğim şeylere bakınca zaten neredeyse tüm mutfağın bir devrime girmesi gerekiyordu. Bunun yanında takip ettiğim onlarca yemek blogu, vlogu, gurme geziciler vardı. Evdeki ev yapımı çikolatalar baştan çıkarmasa sosyal medyada göreceğim bir post beni baştan çıkarabilirdi.

Geçen senelerde özellikle www.slingomom.com blogunun sahibi İrem’in sosyal medyada çılgınca bu işe girmesi ve yaptığı paylaşımlar ile ara ara gaza geldim. Bazen 48 saat sürdü bazen 4 saat. Şaka bir yana beslenmede ‘tatlıyı’ seven biriyim ve benim için kolay değildi. Bu arada birkaç yıldır yapılan tahlillerimde insülin direnci, diyabet riski doktorların bana ara ara ‘buraya dikkat’ demesi falan beni spora, geçici diyetlere falan yönlendirdi tabi ama inanın ilaç içmek ve bunu her gün içmek çok kötü bir durum. Kafanızda sürekli ilaç saatim, ilaç yanımda mı, ilaç öncesi yemem lazım gibi cümleler dolaşıyor ve sanki ilaç size tasma takmış gezdiriyor gibi bir hayatınız oluyor.

img_2226

Gelelim bu seneye. Açıkçası ülke değiştirmek, bir süre otelde yaşamak, yeni market düzeni, markette ürünlerin üstünde asla anlamadığın dilde yazan şeyler, aradığını aynı anda bulamama gibi bir çok bahaneyi cebime koyduğum için ne diyet yaptım, ne sağlıklı beslendim ne de spor için bir adım attım. Şimdi bakınca iyi ki öyle yapmışım diyorum aslında. Beynime ‘bak aslında canım kardeşim bu işten sen de sıkıldın, bana şeker şeker diye bağırmayı kes’ diye söylenmeye başladım. Sabah 12 saat açlık kan şekeri değerlerim 120’lere tokluklar 230 lara falan vurunca, kalp ritmim ve nefes alışımda sorunlar yaşamaya başlayınca kafama dank etti demek isterdim ama öyle olmadı. Ya da çevremden biri bana bakıp ‘şişko şişko’ diye dalga da geçmedi, kimse birkaç sene sonra ölürsün zaten tabutun ne renk olsun falan diye sormadı.

img_2225

Aslında şekersiz hayata hazırlanmam tam olarak 2 ayımı aldı. Önce biraz araştırma, etiket okumayı öğrenme, bunun yanında birkaç kitap, beslenme günlüğü alma, Netflix ‘de yayınlanan obezite ve şeker üzerine çekilmiş bir iki belgesel derken beynim ve vücudum ortak hareket edebiliriz aslında demeye başladı. Öncelikle kendimi tanımaya başladım. Farkında olarak yemek yedim. Özge bak sabah kahvaltısını atladığın için şu an Starbucks’da bu tatlıyı yiyorsun dedim. Fark ettim ama bırakmadım, yedim. Sadece ne yaptığımı izlemek için. İç ses meğer böyle zamanlarda da işe yarıyormuş. Sonra sosyal medyaya daldım. Değişim geçiren her hesabı inceledim. Bazılarından büyük motivasyon aldım. Ve kararı verdim. Ben diyet yapmayacağım ben şekeri bırakacağım dedim. Acelem yok, bir yere yetişmiyorum, 15 senedir zaten al ver her bedeni yaşadım. Bu sefer hedefim bedenim değil iç organlarımdı. Görmediğim için değersiz değillerdi bir kere. Onların iyi olmadığı bir durumda dışta gözüken hiçbir şeyin iyi olma ihtimali yoktu.

Processed with VSCO with c1 preset

Benim 21 gün şekeriz hayatı başarmam ‘aslında ben yemek yemiyorum’ durumunu fark ettiğimde ortaya çıktı. Porsiyonlarım özensiz, kalitesiz, hızlıca hazırlanmış yemeklerle doluydu. Onlarla doymam mümkün değildi. Ailemle yiyeceğim ortak yemek haricinde hiçbir öğüne özenmiyordum. Yani ben kızımın ve eşimin bedenine kendi bedenimden daha çok değer veriyordum. Bu aslında çok acı bir gerçek. İnsan kendine iyi davranmadığı zaman aslında gerçekten birileri için iyi olamıyor. Bir şeyler eksik kalıyor.

Processed with VSCO with c1 preset

Bu noktadan sonra kısaca 21 gün şekersiz beslenme sürecinde şunlar oldu;

  • Buzdolabındaki hiçbir şekerli, paketli ürünü atmadım. Önemli olan onların orada kaldığı süreydi. Onlar orada durdukça ben gücümü fark ettim. Beni onlar yönetmiyordu. 
  • Pazara gitmeye başladım. Özellikle buzdolabı ne kadar taze ise o kadar çekici hale geliyor onu anladım.
  • Sosyal olmaktan asla geri kalmadım. Bu süreçte yanımda 4 paket kare çikolata, 6 dilim kek, 3 dilim pasta vs tüketildi. Onlar tüketti ben izledim. Ve yemediğim için kendime verdiğim değerden dolayı mutlu oldum. (sayılar öylesine yazıldı, tabi ki kimsenin lokmasını saymıyorum)
  • Zaten su içmeyi seven biriydim ama su içmeyi bir meydan okumaya çevirdim. Ne kadar içtiğimi bilecektim. Bunun yanında her gün içtiğim 3-3.5 lt suyun 1 lt sini tarçın, elma, nane vb şeyler ile alkali su haline getirdim. 
  • Tarçın tüketmeye başladım. Nice doktorlar dedi ama kazandibinin üstünde olmadığı sürece benim için anlamlı değildi. Suyun içinde bütün olarak tükettim ya da sıcak süte toz olarak. Bazen bazı meyvelerin üstünde de yedim. Gerçekten tatlı krizi yaşamadıysam bence en büyük nedeni bu. 

Processed with VSCO with f2 preset

 

  • 21 gün şekersiz hayata regl dönemim bittikten sonra başlamaya dikkat ettim. Malum bazılarımız o dönemi çikolata şelalesi altında geçirmeyi tercih edebiliyor.
  • Yemek yemeye başladım. Sabah özellikle kahvaltı etmeye çok dikkat ettim. Ananası ve yulafı mutfağıma ekledim. Her gün çeşitlendirmeye çalışarak mutlaka kahvaltı ettim. Sonuçta ben diyette değildim. Sadece şeker tüketmiyordum. 
  • Şeker yemiyorum dediğiniz anda aslında beyaz ekmek de yememeniz gerektiğini öğrendim. Yani elveda evimin yanındaki fırında her sabah çıkan naturel baget ekmekler dedim.
  • 1 öğün mutlaka meyve ya da kuru kayısı, hurma gibi doğal şeker içeren bir şey yedim çünkü metabolizma için bu doğal şekerin gerçekten ne kadar önemli olduğunu okudum. 
  • Şekersiz beslenmeye geçmeden önceden itibaren yediklerimi yazdım. Böylelikle en çok tatlı yediğim saatler önüme düştü. Özellikle benzer saatlerde kafamı dağıtacak bir şeyler yaptım. 

Processed with VSCO with a5 preset

  • Gelelim bende en çok etki yaratan şeye. Kendime gidip 21 tane bileklik aldım. Aslında önce ip ile başladım ama ıslanması, kolay çıkmaması nedeni ile kullanışlı olmadı. Aldığım  20 bileklik birbiri ile aynı 21. olan farklıydı. O farklı olana ulaşana kadar geçen her gün için bir tane taktım. Bileğimde bileklikler fazlalaştıkça güçlendim. Bir yerden sonra sadece bunun için bile yemem dedim. Gücümü görsel olarak taşımak kendimi iyi hissettirdi. Ve bundan sonrada bu yöntemi kullanacağım birkaç konu var. Burada önemli olan eğer hedeflediğiniz şeyi bir gün bile yapmazsanız tüm bileklikleri çıkarmanız gerektiği. 

Processed with VSCO with a4 preset

Peki bu 21 gün sonunda hayatımda ne değişti?

  • Nefes alış verişim daha düzenli hale geldi.
  • Çarpıntı ve ağız kuruluğu sorunum tamamen geçti.
  • Daha erken saatlerde uykuya dalabildim ve sabah yorgun kalkmadım. 
  • Açlık şekerim 100 e kadar düştü, tokluk şekerim 170 e geriledi.
  • Sadece şeker yemeyerek 5 kg verdim ve bu bacaklarımda 3 cm, kollarımda 2 cm, karın ve kalça bölgemde 1 cm incelmeye neden oldu. 
  • Ruhsal açıdan kendimi daha zinde ve pozitif hissediyorum. 
  • Beslenme şeklindeki değişiklik farklı yemekler pişirme ve öğrenme gibi bir meraka neden oldu ve bu konuya zaman ayırıyorum. 

Bundan sonra ne olacak?

Hiç bilmiyorum. Sadece devam edebildiğim kadar devam edeceğim. Asla diyet yapmayacağım. Sadece alışkanlıkları değiştirmek üzerine kafa yoracağım. Şimdi ikinci 21 hedefim ne olsun onu düşünüyorum mesela. Ben şekersiz daha mutlu olduğumu gördüm ve bu hissi hiç unutmamak için emek vermek istiyorum. Bu arada 21 gün boyunca bu süreci kimse ile paylaşmadım. Bazen paylaşmak sorumluluk getiriyor ve bunun insanın üstünde yarattığı stres bile sizin yarı yolda kalmanızı sağlıyor. Sanırım önemli olan yaşayıp, deneyimledikten sonra paylaşmak.

Eğer sizlerin de şekersiz hayata dair önerileriniz, tarifleriniz  var ise yorum olarak paylaşın. Daha sağlıklı günlere…

Crossfit Vol:1

sağlık, sağlıklı yaşam

2408b07fed88680181ccd9e1476affa3

Uzun zamandır üstünde okuduğum ama bir türlü başlamaya fırsat bulamadığım Crossfit ile ilgili bundan böyle sizinle bol bol konuşacağız. Öncelikle  benim kafamda olan soruları cevap buldukça size aktarmaya çalışacağım. Hikayemizin baş rolündeki kızımız, yani ben yıllardır onlarca spor salonuna kayıt yaptırmış bazılarına gitmiş sonuç almış ama sıkılmıştır. Bazılarının kapısından geçmeyi unutmuştur ve en büyük kabusu o koşu bandına çıkıp, bandın içindeki televizyondan dizi izleyerek spor yaptığını sandığı günlere geri dönmektir.

crossfit-girl

Açıkçası benim crossfit ile tanışmamı iki şey sağladı. Birincisi eşimin bir süredir bu sporu yapıyor olması ( evet gerçekten önemli bir etken) diğeri ise artık sıkıcı spor salonlarında saatler harcayıp, suratsız eğitmenlere katlanmaktan sıkılmış olmam. Yani içinde aşırı spor aşkı olmayan insanların gerçekten bir spor dalından keyif almaya başlaması çok önemli bir etken. Öncelikle içinizden bir ses size sürekli ‘boş ver ya’ dediği için onu susturacak daha motive edici bir şeye ihtiyacınız var. İşte ben o daha motive edici etkiyi ‘crossfit’te buldum.

crossfit-nedir

Şimdi adım adım gidelim. Öncelikle bakalım bu crossfit nedir sorusunun cevabına

  • Crossfit bir kuvvet ve kondisyon programı.
  • Crossfit kardiyo, ağırlık ve esneme temellerine oturmuş bir spor dalı.
  • Olimpik halter, jimnastik ve atletizm dallarından faydalanan bir spor.
  • En büyük ve beni çeken özelliği kısa süreli ve çok etkili olması.

ad7131dc83bab7a878d880af916d3874

Peki ben neden crossfit seçtim?

  • Öncelikle başta söylediğim uzun süreli günlük antremanlar yerine kısa süreli ve etkili bir yol olduğu için.
  • Fonksiyonel odaklı antreman yapmanın daha orantılı sonuçlar doğurduğunu gördüğüm için
  • Her gün değişen antreman programı ile asla sıkılmanın mümkün olmaması.
  • Ve her gün değişen (wod) günün antremanları ile hem kendinle hem aynı programı yapan diğer kişiler ile yarışabiliyor olman. ( henüz bu eğlenceyi sadece kendimle yarışarak yapıyorum gerçi)
  • Hedefin kilo vermekten daha çok kendini kas kuvveti olarak güçlendirmeye motive ettiği için bu sayede kg sayısı takıntısından kurtulman.
  • Kendine ait bir dili ve felsefesi olması. (Ne alaka demeyin resmen ayrı bir dünyaya inmiş uzaylı gibi oluyorsunuz. Kendi dili olan spor 🙂 ve ofsaytı öğrenmek daha kolay 🙂 )
  • Günde sadece bir saat ayırıp bütün siniri, stresi vücuttan atmanız mümkün.

Peki bu sporu kimler yapabilir?

İşte benim takıldığım ve en büyük engel gibi gördüğüm şey buydu. Sanki bu spora başlamadan önce kilo vermeliyim, spor temelim olmalı ya da erkek sporu gibi bloklarım vardı. Asla değil! Kilonuz size engel değil tam tersi gelişmenizi görmek için fırsata çevireceğiniz bir etken. Spor temeli olmasına gerek yok, tam tersi ilk olarak bu sporla başlayanlar bence çok daha şanslı ve asla bir sadece erkek sporu değil. Bugün başta Amerika olmak üzere bu sporu en iyi yapan isimlerin çoğu kadın! Ve inanın bir kadına halter ancak bu kadar yakışır 🙂

Bu yazı crossfit sporuna sadece bir giriş yazısı niteliğinde olsun. Bundan sonra merak edenler için hem teknik, programlar, crossfit beslenmesi, nerede yapılmalı, videolar ve benim gelişimime yönelik fotoğraflar gibi birçok alt başlıkta görüşeceğiz.

Korkular İçerir Annelik

anne, özlem, bebek, hayat, korku, sağlık, sevgi

Korkular içerir annelik. Sadece bebeğinize dair korkular değil bazen en acısını kendinize dair yaşarsınız. Doğum yapalı dokuz ay oldu. Dokuz aydır her gün aklımdan zamanlı zamansız bir düşünce geçiyor ‘ya yeteri kadar yanında olamazsam’. Bazılarınız bunu psikolojik problem bazıları gereksiz bir telaş olarak görebilir ama onu izlediğim, ona dair günleri düşündüğüm bazı anlar diyorum ki ‘ o gün yanında olmalıyım’.

İlk kelimesinde, ilk adımında, ilk hecesinde, cümlesinde, okulunda, mezuniyetinde, aşk acısında, genç kızlığında, işe girdiğinde, her sorununda, mutluluğunda, düğününde doğumunda yanında olmalıyım. Korkuyorum. Aslında zaman geçtikçe ona yapabileceğim en önemli iyiliğin kendime iyi bakmak olduğunu fark ediyorum. Çünkü ben annemden bunu istedim ve o yanımda oldu hala yanımda ve bende kızımın elinden bu hakkını almak istemiyorum. Yanında olmanın dışında sağlıklı olarak yanında olmak istiyorum.

İnsan konuşamıyor çoğu zaman böyle şeyleri. Karşınızda birine söylediğinizde ‘aa saçmalama düşünme böyle kötü şeyler’ diyerek içinizden akıtmak istediğiniz bu duyguyu içinize kilitliyor bazen. Ben o kilidi açmak istedim. İçimdeki bu korkuyu dışarıya çıkarıp yok etmek istedim. Öylede oldu.
Kendisi için bir şeyler yapamaması zordur insanın. Bazı insanlar vardır ya başkası için her şeye koşar konu kendi oldu mu yan çizer, tembelliğe geçer. Ben biraz bu cinsim sanırım ve annelikten en çok bunu öğrendim işte. Ona verebileceğim en önemli şey benim ve ben iyi olmalıyım.
Şimdi sizlerin karşısında buradan kızıma söz veriyorum. Elbet her şey yüce yaratanın takdiri kızım ama ben bu saydığım her günde senin yanında olacağım. Bunun için gereken ne ise yapacağım. Sadece dokuz aydır hayatımda olmana rağmen bana öğrettiğin her şey için teşekkür ederim. Seninle beraber hayata gelen yeni ben öncekilerden çok farklı daha özel.

Bu yazıyı okuyan ve bu enerjiyi benimle paylaşan herkesin elini tutan, sırtını dayadığı güç her kim ise hep hayatında olsun. Yazdıklarım negatif bir ruh hali anlatmasın size. Tam tersi sadeleşmiş duyguların en rahat şekilde dışa vurumu bunlar. Ben ilahi güce ve onun içime verdiği huzura hep inanıyor, güveniyorum.
Bebeğinize iyi bakmak, beslemek, büyütmek herkesin yapacağı şeyler ama onların bizim elimize, varlığımıza, kokumuza ihtiyacı var. Sadece annelere diyorum ki ”kendinize iyi bakın hemi’ ve siz iyi olunca onun zaten iyi olduğuna şahit olacaksınız.