16. İzmir Kısa Film Festivali 

Tavsiyem Var

  
Dünyadaki tüm sinema severlerin gözlerini İzmir’e çeviren organizasyon İzmir Kısa Film festivali bu sene 17-22 kasım 2015 tarihinde 16. kez gerçekleşiyor. 

Kısa filmlerin gösterimleri dışında sanat severlere birçok workshop ve etkinlik imkanı sunan bu organizasyonun her yıl büyüyerek devam ettiğini görmek ve artık markalaşmış bir festival olması İzmirliler için gurur verici bir durum. 

Animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde yarışmak üzere; aralarında İran, Mısır, Almanya, Porto Riko, İspanya gibi ülkelerin bulunduğu 73 ülkeden 700’den fazla film başvuruda bulunmuş. Eğer siz de filmleriniz ile bu etkinlikte yer almak istiyorsanız 15 Ekim 2015 tarihine kadar vaktiniz var. 

Artinternational İstanbul Zamanı

Tavsiyem Var

nextfair-en

Eylül 2013 tarihinden beri uluslararası sanat fuarı Art International İstanbul’da sanat severler ile buluşuyor. Uluslararası ve Türkiye’deki galerileri bir araya getiren ArtInternational, Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve ötesinden heyecan verici sanatsal üretimlere rakipsiz bir erişim sunmaya devam ediyor. Fuarın üçüncü edisyonu bu sene 4-6 Eylül tarihlerinde, Haliç Kongre Merkezi’nde, yine Türkiye ve uluslararası galerilerden bir çok sanatçıyı ağırlayacak.

Sanatın fark yaratan yönünü aynı zamanda fark yaratan isimler ile beraber sunan bu etkinlik için ajandanızda şimdiden yer açın. Dünyanın dört bir köşesinden görmeye fırsat bulamadığınız sanat galerilerini ve sanatçılarını ayağımıza getiren organizasyonun önemi gerçekten çok büyük.

logo (1)

Program ayrıntılarını http://www.artinternational-istanbul.com/program/by-the-waterside-tr adresinden öğrenebilirsiniz.

cropped-db13.png

Efsane İstanbul’u Keşfet

Tavsiyem Var

Seyahat etmeyi çoğumuz severiz ve gittiğimiz şehirleri keşfetmek için her zaman o şehirlere ait kaynaklar, haritalar bize yol gösterici olmuştur. Ben turizm ofislerinden aldığım haritalar ve güvendiğim birkaç yayınevine ait kitaplar ile hazırlanırım her zaman. Keşfin büyüsü şehrin büyüsünü beraberinde getirir. Geçenlerde bu konu üzerine biraz düşünürken bir kitapçıda karşıma İstanbul’a dair bir kaynak çıktı. Çok iyi bilirim dediğim bir şehri bu kadar farklı, eğlenceli, renkli ve yeni görmemiştim. Bazen burnumuzun önündeki yerlere çok daha yabancı oluyoruz.

10417627_10153362169600610_3468783510645528971_n-2

Size tavsiye etmekten mutluluk duyduğum Efsane İstanbul’u biraz anlatayım size. 3 kitap toplam 12 rotayı kapsıyor, her rota belirli bir bölgeyi kapsıyor ve her bölge gez, izle, tat, dene olarak 4’er ayrı bölüm içeriyor.Mesela bir rotanın ismi “Beyoğlu ve Çevresi”yse, önce “Gez” bölümüyle gezilecek mekanlar başlıyor, sonra “Tat” bölümü altında gidilebilecek restoranlar ve ardından “İzle” ve “Tat” ayrı ayrı geliyor. “Dene” sayfasını gösteren bir görsel karşınıza çıkıyor.

11230029_10153362170355610_6957712159025174681_n-2

Açıkçası içinde Pera geçen her kaynağı edinmeyi adet edinmiş biri olarak Pera’ya onun adının yaşadığı şehri anlatmam için daha eğlenceli bir kaynak düşünemiyorum. Biraz ayrıntı bilgilere de girelim;

Şöyle bir düşünün… Üzerinde yaşadığımız, her gün işe gidip geldiğimiz, çocuklarımızı büyüttüğümüz, parklarında bahçelerinde anılarımız olan bu büyüleyici şehri ne kadar tanıyoruz? Çocuklarımıza onu nasıl tanıtıyoruz? İçinde yaşadıkları bu güzel şehri ne kadar çok tanıyıp, onu severek büyürlerse gelecekte de şehirlerine o denli sahip çıkmazlar mı? Ayrıca, onu gezip görmekten, efsanelerine kulak vermekten daha eğlenceli ne olabilir ki… İşte Bemaddy’nin çılgın ve yaratıcı ekibi tüm bu sorulardan yola çıkarak, Efsane İstanbul serisini hayata geçirdi. İşte kendilerini bu cümleler ile ifade etmişler. Yaratıcıların genç ruhu kitaba zaten yansımış.

10417679_10153362168430610_1813217123471739016_n-2

Efsane İstanbul ekibinde kimler var? Efsane İstanbul serisinin editöryel danışmanlığında, babası yaşayan son kuşbazlardan olan ve kendisi de gerçek bir İstanbul’lu ve İstanbul aşığı olarak tanınan seyahat rehberi, yazar ve fotoğraf sanatçısı Ömer Kokal bulunuyor. Kitapların rengarenk illüstrasyonları, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Moda Tasarımı ve Endüstri Tasarımı Bölümlerinden mezun, yurt dışında Conde Nast, Monocle, The Wall Street Journal gibi çeşitli süreli yayınlarda da çalışmakta olan ve ülkemizi başarıyla temsil eden illüstrator Tamer Köşeli’ye ait. Kitapların grafik tasarımları ise Mimar Sinan Üniversitesi mezunu genç bir yetenek olan Sarp Sözdinler’e ait.

11019216_10153369279480610_4017429912127117549_n

Bundan sonra bir kitapçıya girdiğinizde mutlaka elinize alın ve inceleyin zaten devamında efsaneyi takip etmek isteyeceksiniz. Umarım bu ekip rotalarını İzmir’e de çevirir ve bizlere böyle dinamik ve eğlenceli bir İzmir yaşatır.

CeCil Beaton Pera’da 

Tavsiyem Var

Fotoğraf severlere harika bir haberim var. Tabii bu haber öncelikle İstanbul’da yaşayanları ilgilendiriyor. Portre ve moda fotoğrafı dendiğinde bir marka olarak akla ilk gelen isim olan Cecil Beaton 13 Mayıs–26 Temmuz tarihleri arasında eserleri ile Pera Müzesinde görücüye çıkıyor.


Cecil Beaton için sadece bir fotoğraf sanatçısı demek biraz eksik kalıyor. O çok yönlü bir sanatçı. Sinema için kostüm ve dekor tasarımı yapan aynı zamanda resim ve illüstrasyon sanatı üzerine çalışmış bir fotoğraf tarihçisi. Özellikle 1927-1956 tarihleri arasında Vouge dergisi için hazırladığı kapaklar hala konuşuluyor.


1958 yılında “Gigi” filmi ile En İyi Kostüm Tasarımı Oscarını alan Beaton My Fair Lady filmi ile hem En İyi Kostüm Tasarımı hem de En İyi Sanat Yönetmeni ödüllerini aldı.

 

 
Pera Müzesi’nde 13 Mayısta açılam Portreler sergisi 100 bini aşkın negarif, dokuz bİn vintage baskı ve 42 albümden albümden oluşan Cecil Beaton Stüdyo Arşivi’nden Terence Pepper tarafından kürasyonh yapılmış bir sergi özelliğinde.

Haftasonu planlarınıza eklemeyi ihmal etmeyin.

Bu Kızları Sevdik

Tavsiyem Var

Amerika’dan sonra Türkiye’de de ses getiren dizilerden biri haline geldi Girls. İzleyenler ve henüz başlamayanlar için hiçbir spoiler içermeden dizi hakkında bir şeyler yazmak istedim. Gossip Girl, New Girl, 2 Broke Girl derken açıkçası yeni bir ‘kız’ dizisine ön yargılarım ile başladım. Yine bazı kızlar zengin, güzel, çekici olacaktı ya da aşk acısı temelinde bol kız diyaloglu geçecekti. Oysa birinci sezonun ilk bölümünden itibaren karakterlerin farklı tarzı, konuşma şekilleri, kızların ‘normal’ oluşu beni içine çekti. Normal derken aslında anlatmak istediğim ulaşılabilir, yaşanabilir, karşılaşılabilir olması hikayeyi gerçekçi bir yere taşıyor. Kim ne derse desin dizinin bir bölümünün 28 dakika olması sizi diziye daha çok yakınlaştırıyor.

MV5BNzc3MDE2ODI4Nl5BMl5BanBnXkFtZTcwMDQ3Mjc2Nw@@._V1__SX1303_SY615_

Hikaye sakız gibi uzamıyor, ilişkiler gereksiz diyaloglar ile yorulmuyor, karakterler eskimiyor. Başrol tek değil. Evet belki Hannah rolü ile Lena Dunham önü çeken karakter gibi gözükse bile diğer tüm kızların hatta erkeklerin hayatlarına dair merak duygunuz canlı kalıyor. 2012 yılında başlayan dizi bu sene dördüncü sezonu ile devam ediyor. Girls’u ilginç kılan şeylerden biri aslında karakterlerin kusurları. Ne güzellikleri ne kişilikleri ne hayatları mükemmel değil. Hatta en kusurlu halleri en çekici özellikleri haline geliyor her karakterin. Sanırım o gerçeklik hissi bu sayede geçiyor. Aynı zamanda oyucularından Lena Dunham senarist ve yönetmen olarak da imzasını atmış diziye. Bu bir kadın kaleminden gözünden dört kadın hikayesi. Henüz diziye başlamamış olanlar için bir tavsiye olsun.

bildiginkizlardandegil-kapak-rgb-950px-579x898

Bu arada Girls’e dair bir diğer haber ise bu aralar Türkiye’de kitabının satışa çıkacak olması. Sanırım kitap fuarında satışa sunulmuş bugün yarın kitapevlerinden bulabiliriz. Benim asıl merak ettiğim Bildiğin Kızlardan Değil adı ile yazılan kitap Hannah karakterinin dizide yazmaya çalıştığı kitap mı yoksa dizi karakterleri ile yazılan kitap mı? Okuyacağız göreceğiz. Tavsiyeme güvenip izleyeceklere iyi seyirler, okuyacaklara keyifli okumalar.