Bekleme Yapma

yaşam

Yeni yıl ile beraber herkesin elinde bir kağıt ya da elinde kağıt olmasa bile beyninde canlandırdığı beyaz bir sayfa ve üstüne yazılan yeni yeni kararlar. Hepsi çok istenen gelişmeler ya da hayal etmesi bile güzel olan başka başka isteklerle dolu. Toplumsal olarak dilenen şeyler gelmesin aklınıza. Bu tamamen kendimiz için yaptığımız ve kimsenin sizi bencillikle suçlayamayacağı o ‘yeni yıl’ listesi. Kimi için evlenmek, kimi için zayıflamak, daha kararlı olmak, sigarayı bırakmak, spora başlamak, kariyerine yön vermek, hayal ettiği ülkeye gitmek diye uzatılabilecek sonsuz liste. Peki gelin şimdi bir itirafta bulunalım hep beraber. Bu sene o listeye koyduğunuz dileklerden kaç tanesi geçen sene o listede vardı? Ya da bu sene bitmeden geçen sene başında yaptığın o listeye hiç göz atmak aklına geldi mi? Çoğumuzun gelmiyor. Çoğumuz sadece yılda bir gece bir şeyleri sıraya sokup kendimizi daha iyi hissettirecek o şeyleri sıralayıp geçmekten başka hiçbir şey yapmıyoruz. Hatta üstünden daha 48 saat geçmeden rutin hayat bizi içine öyle bir çekiyor ki yılbaşı gecesi daha maceraperest daha cesur olan o kişiden eser kalmıyor. Dileklerin yerini bahaneler alıyor ve başkaları onları gerçekleştirip önümüze koysun diye bekliyoruz. Yani bizler kronik dilek dileyiciler olarak hayatımıza devam ediyoruz.

1c86dbf017189e7b216ad1b2a875e45d

Ne yapsak bu kısır döngüyü kırsak? Öncelikle ne istediğimizden gerçekten emin olmak gerekiyor. Gerçekten o arabayı almak ya da bir yerlerden gelecek milyon dolarlara (ayakkabı kutusu içinde değil tabii yasal olan) ihtiyacımız var mı? Ya da sen gerçekten zayıflamaya bedensel, ruhsal olarak hazır mısın? Spor şimdiye kadar hayatında oldu mu? Yani bir şeyleri isterken öncelikle onların ‘gerçeklik’ derecelerine bakmak gerek. Tabii hayal gücümüzü dinç tutan uçarı dilekleri eğlenmek için söylemeye devam. Onlar insanın ruhuna eminim iyi geliyor ama gerçekten elimizde olan değişimler için ne noel babaya (sünnet ediyorsunuz falan yazık) ne de birilerinin yardımına ihtiyacınız var. Hayalini kurduğunuz seyahat o listede varsa ve bu sizin önceliğiniz ise artık sadece doğru zamanlama ve bütçe için harekete geçmeye ihtiyacınız var. Bunlar kısır örnekler. Bu yazıyı okuyan sizlerin önceliklerini bilmem mümkün değil ama şunu söylemem gerek ki ‘gerçek’ olan hiçbir dileğin ne sihre ne de havadan uzanacak bir ele ihtiyacı yok. Sadece o kağıdı tutan senin harekete geçmen gerekiyor. Yaşamak ya da sadece listelemek arasındaki o uçurumu yaratan sadece insan. Zaman, para ya da buna benzer aracıları var etme gücü bizim elimizde.

5b571c37398ffe02b358c8fd4496d7f8

Şimdi o kafanızın içinde yanıp sönen listeyi alın ve gerçekten yazın. Sadece emin olduğunuz isteklerinizi yazın. Onların her birinin altına gerçekleşmesi için gereken şeyler ne onları yazın. Ve bütünden kopup parçalar halinde adım adım hayata geçirin. Yok ben uğraşamam olacaksa olur zaten diyorsanız lütfen bekleme yapmayın siz doğrudan 2015 yeni yılına gidin. Bakarsınız belki Noel Baba bacadan giriverir.

Gel Bakalım 2014

yaşam

Ne zamandır kafamı gündemden kaldırıp bir şeyler yazmak istiyorum. Yazmaya her başladığımda söz yine dönüyor dolaşıyor dört bir yanımızı saran siyasi gündeme geliyor. Hayatımızın bu kadar tam ortasında yer almasından o kadar rahatsızım ki bir de buradan bu konulara dair isyan etmek beni açıkçası yoruyor. Biliyorum hepimizin sinirleri bozuldu. Göz göre göre yapılanları sindiremiyoruz ve bu yüzden davranışlarımız bile değişti. Şimdi ise biraz ruhumuzu dinlendirmek, beyini sıfırlamak için önümüzde çok güzel bir fırsat var. Yepyeni bir yıl. Olanları unutalım demiyorum ama en azından bir günlüğüne içimizi ısıtacak yeni yıl ruhunu yakalayalım diyorum. 7d69f4109d1f747963aff8e9276485d7

2013 iyisiyle, kötüsüyle geldi geçti. Her ay o kadar çok toplumsal gündem ile uğraştık ki bu sefer hepimiz biraz yorgunuz. Bireysel hayatlarımızda ise belki çok farklı mutluluklar yaşamış olabiliriz. Açıkçası bu yıl döngülerinde ben en çok Aralık ayına üzülüyorum. Yaşlanan yılın bu tek yeni ayına bu kadar kötü muamele yapmamız doğru mu? Daha ilk gününden bizi yoran, yıldıran yılın bitimine gün sayarak geçiriyoruz. Oysa kendi içinde yepyeni bir ay ve diğer aylara göre en azından ucunda bir umut ışığı bir yenilik beklentisi var. Yani lütfen bu aya biraz insaflı davranın 🙂 Her şeyi bir sonraki yıla atmaya başladığımız bu ay belki tüm yılın yorgunluklarını kapatacak kadar güzel olaylara gebe olabilir. Ayın karması ile oynamayın. e16bc25d3b60ed33c77fcb5a859c134e

Biten yılları televizyonlarda hep iyice yaşlanmış, sırtı kambur bir noel baba gibi resmederler oysa yeni gelen yıl genç dinamiktir ya sanırım ilk özel televizyonların aklımıza kazıdığı bu görüntü bize yapıştı kaldı. Eski yılları yenilere bizi hazırlayandır. İnsanın unutmak istemediği yılları geride bırakması kendisi için yapabileceği en güzel şey. Zaman kavramı bizi öyle çevreliyor ve kısır döngüye sokuyor ki geçirdiğimiz yılları beğenmemek bizler için lüks. İyi ihtimalle 80-90 tane yaşayacağımız şeyi bu kadar kötü anmayalım. Eski bazen yeniden iyidir.

Ve gelelim 2014 sana. Nasıl gelirsin, ne getirirsin bilmem ve açıkçası bilmek istemem. Yaşayarak öğrenmek ve oyunun sonunu bilmediğin maceralar her zaman iyidir. Sadece senin getireceğin güzellikleri anlayacak kadar görü ama getirdiğin kötü anlar ile savaşacak kadar cesaret istiyorum. Bunların hepsinin dışında her gününü doya doya yaşamak için gerekli olan tek sağlık bizlerle olsun yeter. Şöyle bir geriye baktım da kıymetini bilmediğimiz günler birikmiş sanki. Yaş aldıkça geri dönüşlerin imkansızlığı yüzümüze çarparken gelecek olan günlerin kıymeti artıyor.

Bu yazıyı okuyan ve bütün yıl boyunca blogda beni yalnız bırakmayan tüm dostlara 2014 hayırlı olan tüm dilekleri getirsin. Ağzımızın tadı yerinde olsun yeter. Herkese iyi yıllar ve güle güle 2013.

2af8a69533fff690fb476f22fdb51154

Bir Defter Buldum

yaşam

Geçen yıldan beri eve yeni bir bireyin katılması, üstüne taşınma falan derken tüm eşyalarım neredeyse birbirine girmiş. Geçenlerde bana özel olan bazı eşyalarımı kutulama için vakit ayırdım ve içinden neredeyse varlığını unuttuğum bir defter çıktı. Şimdi öncelikle o defterden bir alıntı yapıp oradan devam etmek istiyorum. Aynen yazan satırlar şöyle;

‘İçimden gelen, içime ışık olan bir düşünce var. Bazen kendimi sadece her şeyden, tüm rollerden arınmış ‘anne’ olarak düşünüyorum. İşte o an ‘sözlerden, yaşanmışlıklardan, düşüncelerden bağımsız hissettiğim an evet yaşamak istediğim bu’ diyorum. Henüz sevgilimle ne çocuk üzerine konuşuyor ne de bu konuda plan yapıyoruz ama içimde engel olamadığım şekilde doğmamış sana karşı sevgi biriktiriyorum. Sağlıkla etten, kemikten olduğun, ruhunu yanıma getirdiğin anı düşünüyorum. Ben şimdiye kadar her şeyi Allah’tan istedim. Bazen sesli bazen yazarak bazen sadece içimden geçirerek. O da beni hep şanslı kullarından yaptı. Şimdi yine ona sığınıyorum. Kalbimdeki istekleri duyduğunu biliyorum’

23220f6f7f7584b41156123aa6d4c6ce

İşte yazan şey aynen bu. Bu yazıyı neredeyse üç yıl önce yazmışım. Şimdi ağırlıklı olarak sadece ‘anne’ rolünü üstlendiğim bu günlerde ara ara içimden gelen isyan bayraklarını düşününce hepsinin içi boşaldı. Bugünü o kadar çok istemiş ve hayal etmişim ki bugün başka roller için savaşmanın biraz nankör bir yanı var. O defterin bir sonraki sayfasında ise şöyle bir not var ‘Yazmak, hayata bir iz bırakmak. Dünü hatırlamak için elimizde olan cevher. Kendimizi kaybettiğimiz an bize kendimizi bulduracak olan yegane şans. Ne olursa olsun yazın. Hayattan kendinize bir an çalın.’

 

Şimdi iyi ki o satırları yazmışım. İyi ki rutin hayatın getirdiği boğulmalar ya da değişim beklentilerini bir an da hiçe sayacak bu yazıyı tekrar buldum. Bir başka garip gelen şey ise ilk başta paylaştığım ‘bebek’ ile ilgili olan kısmı yazdığım yer İstanbul Pera diye not aldığım bir yer. Kocaman bir Pera yazıp yanına bir soru işareti koymuşum. Hayat mucizeler ve anlar üzerine kurulu. O gün benim için sadece bir semt adı olan bu isim bugün hayatımın anlamı. Siz en iyisi mi yazın ne olursa olsun yazın. İçinizden ne geçtiğini unutmak o kadar kolay ki …

e03e7efaa8d08a372adb2ddba7f66846