Hayal Kurmanın Gücü 

yaşam

  
Biri size “hayallere inanır mısınız” diye bir soru sorsa ne düşünürsünüz? Ya soruyu yönelten kişinin bu dönemde romantik ruhunu koruduğunu ya da hayallerin çocuk işi olduğunu mu? Yoksa hayallerin bile maddesel ihtiyaç listelerine dönüştüğünü mü fark edersiniz? 

Peki ben size “hayallerin gücüne inanır mısınız” desem. Burada beyninizde fotoğraflar haline getirin, onları evrene postalayın gibi bir çabadan bahsetmeyeceğim. Bir çocuk üstüne hayal kurmanın nasıl etki ettiğini anlatacağım. Aslında bunu sadece iki gündür deniyorum. Biraz hastalıktan, biraz evde kalmanın verdiği enerji deposundan dolayı uykuya ve yemeğe direnen bir kızım var. İki seferdir onu bir hayal dünyasına çekiyorum. İlk olarak hayalin sonunda bizi çok acıktıran bir yöne doğru yönlendirdim konuştuklarımızı. Ve hayalin bitiminden sadece birkaç dakika sonra çok acıktığını söyleyerek koca bir kase çorbasını içti. 

Uyku vakti geldiğinde (ki gündüz 4 saat öğle uykusu uyumuş bir canavardı) ormanda keşif ile ilgili bir hayal kurduk. Ağaçlara tırmandık, kulelere çıkıp gökyüzünü izledik, çeşitli hayvanlarla tanıştık, gölde su şakası yaptık, meyve topladık vs derken hayalin sonunda gerçekten çok yorulduk, son cümleyi uyumak üzere eve gittiğimizi söylerek bitirdik. Sonuç 3 dakika sonra “anne çok yoruldum uyuyorum” cümlesi ile uyudu. Şimdi buna rastlantı diyebiliriz. Denk gelmiş, bir daha dene olmaz diyebiliriz ama ben onun gözünde hayal kurmanın iyi gelen etkisini gözlerimle gördüm. 

Hayal ya bu. Hani denemesi bedava. İlla çocuğun olmasına da gerek yok. Belki çok kötü giden gününü değiştirir bir dene derim. 

Bana inanmazsan bak Picasso demiş ki; Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir. 

Bebeğin İlk Günleri, Emzirme ve Beslenme Üzerine

Tavsiyem Var

Doğum yaptığım dönemin üzerinden neredeyse 3,5 yıl geçti. Birçok açıdan şanslı olduğumu ve iyi atlattığımı düşündüğüm bu dönemde okuduğum birçok kaynak oldu. O süreçte bana en iyi gelen şey ise hastanenin sağladığı eğitimler ve emzirme hemşirelerinin yönlendirmesiydi.

523440_10151218076417238_1959816527_n
Dün son ayağı İzmir’de düzenlenen #mutlulukgöbüştebaşlar seminerlerine katılma şansım oldu. Türkiye’de birçok ili dolaşan İnternetanneleri, Melinasmom ve Socialmom uzmanlarla bölgedeki blogger anneleri bir araya getirerek annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını amaçlamışlar. İki oturum olarak düzenlenen seminerlerde ilk olarak emzirme konusunda eğitimler veren uzmanımız Hemşire Handan Doğan ile annenin ve babanın ilk günlerini, emzirmeyi konuştuk. İkinci oturumda ise Prof. Dfr. Raşit Vural Yağcı ile bebek ve çocukların beslenme ve sindirim ile ilişkili sorunları üzerine konuştuk. İşte bu toplantılardan yeni anneler ya da bu süreci yaşayan tüm anneler için yazdığım notları paylaşıyorum.

IMG_8282

Öncelikle şimdiye kadar 36.000 anneye eğitim vermiş Handan Doğan’ın yeni doğum yapmış annelere tavsiyeleri şöyle;

  • Annelerin doğum anından itibaren almaları gereken şey emzirme eğitimi değil davranış eğitimi.
  • Hamileliğin sonlanması ile beraber kadının üzerinde oluşan sosyal baskı birçok kadının emzirme sürecini zorlu geçirmesini sağlıyor. Bu yüzden çevresinden alacağı destek çok önemli. Burada ilk kural eşinin  desteği. Neyin nasıl olacağına anne karar vermeli. Anneye müdahale, baskı uygulanmamalı.
  • Sezeryan yapan ya da normal doğum yapan annenin emzirmeye başlaması ile ilgili bir farkı yok. İki doğum şeklinde de emzirmeye hemen başlanabilir.
  • IMG_8285
  • Anneye emzirme ile ilgili baskı yapılmamalı tam tersi teşvik edilmeli.
  • Annelerin en çok yaptığı hata ise ‘bu pozisyonda nefessiz kalır’ inancı ile bebeği doğru tutmamak. dört parmağınızın meme altını kavradığı bir parmağınızı yukarıdan desteklediği tutuş süt akışı için en doğrusu.
  • Çok büyük bir travma yoksa süt gelmeme problemi olmaz.
  • 15 dk bir meme 15 dk diğer meme emzirmesi en doğru olan. Memeden ilk ilk bir ay 10 dk ön süt gelir daha sonra besleyici olan yağlı süt gelmeye başlar.  İki meme arası ara gaz çıkartmak bebeği rahatlatır.
  • Her saat başı emzirmek diye bir şey yok. Bunu anne ve bebek belirlemeli ama max 3 saati geçmemesine dikkat edilmeli.
  • Çişini günde 4-5 kez yapıyorsa ve aylık 600-800 gram alıyorsa ‘bebeğim beslenmiyor’ endişesi yaşamanıza gerek yok.
  • Sütü arttırmak için sadece su değil komposto türü besleyici sıvı destekleri de almanız gerekiyor.

Oturumun ikinci ayağında Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı’nın paylaştığı bilgiler ise şöyle;

IMG_8305

  • Sağlıklı bebek, çocuk ve devamında birey olmak için geçmemiz gereken basamaklar var. Daha bebeklikten başlayan doğru beslenme tüm hayatımıza yansıyor.
  • Anne bebeği için hamilelik öncesi dönemden hazırlanmaya başlamalı. Annenin dengeli beslenmesi her şeyin temeli.
  • Gebelik süresince sürekli yemek değil doğru kaynaklardan yeterli olarak beslenmek gerekli.
  • Doğum sürecinde normal doğumun katkıları çok fazla. Avrupa’da ortalama %30’larda olan sezeryan oranı ülkemizde %70’lere ulaşmış durumda. Kolaya kaçma yolu olarak değil gerçekten fizyolojik gereklilik olarak tercih edilmeli.
  • Anne sütü en çok bilinen ama en az kullanılan besin. Değerini hala tam olarak bilmiyoruz.
  • Doğru emzirme için annenin bu işi severek ve içten yapması gerek. Annenin yüzü bebeğin aynası oluyor. Anne emzirme anlarını ona sevgisini anlatma şekli olarak değerlendirmeli. Olabildiğince bebek ile iletişim halinde olmalı.
  • Bebeğin gelişimi için sadece kg değerine bakmak doktoru ve anneyi yanıltır. Önemli olan boy gelişimi ve bebeğin mental gelişimidir.
  • İnek sütü inekler içindir! Özellikle keçi sütü, peyniri, yoğurdu tercih etmek daha doğrudur. Litre litre süt yerine yoğurt ve peynir olarak tüketilmesi çok daha iyidir.
  • Anne emzirme sürecinde kendisi için, ek gıda döneminde ise bebekte alerjen besinlerden olabildiğince uzak durmalıdır. Yumurta,ceviz, fıstık, badem, karides, kalamar gibi.
  • Ek gıdaya geçiş ‘yavaş yavaş’ olmalı. Özellikle porsiyonları belirlermek çok önemli. Bebeğe avuç içi kadar et verin diyorsa bu bebeğin avuç içi kadardır unutulmamalı.
  • Ek gıdaya hızlı giriş yapmak alerji riskini artırır.
  • Bağışıklık sistemi için anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok.
  • Eğer olmadık nedenlerden dolayı anne süt veremiyorsa ‘süt anne sütü’ tercih edilmeli ama ülkemizde sağlıklı olarak sağlamanın  çok zor olduğu bu durum nedeni ile bir sonraki tercih ‘formül sütler’
  • Formül sütler her sene içeriği değişen ve vitamin açısından inek sütünden çok daha besleyici sütlerdir. 2 yaşa kadar tüketilebilir.
  • İlk 1000 gün beslenmesi çocuğun tüm hayatı boyunca olan beslenme şeklini belirliyor. Tuzsuz beslenmeye alışan bebek çocukluk döneminde cips vb ürünleri tüketmiyor.
  • Anne sütü zengin çocuğu obeziteden, fakir çocuğu beslenme geriliğinden korur diyor doktorumuz.
  • 528141_10151218076652238_950839745_n

Anne, bebek konusu gün gün gelişme gösteren ve her dönem yeni bilgiler ile gelişen bir konu ama bu kadar gelime içinde anne sütü gerçeği hiç değişmiyor, değişmeyecek. Annelik hamilelikle başlayan uzun bir yol bu yolda kimlerin yol arkadaşınız olacağına siz karar vereceksiniz. Her şeyden önce sağlıklı birey yetiştirmek tüm annelerin isteği. Bunun içinde sadece uzman isimlerin görüşlerini takip etmekte faydası olduğunu düşünüyorum. Herkesin deneyimi, yaşayışı kendine göre biçimleniyor. Mutluluk ise sağlıklı göbişlerin size gülümsemesinde yatıyor.

Bu etkinliğe emeği geçen herkese çok teşekkürler.

Estetik Kaygılı Çocuklar

yaşam

Geçen günlerde sosyal medya hesaplarım üzerinden bir fotoğraf eşliğinde mini post yayınladım. Bu yazı içeriğinde gördüğünüz fotoğraflar eşliğinde çocuklar üzerinde daha çok küçük yaşlarda başlayan estetik ve cinsiyet baskısı üzerine bir yazıydı. Açıkçası bu konuda söyleyeceklerim cümlelere sığmadığı için biraz daha uzun yazmaya karar verdim.

Çocuklarınıza estetik kaygılar yüklemeyin. Evet bu kadar net bir cümle aslında. Çocukların daha çok küçük yaşlarda, birey olma yolunda ilerledikleri süreçte yüklendikleri yüksek estetik kaygıları ergenliğini bile tamamlamadan estetik ameliyat hayalleri kurmalarına, sadece iyi görünüş ile motivasyon sağlamalarına ve arkadaş grupları içinde sadece güzellik/yakışıklılık kavramı ile var olmalarına neden oluyor. Kimliksiz, ruhu başka hiçbir şey ile beslenmemiş sadece güzel/yakışıklı olmanın yeterli görüldüğü bu korkunç algı ‘ulaşılması zor bir nesil’ yaratıyor.

moodrawwee__1_of_1fid_sma_by_harpyimages-d621rjs

Çocuklarımızı dış görünüşlerine göre yargılamak, eleştirmek ve bu bakış açısından ibaret bir yaklaşım sergilemek onları toplum içinde güvensiz bireyler olmalarına neden oluyor. Ben uzman değilim ya da psikoloji üzerine bir eğitimim yok. Bunlar bir birey, kadın, anne olarak benim görüşlerim. Lütfen sadece bu çerçevede okuyun. Daha 10-12 yaşlarında kızların sosyal ortam içinde konuşmalarına tanık oluyorum. Birbirlerini çocuk mayosu giymekle, çocuk gibi giyinmekle hatta çocuk oyunları oynamakla yargılıyorlar çünkü onlara göre onlar daha o yaşta artık birer ‘ergen’ Oysa çocuk mayosu giyen, çocukça davranan ya da yaşlarına göre oynayan arkadaşları normal olanlar değil mi?

Prenses/prens yüklemesi ile başlayan cinsiyetçi süreç kontrol edilemez bir hale dönüşebiliyor. Çocukların hiçbir fiziksel özelliğini çok övmeyin ya da eleştirmeyin. Ona sosyal çevresinde bu yaklaşımla gelen arkadaşlarının karşısında nasıl bir tavır sergilemesi gerektiğini öğretin. Bunun için sadece ona karşı nasıl konuştuğunuz önemli değil. Aynı zamanda kendi dilinizi değiştirmeniz gerekiyor. Yanında kimseyi şişman, zayıf, uzun, kısa, çirkin, güzel diye sıfatlandırmayın. Kim ne derse desin çocuklar bir süre bizlerin aynası oluyorlar. O kadar değişik yaklaşımlar görüyorum ki. Geçenlerde bir anne ve kızı merdivenleri çıktılar ve kız çocuğu ‘of yoruldum’ dedi. Annesi ona dönüp ‘dobiş seni o göbekle yorulursun tabi’ diye yanıt verdi. Oysa çocuk kilolu sayılabilecek bir çocuk bile değildi. Eğer çocuğunuzun beslenmesi ile ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorsanız onu spora, dansa yönlendirin ama ona sıfatlar takarak öz güvensiz hale getirmeyin. Sporu ya da dansı daha güzel/yakışıklı olmak için değil ‘sağlıklı olmak’ için yapması gerektiğini öğretin.

11401070_1019070701460197_6251055326028084974_n

Amerika!da yayınlanan ve sadece estetik ameliyat üzerine olan programda doktor şöyle bir şey dedi; ‘Artık anneler babalar çocuklarının 14-15 yaşında ameliyat olmasına izin veriyor’ Korkunç değil mi gerçekten? Bugün tüp mide ameliyat yaşları 18 yaşa kadar düştü. Reklamlar, dergiler, yayınlar sadece ‘güzel ol’ mesajı ile dolu. Peki bu çocuklar vücutlarından fırsat bulup nasıl ruhlarına estetik yapacaklar. O estetik duygusunu ruha işlemedikten sonra canlı barbie/ken olmak dışında ne olacaklar?

Sağlıklı sosyal birey olmanın tek şansı öz güven ve yüksek estetik kaygılı olan hiç kimse bunu başaramaz. Algısını aynadaki yansımasından ruhuna geçiremez. Bugün fazla kiloları ya da toplum ‘çirkin’ diye tanımlanan yerleri yüzünden ameliyat masasına yatan, toplumun saçma güzellik kılıflarına girmek için ölümü bile göze alan insanlar var. Yapmayın! Estetik kaygılar bizlerden para kazanmak için yaratılmıştır. Farklarımız olmasa nasıl güzel oluruz ki?

Güzelliğin iyilik olduğu yanılgısının böylesine katıksız kabul olması ne şaşırtıcı. Leo Tolstoy

fotoğraflar: Harpy Images

Sen Bir Babasın

yaşam

Sen bir babasın! Belki 9 ay karnında taşımadın ya da vücudundan bir organ ile onu beslemedin ama sen bir babasın. Sen o elmanın yarısısın. Sen kız çocuğun oldu diye öyle bir kenara çekilip oturamazsın. Tam tersi sen artık bir kız çocuğu babası isen sahaya çıkma vaktin geldi demektir. Bakma sen annenin baş rollerde gibi gözüktüğüne. Anne belki sağlıklı kılacak kızını ama ruhu ancak seninle şekil alacak.

c6f57b25cd3832b46860fc008894c461

Ey kız çocuğu babası. Kalk oturduğun yerden. Belki futbol oynayamazsın ama (ki oynamamak için bir neden yok) evcilik babasız oynanmaz. Kız çocuğu babası kalk ve kızının saçlarını tara. İnan senin onu beğeniyor olman ya da saçlarına dokunuyor olman annesinin beğenisinden çok daha önemli. Biliyoruz bütün gün çok yoruluyorsun. O şirkette, işte her nerede ise seni çok çalıştırıyorlar ama eğer ileride daha mutlu bir hayat istiyorsan bugün kızınla vakit geçir. Sen kız çocuk babası kızının altını değiştir, onunla temas et, gözlerine bak, gülümse ileride sana daha büyük gülümsemeler getirecek bugün temas ettiğin her an. Sen babasın. Yok anneden bir farkın. Aslında var sen ruh heykeltıraşısın. Senin o kız çocuğunun ruhuna vereceğin oyuklar, törpüler, kıvrımlar onu kadın, anne, insan yapacak. Yok öyle oyundan çekilmek.

64420c0c45195602290e286c0de6cd53

Seni seviyorum demek zor mu geliyor? Olabilir. Belki doğanda yok. Öyle yetiştirmediler seni ama hemen vazgeçme. Bak teknoloji gelişti. Belki tutmaz yerini dilden dökülen sıcak kelimelerin ama olsun hiç duymamasından iyidir. Mektup yaz, mesaj yaz, mail yaz ama mutlaka söyle. Seni seviyorum kızım de! Geç aynada kendi kendine söyle önce. Bak içini nasıl bir sıcaklık kaplayacak gör. Eğer kızına seni seviyorum demeyi başarırsan inan kızının mutlu evliliğine, mutlu arkadaşlıklarına, mutlu hayatına şahit olacaksın. Demiyorum ki mutlaka iyi şeyler yaşayacak ama sevilmediği zamanı anlamayı öğrenecek. Sevilmediği erkeğin yanında durmamayı öğrenecek. Senin ‘seni seviyorum’ demen onun bir ömür boyu sevgisiz kalmasını engelleyecek.

8546ab6e1f9f5af90e4160c29ef5f2ed

Sen bir babasın. Kızına mal, mülk, para bırakma peşine düşme. Bunları yapabiliyorsan ne ala ama bunu ondan vakit çalarak yapma. Unutma senden gelen para erir gider belki ama senin yarattığın anılar onunla yaşar sonsuza kadar. İlk adımını attığında, ilk kelimesini söylediğinde, ilk kep töreninde en çok sen alkışla. Ellerin acıyana kadar alkışla. Akşam eve geldiğinde bütün gününü ona anlat. Seni üzen şeyleri de anlat. Derdini, tasanı, mutluluğunu anlat. Anlat ki anlatmayı öğrensin. Eğer kızının sırdaşı olmayı başarırsan artık sırtın yere gelmez unutma.

Sen bir kız çocuğu babasısın. Sen çok şanslısın. Her zaman bir kadın tarafından koşulsuz sevilme şansını yakaladın. Kalıplarını yıktığın kadar başarılısın bunu unutma. Bir çocuğun babasının kim olduğu önemli değil, çocuğun onu kim olarak hatırladığı önemli. Seni memnun etmek için yaşayan bir çocuk yaratma. Ne yaparsam yapayım babam gurur duyar diyen bir çocuk için çalış. Hadi şimdi oyuna girme zamanı.

cropped-db13.png

Her zaman yanımda hissettiğim babama ve her zaman kızımın yanında olan sevgilime… Siz böyle olmasanız doğrunun bunlar olduğunu bilemezdim.

Pera’nın Kütüphanesi

Tavsiyem Var

Çocukluğumdan beri en sevdiğim şeylerden biri kitap okumak oldu. Açıkçası çok edebi yönüne bakmadan beni ilk cümlesinden yakalayan her kitabı okumayı sevdim. Anne olduktan sonra ise aynı sevgiyi kızıma verebilmek adına en çok vakit ayırdığım şeylerden biri kitap okumak oldu. Kitap okuma ‘alışkanlığı’ cümlesinden çok kitap okuma ‘sevgisi’ cümlesini tercih edenlerdenim. Bunun bir alışkanlık değil içten gelen bir şey olduğuna inanıyorum. Sadece bu sevginin kişi tarafından fark edilmesi için küçük yaşlardan anne-baba desteği gerekiyor.

Pera yürümeye başladığından beri kitapçıların ‘çocuk’ bölümünde özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Arkasından dağınıklığını toplayarak tabii 🙂 İki yaşından beri ise benim ufak tefek yönlendirmelerim ile okuyacağımız kitapları birlikte seçiyoruz. Elbette onun seçimleri renk ve şekillerin cezbedici haline göre değişse bile yavaş yavaş kitapların isimlerini öğrenmeye ve ‘bugün ne okuyalım’ sorusuna kendince yanıtlar vermeye başladı.

FullSizeRender (1)

Bu postta ise Pera’nın bu ara en sevdiği kitaplarını sizinle paylaşmak istedim. Belki kitap serüvenine yeni başlayan anne babaların ‘ne alsam’ sorusuna biraz olsun yanıt olur. Maalesef zincir kitapçılar bu konuda çok fazla zengin değil. Elimden geldikçe kitapevlerine gitmeye çalışıyorum ama İzmir’de sayıları beş parmağı geçmeyecek kadar azaldı.Genelde İş Bankası ya da YKY yayınlarını tercih ediyoruz.  İşte Pera’nın sizler için hazırladığı liste 🙂

FullSizeRender

  • Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kızdan?
  • Gökkuşağı Kovalayan Kedi
  • Annemin Çantası
  • Minik Balık Okyanus Macerası
  • Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor ( www.zamaneannesi.com İlknur’un hediyesi ve Pera’nın adına imzalı ilk kitabı)
  • Maymun Kral
  • Ay’a Yolculuk
  • Maisy Tatilde (Uçan Fil yayınlarının Maisy serisi var. Genelde 1-2 yaş için uygun)
  • Marmelat ve Dört Mevsim (Net Çocuk Yayınları 1 yaşından itibaren uygun birçok kitabı var)

Bizim küçük kütüphanemiz bu ara bunlarla dolu. Eğer sizi tavsiyeleriniz varsa yorum bırakmayı unutmayın. Keyifli okumalar.