Bebeğin İlk Günleri, Emzirme ve Beslenme Üzerine

Tavsiyem Var

Doğum yaptığım dönemin üzerinden neredeyse 3,5 yıl geçti. Birçok açıdan şanslı olduğumu ve iyi atlattığımı düşündüğüm bu dönemde okuduğum birçok kaynak oldu. O süreçte bana en iyi gelen şey ise hastanenin sağladığı eğitimler ve emzirme hemşirelerinin yönlendirmesiydi.

523440_10151218076417238_1959816527_n
Dün son ayağı İzmir’de düzenlenen #mutlulukgöbüştebaşlar seminerlerine katılma şansım oldu. Türkiye’de birçok ili dolaşan İnternetanneleri, Melinasmom ve Socialmom uzmanlarla bölgedeki blogger anneleri bir araya getirerek annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını amaçlamışlar. İki oturum olarak düzenlenen seminerlerde ilk olarak emzirme konusunda eğitimler veren uzmanımız Hemşire Handan Doğan ile annenin ve babanın ilk günlerini, emzirmeyi konuştuk. İkinci oturumda ise Prof. Dfr. Raşit Vural Yağcı ile bebek ve çocukların beslenme ve sindirim ile ilişkili sorunları üzerine konuştuk. İşte bu toplantılardan yeni anneler ya da bu süreci yaşayan tüm anneler için yazdığım notları paylaşıyorum.

IMG_8282

Öncelikle şimdiye kadar 36.000 anneye eğitim vermiş Handan Doğan’ın yeni doğum yapmış annelere tavsiyeleri şöyle;

  • Annelerin doğum anından itibaren almaları gereken şey emzirme eğitimi değil davranış eğitimi.
  • Hamileliğin sonlanması ile beraber kadının üzerinde oluşan sosyal baskı birçok kadının emzirme sürecini zorlu geçirmesini sağlıyor. Bu yüzden çevresinden alacağı destek çok önemli. Burada ilk kural eşinin  desteği. Neyin nasıl olacağına anne karar vermeli. Anneye müdahale, baskı uygulanmamalı.
  • Sezeryan yapan ya da normal doğum yapan annenin emzirmeye başlaması ile ilgili bir farkı yok. İki doğum şeklinde de emzirmeye hemen başlanabilir.
  • IMG_8285
  • Anneye emzirme ile ilgili baskı yapılmamalı tam tersi teşvik edilmeli.
  • Annelerin en çok yaptığı hata ise ‘bu pozisyonda nefessiz kalır’ inancı ile bebeği doğru tutmamak. dört parmağınızın meme altını kavradığı bir parmağınızı yukarıdan desteklediği tutuş süt akışı için en doğrusu.
  • Çok büyük bir travma yoksa süt gelmeme problemi olmaz.
  • 15 dk bir meme 15 dk diğer meme emzirmesi en doğru olan. Memeden ilk ilk bir ay 10 dk ön süt gelir daha sonra besleyici olan yağlı süt gelmeye başlar.  İki meme arası ara gaz çıkartmak bebeği rahatlatır.
  • Her saat başı emzirmek diye bir şey yok. Bunu anne ve bebek belirlemeli ama max 3 saati geçmemesine dikkat edilmeli.
  • Çişini günde 4-5 kez yapıyorsa ve aylık 600-800 gram alıyorsa ‘bebeğim beslenmiyor’ endişesi yaşamanıza gerek yok.
  • Sütü arttırmak için sadece su değil komposto türü besleyici sıvı destekleri de almanız gerekiyor.

Oturumun ikinci ayağında Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı’nın paylaştığı bilgiler ise şöyle;

IMG_8305

  • Sağlıklı bebek, çocuk ve devamında birey olmak için geçmemiz gereken basamaklar var. Daha bebeklikten başlayan doğru beslenme tüm hayatımıza yansıyor.
  • Anne bebeği için hamilelik öncesi dönemden hazırlanmaya başlamalı. Annenin dengeli beslenmesi her şeyin temeli.
  • Gebelik süresince sürekli yemek değil doğru kaynaklardan yeterli olarak beslenmek gerekli.
  • Doğum sürecinde normal doğumun katkıları çok fazla. Avrupa’da ortalama %30’larda olan sezeryan oranı ülkemizde %70’lere ulaşmış durumda. Kolaya kaçma yolu olarak değil gerçekten fizyolojik gereklilik olarak tercih edilmeli.
  • Anne sütü en çok bilinen ama en az kullanılan besin. Değerini hala tam olarak bilmiyoruz.
  • Doğru emzirme için annenin bu işi severek ve içten yapması gerek. Annenin yüzü bebeğin aynası oluyor. Anne emzirme anlarını ona sevgisini anlatma şekli olarak değerlendirmeli. Olabildiğince bebek ile iletişim halinde olmalı.
  • Bebeğin gelişimi için sadece kg değerine bakmak doktoru ve anneyi yanıltır. Önemli olan boy gelişimi ve bebeğin mental gelişimidir.
  • İnek sütü inekler içindir! Özellikle keçi sütü, peyniri, yoğurdu tercih etmek daha doğrudur. Litre litre süt yerine yoğurt ve peynir olarak tüketilmesi çok daha iyidir.
  • Anne emzirme sürecinde kendisi için, ek gıda döneminde ise bebekte alerjen besinlerden olabildiğince uzak durmalıdır. Yumurta,ceviz, fıstık, badem, karides, kalamar gibi.
  • Ek gıdaya geçiş ‘yavaş yavaş’ olmalı. Özellikle porsiyonları belirlermek çok önemli. Bebeğe avuç içi kadar et verin diyorsa bu bebeğin avuç içi kadardır unutulmamalı.
  • Ek gıdaya hızlı giriş yapmak alerji riskini artırır.
  • Bağışıklık sistemi için anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok.
  • Eğer olmadık nedenlerden dolayı anne süt veremiyorsa ‘süt anne sütü’ tercih edilmeli ama ülkemizde sağlıklı olarak sağlamanın  çok zor olduğu bu durum nedeni ile bir sonraki tercih ‘formül sütler’
  • Formül sütler her sene içeriği değişen ve vitamin açısından inek sütünden çok daha besleyici sütlerdir. 2 yaşa kadar tüketilebilir.
  • İlk 1000 gün beslenmesi çocuğun tüm hayatı boyunca olan beslenme şeklini belirliyor. Tuzsuz beslenmeye alışan bebek çocukluk döneminde cips vb ürünleri tüketmiyor.
  • Anne sütü zengin çocuğu obeziteden, fakir çocuğu beslenme geriliğinden korur diyor doktorumuz.
  • 528141_10151218076652238_950839745_n

Anne, bebek konusu gün gün gelişme gösteren ve her dönem yeni bilgiler ile gelişen bir konu ama bu kadar gelime içinde anne sütü gerçeği hiç değişmiyor, değişmeyecek. Annelik hamilelikle başlayan uzun bir yol bu yolda kimlerin yol arkadaşınız olacağına siz karar vereceksiniz. Her şeyden önce sağlıklı birey yetiştirmek tüm annelerin isteği. Bunun içinde sadece uzman isimlerin görüşlerini takip etmekte faydası olduğunu düşünüyorum. Herkesin deneyimi, yaşayışı kendine göre biçimleniyor. Mutluluk ise sağlıklı göbişlerin size gülümsemesinde yatıyor.

Bu etkinliğe emeği geçen herkese çok teşekkürler.

Anne’nin IQ ile Savaşı

bebek ile yaşam

Eğer bundan 10-15 sene öncesinde bugünü öngörseydim sanırım seçeceğim tek meslek ‘okul öncesi eğitmenliği’ falan olurdu. Siz ne derece yaratıcısınız ya da ne derece çocukla çocuk olabiliyorsunuz bilmiyorum ama iki senede ben tıkandım. Araba gitmiyor, yürümüyor yani. Sabah ortalama 8 gibi kalkan akşam ortalama 21:00 gibi yatan bir çocuk ile önünüze serilen 13 saatlik zaman dilimini doldurmak hatta bunun her anını verimli hale getirmek mi yoksa atomu parçalamak mı daha zor bilemedim. Tamam şimdi bu noktada çok abarttığımı düşünen herkesi üç günlüğüne Pera tatil kampına bekliyoruz. Çıkın çıkın gelin hem ben biraz kafa dinlerim. b920f212ab0698f49a0ee809bebb312f

Hadi kahvaltısını yaptırdın, boyama, hamur, dans, müzik, el becerisi oyunları, puzzle, parka gittin, kumla oynadın, banyoya soktun su ile oynadın, yemek yedirdin, öğlen uyuttun sizce kaç saat geçti? Ben söyleyeyim 5 hadi iyi yönde bakalım öğlen iki sat falan uyumuş olsun 6 saat geçti. Şimdi anlatın bakalım kalan 8 saatte derdini tam anlatamayan, ne istediğini kendisi bile bilmeyen iki yaş çocuğunu kalan saatte ne yapıp avutuyorsunuz?

628222ea4b4776f926730fef5c98a986

Ipad verme konuşmaz, telefon verme hasta olur, televizyon açma geri kalır diye diye ruhumu çektiniz zaten bari onu yapma diyene kadar ne yapayım bir zahmet onu anlatın ama bana sakın ‘aktivite yap annesi’ ‘kitap oku annesi’ falan demeyin infilak edeceğim. Evde hayvan sesi taklidi yapıp, her şeyi tane tane ‘bilal’e anlatır’ gibi anlatmaktan onun zekası ilerlerken benimki döndü 6 yaşa falan. Yanlış anlaşılmasın isyanım çocuğa değil haklı tabii ister bebe annesi önünde pas pas olsun. Ben yaratıcılığımı kaybettim gençler. Hadi şimdi havalar güzelleşiyor direniyorum kum, güneş, deniz derken ya da ‘anne baba şu çocuğu iki dakika tutun bakayım’ diyerek arada ortadan kaybolup falan yazı geçiririm ama şu konuda çok netim ‘yeni nesil okul yaşı artık 3 falan değil’ bunlar doğuştan sosyal olmak, bilgi almak için doğmuşlar. Eylül gelir ve bize okul yolları açılır.

e54e74419f3951e3d8d750725ea4c201

Anneliğin en vicdanı zorlayan kısmı ‘yetmiyorum’ hissi. Üretemedikçe aynı kısır oyunlar ile sınırlı kaldıkça ben daha çok üzülüyorum. Oyuncakçılardan aldığımız oyuncakların zaten ömrü bir gün. Sonra dönüp yüzüne bakan yok. O zaman daha aktivite yönlü şeyler yapalım dediğim zamanda işte böyle elinde bilgisayar oyun araştırıyorsun. Bir de bunlar bir kendini beğenmiş bir beğenmez haldeler. Bir oyunda 15-20 dakikadan fazla kaldıkları çok görülmüyor. Çocuğu daha 7 günlükten itibaren sokaklarda yaşamaya alıştırırsam böyle ev zamanlarında çekersin işte acısını. Oh bir içimi döktüm bir ferahladım ben. Neyse şimdi kalkıp yemeyeceği sebze yemeğini hazırlayayım bir yandan köfteciyi arayayım nasılsa yine köfteci kazanacak. Annelik baştan 1-0 geride maça başlamakmış hiç söylemiyorsunuz. Bizde şampiyon belli sizde kim?

ac2cd0aee73d23cf54d11fac3468a749

 

Yapışık İkizimi Doğurdum

bebek ile yaşam

Zaman geçtikçe, algıları açıldıkça kendi kendine daha fazla vakit geçirir ya da ne bileyim oyuncakları ile oynar falan diye düşünüyordum ben. Meğer iş o algı açıldıktan sonra başlıyormuş. Memeye yapışmayan çocuk paçaya öyle bir yapışıyormuş ki anne tek bacakla yürüyormuş. (Bu noktada şükret çocuğum teyzelere sesleniyorum elbet şükür, elbet iyi ki var) Bebeklik döneminde ben bu arkadaşı kanguruya yok yatağa falan koyup o eblek eblek bakınırken her işimi hallederdim şimdi bırakın iş halletmeyi çişimi yalnız yapabildiğim zaman banyomuzdan havai fişekler atılıyor.2a7f10a2b5deb0d562b5e2c5e5a65ae3

Tamam ona hak veriyorum. Keşif ve öğrenme dönemleri bunun yanında korkuları var, bağlılıkları var. Her şeyi geçtim anneyi seviyor çocuk elbet vakit geçirmek ister ama benim en büyük korkum ‘ya bu çocuk sosyal olmazsa’ durumu. Yani ne yemesine, içmesine ne başka şeylerine bu kadar takılmıyorum ben. Tek derdim insan sevsin, öğrenmeyi sevsin, araştırmayı sevsin, cingöz olsun yani. Ee bunları benim paçamın arkasından ne kadar etkili yapabilir diye arada kara kara düşünüyorum. Gerçi parka gittiğimiz ya da dışarıda olduğumuz anlarda insanlar ile girdiği iletişimden memnunum ama yaşıtı yok doğru düzgün çevremizde. Ee tembel amca vs yüzünden kuzeni zaten yok. İş böyle olunca ben başladım okul araştırmaya. Ne olursa olsun benden ayrı geçireceği 2-3 saat ve bu saati yaşıtları ile faaliyet, aktivite ile geçireceği için eminim katkısı olacak. Şimdi tabii ‘erken, hasta olur, etkilenir’ yorumlarını kulaklarımı öyle bir tıkadım ve öyle bir göz kararttım ki deneyeceğim. Belki tükürdüğümü yalarım belki çok pişman olurum ama büyük ihtimal onun adına iyi bir şey yapmış olacağıma inanıyorum.

6be982efd32c4a75fefb98d2f88fbbd1

Evde son 6 aydır üretmeye çalıştığım faaliyetin artık sonu geldi yani sanatçı burada biraz tıkandı. Ee her baby tv açtığımda bir yerlerde bir pedagog ölüyor o yüzden böylesi daha iç rahatlatıcı geliyor. Şimdi annelik vicdanı burada ortaya çıkıyor ve onu tek başına bir okulun içinde düşününce içimde bir şeyler beni kemirmeye başlıyor. Gerçi baktım okulun bahçesinde bir sote yer buldum bir süre oraya saklanmayı ve komando yöntemleri ile izlemeyi düşünüyorum. Şaka bir yana bu elbet bir gün olacak. Yani o bir gün gelecek ve benden daha fazlasına ihtiyaç duyacak. Benim ona dair her yeteneği fark etmem ya da onu bu konuda doğru yönlendirmem mümkün değil. Daha okulu gezerken bile drama sınıfında ses eğitimi veren öğretmen Pera ile 10 dakika geçirip iyi bir kulağı olduğunu ve kolay ses taklit ettiğini söyledi mesela. Eminim kendimi daha az eksik hissedeceğim bu sayede. Yapışık ikizimden saatli bile ayrılmak bana şimdiden çok koysa bile onun birey olma yolunda bu adıma ihtiyacı var biliyorum. Yoksa annelik zaten kendi kendini yeme sanatı. Bırakın ben kendimi yerim o yeter ki mutlu olsun.

Bir Video Her Şeyi Anlatır

yaşam

Anne olmayı ya da anne olarak ne yapmak istediğimizi sayfalarca anlatıyoruz. Her cümle sanki yeterli gelmiyor sanki bir şeyler hep eksik kalıyor. Şimdiye kadar yazdığım tüm anne olma dueumu ile ilgili olan yazılarımda aslında ne anlatmak istediğimi anlatan bir video izledim. Kızımın hayatta istediği hedefinde sadece yanında olmayı asla ama asla önünde bir set değil sadece omzunda bir el olmayı diledim hep. İşte bu video bunu anlatıyor. Sizlerle paylaşmak istedim. Eminim izlerken cümleye dökemediğiniz her duygu yerini bulacak.
m.youtube.com/watch?v=57e4t-fhXDs

Nasıl Gidiyor Annelik ?

bebek ile yaşam

Uzun süredir annelik üzerine bir şeyler yazmamışım. Bunun nedeni ilk zamanların heyecanını taşımamak değil elbet tam tersi sürece iyice alışmak biraz daha dinginleşmek sanırım. Gerçi ne kadar rutin oturdu gibi gözükse bile bebek ile yaşamda rutin içinde kalmak çok kolay olmuyor. 17. ayı bitirdiğimiz bugünlerde artık nasıl beslenecek, ne içer ya da dişi çıktı mı gibi konuları bir yana bırakıp tamamen hayata hazırlanan bir bireyin konuları gündemimiz oldu. Bedensel gelişiminden çok ruhsal ve kişilik gelişiminin daha ön planda olduğu zamanlar başladı. Başladı başladı da ne zormuş esas bu dönem. Her gün ‘acaba bugün bir şey katabildim mi ya da doğru bir şeyler öğrendi mi’ soruları beni daha fazla yormaya başladı. Bebek yemeğini yer ya da yemez ama bilirsin açtır, toktur. Ona göre önlemini alır ya da yolunu çizersin. Ruhsal gelişim ise hiç bu kadar kolay cevapları olan bir soru değilmiş meğer. Karşılığı yok, cevabı yok. Sen sadece tek taraflı ona müzik dinleterek, kitap okuyarak, oyun oynayarak ya da kelime öğretmeye çalışarak bir şeyler yapıyorsun ama o kadar yapıyorsun ve orada kalıyor. Gerçekten seni nasıl algıladı ya da gerçekten o sesi taklit etti mi yoksa sen mi öyle algıladın gerçekten bilmek her zaman mümkün olmuyor.

3d573d162d2c8bef747a3fa19a4ef3f6

Sadece gün içinde nelere daha çok güldü onu takip ediyorsun mesela. Sadece mutlu bir bebek mi onu algılamak ile yetiniyorsun. Hadi ek mama yesin, emeklesin, adım atsın, yürüsün, anne-baba desin derken şimdi artık konuşsa ve kendini ifade etse ya diye düşünür hale geldim. Biliyorum bu beklentiler hiç bitmeyecek. Her zaman bir adım ötesi var çünkü. Annelik her zaman bir sonraki adımı merak etmek sanırım. Burada önemli olan diğer adımı düşünürken bugünü kaçırmamak. Ben başka çocuklar ile elimden geldiğince hiç karşılaştırma yapmadım. Elimden geldiğince diyorum çünkü ara ara bazı durumlarda ‘aa benim ki neden yapmıyor’ bunu derken buluyorum kendimi. İşte en çok o anlara fren koymaya çalışıyorum. Sanırım en büyük korkum çocuğunun hedefini başka çocuklara göre belirleyen bir anne olmak oldu şimdiye kadar. Şu an evde hiç anlamı olmayan seslerin, kelimelerin yarattığı bir dil konuşuluyor. Ben karşısına geçip sanki anlıyormuşum gibi sorular ile devam etmesini sağlıyorum sadece. Geçen gün doktoru ‘kaç kelime konuşuyor’ diye sorduğunda cevap veremedim mesela. Hiç saymadım hiç sıralamadım ki. Bana göre kendi dilinde yüzlerce kelime söylüyor çünkü. Tamam içlerinde benim anladığım kelimeler var ama sayma ihtiyacı hiç hissetmemişim. Yani annelik bu ara ‘bebeklikten çocukluğa geçiş’ sancıları yaşamakla geçiyor. Ve bir sonraki adım hep daha cazip gözükse bile şu anın tadı hep bir başka oluyor. Acele etmemeyi ve zamana yaymayı bana öğretiyor. Gerçekten şimdiye kadar hiçbir şeye gerçekten emek vermemiş olduğumu hissettiriyor. Annemin ve babamın bana nasıl emek verdiğini algılamak ile geçiyor. Yani annelik hala ilk gün ki gibi sorguluyor, sorgulatıyor.

2bb69e30d95af8dc9f7524f04f2753aa

Çocukların ruhunu yontan kişi, tüm ressam ve heykeltraşlardan daha üstündür demiş bir Aziz. Yani bunlar bir sanat eseri yaratma sancıları belkide. Ve o eseri birileri beğenecek ya da beğenmeyecek ama olsun o sizin en iyi işiniz olacak. Tüm mesele doğumun verdiği o kutsal duyguyu hiç kaybetmemek.

a45697a56368446d9b16c2cfd31e095c