Annelik Her Zaman Tozpembe Değil çekiliş zamanı

Hediyemiz Var

Ben ne zamandır kitap çekilişi yapmamışım kimse beni uyarmıyor. Ne yapalım açığı bir haftada kapatırız o zaman. Bu hafta ilk çekilişin kitabı anneler için gelsin. Hatta sadece anneler için değil annelikten gözü korkanlar için olsun 🙂 Sosyal medya kullanıcısı olan anneler @blogcuanne Elif Doğan’ı tanır. Onun içimize su serpen aman yalnız değilmişim dedirten kitabı ‘Annelik Her Zaman Tozpembe Değil’ bu haftanın hediyesi. Yapmanız gereken ise çok basit. Bu linki sosyal medya hesaplarınızdan #durumbildirimi etiketi ile 17 Şubat 2014 21:00 a kadar paylaşmak. Hesaplarınızda kilit varsa mutlaka bloga yorum bırakın. Çekiliş sonucu instagram video ile yayınlanacak. Herkese bol şans !

Kitabın bir bölümünü okumak için tıklayın  http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Annelik+Her+Zaman+Tozpembe+De%C4%9Fil-1716 

 

annelik-her-zaman-toz-pembe-degildir-blogcu-anne_avatar_orj

Blogcu Anne Çakma Anneye Karşı

bebek ile yaşam

İnternetin hayatımıza bu kadar girmiş olması mı yoksa yeni dönem annelerin doktor kontrollerinin daha bilinçli düzenlenmesi mi bilmiyorum ama yeni dönem annelik ‘mükemmel’ olma zorunluluğu hissettiriyor insana. Doğru sosyal gelişimi sağladığından, vitaminlerini aldığından emin olmadan rahat bir uyku uyumak neredeyse mümkün değil gibi hissediyorsun. İnternet üzerinde ‘mükemmel’ ve ‘kusursuz’ anneleri okudukça ‘yok ben hazır değildim herhalde anne olmaya’ falan gibi cümleler kuruyorsun.

İşte tam böyle bir mükemmel anne bombardımanı olduğu dönemde birilerinin ‘mükemmel olmak zorunda değilsin’ ‘yalnız değilsin’ ‘kimse mükemmel değil’ demesi size birden anne kucağı güveni, hissi veriyor. İşte bu noktada yakın zamanda okuduğum iki kitabı paylaşmak istiyorum. Öncelikle ilk kitap Blogcu Anne Elif Doğan tarafından yazılan ‘Annelik Her zaman Toz Pembe Değil’ kitabı. Her sayfasında yaşadığınız her soru işaretine bir cevap bulabileceğiniz hatta olduğunuz noktada sonra sizi neler bekliyor sorusunun cevapları ile dolu bir kitap. Kendinizi en yetersiz hissettiğiniz anda birinizin omzunuzdan sizi sarıp ‘hey kendine gel bak hepimiz aynıyız’ demesi gibi güven verici. Bazı cümleleri okurken ‘geçen gün yaşadığımız şey’ demeniz çok olası.

dr-banner1

 

Bu kitabı okuduğum dönemde bir de raflarda Çakma Anne diye bir kitap çıktı karşıma. İşte tam ben diyerek hemen aldım tabi. Aldım aldım ama nasıl anlatayım evet eğlenceli , komik ama bizim için gerçekçi değil. Belki yazarının yabancı olmasından kaynaklı olabilir bana bizden bir hikaye gibi gelmedi. Ben kendimi hiç çakma anne gibi hissedemedim. Hani daha çok Hollywood annelerine yazılmış bir kitap gibi. Annelik üzerine biraz eğleneyim derseniz okuyabilirsiniz tabi ama Blogcu Annenin bizden, içimizden anlattığı bizi yansıtan hikaye ve yazılı olmayan annelik kuralları ile eğlenmeniz çok daha olası. Anneliğin toz pembe olmadığını hatırlatan birilerinin olması gerçekten ara ara en çok ihtiyacımız olan şey. Bir annenin baş ucu kitabı olmayı hak eden bu kitabı almayan kaldıysa bugün bence kendiniz için iyi bir şey yapın. Bazen kendinizin ne kadar mükemmel olduğunu duymak yerine başkalarının da mükemmel olmadığını duymak iyi geliyor insana. Bunu hatırlatan yazara çok teşekkürler.

anne22

Çekiliş Var !

Hediyemiz Var

Ve beklenen hafta geldi DurumBildirimi yeni çekiliş haftası başladı. Bu hafta hediyem Hakan Günday’ın yeni romanı ‘Daha’ Doğan Kitap yayınevinden çıkan yeni romanı şimdiden çok satanlar listesinde yerini aldı. Katılım şartları yine aynı. Çekiliş son katılım tarihi 5 Kasım Salı saat 21:00 Katılmak için bu postun altına yorum bırakarak aynı zamanda twitter kullananlar #durumbildirimi hastagi ile bu yazıyı paylaşabilir. Instagram kullananlar ise yine #durumbildirimi hastagi ile sitenin fotoğrafını paylaşabilirler. Şimdi tabii yine kitap kahvesiz olmaz biliyorum. Yine kitabı kazanan kişiye yanında Tchibo Brazil Mild hediyemi yolluyorum. Herkese bol şans. Çekiliş anı video olarak hem instgram hem twitter hesabım üzerinden paylaşılacaktır. Herkese bol şans !

fa8d9aa5-5301-4cbb-8690-9af3723dad94

Privat-Kaffee-Brazil-Mild-Vakum-2X250g

 

Daha

Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

“Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiyedir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğuda, ayakkabılı olanı Batıda ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk… Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…”
(Tanıtım Bülteninden)

DurumBildirimi 5 Kitap Tavsiyesi

Tavsiyem Var

Yayıncılık sektörünün en hareketli olduğu mevsimler başladı. Yazın yaşanan tatil rehaveti yavaş yavaş üstlerden atılırken neredeyse tüm yazarların kitapları sıraya girmiş gibi arka arkaya raflarda yerini aldı. Bir yandan İstanbul kitap fuarına günler kalmışken yayın evleri ellerindeki tüm kozları oynuyor. Benim gibi okumayı gerçekten seven ve buna vakit ayıramadığına rahatsız hissedenlerden biriyseniz bu hız sizi rahatsız edebilir. Okuyacak kitap birikip okuyacak zaman daraldıkça gerçekten içten içe rahatsız oluyorum. İşte böyle bir an da sadece bir kitap seçme hakkınız varsa belki sizin için fikir olur diye yakın zamanda okuduğum 5 kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Ayrıca içlerinden biri yakın zamanda yeni bir çekiliş ile sizin olabilir. Keyifli okumalar.

  • Bir Psikiyatristin Gizli Defteri : İnsan ruhu gerçekten çözümlemesi zor bir konu. İnsan beyni üzerinde çığır açan çalışmalar yapan bir psikiyatristin  defterine gizlice sızan bu kitap okuyucuya şaşırtıcı gerçekleri sunuyor. Birbiri ile bağımsız tuhaf karakterlerin hikayelerini okurken zaman zaman şaşırıyor bir yandan kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. İnsanın o karmaşık ruh hallerine karşı biraz merakınız varsa size keyif vereceğine inanıyorum.

e918cb73-4056-4489-a3b5-bb342f18ba74

  • Çıplak Ve Yalnız : Malum yakın zaman önce blogda çekiliş var diyerek sizlere hediye ettiğim bu kitabın beni etkilemediğini söylemem garip olurdu. Gerçekten vaktiniz varsa başladığı gibi bitecek bir roman sizler için. Hamdi Koç’u bu kitaptan önce tanımıyordum açıkçası ama bu kitaptan sonra en sevdiğim yazarlar arasına girdi. Kurgusu, karakterlerin ortaya dökülen farklı tarzları ile sizi daha ilk sayfalarından içine alıp çekiyor. Ana karakterin duygu değişimleri o kadar net anlatılmış ki birden bire kendinizi onun yerine koyuyor gibi oluyorsunuz.

9c05f62c-b8ee-433b-b0d2-d83dc3fdccac

  • Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda : Yılmaz Özdil’in bu kitabı diğer kitapları gibi köşe yazılarının bir derlemesi değil. Açıkçası ilk başta ben öyle olduğunu düşünmüştüm ama elime aldığımda Türkiye’nin yakın tarihinde unutulan tüm olayları hatırlama fırsatı bulduğum bir kitap ile karşılaştım. Kitabın her başlığını okuduğumda ‘gerçekten böyle bir şeyde olmuştu’ diyerek hem nasıl bu kadar çabuk unuttuğumuza şaştım hemde ülke olarak neleri sindirdiğimizi görüp bir kez daha üzüldüm. Elinize alıp baştan sona okumasanız bile bir baş ucu kitabı olabilir. Bizim evde sürekli ortada duran bir kitap oldu. Her gelen eline alıp bir konuyu okuyor mutlaka. Ülke adına unuttuklarımızı hatırlamak için bir fırsat.

6dd6e142-72bc-449e-aa5a-caae38fbff49

 

  • Çıkmaz Sokağın Sırrı : Çiklit kavramını biliyor ve çik-lit romanlara karşı gerçekten ilgi duyuyorsanız zaten Marian Keyes ismini çok iyi biliyorsunuzdur. Benim için kafa dağıtmak, biraz eğlenmek için okuduğum yazarların başında geliyor. Aklınıza ‘kız romanı’ tanımlaması geliyorsa eğer okuduğunuz zaman olay kurgularını fark edip şaşırabilirsiniz. Artemis yayınları bu tarz romanlar için bir cevher. Bu kitabın kahramanı Helen Walshun bir özel dedektif ve aynı zamanda biraz sivri biraz depresif bir o kadar komik.  Zaman kaybı olmayan romanlardan biri.

79880e09-6895-4c5e-b5bd-63dcbe7d1333

 

  • Beyoğlunun En Güzel Abisi : Hani deniz ürünleri sevenler ‘denizden babam çıksa yerim’ derler ya ben ise ‘Ahmet Ümit ne yazsa okurum’ diyenlerdenim. Beyoğlu Rapsodisi ile tanıştığım bu yazarın bendeki yeri çok farklı. Hiçbir denemesinde, romanında, öyküsünde hayal kırıklığı yaşamadım. İstanbul’da İstiklal caddesinde yürürken bir ara sokakta karşılaşmıştım kendisi ile. Yanımda bir romanı vardı tesadüf bu ya. Tüm naifliği, kibarlığı ile vakit ayırmış sohbet etmişti bizimle. Ruhundaki o incelik romanlarına yansıyor kesinlikle. Bu son romanında yine tarlabaşının arka sokaklarında başlayan hikaye bizi dünü, bugünü, yarını düşündürtüyor. Bir zamanlar İstanbul’un en güzel yeri olan Beyoğlu’nun hazin hikayesine tanıklık ediyoruz.

0aeeb70c-4bc0-466a-a448-7d462e075625