Şekersiz Geçen 21 Gün

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Hayatım boyunca ‘asla yapamam’ dediğim ve yapanlara ‘size inanamıyorum’ cümleleri ile yorumlar yazdığım bir konuydu şekersiz hayat. Bir kere benim tükettiğim şeylere bakınca zaten neredeyse tüm mutfağın bir devrime girmesi gerekiyordu. Bunun yanında takip ettiğim onlarca yemek blogu, vlogu, gurme geziciler vardı. Evdeki ev yapımı çikolatalar baştan çıkarmasa sosyal medyada göreceğim bir post beni baştan çıkarabilirdi.

Geçen senelerde özellikle www.slingomom.com blogunun sahibi İrem’in sosyal medyada çılgınca bu işe girmesi ve yaptığı paylaşımlar ile ara ara gaza geldim. Bazen 48 saat sürdü bazen 4 saat. Şaka bir yana beslenmede ‘tatlıyı’ seven biriyim ve benim için kolay değildi. Bu arada birkaç yıldır yapılan tahlillerimde insülin direnci, diyabet riski doktorların bana ara ara ‘buraya dikkat’ demesi falan beni spora, geçici diyetlere falan yönlendirdi tabi ama inanın ilaç içmek ve bunu her gün içmek çok kötü bir durum. Kafanızda sürekli ilaç saatim, ilaç yanımda mı, ilaç öncesi yemem lazım gibi cümleler dolaşıyor ve sanki ilaç size tasma takmış gezdiriyor gibi bir hayatınız oluyor.

img_2226

Gelelim bu seneye. Açıkçası ülke değiştirmek, bir süre otelde yaşamak, yeni market düzeni, markette ürünlerin üstünde asla anlamadığın dilde yazan şeyler, aradığını aynı anda bulamama gibi bir çok bahaneyi cebime koyduğum için ne diyet yaptım, ne sağlıklı beslendim ne de spor için bir adım attım. Şimdi bakınca iyi ki öyle yapmışım diyorum aslında. Beynime ‘bak aslında canım kardeşim bu işten sen de sıkıldın, bana şeker şeker diye bağırmayı kes’ diye söylenmeye başladım. Sabah 12 saat açlık kan şekeri değerlerim 120’lere tokluklar 230 lara falan vurunca, kalp ritmim ve nefes alışımda sorunlar yaşamaya başlayınca kafama dank etti demek isterdim ama öyle olmadı. Ya da çevremden biri bana bakıp ‘şişko şişko’ diye dalga da geçmedi, kimse birkaç sene sonra ölürsün zaten tabutun ne renk olsun falan diye sormadı.

img_2225

Aslında şekersiz hayata hazırlanmam tam olarak 2 ayımı aldı. Önce biraz araştırma, etiket okumayı öğrenme, bunun yanında birkaç kitap, beslenme günlüğü alma, Netflix ‘de yayınlanan obezite ve şeker üzerine çekilmiş bir iki belgesel derken beynim ve vücudum ortak hareket edebiliriz aslında demeye başladı. Öncelikle kendimi tanımaya başladım. Farkında olarak yemek yedim. Özge bak sabah kahvaltısını atladığın için şu an Starbucks’da bu tatlıyı yiyorsun dedim. Fark ettim ama bırakmadım, yedim. Sadece ne yaptığımı izlemek için. İç ses meğer böyle zamanlarda da işe yarıyormuş. Sonra sosyal medyaya daldım. Değişim geçiren her hesabı inceledim. Bazılarından büyük motivasyon aldım. Ve kararı verdim. Ben diyet yapmayacağım ben şekeri bırakacağım dedim. Acelem yok, bir yere yetişmiyorum, 15 senedir zaten al ver her bedeni yaşadım. Bu sefer hedefim bedenim değil iç organlarımdı. Görmediğim için değersiz değillerdi bir kere. Onların iyi olmadığı bir durumda dışta gözüken hiçbir şeyin iyi olma ihtimali yoktu.

Processed with VSCO with c1 preset

Benim 21 gün şekeriz hayatı başarmam ‘aslında ben yemek yemiyorum’ durumunu fark ettiğimde ortaya çıktı. Porsiyonlarım özensiz, kalitesiz, hızlıca hazırlanmış yemeklerle doluydu. Onlarla doymam mümkün değildi. Ailemle yiyeceğim ortak yemek haricinde hiçbir öğüne özenmiyordum. Yani ben kızımın ve eşimin bedenine kendi bedenimden daha çok değer veriyordum. Bu aslında çok acı bir gerçek. İnsan kendine iyi davranmadığı zaman aslında gerçekten birileri için iyi olamıyor. Bir şeyler eksik kalıyor.

Processed with VSCO with c1 preset

Bu noktadan sonra kısaca 21 gün şekersiz beslenme sürecinde şunlar oldu;

  • Buzdolabındaki hiçbir şekerli, paketli ürünü atmadım. Önemli olan onların orada kaldığı süreydi. Onlar orada durdukça ben gücümü fark ettim. Beni onlar yönetmiyordu. 
  • Pazara gitmeye başladım. Özellikle buzdolabı ne kadar taze ise o kadar çekici hale geliyor onu anladım.
  • Sosyal olmaktan asla geri kalmadım. Bu süreçte yanımda 4 paket kare çikolata, 6 dilim kek, 3 dilim pasta vs tüketildi. Onlar tüketti ben izledim. Ve yemediğim için kendime verdiğim değerden dolayı mutlu oldum. (sayılar öylesine yazıldı, tabi ki kimsenin lokmasını saymıyorum)
  • Zaten su içmeyi seven biriydim ama su içmeyi bir meydan okumaya çevirdim. Ne kadar içtiğimi bilecektim. Bunun yanında her gün içtiğim 3-3.5 lt suyun 1 lt sini tarçın, elma, nane vb şeyler ile alkali su haline getirdim. 
  • Tarçın tüketmeye başladım. Nice doktorlar dedi ama kazandibinin üstünde olmadığı sürece benim için anlamlı değildi. Suyun içinde bütün olarak tükettim ya da sıcak süte toz olarak. Bazen bazı meyvelerin üstünde de yedim. Gerçekten tatlı krizi yaşamadıysam bence en büyük nedeni bu. 

Processed with VSCO with f2 preset

 

  • 21 gün şekersiz hayata regl dönemim bittikten sonra başlamaya dikkat ettim. Malum bazılarımız o dönemi çikolata şelalesi altında geçirmeyi tercih edebiliyor.
  • Yemek yemeye başladım. Sabah özellikle kahvaltı etmeye çok dikkat ettim. Ananası ve yulafı mutfağıma ekledim. Her gün çeşitlendirmeye çalışarak mutlaka kahvaltı ettim. Sonuçta ben diyette değildim. Sadece şeker tüketmiyordum. 
  • Şeker yemiyorum dediğiniz anda aslında beyaz ekmek de yememeniz gerektiğini öğrendim. Yani elveda evimin yanındaki fırında her sabah çıkan naturel baget ekmekler dedim.
  • 1 öğün mutlaka meyve ya da kuru kayısı, hurma gibi doğal şeker içeren bir şey yedim çünkü metabolizma için bu doğal şekerin gerçekten ne kadar önemli olduğunu okudum. 
  • Şekersiz beslenmeye geçmeden önceden itibaren yediklerimi yazdım. Böylelikle en çok tatlı yediğim saatler önüme düştü. Özellikle benzer saatlerde kafamı dağıtacak bir şeyler yaptım. 

Processed with VSCO with a5 preset

  • Gelelim bende en çok etki yaratan şeye. Kendime gidip 21 tane bileklik aldım. Aslında önce ip ile başladım ama ıslanması, kolay çıkmaması nedeni ile kullanışlı olmadı. Aldığım  20 bileklik birbiri ile aynı 21. olan farklıydı. O farklı olana ulaşana kadar geçen her gün için bir tane taktım. Bileğimde bileklikler fazlalaştıkça güçlendim. Bir yerden sonra sadece bunun için bile yemem dedim. Gücümü görsel olarak taşımak kendimi iyi hissettirdi. Ve bundan sonrada bu yöntemi kullanacağım birkaç konu var. Burada önemli olan eğer hedeflediğiniz şeyi bir gün bile yapmazsanız tüm bileklikleri çıkarmanız gerektiği. 

Processed with VSCO with a4 preset

Peki bu 21 gün sonunda hayatımda ne değişti?

  • Nefes alış verişim daha düzenli hale geldi.
  • Çarpıntı ve ağız kuruluğu sorunum tamamen geçti.
  • Daha erken saatlerde uykuya dalabildim ve sabah yorgun kalkmadım. 
  • Açlık şekerim 100 e kadar düştü, tokluk şekerim 170 e geriledi.
  • Sadece şeker yemeyerek 5 kg verdim ve bu bacaklarımda 3 cm, kollarımda 2 cm, karın ve kalça bölgemde 1 cm incelmeye neden oldu. 
  • Ruhsal açıdan kendimi daha zinde ve pozitif hissediyorum. 
  • Beslenme şeklindeki değişiklik farklı yemekler pişirme ve öğrenme gibi bir meraka neden oldu ve bu konuya zaman ayırıyorum. 

Bundan sonra ne olacak?

Hiç bilmiyorum. Sadece devam edebildiğim kadar devam edeceğim. Asla diyet yapmayacağım. Sadece alışkanlıkları değiştirmek üzerine kafa yoracağım. Şimdi ikinci 21 hedefim ne olsun onu düşünüyorum mesela. Ben şekersiz daha mutlu olduğumu gördüm ve bu hissi hiç unutmamak için emek vermek istiyorum. Bu arada 21 gün boyunca bu süreci kimse ile paylaşmadım. Bazen paylaşmak sorumluluk getiriyor ve bunun insanın üstünde yarattığı stres bile sizin yarı yolda kalmanızı sağlıyor. Sanırım önemli olan yaşayıp, deneyimledikten sonra paylaşmak.

Eğer sizlerin de şekersiz hayata dair önerileriniz, tarifleriniz  var ise yorum olarak paylaşın. Daha sağlıklı günlere…

Diyetisyen Andaç Yeşilyurt ile Beslenme Üzerine

Bir Dilim Sohbet, diyet, sağlıklı yaşam

10514385_10152169217626065_1274526654156345355_o

Röportaj: ÖZGE DOĞAN

Genelde mevsim yaza dönerken aklımıza gelse de daha sağlıklı bir bedene sahip olma herkesin isteği. Bu süreçte birçok farklı yöntem, liste ya da reçete var. Hiç şüphesiz ki bir uzman ile beraber çalışanlar özellikle kilo verme sürecinde çok daha başarılı oluyorlar. İzmir’de sağlıklı beslenme konusunda adından sıkça söz ettiren Andaç Yeşilyurt ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik. Zayıflama konusunda doğru bilinen yanlışlar ve tavsiyeler sizleri bekliyor.

  • Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Andaç Yeşilyurt kimdir ve beslenme uzmanlığı konusunda ne kadar süredir çalışmaktadır? 

Merhaba kendimden kısaca bahsetmem gerekirse 2008 yılında Başkent Üniversitesinden mezun olarak diyetisyen olduğumu söyleyebilirim. Aslında bütün çocukluğum ve hayatım Ankara’da geçmiş olmasına rağmen daha sonra içimde doğan bir değişiklik yapma isteği ile İzmir’e geldim ve 2010 yılından beri İzmir de kendi ofisimde beslenme ve diyet konusunda danışmanlık veriyorum. İyi ki böyle güzel bir şehre gelmişim diyebilirim.

  • Her ne kadar mesleğiniz ‘kilo verme’ problemi ile anılsa da aslında birçok hizmeti içinde barındırıyor. Size kilo verme dışında hangi konularda danışıyorlar?

Evet dediğiniz gibi Diyetisyen ya da diyet denince ilk akla gelen kilo vermek oluyor ama aslında diyetisyenlik meslek olarak sadece kilo vermenin dışında yemek ve hastalıkların beslenmesiyle ilgili birçok konuda çalışır. Bana gelince ben de ofisimde sağlıklı beslenme, ya da hamilelik veya emzirme dönemi gibi ve hatta zayıflık konusunda yardım almak isteyenlere danışmanlık yapıyorum ancak çoğunlukla kilo verme konusunda çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi bunun yanında bazı şirketlere veya gıda üreticilerine de danışmanlık yaptığım oluyor.

  • Gündemde olan ve çok tartışılan beslenme şekilleri ve moda diyetler duyuyoruz. Sizce bu işin tek doğrusu mu var yoksa herkesin yolu mu farklı?

Zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturuyor bu yüzden bundan faydalanmak isteyen birçok kişi yanlış ürünlere insanları yönlendiriyor.

Her sene trend olan veya umut vadeden bir çok popüler yöntem ortaya atılıyor ve bir çoğu insan bunları takip edebiliyor tabi ki bunların arasında doğru şeyler de var ama çok zararlı yöntemler de olabiliyor. Hatta bazıları farklı isimlerle birbirinin çok benzeri diyetler de oluyor. Tek fark küçük değişikliklerle o sene bir başkasının ismi ile moda haline gelmesi. Bunda biraz da PR çalışmaları etkili çünkü zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturmakta dolayısıyla bundan faydalanmak isteyen birçok kişi veya firma çıkabiliyor ve zaman zaman çok zararlı ürünler de piyasaya çıkabiliyor.

Aslında bu konudaki en doğru yöntem ‘Dünya Sağlık Örgütü’ ‘Amerikan Diyetisyenler Derneği’ ‘Türkiye Diyetisyenler Derneği’ gibi bilime dayalı güvenilir kurumların önerilerini takip etmek. Tabi şunu da bilmek lazım hepimizin değişik alışkanlıkları ve farklı yaşam tarzları var ve hatta kendimize özel bazı sağlık problemlerimiz olabiliyor. Dolayısıyla böyle bir durumda sizin profilinize en uygun programın oluşturulabilmesi için en doğru yöntem konusunda uzman ve sizi tanıyıp size göre plan çıkaran bir diyetisyenle çalışmak.

Kişinin motivasyonu düştüğü noktada müdahale etmek ve kişinin yaşam tarzına göre planları oluşturmak sürecin olumlu tamamlanmasını sağlıyor.

  • Sizin yönteminizde temel prensip olarak belirlediğiniz konu ne?

Benim yaptığım birkaç önemli şey var birincisi tabi ki bilimsel, güvenilir kaynakları ve de araştırmaları takip edip onların doğrultusunda listeler planlamak. İkincisi ise benden yardım isteyen insanları tanımaya çalışarak onların ihtiyaçlarını belirlemek ve ona göre bir yol haritası çizmek oluyor. Bunlar nedir derseniz içinde birçok şey yer alıyor; İlk olarak kişinin hayat kalitesini önemseyen uygulanabilir bir plan çıkarmak. Sonra bu çıkardığınız planı değişikler ile dinamik tutmak ve kişiye alternatif çözümler sunmak. Karşınızdakinin motivasyonunun azaldığını hissettiğiniz anda onu tekrar motive edebilecek yöntemleriniz olmalı. Bu tabi biraz da o insanı okuyabilmekle ilgili. Diğer bir önemli konu ise kişiye gerçekten lezzetli bir diyet planı sunabilmektir. Özellikle bu konuda şu ara çok çalışma yaptığımı söyleyebilirim gerek tarifler olsun gerek ofisimizde bulunan ‘Diyet Bakkal’ bölümünde sunduğumuz sağlıklı abur cuburlar ve gıdalar olsun bu anlamda danışanlarımıza farklılıklar sunuyoruz.

  • İnsan psikolojisinin en çok savaştığı konulardan biri belki de kilo vermek. Bu konuda danışanlarınıza nasıl tavsiyeler verirsiniz? Bu yola girmeden bir ön hazırlık var mıdır?

Bence en önemli şey kişinin kendi kafasında artık bu konuda karar vermiş olması. Bu çok önemli bir adım çünkü işin en önemli kısmı kişinin kendisinde bitiyor. O bu kararı verdikten sonra kendisine doğru bir yol ve rehber seçmesi bu sürecin tamamen çözülmesinde etkili oluyor. Benim önerim öncelikle neden kilo vermek istedikleri ile ilgili sadece kendilerinin okuyacakları bir nedenler listesi hazırlamaları. Bunu yaparken belki de bazı şeyleri kendilerine bile ilk defa itiraf edecekler ve gerçekten neden kilo vermek istediklerini hatırlayacakları bir listeleri olacak. Daha sonra bu yola çıktıklarında motivasyonları her düştüğünde veya bırakmayı düşündüklerinde o listeyi açıp okuyarak tekrar bunu yapmak isteme sebeplerini hatırlamalarını tavsiye ediyorum.

  • Son dönemin en çok konuşulan konularından biri de sıvı detokslar oldu. Bu konuda onlarca firma insanlara aracı oluyor. Sizin bu detoks türlerine bakış açınız nedir?

Bir defa Detoksun ne olduğunun Türkiye’de doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu konu baştan aşağı yanlışlarla dolu gibi geliyor bana çünkü etrafta detoks olduğunu iddia eden bir sürü saçma yanlış diyet görebiliyorum. Aslında bu başlı başına bir konu ve dikkatli uygulanması gereken bir süreç ve sadece kısa süreler olarak uygulanmalı. Ayrıca gözden kaçırılan bir nokta da detoksun aslında kilo verme diyeti olmadığı tabi ki bunun  sonucunda insanlar kilo verebilir ama detoksun asıl amacı kilo vermek değil kelime anlamıyla da detoksifikasyon yani toksinlerden arınma süreci olmasıdır.

  • İnsanların bedensel farkındalıkları artmışken yeni alınmış kilolardan kurtulmak için tavsiyeleriniz var mıdır? 

Elbette herkeste işe yarayabilecek birkaç tüyo verebilirim, öncelikle en büyük problem yaptığımız lüzumsuz kaçamaklar olabiliyor o yüzden öncelikle eve abur cubur almayı bırakmanızı öneriyorum çünkü hiç olmayacak zamanda karşınıza çıkabiliyor ve dayanamıyorsunuz. Sonra en büyük problemlerimizden biri de gece yemekleri ve atıştırmaları oluyor benim tavsiyem son ana öğünle uyku arasında en az 3-4 saat, son atıştırma öğünü ile uyku arasında en az 1,5 – 2 saat olması. Gözümüzden kaçan ama aslında çok ciddi kalori almamıza sebep olan diğer etken de şekerli içecekler bazen sıcak havalarda çok fazla şekerli içecek tüketimi olabiliyor ve bu da kilo alımıyla sonuçlanıyor. Bir örnek vermek gerekirse günde ekstradan tükettiğimiz bir tane çay şekeri 1 yılsonunda bize 1 kg olarak geri dönebiliyor. Dolayısıyla bu küçük düzeltmeler büyük farklar yaratabilir.

11215711_996929823691662_6458757340169602297_n

  • Bizim için pratik bir tarif paylaşmanız mümkün mü? 

Diyette en çok ihtiyaç duyulan şeyin tatlı olduğunu bildiğim için size çok pratik ve masum bir çilekli tatlı tarifi veriyim öyleyse. Öncelikle 180gr. light labne peynirini 2 kaşık pudra şeker (veya toz tatlandırıcı), bir çubuk vanilyanın tohumları ile karıştırıp bir krema elde ediyoruz. Daha sonra çileklerin önce altlarından ufacık keserek tabakta dik durmalarını sağlıyoruz sonra üstlerini çay kaşığı ile oyarak kremamızı doldurmak için küçük bir yer hazırlıyoruz ve bu boşluğu kremamızla dolduruyoruz. Son olarak 1-2 tane yulaflı light bisküviyi ezip un ufak ettikten sonra çileklerin üstüne serpiştirip süslüyoruz. Bu çilekli tatlılardan atıştırma öğününüzde her on kilo için 1 adet yani 80kg iseniz 8 tane 60kg iseniz 6 tane olacak şekilde yerseniz kilonuza hiç bir olumsuz etkisi olmayacaktır.

İZMİR yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir şehir. Ben artık kendimi İzmirli olarak görüyorum.

  • Sizin İzmir’e gelme ve İzmir’de yaşamaya karar vermeniz nasıl oldu? İzmir size ne ifade ediyor? 

Bizim yazlığımız 1995’ten beri Kuşadası’nda olduğu için küçüklüğümden beri her yaz Kuşadası’nda olurdum. Tabi yıllar geçtikçe ailem de oraya çok alıştı ve artık orada yaşamak istiyorlardı. Bende iş için Ankara dışındaki şehirleri de düşünmeye başlayınca (daha doğrusu İstanbuldu kafamdaki) yakın olalım diye beni İzmir konusunda ikna etmeye çalıştılar. İlk etapta başarılı olamasalar da sonradan ben bunun iyi bir fikir olduğuna karar verip buraya geldim. Tabi geleli 5,5 yıl oldu diyebilirim bana göre bir şehirde 5 yıl yaşadıysanız artık oralı sayılırsınız diye düşünüyorum bu durumda bende İzmirli oldum artık. Yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir yer İzmir.

  • İzmir’de yapmayı en çok sevdiğiniz şeyler nedir?

Ben İzmir’in en çok hayatınıza sunduğu özgürlüğü ve kolaylığı seviyorum. Özgürlükten kastım şu eğer İzmir’de yaşıyorsanız İzmir ile sınırlı değilsiniz her an şehirden uzaklaşıp o an ihtiyaç duyduğunuz istediğiniz tarzda bir yere veya doğa güzelliğinin içine 1 saatte ulaşabilirsiniz. Bu sakin bir balıkçı kasabası olabilir, bir dağ ya da orman tatili olabilir, tarihi bir yer, ya da eğlencenin patladığı bir deniz tatili de olabilir. Dediğim gibi bu şehirde yaşarken bu şehir tarafından kapana kısılmış değilsiniz bütün özgürlükler ve Türkiye’nin sayılı güzellikleri sizin arka bahçeniz gibi. Onun dışında evim ve ofisim Alsancakta olduğu için çoğunlukla burada vakit geçiriyorum diyebilirim. Bunun da güzel yanı işten çıkıp eve gidiyorum derken yolda bir tanıdığa rastlaman ve oturup sohbet edip spontane bir plan ortaya çıkması, sanırım bunlar beni çok mutlu ediyor.

Crossfit Vol:1

sağlık, sağlıklı yaşam

2408b07fed88680181ccd9e1476affa3

Uzun zamandır üstünde okuduğum ama bir türlü başlamaya fırsat bulamadığım Crossfit ile ilgili bundan böyle sizinle bol bol konuşacağız. Öncelikle  benim kafamda olan soruları cevap buldukça size aktarmaya çalışacağım. Hikayemizin baş rolündeki kızımız, yani ben yıllardır onlarca spor salonuna kayıt yaptırmış bazılarına gitmiş sonuç almış ama sıkılmıştır. Bazılarının kapısından geçmeyi unutmuştur ve en büyük kabusu o koşu bandına çıkıp, bandın içindeki televizyondan dizi izleyerek spor yaptığını sandığı günlere geri dönmektir.

crossfit-girl

Açıkçası benim crossfit ile tanışmamı iki şey sağladı. Birincisi eşimin bir süredir bu sporu yapıyor olması ( evet gerçekten önemli bir etken) diğeri ise artık sıkıcı spor salonlarında saatler harcayıp, suratsız eğitmenlere katlanmaktan sıkılmış olmam. Yani içinde aşırı spor aşkı olmayan insanların gerçekten bir spor dalından keyif almaya başlaması çok önemli bir etken. Öncelikle içinizden bir ses size sürekli ‘boş ver ya’ dediği için onu susturacak daha motive edici bir şeye ihtiyacınız var. İşte ben o daha motive edici etkiyi ‘crossfit’te buldum.

crossfit-nedir

Şimdi adım adım gidelim. Öncelikle bakalım bu crossfit nedir sorusunun cevabına

  • Crossfit bir kuvvet ve kondisyon programı.
  • Crossfit kardiyo, ağırlık ve esneme temellerine oturmuş bir spor dalı.
  • Olimpik halter, jimnastik ve atletizm dallarından faydalanan bir spor.
  • En büyük ve beni çeken özelliği kısa süreli ve çok etkili olması.

ad7131dc83bab7a878d880af916d3874

Peki ben neden crossfit seçtim?

  • Öncelikle başta söylediğim uzun süreli günlük antremanlar yerine kısa süreli ve etkili bir yol olduğu için.
  • Fonksiyonel odaklı antreman yapmanın daha orantılı sonuçlar doğurduğunu gördüğüm için
  • Her gün değişen antreman programı ile asla sıkılmanın mümkün olmaması.
  • Ve her gün değişen (wod) günün antremanları ile hem kendinle hem aynı programı yapan diğer kişiler ile yarışabiliyor olman. ( henüz bu eğlenceyi sadece kendimle yarışarak yapıyorum gerçi)
  • Hedefin kilo vermekten daha çok kendini kas kuvveti olarak güçlendirmeye motive ettiği için bu sayede kg sayısı takıntısından kurtulman.
  • Kendine ait bir dili ve felsefesi olması. (Ne alaka demeyin resmen ayrı bir dünyaya inmiş uzaylı gibi oluyorsunuz. Kendi dili olan spor 🙂 ve ofsaytı öğrenmek daha kolay 🙂 )
  • Günde sadece bir saat ayırıp bütün siniri, stresi vücuttan atmanız mümkün.

Peki bu sporu kimler yapabilir?

İşte benim takıldığım ve en büyük engel gibi gördüğüm şey buydu. Sanki bu spora başlamadan önce kilo vermeliyim, spor temelim olmalı ya da erkek sporu gibi bloklarım vardı. Asla değil! Kilonuz size engel değil tam tersi gelişmenizi görmek için fırsata çevireceğiniz bir etken. Spor temeli olmasına gerek yok, tam tersi ilk olarak bu sporla başlayanlar bence çok daha şanslı ve asla bir sadece erkek sporu değil. Bugün başta Amerika olmak üzere bu sporu en iyi yapan isimlerin çoğu kadın! Ve inanın bir kadına halter ancak bu kadar yakışır 🙂

Bu yazı crossfit sporuna sadece bir giriş yazısı niteliğinde olsun. Bundan sonra merak edenler için hem teknik, programlar, crossfit beslenmesi, nerede yapılmalı, videolar ve benim gelişimime yönelik fotoğraflar gibi birçok alt başlıkta görüşeceğiz.

Bugün Ne Yesek?

sağlıklı yaşam

İster evde yemek yapan kişi olun ister sadece tüketen taraf olun günümüzün çok önemli bir zaman dilimi ‘bugün ne yesek’ sorusu ile geçiyor. Biraz Akdeniz coğrafyası etkisi, ailenin bir masa etrafında toplanması öğretisi ve sayabileceğimiz daha birçok etken bizi ‘yemek’ odaklı bir yaşam şekline sürüklüyor. Okuyoruz, görüyoruz özellikle kadınların her gün ‘akşama ne yemek yapılacak’ sorusuna cevap bulması aslında yemek yapma durumunda çok daha yorucu hale geliyor.

934bbb1897f2760dfe0986d2d4017726

Ülkemizde kurulan birçok sofra ‘tek çeşit’ seçeneğinden çok çok uzakta. En az iki mümkünse üç, dört farklı çeşit yemek sofraya konulmadan rahat edilemiyor. Bu noktada aklınıza ‘gelir düzeyi’ farkı gelebilir ama bahsettiğim şey bu değil. Biz damak tadı ile değil göz ile doyan bir toplumuz ve gün geçtikçe artan bir tüketim sorunu içine giriyoruz. Aynı yemeği iki gün yemeyenler, yemek seçenler (ki bunlardan biri benim) mutlaka şu olmalı diye takıntılı olanlar. Oysa yemeğin bir amaç olmaktan çıkıp araç haline geldiği bir düzen düşlüyorum.

9810a5cdcb8051697da09bafa654bb36

Hepimiz biliyoruz ki her insanın biyolojik saati ve ritmi farklı. Aynı aileye ya da kod yazılımına sahip bireyler bile olsanız ailenin her bireyinin acıkma ya da doyma şekilleri farklı. Bu farklar bizim gibi toplumlarda yok sayılıyor tabi. Herkesin aynı saatte , aynı düzen ve sıklıkta yemek yemesi bir zorunluluk halini alıyor. Böylelikle ailede karar veren kimse herkes o düzene göre kendi ritmini düzenliyor.

e9ab9a5d8d6924f4de137d93588a5aae bda085d7dcc6718264c11ca99fefaef9

Bir arada olmanın, bir sofrayı paylaşmanın güzelliğini ve önemini yok saymıyorum sadece o sofrada bir araya gelmenin temel olgusunun ‘yemek’ olması beni biraz rahatsız ediyor. Biraz daha özgür bir mutfağın kişiler üzerinde olumlu etki yapacağına inanıyorum. Bütün hafta sabah bir araya gelemeyen bir ailenin bir pazar kahvaltısında bir araya gelmesi o öğünü özel yapar ama bunun tüm öğünlere uygulanması özellikle hazırlayan tarafından büyük bir soruna dönüşebilir. ‘Yaşamak için yemek’ ile ‘yemek için yaşamak’ arasında kelimelerin yerleri dışında daha büyük farkları var.

b34260de3f3e0036043cdbb90a4c8fcc

Peki benim hayalimdeki mutfak düzeni nedir?

  • Haftalık olarak hazırlanan bir menü fikri bence çok cazip ama bu menüyü sadece hazırlayacak olan kişi değil tüm aile bireylerinin fikirleri oluşturmalı.
  • Buzdolabında her aile bireyine ait bir raf olmalı ve burada herkesin kendi zevki ve damak tadına göre ara öğün ve atıştırmalıkları olmalı.
  • Ailenin çalışma, spor yapma vb özelliklerine göre yemek saatlerinde bir esneklik sağlanmalı ve ‘aile birliği’ vurgusu için haftada üç akşam yemeği, bir kahvaltı beraber yenilecek şeklinde bir esneyebilir kural olmalı.
  • Yemek yapma görevi tek kişi üzerinden alınıp, uygun öğünlerde ailedeki her bireye görev düşecek şekilde belirlenmeli. Eminim en beceriksiz insanın bile iyi yaptığı bir şeyler vardır.
  • Yemek istemiyorum diyen kişiye saygı duyulmalı ve bir şeyler için zorlanmamalı. (çocukların üstünden elimizi çekelim anneler babalar)

388528c61ee2a9e7ed4b706e20201e34

Bunun gibi her ailenin ya da bireyin kendine göre belirleyeceği düzenler daha mutlu ve sağlıklı mutfaklar kazandıracaktır eminim.

İnsan, dünyaya gelme amacını gerçekleştirdiği zaman ideal konumuna ulaşır. Peki aklın ondan talep ettiği şey nedir? Çok kola bir şey; kendi tabiatına uygun biçimde yaşaması.

Strese Karşı 10 Etkili Yöntem

sağlıklı yaşam

Stres dediğimiz şey hepimizin dilinde. Her şeyin başı sağlık derler ya aynı şekilde her sorunun başı stres bizler için. Çoğu kişi stresi modern zaman hastalığı gibi görse bile insan vücudunun bu illet duygu durum şeklinden etkilendiğini birçok bilim insanı onaylıyor. Peki uğruna kitaplar okuduğumuz hal ile 10 adımda başa çıkmaya ne dersiniz? İşte etkili yöntemler.

63b91e0c60d15cf0493c9f4d64f7bce7

Zamanını Yönet

Çalışma hayatı içinde olun ya da bir öğrenci ya da ev hanımı şu bir gerçek ki bir çoğumuzu en çok strese sokan şey ‘yetiştirememe’ duygusu. Bunu ortadan kaldırmak aslında çok basit. Zamanın yönetimini elinize alacaksınız. Esnek ama planlanmış bir gün stres seviyesini azaltır. Unutmayın planlarınızı her zaman revize edebilirsiniz. Gerçekçi olmak lazım. Haftalık yapılacaklar listesi yerine günlük liste yapmak daha gerçekçidir.

72f9e8340eee1462d6cf171cea570213

Güne Hazırlan

Ertesi güne bir gün önceden 10 dakika ayırarak hazırlanın. Yatmadan önce ertesi gün ne giyeceğinizi, çantanıza koymanız gerekenleri belirlemek sizi güne stresli başlamaktan kurtarır. Bunun dışında güne dair yapılacakları önem sırasına göre kafanızda netleştirin.

starbucks-13

Küçük Şeylerin Tadını Çıkart 

Rutin hayat içinde büyük resme odaklanmaktan küçük anların tadını kaçırıyoruz çoğu zaman. Günün belirli anlarında yavaşlayın. Kahvenizi içerken sadece o ana odaklanın ya da gördüğünüz bir manzaraya gerçekten görerek bakın.

d7821e3664dff56631d5f5985500d2ae

Sık Sık Hareket Et

Biliyorum çoğumuz ‘spor’ için vakit bulamıyoruz. O yoğunluk içinde nedense ikinci plana attığımız şey hareket etmek oluyor. Spor yaparak daha çok yorgun hissedeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Spor sayesinde vücudunuzda oluşan değişimler sizi daha dinç yapıyor. Mutlaka spor salonlarına tıkılın ve saatlerce orada çalışın demiyorum ama gün içinde 10 dakikalık bölümler halinde yerinizden kalkın ve yürüyün. Gün sonunda 40 dakikaya ulaşacak şekilde planlayın. Bu bile işinizi doğru ve stresten uzak kalarak yapmanıza yardımcı olacaktır.

3babc064ebf514167009dc97fb12b5fc

Sık Sık Gülmek 

Gülmek vücudunuzda en sevdiğiniz hormon olan endorfinin salgılanmasını sağlar. Bu sayede modunuz iyi olacak ve daha sağlıklı hissedeceksiniz. Gülmek için fırsatlar yaratın. Stres hormonları ile savaşmada ki en büyük silahlarınızdan biri gülmek! Belki bir video, sizi güldüreceğine inandığınız bir arkadaşınızla bir iki dakikalık telefon görüşmesi size çok iyi gelecek.

5ad97ff161f6e88f318c2c00dea6a0e1

Doğanın Tadını Çıkartın 

Biz binalarda yaşamak için yaratılmış canlılar değiliz. Doğa ile buluştuğumuz sürece daha stresten uzak canlılar olmamız kaçınılmaz. Şehir hayatı içinde nereden bulacağız doğayı dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da ama her gün olmasa bile belki haftasonları doğa ile iç içe yapacağınız planlar sizi önünüzdeki haftaya daha iyi hazırlayacaktır. Plazalardan çıkıp alışveriş merkezlerine sığınarak bunu başarmamız mümkün değil.

8_breathing2

Derin Nefes Al

Nefesin faydalarına dair bir yazıyı geçenlerde sizlerle paylaşmıştım. Okumayanlar için https://durumbildirimi.com/2015/03/24/nefesini-degistir-hayatini-degistir/ Farkında olarak nefes almayı ihmal etmeyin. 5 dakika boyunca yavaş ve derin nefes alarak kaygılarınızdan uzaklaşırsınız.

a9934661f13607937f2d8625639f8c9e

Günlük Meditasyon Yap

Meditasyon insanlar için içgüdesel bir deneyimdir. Mutlaka bir merkeze yazılıp bu konuda uzman kişiler ile çalışın demiyorum. Fırsatınız varsa yapın tabii ama ılık bir duş, dingin bir müzik ile rahat olduğunuz bir pozisyonda oturarak kendi meditasyonunu yapabilirsiniz.

bddf1ce35cd7eee575e90e77c90ed90d

Mutluluk Günlüğü Tutun

Eğer gün içinde çok fazla negatif bilgi akışına maruz kalıyorsanız en azından bunun yaratacağı etkiyi nötr hale getirmeniz gerekli. Mutlaka yapın. Mutlu olduğunuz anları, anıları, kişileri, sözleri yazdığınız bir defteriniz olsun. Bunları okuyun olumlu hisleri ruhunuza geçirin. Pozitif düşünce dediğimiz şey beyninize karşı oynadığınız bu küçük oyunda gizli.

7162d7c94593b7c1bb933710cd576a21

İyi Uyu

Stresli insanların neredeyse hepsi bu yüzden iyi uyuyamadığını söyler ama aslında iyi bir uyku uyuyamadığı için strese girer. Bu yüzden iyi bir uykuya geçiş ritüeli belirlemeli ve bunu uygulamalısınız.

cropped-db13.png