Anne’nin IQ ile Savaşı

bebek ile yaşam

Eğer bundan 10-15 sene öncesinde bugünü öngörseydim sanırım seçeceğim tek meslek ‘okul öncesi eğitmenliği’ falan olurdu. Siz ne derece yaratıcısınız ya da ne derece çocukla çocuk olabiliyorsunuz bilmiyorum ama iki senede ben tıkandım. Araba gitmiyor, yürümüyor yani. Sabah ortalama 8 gibi kalkan akşam ortalama 21:00 gibi yatan bir çocuk ile önünüze serilen 13 saatlik zaman dilimini doldurmak hatta bunun her anını verimli hale getirmek mi yoksa atomu parçalamak mı daha zor bilemedim. Tamam şimdi bu noktada çok abarttığımı düşünen herkesi üç günlüğüne Pera tatil kampına bekliyoruz. Çıkın çıkın gelin hem ben biraz kafa dinlerim. b920f212ab0698f49a0ee809bebb312f

Hadi kahvaltısını yaptırdın, boyama, hamur, dans, müzik, el becerisi oyunları, puzzle, parka gittin, kumla oynadın, banyoya soktun su ile oynadın, yemek yedirdin, öğlen uyuttun sizce kaç saat geçti? Ben söyleyeyim 5 hadi iyi yönde bakalım öğlen iki sat falan uyumuş olsun 6 saat geçti. Şimdi anlatın bakalım kalan 8 saatte derdini tam anlatamayan, ne istediğini kendisi bile bilmeyen iki yaş çocuğunu kalan saatte ne yapıp avutuyorsunuz?

628222ea4b4776f926730fef5c98a986

Ipad verme konuşmaz, telefon verme hasta olur, televizyon açma geri kalır diye diye ruhumu çektiniz zaten bari onu yapma diyene kadar ne yapayım bir zahmet onu anlatın ama bana sakın ‘aktivite yap annesi’ ‘kitap oku annesi’ falan demeyin infilak edeceğim. Evde hayvan sesi taklidi yapıp, her şeyi tane tane ‘bilal’e anlatır’ gibi anlatmaktan onun zekası ilerlerken benimki döndü 6 yaşa falan. Yanlış anlaşılmasın isyanım çocuğa değil haklı tabii ister bebe annesi önünde pas pas olsun. Ben yaratıcılığımı kaybettim gençler. Hadi şimdi havalar güzelleşiyor direniyorum kum, güneş, deniz derken ya da ‘anne baba şu çocuğu iki dakika tutun bakayım’ diyerek arada ortadan kaybolup falan yazı geçiririm ama şu konuda çok netim ‘yeni nesil okul yaşı artık 3 falan değil’ bunlar doğuştan sosyal olmak, bilgi almak için doğmuşlar. Eylül gelir ve bize okul yolları açılır.

e54e74419f3951e3d8d750725ea4c201

Anneliğin en vicdanı zorlayan kısmı ‘yetmiyorum’ hissi. Üretemedikçe aynı kısır oyunlar ile sınırlı kaldıkça ben daha çok üzülüyorum. Oyuncakçılardan aldığımız oyuncakların zaten ömrü bir gün. Sonra dönüp yüzüne bakan yok. O zaman daha aktivite yönlü şeyler yapalım dediğim zamanda işte böyle elinde bilgisayar oyun araştırıyorsun. Bir de bunlar bir kendini beğenmiş bir beğenmez haldeler. Bir oyunda 15-20 dakikadan fazla kaldıkları çok görülmüyor. Çocuğu daha 7 günlükten itibaren sokaklarda yaşamaya alıştırırsam böyle ev zamanlarında çekersin işte acısını. Oh bir içimi döktüm bir ferahladım ben. Neyse şimdi kalkıp yemeyeceği sebze yemeğini hazırlayayım bir yandan köfteciyi arayayım nasılsa yine köfteci kazanacak. Annelik baştan 1-0 geride maça başlamakmış hiç söylemiyorsunuz. Bizde şampiyon belli sizde kim?

ac2cd0aee73d23cf54d11fac3468a749

 

Kendin Olma Özgürlüğü

bebek ile yaşam

Evinizde kaç tane bebek bakım ya da gelişim kitabı var? Ya da bilgisayarınızı açtığınızda sık kullanılanlar içinde sadece bu konuya yönelik kaç site var. İster istemez google ile karşı karşıya geldiğinizde mutlaka çocuğunuzun fiziksel ya da sosyal gelişimine dair bir şeyler yazarken buluyorsunuz değil mi kendinizi? Bu soruların en az birine bile net yanıt verebiliyorsanız zaten aramıza hoş geldiniz. Kızım doğduğundan beri başlangıçta bebek bakımı ağırlıklı olan kitaplar yerini yavaş yavaş gelişim kitaplarına bıraktı. Piyasada adı çok duyulmuş ya da diğer anneler tarafından tavsiye edilerek çoğalmış bir çok kitabı hiç düşünmeden aldım. Bu kitaplarda genelde bazı maddeler olur ve sen ayına göre bunu yapıyor bunu yapmadı gibi cümleler kurarak bu kitabı okursun. Asla yanlış demek doğru değil ama sona ‘daha erken olabilir’ gibi bir  cümle ekleseler bile bu kitaplar annede ister istemez çocuğunu sorgulama hissi yaratıyor. Hele yapınız biraz telaş yapmaya uygunsa o maddelerden biri bir tutmasın siz görün o annenin halini.

180872cocukkendinolmaozgurluguoshob

 

Ben bu kitapları dolapların derinliklerine attım. Attım çünkü içlerinde bir şey eksik. O kitapların içlerinde ‘çocuk’ yok. O kitapların içinde ‘makine’ var. Evet aynen böyle. Bir robot almışsınız yanında kullanım kılavuzu vermişler ve madde madde oradaki şeyleri yapmasını bekliyorsunuz. Çocuğa çocuk gibi ya da birey gibi bakan onu sadece bir ‘ruh’ olarak inceleyen bir kitap bulmak o kadar zor olabiliyor ki. Ben kişisel gelişim kitaplarını çok sevmem. Yani  birinin karşıma geçip duyguları, evreni yok varlığımızı sorgulaması falan bana çok çekici gelmez. Ergenlik ve hayatı anlama sürecinde elbet okuduğum bir iki kitap var ama bir elin parmağını geçmez. Bunun için kitap evlerinde kişisel gelişim rafları ile ilgili bilgim çok fazla yoktur. Bir gün bir arkadaşımın bana söylediği ‘Osho’ oku cümlesini ‘aman ya aynı şeyler’ diyerek geçiştirdiğimi dün gibi hatırlıyorum. Meğer benim Osho’ okumam için anne olmam ve bir gün rafların birinde ‘Çocuk’ kelimesinin dikkatimi çekmesi gerekiyormuş. Kitabın adının bu kadar öz ve net olması zaten bütün mesajı veriyor. Konu sadece ‘Çocuk’ Benim adıma bugün anne olan herkese önereceğim tek kitap bundan sonra. Şimdi size kitaptan bir kaç şey alıntılayacağım ama lütfen bununla yetinmeyin. Gidin ve o kitabı baş ucu kitabı yapın. Anne ya da baba olmanıza gerek yok. Kendi gelişiminizde olan eksikleri o kadar net göreceksiniz ki. Bu noktada bazı anneleri uyarmam gerekiyor. Eğer ‘annelik egonuz’ yüksekse okuyacaklarınız hoşunuza gitmeyecektir ama bir robot değil bir insan ile yaşadığınızı anladığınız gün bu kitabı hatırlayın. Anne ve babalar olarak çocukları ne kadar gereksiz ve kötü şekilde koşullandırabildiğimizi tokat gibi okumaya hazır olun.  Sadece tavsiyem geç olmadan bir de bu pencereden bakın. 

713e36109c9c49b6f81d8737b243f9ca

Osho çocuğa ‘kendi olma özgürlüğü’ felsefesi ile bakıyor. Çocuğu tohum olarak kabulleniyor ve toplumsal sorunların çözümünü bu tohumun doğru gelişimi ile çözüleceğini ifade ediyor. İşte maddeler halinde Osho ve Çocuk

  • Boyun eğen çocuk, anne babası tarafından, öğretmenleri tarafından, herkes tarafından övülür ve eğlenen çocuk eleştirilir.
  • Zeka elde edilen bir şey değildir, o doğuştandır, o öze aittir, o hayatın yapı taşıdır. Zeka ışıktır ego ise karanlıktır. Kendi egolarınız çocuklarınızın zekasını karartır.
  • Daha iyi bir dünyada her aile çocuklarından öğrenecektir. Onlara öğretmek için çok acele ediyorsun. Öyle görünüyor ki hiç kimse onlardan öğrenmiyor ve onların ne kadar çok öğretecek şeyi var. Ve onlara öğretecek senin hiçbir şeyin yok. (Beni en çok vuran başlığı buydu. O an çocuğuma vereceğim her bilginin benim deneyimim ile kirlenmiş bilgi olduğunu fark ettim aslında. Yapmam gereken onunla beraber yeniden öğrenmeye başlamak)
  • Çocuklar senin aracılığınla gelir ama sana ait değildir. Onlara sevgini verebilirsin ama onlara fikirlerini dayatmamalısın.
  • Bedeni dinle, izle ama hükmetmeye çalışma.
  • En başından itibaren çocuk ağlamak, kahkaha atmak ister. Ağlamak derin bir ihtiyaç ve gelişimdir. Engel olma.
  • Anne ve babalar boyun eğen çocuk sever. Ve unutma ki boyun eğen çocuk neredeyse en aptal olanıdır.
  • Çocuklar her zaman için anne babalardan daha zekidir çünkü anne babalar geçmişe aittir ve çocuklarsa geleceğe aittir.
  • Toplum anne babanın iradesinin geniş halidir; anne baba bu toplumun ajanlarından başka bir şey değildir.
  • Çocuklar çok alıcıdır ve şayet onlara saygı duyarsan seni dinlemeye anlamaya hazırdırlar.
  • Her şey 7 yaşına kadar oluşur. Eğer bir çocuk yedi yaşına kadar masum, başkalarının fikri ile kirletilmeden bırakılabilirse, o zaman onun potansiyelinin gelişmesinden onu alıkoymak imkansız hale gelir.
  • Çocuğunda hoşuna gitmeyen bir şeyler bulursan kendi içine bak, onu orada bulacaksın; o çocuğa yansıtılır. Çocuk sadece duyarlı bir yanıttır.

Bu yazdıklarım kitabın onda biri bile değil. Sadece maddeleri sıralamıyor bunları nasıl başaracağımıza dair örneklerle bizi yönlendiriyor. Okurken kendiniz ile, anne babanız ile savaşıyor ve egonuz ile burun buruna geliyorsunuz. Bu deneyimi mutlaka yaşayın.

9aca8a404d3175978f6228f04d062574

 

Blogcu Anne Çakma Anneye Karşı

bebek ile yaşam

İnternetin hayatımıza bu kadar girmiş olması mı yoksa yeni dönem annelerin doktor kontrollerinin daha bilinçli düzenlenmesi mi bilmiyorum ama yeni dönem annelik ‘mükemmel’ olma zorunluluğu hissettiriyor insana. Doğru sosyal gelişimi sağladığından, vitaminlerini aldığından emin olmadan rahat bir uyku uyumak neredeyse mümkün değil gibi hissediyorsun. İnternet üzerinde ‘mükemmel’ ve ‘kusursuz’ anneleri okudukça ‘yok ben hazır değildim herhalde anne olmaya’ falan gibi cümleler kuruyorsun.

İşte tam böyle bir mükemmel anne bombardımanı olduğu dönemde birilerinin ‘mükemmel olmak zorunda değilsin’ ‘yalnız değilsin’ ‘kimse mükemmel değil’ demesi size birden anne kucağı güveni, hissi veriyor. İşte bu noktada yakın zamanda okuduğum iki kitabı paylaşmak istiyorum. Öncelikle ilk kitap Blogcu Anne Elif Doğan tarafından yazılan ‘Annelik Her zaman Toz Pembe Değil’ kitabı. Her sayfasında yaşadığınız her soru işaretine bir cevap bulabileceğiniz hatta olduğunuz noktada sonra sizi neler bekliyor sorusunun cevapları ile dolu bir kitap. Kendinizi en yetersiz hissettiğiniz anda birinizin omzunuzdan sizi sarıp ‘hey kendine gel bak hepimiz aynıyız’ demesi gibi güven verici. Bazı cümleleri okurken ‘geçen gün yaşadığımız şey’ demeniz çok olası.

dr-banner1

 

Bu kitabı okuduğum dönemde bir de raflarda Çakma Anne diye bir kitap çıktı karşıma. İşte tam ben diyerek hemen aldım tabi. Aldım aldım ama nasıl anlatayım evet eğlenceli , komik ama bizim için gerçekçi değil. Belki yazarının yabancı olmasından kaynaklı olabilir bana bizden bir hikaye gibi gelmedi. Ben kendimi hiç çakma anne gibi hissedemedim. Hani daha çok Hollywood annelerine yazılmış bir kitap gibi. Annelik üzerine biraz eğleneyim derseniz okuyabilirsiniz tabi ama Blogcu Annenin bizden, içimizden anlattığı bizi yansıtan hikaye ve yazılı olmayan annelik kuralları ile eğlenmeniz çok daha olası. Anneliğin toz pembe olmadığını hatırlatan birilerinin olması gerçekten ara ara en çok ihtiyacımız olan şey. Bir annenin baş ucu kitabı olmayı hak eden bu kitabı almayan kaldıysa bugün bence kendiniz için iyi bir şey yapın. Bazen kendinizin ne kadar mükemmel olduğunu duymak yerine başkalarının da mükemmel olmadığını duymak iyi geliyor insana. Bunu hatırlatan yazara çok teşekkürler.

anne22

Nasıl Gidiyor Annelik ?

bebek ile yaşam

Uzun süredir annelik üzerine bir şeyler yazmamışım. Bunun nedeni ilk zamanların heyecanını taşımamak değil elbet tam tersi sürece iyice alışmak biraz daha dinginleşmek sanırım. Gerçi ne kadar rutin oturdu gibi gözükse bile bebek ile yaşamda rutin içinde kalmak çok kolay olmuyor. 17. ayı bitirdiğimiz bugünlerde artık nasıl beslenecek, ne içer ya da dişi çıktı mı gibi konuları bir yana bırakıp tamamen hayata hazırlanan bir bireyin konuları gündemimiz oldu. Bedensel gelişiminden çok ruhsal ve kişilik gelişiminin daha ön planda olduğu zamanlar başladı. Başladı başladı da ne zormuş esas bu dönem. Her gün ‘acaba bugün bir şey katabildim mi ya da doğru bir şeyler öğrendi mi’ soruları beni daha fazla yormaya başladı. Bebek yemeğini yer ya da yemez ama bilirsin açtır, toktur. Ona göre önlemini alır ya da yolunu çizersin. Ruhsal gelişim ise hiç bu kadar kolay cevapları olan bir soru değilmiş meğer. Karşılığı yok, cevabı yok. Sen sadece tek taraflı ona müzik dinleterek, kitap okuyarak, oyun oynayarak ya da kelime öğretmeye çalışarak bir şeyler yapıyorsun ama o kadar yapıyorsun ve orada kalıyor. Gerçekten seni nasıl algıladı ya da gerçekten o sesi taklit etti mi yoksa sen mi öyle algıladın gerçekten bilmek her zaman mümkün olmuyor.

3d573d162d2c8bef747a3fa19a4ef3f6

Sadece gün içinde nelere daha çok güldü onu takip ediyorsun mesela. Sadece mutlu bir bebek mi onu algılamak ile yetiniyorsun. Hadi ek mama yesin, emeklesin, adım atsın, yürüsün, anne-baba desin derken şimdi artık konuşsa ve kendini ifade etse ya diye düşünür hale geldim. Biliyorum bu beklentiler hiç bitmeyecek. Her zaman bir adım ötesi var çünkü. Annelik her zaman bir sonraki adımı merak etmek sanırım. Burada önemli olan diğer adımı düşünürken bugünü kaçırmamak. Ben başka çocuklar ile elimden geldiğince hiç karşılaştırma yapmadım. Elimden geldiğince diyorum çünkü ara ara bazı durumlarda ‘aa benim ki neden yapmıyor’ bunu derken buluyorum kendimi. İşte en çok o anlara fren koymaya çalışıyorum. Sanırım en büyük korkum çocuğunun hedefini başka çocuklara göre belirleyen bir anne olmak oldu şimdiye kadar. Şu an evde hiç anlamı olmayan seslerin, kelimelerin yarattığı bir dil konuşuluyor. Ben karşısına geçip sanki anlıyormuşum gibi sorular ile devam etmesini sağlıyorum sadece. Geçen gün doktoru ‘kaç kelime konuşuyor’ diye sorduğunda cevap veremedim mesela. Hiç saymadım hiç sıralamadım ki. Bana göre kendi dilinde yüzlerce kelime söylüyor çünkü. Tamam içlerinde benim anladığım kelimeler var ama sayma ihtiyacı hiç hissetmemişim. Yani annelik bu ara ‘bebeklikten çocukluğa geçiş’ sancıları yaşamakla geçiyor. Ve bir sonraki adım hep daha cazip gözükse bile şu anın tadı hep bir başka oluyor. Acele etmemeyi ve zamana yaymayı bana öğretiyor. Gerçekten şimdiye kadar hiçbir şeye gerçekten emek vermemiş olduğumu hissettiriyor. Annemin ve babamın bana nasıl emek verdiğini algılamak ile geçiyor. Yani annelik hala ilk gün ki gibi sorguluyor, sorgulatıyor.

2bb69e30d95af8dc9f7524f04f2753aa

Çocukların ruhunu yontan kişi, tüm ressam ve heykeltraşlardan daha üstündür demiş bir Aziz. Yani bunlar bir sanat eseri yaratma sancıları belkide. Ve o eseri birileri beğenecek ya da beğenmeyecek ama olsun o sizin en iyi işiniz olacak. Tüm mesele doğumun verdiği o kutsal duyguyu hiç kaybetmemek.

a45697a56368446d9b16c2cfd31e095c

Yalnız Değilsin

bebek ile yaşam

Yeni anne oldun ve şu an bebeğini uyuttuğun o kısa aralıkta uykundan, kahve keyfinden ya da duş saatinden bir an çalıp bu yazıyı okuyor olabilirsin. Şimdi senden sadece bir yıl önce şu an yaşadıklarını yaşayan bir anne olarak sana bir iki tavsiyem var. Sakın gözün korkmasın. Karşına geçip işaret parmağımı suratına doğrultup şu yanlış bu doğru diyecek değilim. Bak şimdi yeni anne sana bir kaç madde yazıyorum.

875d92c2db1707547aec7bc9686655e3

  • İki üç saatte bir en uykusuz anlarında bebeğine meme verirken içinden geçirdiğin ‘yorgunum, uykum var’ gibi serzenişler yüzünden kendini suçlu hissetme. Çünkü hepimiz geçirdik ve aslında senin o an tek önemsediğin şeyin  bebeğin olduğunu biliyoruz.
  • Güzelce emzirdiğini düşündüğün anda bebeğin kustuğu zaman sakın endişelenme onun o minicik midesi yeterli besini almıştır. Unutma düzenli emzirilen hiçbir bebek açlıktan zarar görmez.
  • İçinde yaşadığın her türlü ‘o an başka yerde olmak’ istiyorum duygusundan suçluluk duyma. Anneliğin ilk zamanları sadece anne rolün tüm hayatını kapsıyor gibi gözükse bile zamanla kendine daha çok vakit ayırdığın günler gelecek ve sende insansın başka şeylere özlem duyman çok doğal.
  • Başkasının tavsiyelerini sadece dinle. Eğer bebeğin ve senin rutinine uyum sağlamıyor ise sakın o doğrudur diye zorla hayatınıza o tavsiyeyi sokmaya çalışma. O senin değil başkasının doğrusu.
  • Vücudundan memnun değil misin? Kendini sadece süt üreten bir makine olarak mı görüyorsun? Hepimiz öyle gördük ama unutma o beden senin ve bebeğinin süt üretimi dışında sen bir kadınsın. Hemen kendini daha iyi hissedeceğin bir şeyler giy.
  • Süt yapar denilen her şeyi sorgula. Araştır. Doktorunun sözü bu konuda son söz olsun. Benim doktorum sadece ‘su’ dedi mesela. Ve süt azalması ile ilgili hiçbir sorun yaşamadım.
  • Dışarı çık! Önümüz kış. Yeni anneysen korkuların olabilir. Hastalıklardan korkma. Evde steril ortamda büyütülen bebeklerin hastalığa daha açık hale geldiklerini unutma. Sosyalleşmek hem sana hem bebeğine yapabileceğin en güzel girişim. Hayatını evde değil dışarıda kur.
  • Emzirme odaları, bebek alt değişim alanları yüzünden sadece alış veriş merkezlerini güvenli görüyor olabilirsin. Sakın bu kısır döngüye girme. Pusette alt değiştirmeyi öğren ve bebeğini emzirebileceğin bir slingo edin. Hayatın değişecek.
  • Yorulduğunu, sıkıldığını söylemekten çekinme. Ailenin seni anlayabilmesi için ne kadar açık olursan o kadar iyi. Kimse bunu ‘bebeğinden sıkıldı’ olarak algılamaz.
  • Çok araştır, çok oku kendini bebek ile ilgili geliştir ama bu bilgileri kendinize göre yorumla. Her bilgi doğru bilgi değildir.
  • Saçlarınla oyna. Bebeğinin iki emzirme arasında sana vereceği 2-3 saati mutlaka kendine ayır. Kuaföre git. Emzirme dönemine uygun boyalar var. Çekinme boyat, fön çektir, oje sürdür. Bebeğini bırakacağın kimse olmayabilir. Kuaförünü ara en boş olduğu saati iste. Sabah erken ya da akşam geç saatte gidebilirsin.
  • Hobilerinden vazgeçme. Hobin yoksa edin. Evde sadece kendin için yaptığın bir aktiviten mutlaka olsun.
  • Günlük tut. Bebeğine en güzel bırakacağın şey onun hatırlamadığı dönemleri ona anlatmak olacaktır. Her şeyi not al.
  • Uyu. Evet fırsat buldukça uyu ama zamanını sadece uykuya ayırarak kendini robotlaştırma.
  • Görev dağılımı yap. Evet bebeği sen doğurdun ve ilk olarak senin sorumluluğunda ama unutma sadece senin değil. Ailene bebek ile iletişime girmeleri için fırsat ver. Asla baba ile olan iletişiminde araya girme.
  • d6c5acbd30f89913ebe9153ccb0f9ec2

Aslında söylenebilecek onlarca şey var sevgili yeni anne. Temelde şunu unutma. Bebek senin ve sen kendi kararları, doğruları olan bir kadınsın. Kendine güven. Bilmiyorum demekten çekinme ama duyduğun her şeyi sorgula. Hayata bir birey hazırlamak ve geliştiğini görmek çok keyifli. Yeter ki bu dönemi bir bütün olarak yaşayın. Ona verebileceğin en güzel şey sevgin. Gerisi mutlaka geliyor. İçinden her isyan ettiğinde unutma yalnız değilsin.

a98b82c203164cfbcac1afd8840daaaf