Divagram

sosyal medya

Divagram (2) Divagram (3)DIVAGRAM_598 DIVAGRAM_599divagram (4)divagram (5)1divagram-5Divagram Sosyal Medya sayfaları Diva Magazin için hazırlanmıştır. Kaynak www.divamagazin.com

Sosyal Hayat mı Özel Hayat mı ?

bağımlılık, facebook, foursquare, kadın, pinterest, sosyal, sosyal medya, twitter, vine, yaşam

Günümüzde artık sosyal medya araçlarından herhangi birine üye olmayan insan bulmak zorlaştı. O kadar hayatımıza işledi ki neredeyse sosyal medya yokken ne yapıyorduk unuttuk. Facebook ile başlayan bu alışkanlık twitter, instagram, path, vine derken sonunu alamadığımız şekilde ilerliyor. Öyle bir sistem oturuyor ki çevrenizdeki biri yeni bir ağa üye olduğu zaman uzun süreli kullanmasanız bile bir girip bakıyorsunuz.

Bu alışkanlığın bu kadar hızlı ve etkili şekilde hayatımızda var olmasının en büyük nedeni ise akıllı telefonlar ile ulaşmanın kolaylığı. İşte bu kolaylık bir yandan insanın sınırlarını zorlayabiliyor. Paylaşma ihtiyacı ya da güdüsü hayatımızda öyle bir yer etti ki eğer paylaşmıyorsak yediğimiz yemekten tat almaz olduk.

Kolay iletişim, kişiden kolay haberdar olmak insanların birbirlerini arama sıklığını azaltmış durumda. Facebook’da yeni bir fotoğrafı varsa, yer bildirimi yapmışsa, yeni bir tweet ile bir konuda düşüncesini paylaştı ise içimizde sanki o insan ile görüşmüşüz gibi bir duygu oluşuyor. Birini aramaya yönelik en büyük motivasyon olan ‘acaba ne yapıyor’ sorusunun cevabını biz o soruyu sormadan alabildiğimiz için telefon ile arayıp konuşma ihtiyacı hissetmez olduk. Bunun yanında şahit olduğum bir başka davranış modeli ise ‘sosyal medya tafrası’ Bana inanılmaz komik gelen ama ilişkiler bu mecraya taşındıysa bu davranışında normal olduğunu kabul edebileceğimiz bir durum. Statüse yorum yaptım cevap vermedin, rt etmeni rica ettim yapmadın, fotoğrafımızı koydum paylaşmadın, bana meşgulum dedin kafede bildirim yaptın gibi daha binlerce çeşitlendirebileceğimiz örnek. Böyle bakınca aslında kendi rızamızla ensemizde mobese kamerası taşıyor gibiyiz.

Peki şimdi konuya başka bir açıdan bakalım. Sosyal medya araçları bu kadar yaygın olmasaydı ya da hiç olmasaydı ama insanlar aynı şekilde bu paylaşımcı güdüye sahip olsaydı ne olurdu ? Mesela arkadaşınız saat başı arayıp size nerede olduğunuzu sorsaydı, ne yediğinizi görmek istediğini bu yüzden fotoğraf çekip yollamanızı isteseydi, ilişki durumunuzda meydana gelen değişiklikler için yorum yapıp başkalarına bunu yorumlasaydı ne düşünürdük ? Ne kadar müdahaleci, dedikodu seven, meraklı bir arkadaş profili oldu değil mi? İşte bunu biz kendi rızamız ile sosyal araçlar üzerinden yapınca bu algımız tamamen değişti. Artık merak etmeden cevabı aldığımız zamanlar yaşıyoruz. Ben bazen bu konuda çelişkiye düşüyorum. Instagram, facebook, twitter vb tüm kanalları kullanan biri olarak bu kadar hayatımı paylaşmanın rahatsızlığını ara ara yaşarken bir yandan modern çağın bu gelişmesine kendimizi bırakmamız ve ayak uydurmamız düşüncesi ile kendimi telkin ediyorum.

 Özellikle aile ve yakın çevremden uzak yaşadığım üç yıllık süreçte ( ki bu sürece bir hamilelik eklenince ) çevremi haberdar etmek ve onlardan haberdar olmak yoğun olarak kullanmamı sağladı. Aslında artık ‘özel hayat’ kavramı bizler için değişti. Sınırlarımız biraz daha esnedi. Bilinir olmak keyif verici oldu. Yinede kişisel olarak sınırlar çizip belirli bir noktada tutmak eminim faydalı olacaktır.

Başka bir yönden bakmak gerekirse ‘bilgi almak’ kavramını kişisel bilgi dışında tutarsak bu kanalların bize ne kadar yardımcı olabildiğini görmemiz mümkün. Örneğin foursquare uygulaması sayesinde özellikle tanımadığım semtlerde yemek yemek, kahve içmek ihtiyacım olduğunda doğru adresleri bulabiliyorum. Instagram sayesinde gideceğim ülkenin neresinde, ne yenir, ne içilir, neresi gezilir sorularına fotoğraflı yanıtlar bulabiliyorum. Twitter sayesine sonsuz internet denizinde kaybolduğumda kafamdaki soruya cevap verip, eğrisini doğrusunu tartışacak arkadaşlar edinebiliyorum. Facebook zaten fiziksel olarak da yıllardır hayatımda olan insanların kayıtlı olduğu bir alan olduğu için benim ailemi temsil ediyor denilebilir. Bunun yanında pinterest sayesinde yaratıcı fikirler edinip bu yönümü geliştire biliyorum. Yani doğru zamanda doğru mecrayı yerinde kullandığımızda sağ kolumuz haline gelebiliyor.

 Sosyal hayat mı özel hayat mı ayrımına gitmeden ikisinin dengeli yürüdüğü yeni sosyal hayat ile yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor sanırım.
Herkesin kendini ifade etmeye ihtiyacı var ve bunun için kullandığınız araç size iyi geliyorsa üstüne çok düşünmeye gerek yok. Sadece arada bir kapatıp derin bir nefes almayı unutmamak lazım.

Not : Fotoğraflar google ve pinterest kaynaklarından alınmıştır.

Bırak Rayting’i Bana Sosyal Etkinden Bahset

rayting, sosyal medya, televizyon, tv


Hepimiz tv izleriz. Az , çok , bağımlılık derecesin de ya da hiç ama bir şekilde izleriz. Hatta çok değil bundan sadece bir kaç yıl öncesine kadar sadece tv izlemek ailece sosyalleşme’nin bir türüydü . Tabi ki bilerili kesimde bu gerçek değişmiş değil .

Burada bahsedeceğimiz kesim ise yeni gelecek diyebileceğimiz 18-30 yaş aralığında ki bir yelpaze aslında. Bu  yelpaze’nin gelir düzeyi , mesleği vb verilerinden çok bu popülasyon içinde bir sosyal ağa üye olan azımsanmayacak bir grup var. Bu grup sabah işine gidiyor , çalışıyor , evine geliyor , yemeğini yiyiyor , çayını demliyor ve açıyor tv yi. Peki farklı olan ne ? Tv yi açıyor ve alıyor kucağına bilgisayarını .

Aile bireyleri dışında kullandığı sosyal ağlar içinde ki insanlarla geçiyor tv karşısına. Tv de geçerli olan prime time (televizyonların en fazla izlendiği zaman dilimi) aslında bu ağlar içinde geçerli olan saati gösteriyor. Twitter ya da facebook da o an en çok konuşulan programın o kişi için izlenme olasılığı artıyor. Beraber dizi , film , talk show vb yayında ki hatalar , iyi – kötü oyunculuklar , olaylar tartışılıyor ve program adına bir karar veriliyor. Aslında günümüzde rayting Twitter da ölçülüyor .

Bir ürüne alım kararını vermekte tüketicinin çevresinin etkisi nasıl önemli ise bu ağlar da olan üyelerin bir programı seçmesinde aynı şekilde etkili oluyor. Bambaşka bir program izleseniz bile okudugunuz anlık bir ileti ile kanalı değiştirmeniz an meselesi oluyor . Aslında yaygınlaşması beklenen ve yavaş yavaş gündeme oturan webtv kavramı karşısına tv yi kucağına pc yi alan kişiler tarafından çoktan yapılmış durumda .

Yıllardır konuşulan bu raytingleri kim belirliyor kardeşim diyen grubun aslında gerçek rayting adına bu ağları izlemesinde yarar var. Bırakın sayıları bir köşeye yazılan iletiler gerçek beğeni ya da eleştiriyi anında size yansıtıyor. Tabi burada şöyle bir durumda ortaya çıkıyor. Eleştirmek için sevmediğiniz bir programı izlemek. Bir belgeselin bir iletiye girmesi ile bir dizi’nin bir iletiye girme oranı tabiki değişiyor. Aslında izlenen sey üzerinden ne kadar konu üretilebileceği bu platformada çok daha önemli hale geliyor.

Gerçekleri yansıtmasına ne kadar güvenilir net olmasada su ana kadar yaşanmış bir iki örnek yok değil. Kanal D de yayınlanan Aşk-ı Memnu dizisi o akşam twitter’ın dünya da en çok konuşulan listesinde (trending) birinci sıraya oturdu. Okan Bayülgen’nin haftanın üç günü yaptığı programlar da en çok Disko Kralı ve Medya Kralı’nın sevildiği yazılan iletiler ile belli oldu .

Aslında artık tv karşısında oturan aile’nin nüfusu büyüdü . Ana , baba , çocuk ve sosyal ağ üyeleri beraber kuruluyorlar koltuğa . Ne dersiniz TV de artık Google gibi Televizyooooooooooon diye mi yazılsa ?