Zeytin Dalı

yaşam

 

İnsan en çok savaşı olan varlık sanki. Vahşi doğada bile bu kadar acımasız, dinmeyen bir savaş şekli yok. İnsan önce kendisi ile sonra çevresi, tanıdığı tanımadığı insanlar, inançlar, inançsızlıklar ile savaş halinde. Bu savaşın en acımasız ve tek taraflı olanı ise insanın doğa ile savaşı.

Yıkmayı, yok etmeyi, yokmuş gibi davranmayı en çok doğaya karşı gösteriyor insan. Acımasızsa kesiyor, köklüyor yok ediyor. Yerine doğanın bütünü ile uyumsuz şeyler inşaa ediyor. Sanıyor ki doğa aldığı her yarada biraz daha güçsüz kalıyor. İşte insan en çok bu noktada yanılgıya düşüyor. Doğa ana o ürkek ve yenilir gözüken tavrının altında gerçek gücünü saklıyor. İnsan kendi varlığını bile borçlu olduğu bu sisteme zarar verdikçe kendini tehlikeye atıyor. Şaşkınlıkla haberleri izliyor. Gelmeyen yazların, gitmeyen kışların, mevsim karmaşalarının, beklenmedik fırtınaların, yükselen denizin, yağmayan karın haberlerini izliyor. Oysa bilmiyor ki kırdığı her dal, üstüne basıp geçtiği her kök yerin altından daha da büyüyerek onun doğaya aykırı yapılarına tehdit oluşturuyor. İnsan kıydığı her ağaçta bir kez daha intihar ediyor.

Bu yazı bugün bu ülkede katledilen 6000 fidanın acısını içimde hissederek yazılmıştır. Mitiolojik tarihten bugüne bize 'barış simgesi' olan binlerce zeytin dalı bugün yok olmuştur. Bugün insan oğlu bir kez daha doğanın ona uzattığı zeytin dalını kırmıştır. Ve birileri fazlasını doğaya vermediği sürece bize uzanacak bir dal kalmayacaktır.

Kimilerini gözyaşlarına boğan ağaç, kimileri için yalnızca yolu tıkayan yeşil bir engeldir. İnsanın kendi neyse, gördüğü de odur. Ağaçların yerine gri binalar gören herkes adına bir kez daha utanıyorum.

 

 

Ağaç dikmek, yapabileceğimiz şeyler arasında bencillikten en uzak olanıdır. Dünyaya çocuk getirmekten de saf bir eylemdir o.

THORTON NIVEN WILDER