Annem Demişti

anne, anne oldum, çatışma, ergenlik, hayat, kuşak farkı, kız, kız annesi, sevgi

Hepimizin içinin içine sığmadığı, her söyleneni eleştiri olarak algıladığı ve kırılganlığın doruk noktasını yaşadığı ‘ergenlik’ dönemi olmuştur. Hani bu arkadaşların daha değerli geldiği ama aynı şeyleri aileden duysak büyük yaygaralar kopardığımız o deli çağlar. Belki ergenlik bir dönem ve gelip geçici bir süreç ama anne kız arasında yaşanan dalgalanmalar sadece bu dönemle sınırlı değil. Belki aynı cinsi paylaşıyor olmanın verdiği bir çatışma belki en sevdiğinizden gelene karşı daha kırıcı olmakla ilgili ama şöyle bir dönüp geriye baktığımda annem ile yaşadığım çatışmalara şimdi gülüyorum. Peki şu an yaşamıyor muyum? Elbet yaşıyorum ama şekli ve konuları değişti. Benim annemin bana en çok söylediği ve belkide bir çoğunuzun kulaklarında çınlayan o ünlü söz ‘anne olunca anlarsın’ sözüne verdiğim cevapları şimdi tek tek yutuyorum.

Kızım daha 10 aylık ve belki erken gibi geliyor olabilir ama inanın çoktan ben annem olmaya başladım bile. Sağlığım, güvenliğim ile ilgili endişeleri şimdi daha iyi anlıyorum. Bana bir şey olduğunda ne bileyim mesela moralim çok bozuk olduğunda, ağladığımda neden anneminde aynı duyguları yaşadığını ve benimle konuşabilmek için çaba sarf ettiğini daha iyi anlıyorum. Neden iyi bir şey yaptığımda onun kızı kötü bir şey yaptığımda şaka ile karışık babamın kızı olduğumu daha iyi anlıyorum. Geleceğime dair endişeleri olmasını ve hatta bir çok noktada müdahale etme ihtiyacı duymasını daha iyi anlıyorum. Ben daha şimdiden kızımı üzebilecek insanların nasıl önüne geçerim nasıl geleceğini güvence altına alırım diye düşünürken anneme ‘aman anne daha çok var o zamanlara’ cümlemi hala duyuyor ve kendime gülüyorum.
Aşk acısı çektiğimde, bir arkadaşım ile kapıştığımda ya da o zaman hayatımın yolunda gitmediği her noktada ‘anne beni rahat bırak’ diye isyan ettiğimde neden yanımda olmak istediğini çok iyi anlıyorum.

Annelik kendi ebeveynlerini anlamak için gerekli belkide ama bir kızın kendi annesini anlaması için tek şansı bu sanki. Erkekler anneleri ile daha az belki hiç çatışma yaşamadıkları için ya da aynı hormonları taşımadıkları için bunları farklı yaşıyorlar.
Bazen öyle davranış modelleri sergiliyorum bazı konularda öyle değişik kararlar alıyorum ki bir an onu annem yapmış gibi hissediyorum. Sezen Aksu der ya ‘Anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan içindeki çocuğa sarıl’ işte o içinizdeki çocuk sizin içinizden çıkan çocuk oluyor.
Biliyorum yıllar ilerledikçe daha fazla örnek yaşayacak ve daha fazla aynı dediğim olaylar zinciri göreceğim. Garip olan o zaman isyan ettiğim bu durumların şimdi yüzümde bir gülümseme oluşturup beni anneme daha çok bağlaması. Sonuçta insan sadece onun yanında tekrar cenin olabiliyor bir tek onun yanında hayat sıfırlanıyor.

Şimdi ise tek dileğim ‘Anne olunca anlarsın kızım’ cümlesine verdiğim ‘Ben asla senin gibi yapmayacağım’ dediğim her olayı yutarken annemden bir kez daha özür dilemek ve ona teşekkür etmek. Her ne kadar şimdi torununa asla laf söyletmeyen bir anane olmuş olsa bile eminim bir yerlerde o hep bana hak verecek ve o hep benim ‘çok bilen annem’ olacak.
Ben sen oldum anne iyi ki sen oldum !

Sev !

affet, hayat, ilişki, kavga, sevgi, yaşam

İnsan üzerine düşünmek, insan üzerine çıkarımlar yapmak ne zor ne yorucu. Hayat hepimiz için çokta uzun olmayan bir süre. Bu süreyi ‘iyi’ olarak ya da ‘herkesin sevdiği’ biri olarak tamamlamak zor hatta imkansız. Her insanın sevenleri olduğu gibi sevmeyenleri de onu bu hayat içinde var eden olgular. Oysa insan kendi doğasında sonsuz ve yargılardan uzak ‘sevmek’ için yaratılmış.
O kadar ufak yanlış anlaşılmalar, hatalar yüzünden insanları siliyoruz ve sevmediklerimiz kategorisine koyuyoruz ki neredeyse yakında yedi milyarlık dünya içinde yapayalnız insanlar olacağız.

Empati insanın öğrenmesi gereken bir öğreti, felsefe aslında. Alt başlıkları ile beraber gerçekten uygulandığında birilerini çözümlemek ve tanımak hiçte zor değil. Bunun için yani gerçek empati için ise sonradan öğrenilmiş gurur, ön yargı ve egolardan arınmış olmak ve gerçekten sevmeyi öğrenmek gerek. Öncelikle kabul etmeliyiz ki insanları sevmeden sevilmeyi beklemek büyük bir yanılgı.
Yakın ya da uzak çevremde gördüğüm, duyduğum bazı davranış modelleri o kadar rahatsız edici ve üzücü ki bu insanlar için çok üzülüyorum. Sürekli birileri ile sorunlu olmayı seven insanlar tanıyorum. Birilerine laf söylemekten keyif alan, birilerinin sürekli sanki onunla uğraştığını düşünüp büyük cümleler kuran insanlar. Yalnız insanlar.

Oysa bu davranış şekli büyük yalnızlığın tek nedeni. Hayatları boyunca insanlardan sevgi almak yerine negatif şeyler almayı normal gören ve ne yapsalar ruhlarını temizleyemeyecek insanlar.
İnsanın sonradan kazanabileceği en büyük yetenek “sevmek” Sevebilen insandan korkmayın. İnsan giderken yanına ne mal ne mülk alabiliyor ama yanınızda dualar ile gidiyorsunuz. İşte hayat içinde bize gereken o dua edecek insanları biriktirmek. Sevgi iyileştirir derler ya. Orada anlatılan sizin ne kadar sevildiğiniz değil aslında. Sizin ne kadar sevdiğiniz. Bahaneleri, kırgınlıkları koyun bir kenara. Her şeyin bir zaman aşımı var hayatta. Biz türk filmlerinde “hayat sevince güzel” şarkıları ile büyümüş nesiliz.

Herkesin sevgisinin karşılığını aldığı ama karşılıksız sevgi vermenin mutluluğunu yaşadığı bir hayat dilerim.

Korkular İçerir Annelik

anne, özlem, bebek, hayat, korku, sağlık, sevgi

Korkular içerir annelik. Sadece bebeğinize dair korkular değil bazen en acısını kendinize dair yaşarsınız. Doğum yapalı dokuz ay oldu. Dokuz aydır her gün aklımdan zamanlı zamansız bir düşünce geçiyor ‘ya yeteri kadar yanında olamazsam’. Bazılarınız bunu psikolojik problem bazıları gereksiz bir telaş olarak görebilir ama onu izlediğim, ona dair günleri düşündüğüm bazı anlar diyorum ki ‘ o gün yanında olmalıyım’.

İlk kelimesinde, ilk adımında, ilk hecesinde, cümlesinde, okulunda, mezuniyetinde, aşk acısında, genç kızlığında, işe girdiğinde, her sorununda, mutluluğunda, düğününde doğumunda yanında olmalıyım. Korkuyorum. Aslında zaman geçtikçe ona yapabileceğim en önemli iyiliğin kendime iyi bakmak olduğunu fark ediyorum. Çünkü ben annemden bunu istedim ve o yanımda oldu hala yanımda ve bende kızımın elinden bu hakkını almak istemiyorum. Yanında olmanın dışında sağlıklı olarak yanında olmak istiyorum.

İnsan konuşamıyor çoğu zaman böyle şeyleri. Karşınızda birine söylediğinizde ‘aa saçmalama düşünme böyle kötü şeyler’ diyerek içinizden akıtmak istediğiniz bu duyguyu içinize kilitliyor bazen. Ben o kilidi açmak istedim. İçimdeki bu korkuyu dışarıya çıkarıp yok etmek istedim. Öylede oldu.
Kendisi için bir şeyler yapamaması zordur insanın. Bazı insanlar vardır ya başkası için her şeye koşar konu kendi oldu mu yan çizer, tembelliğe geçer. Ben biraz bu cinsim sanırım ve annelikten en çok bunu öğrendim işte. Ona verebileceğim en önemli şey benim ve ben iyi olmalıyım.
Şimdi sizlerin karşısında buradan kızıma söz veriyorum. Elbet her şey yüce yaratanın takdiri kızım ama ben bu saydığım her günde senin yanında olacağım. Bunun için gereken ne ise yapacağım. Sadece dokuz aydır hayatımda olmana rağmen bana öğrettiğin her şey için teşekkür ederim. Seninle beraber hayata gelen yeni ben öncekilerden çok farklı daha özel.

Bu yazıyı okuyan ve bu enerjiyi benimle paylaşan herkesin elini tutan, sırtını dayadığı güç her kim ise hep hayatında olsun. Yazdıklarım negatif bir ruh hali anlatmasın size. Tam tersi sadeleşmiş duyguların en rahat şekilde dışa vurumu bunlar. Ben ilahi güce ve onun içime verdiği huzura hep inanıyor, güveniyorum.
Bebeğinize iyi bakmak, beslemek, büyütmek herkesin yapacağı şeyler ama onların bizim elimize, varlığımıza, kokumuza ihtiyacı var. Sadece annelere diyorum ki ”kendinize iyi bakın hemi’ ve siz iyi olunca onun zaten iyi olduğuna şahit olacaksınız.