F5 Tuşuna Bas

yaşam

İnsan kadar değişime hızlı ayak uydurup onun kadar değişime direnen başka bir varlık var mı acaba? Yeni olan her şeye karşı koyduğumuz o ilk set bizim hayatın içine tam olarak girmemizi engelliyor. Her yeni iyidir diye bir şey yok elbet ama değişim her zaman iyi gelmiştir insana. Zaten bizim doğamız bu. İlk insandan beri evrilerek, çevrilerek, değişerek bugün ki formuna girmiş bir canlının kendini değişme kapatması kendi doğasına ihanet etmesi gibi bir şey. Hayat insanlar ile değişiyor ama bu değişimi hep başkaları sırtlanıyor.

da7f795397decdaf0982d764bb1511ab

Çağımız teknoloji çağı ve bugün kullandığımız her cihaz birilerinin değişime inanması ile var oldu. Sadece bilimsel ya da teknolojik değişimler değil elbet sosyal hayatın değişimi, inanışların şekillenmesi gibi bir çok alt başlık var bu konuda. Bu büyük değişimler olurken hatta olabiliyorken insanın sadece ‘özünü’ ‘kendini’ değiştirememesi çok acı değil mi? Neredeyse esnek olmamak için taş gibi kasıyoruz kendimizi. Yenilenmeye olan inancımız sadece sözlerimizde. Uygulamada koca bir kütle gibiyiz. Mesela ben sosyal medya hesaplarımın birinde biografi bölümüne ‘her zaman değişime hazır’ yazmışım. İşte bu sadece bir cümle. Oysa kendimi yenilemek adına neler yaptığımı düşününce bu cümlenin altında eziliyorum. Ben sadece değişimi istiyorum belki ama uygulamada ister bilinçaltı diyin ister geçmiş yaşamdan gelen deneyimler diyin bir şeyler set koyuyor. Bahaneler her zaman var. Temelde ise korku var. Değişimin var olan güzellikleri yok etmesi korkusu belki. Oysa güç insanın elinde. Düşünen bir varlık olan bizlerin aslında sadece düşünce seviyesinde kalmamız en büyük günahımız. Evet harekete geçmeyerek bir şeyleri göğüsleme cesaretini göstermeyerek günah işliyoruz. İsterseniz bir dine inanın isterseniz sadece evrim teorisine ama hepsine karşı bir hakaret. İnsanın var oluş amacı ‘yeni’ olmak. Bir önceki serinin bir adım önünde olmak. Doğal robotlarız biz. Tek farkımız kumandamız kendi elimizde.

17641cfe3b36710c9d933fddd6e56426

Aslında bilgisayarın sayfasını yenilemek kadar kolay bazı şeyler. F5 tuşuna basıp sayfadaki yenilikleri görmek kadar basit. Şimdi otur düşün bakalım. Neler aynı kalsın neler değişsin istiyorsun hayatında? Sen kendini yenileyemez durumdayken hayata dair bir şeyleri değiştirmen ya da başkasının hayatında etki etmen mümkün mü? Peki en sevdiğin özelliğin gerçekten sen mi? Hayat kendini sorgulamak ve en çok kendine acımasız olmak ile güzelleşiyor bazen. O acımasız duruş setleri kırıyor. Bazen kendini sevmek için bile önce kendini acıtman gerekiyor.

Çocuk Kadın

yaşam

Üzerine konuşmanın hatta düşünmenin en zor olduğu konu belki benim için. Bırakın kadın olmayı ergen bile olmayan bedenlerin birileri tarafından kadın, eş görülebildiği ve o daha fidan olan bedenlere karşı cinsel haz duyabilen insanların olduğu bir ülkede yaşıyor olmak ruhumu çürütüyor sanki. Ülke yöneticilerinin sözde ‘namus’ ‘ar’ peşinde olduğu bugünlerde her köşe yazısında, haberde onlarca yüzlerce çocuk gelin hikayeleri okuyoruz. Bize hikaye gibi bu acı gerçeğin bir kız annesi olarak beni daha fazla vurduğunu itiraf etmek zorundayım. Benim kızımın bedenine daha çocuk yaşta birilerinin cinsel obje olarak bakabileceğini bilmek hayata karşı korkularımı artırıyor. Belki yaşadığım bölge gereği bu tarz olaylara tanık olmuyorum ama ülkenin dört bir köşesinde bunu yaşayan aileler olduğunu biliyorum. Her üç evlilikten birinin çocuklarla olduğu bir ülkede bırakın bir şeylerin iyiye gitmesini var olan dengeyi bile korumanız mümkün değil. Konu bu noktada var olanı konuşma değil var olanı çözmeye doğru gitmelidir artık. Esas bundan sonra gazetelere, medya kuruluşlarına, sanatçılara, bizlere çok iş düşmekte.

12983338

 

Farkındaysanız siyasi olan kişileri söyleme ihtiyacı bile hissetmedim. Çünkü onlar için ortada ‘imam’ nikahı varsa her şeyin oluru var biliyorum. Aileden sorumlu olan yetkililerin bile bu duyarlılıklarının sadece bizim ağzımıza bal çalmak için olduğunu biliyorum. Devlet yaptırımlarının çevreyi korumaya çalışan gençler için çok hızlı ve güçlü çalışırken çocuk ile cinsel ilişkiye giren kişilere karşı zayıf olduğunu biliyorum. Biz bu ülkede parası olduğu için 17 yaşındaki kız çocukları ile evlenmesine laf edilmeyen iş adamları olduğunu gördük. Biz bu ülkede 2 yaşında cinsel ilişki yüzünden iç organları parçalanan bebekleri gördük. Bu noktada bu sapkınlıklara göz yuman herkesin bilmesi gereken bir gerçek var artık. Mahkeme önlerinde basını engelleyebilirsiniz hatta davalarınız için haber yasağı getirebilirsiniz ama bu ülkede artık sosyal medya haberciliği var. Gönüllü haber yapan insanlar var. Ne sapkınlığınız gizli kalacaktır ne de size cezai yaptırımda bulunmayan devlet rahat kalacaktır.

210420131426151843984_2

 

Gelelim biz kişisel olarak neler yapabiliriz konusuna. Elbet bu konuda bir çok önerisi olan kişiler olacaktır ama ben her şeyin temelinin bu çocuklarının eğitim hakkının ellerinden alınmasına bağlıyorum. Nereye gideceklerini ne yapacaklarını bilmeyen çocuklar olarak kaderlerine razı oluyorlar. Ne kadar yardım seversiniz ya da bütçenizden ne kadar para ayırabilirsiniz bilmiyorum ama kız çocuklarının eğitimi için çalışan kuruluşlar sizin desteklerinizi bekliyor. O kadar iyi çalışıyorlar ki. Tüm süreçten sizi haberdar ediyorlar. Nerelere ulaştıklarını bildiriyorlar. Gerekirse kız çocuklarının önünde bir set gibi duran aileleri ikna etmek için kapılarını çalıyorlar. Çocuklara karşı istismar gördükleri noktalarda devletin yetkili kollarını harekete geçiriyorlar. Sizden  tek ricam bir çocuğun eğitim maliyetini çokmuş gibi düşünmeyin. Sadece gezerken harcayabildiğiniz bir kaç lira ile bir çocuğun yıllık eğitimini karşılıyorsunuz. Eğitim, çocuğa sadece okuma yazmayı öğretmez eğitim kendi hakkını savunmayı öğretir. Çaresiz kaldıkları anda çalabilecekleri bir kapı yaratır. Devlete ait hiçbir kuruma para göndermeyi doğru bulmuyorum  ben. Bu devletin sorumluluğudur ve yapmak zorundadır. Eğitim konusunda sizlerle bir kaç özel kurumun bilgilerini paylaşıyorum. Lütfen okuyun ve bir çocuğun hayatını değiştirmenin aslında ne kadar kolay olduğunu fark edin.

Baba Beni Okula Gönder: http://www.bababeniokulagonder.org/BBogMainPage.aspx

Türk Eğitim Vakfı: http://www.tev.org.tr/bagis/default/BAGIS/53/0/0

Eğitim Gönüllüleri: http://www.tegv.org/

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: http://www.cydd.org.tr/header.asp?ID=62

Benim şimdiye kadar çalıştığım özel kurumlar yukarıda belirttiklerim. Hepsi aldıkları yardımları ilettikleri yerler konusunda açık davrandıkları için benim güvenimi kazandılar. Bunun dışında mutlaka yapabileceğiniz şeyler vardır. Sadece duyarlılığımızı en üst seviyede tutmamız gereken konulardan biri olduğunu hiç unutmamak lazım. Bu noktada o çocuk gelinlerin hayatını çok iyi anlattığını düşündüğüm bir şarkıyı sizinle paylaşıyorum. Daha aydınlık günler yaşamamız dileği ile.

Ateş ile Barut

yaşam

Kafamı biraz ülke gündeminden kaldırayım, farklı şeyler yazayım niyeti ile bilgisayarımı açtım bugün. Kafamda tasarladığım bir iki yazıyı toparlayayım derken ne mümkün yine ülkenin tam ortasına bir konu düştü. İktidar partisinin başkanı tarafından ‘kızlı erkekli öğrenci evlerinde kalamazlar denetleyeceğiz’ türünden yine vizyonlarına yakışır bir cümle söylendiğini gördüm. Bakın şimdi buradan oturup size siyasi pencereden hükümeti eleştirir bir yazı yazmayacağım çünkü bu cümle ne siyasidir ne de gerçekten işi ülke yönetmek olan birinin haddinedir. Ben tamamen o kişi gibi aynı zihniyette olan insanlar ile aynı ortamda yaşamanın neler hissettirdiğini anlatmak istiyorum biraz. İnsanlara sadece cinsiyet penceresinden bakan insanların hayatımızda olması bir de yetmezmiş gibi onlar tarafından yönetiliyor olmak ruhumu karartıyor.

3f4bd5d2faf0c9e936a9221bb74dbb1c

Cinsiyet kavramına bu kadar takık insanların olduğu bir toplumun bırakın ileri gitmesini yerinde sayması bile mucize. Eğer sen kadını ve erkeği sadece potansiyel sevişen olarak görüyorsan öncelikle çok ciddi bir tedaviye ihtiyacın olduğunu bilmelisin. Daha önce bir yazımda gençliklerini belirli ideolojiler için kullanılmak üzere geçirmiş insanların gençleri anlamasını beklemeyin demiştim. Şimdi bu görüşümü yineliyorum. Öğrenci hayatının aile baskısından uzak, özgür yaşantı olarak görüp bunu yakalayan herkesin karşı cinsi ile cinsel münasebete gireceğini düşünmek tam bir sapkınlık. Tam aşık olmamış, özgürce gençliğini yaşamamış ya da karşı cinsi ile sadece arkadaş olabileceğini bir an bile fark etmemiş ruhların ağızlarından dökülebilecek sözler bunlar.

Bu ülkenin en büyük birinci sorunu eğitim ama onun hemen alt başlığında en büyük sorunu olmayan cinsellik eğitimi. Ailesi ile bu konuları konuşamadığı gibi belirli bir yaşa kadar baskılanan kişilerin içinde kalan özgürlük isteklerinin hasta biçimde dışa vurumu. Ben üniversitemi ailemden uzak bir şehirde okudum. Okuduğum yerin küçüklüğünden dolayı büyüdüğüm şehrin tersine muhafazakar  bir yerdi. Ev tutmak istediğimiz zaman ev sahiplerinin sonsuz sorgularına , ailelerimizi telefonla aramalarına hatta yedek anahtar yaptırıp sabahın köründe evin içinde bitmelerine bile tanık olduk. Biz yaşamasak bile bir çok örnek duyduk, gördük. Kendi ailesinden bile olmayan bir insanı hatta evini para ile tutmuş kiracını sadece ‘öğrenci’ diye denetleme hakkına sahip olduğunu düşünen insanlar var bu ülkede. Bugün belki bir parti lideri bu konuşmayı yapmış olabilir ama zaten bir çok il, ilçede öğrenciler bu zihniyete karşı savaş vermek zorunda kalıyor. Cinselliğin sadece kendi hayatlarında yaşadıkları gibi hayvani bir dürtü olmadığını bilmediklerinden aslında sevişmekten insana zarar gelmeyeceğini fark edemeyeceklerinden dolayı bazı şeyleri anlamalarını beklemiyorum aslında. Anne ve babasının birbirini öptüğünü bir kez bile görmemiş hatta kendi doğurduğu çocuğunu bile sevmesinin ayıp karşılandığı bir toplumdan bahsediyoruz. Namusun bacak arasında olmadığını istediğiniz kadar anlatmaya çalışın maalesef değiştiremezsiniz, değişemezler. İşte tam bu yüzden hayatınızda beraber olduğunuz kişiye her yerde çekinmeden sevginizi göstermenin, sokağın ortasında onu öpmenin önemini fark edin. İnsanların öpüşen, sarılan, seven insanları görmeye ihtiyaçları var. Ancak görerek öğrenebilirler. Sevginin kapılar arkasında değil tam tersi tam hayatın ortasında yaşanabileceğini ancak bu şekilde görecekler.

ec3c82d4cb4ea7df36a5cbe55791b2cf

Bunun yanında kadın ve erkek sadece cinsiyetlerinin getirdikleri roller ile bulunmazlar hayatınızda. 25 yıllık kardeşimden yakın bir erkek arkadaşa sahip olduğum için bu duygunun güzelliğini çok net anlatabilirim. Kadın ve erkek ateş barut değildir. Her ateş her barutu yakmaz bunu unutmayın. Karşı cinsiniz ile kuracağınız dostluğun sevgiliniz ile olacak ilişkinize olacağı katkılara inanın. Bugün bahsettiğim bu yönden o kişilerin hayatlarına bakınca aslında onlar için sadece üzülüyorum. Ne derseniz şöyle yüksek sesle bir SEKS deseler rahatlarlar mı?

Sıfırla !

yaşam

Hayat çok hızlı geçiyor değil mi? Bundan daha bir kaç gün öncesi gibi gelen günler dönüp baktığınızdan parmakla sayılamayacak yıllara dönüyor. Bazen ilk gençlik yıllarınızda kurduğunuz hayallerinizi hatırlamakta zorlanıyorsunuz belki. O zamanlar hayal etmek  kolay ve hayal ettiğinin gerçek olacağına olan inancımız o kadar güçlüyken bugün onları hatırlamakta zorlanmak içimizi acıtıyor. Ne oldu ya da nerede ipler koptu da onları unutacak hale geldik hiç düşündünüz mü? Yaşlandıkça ya da yaşlanmak demeyelim yaş aldıkça bir şeyleri imkanlı kılmak nasıl bu kadar zorlaşıyor akıl almıyor. İnsanların beklentileri hayatın onlara getirdikleri ile değişiyor belli ki. Peki o sınırsız hayal gücüne sahip deneyimsiz kız yada erkek çocuk öldü mü? Sizi terk etti mi? Hayır etmedi. Aynaya baktığınızda arada yansımamızdan bize göz kırptığını görmek mümkün aslında.

c47ab3c43b8ceb3dafcdd16835198899

Lisede iyi bir şarkıcı ya da bilimsel buluşlar yapan bir bilim insanı olarak kendinizi hayal ederken sınav sisteminin dengesizliği belki hiç istemediğiniz bir bölüme sizi yönlendirdi. Sonra ona bağlı meslek hayatınız şekillendi, mesleğine bağlı sosyal çevreniz değişti belki evliliğinizi bile hiç hayallerinizde olmayan bu çevreden biri ile yaptınız. Şimdi aynaya baktığınızda karşımızdaki yansımada hiç tanımadığımız biri duruyor ama derinlerde hala o hayalperest çocuk var. Bu anlatıklarım var olan hayatınızdan memnun olmadığınız çıkarımına götürmüyor bizi. Sadece vazgeçen ya da çabuk unutan insanlara dönüştüğümüzü görüyoruz. Zaman kavramına ve zaman kavramının getirdiği yaşa o kadar takılmışız ki bazı şeylerin hala mümkün olduğunu göremiyoruz. Oysa o kadar havada ve temelsiz bir kavram ki yaş. Ne kadar yaşayacağınızı bilmediğiniz bir dünyada içinde bulunduğunuz yaşın bir şeylere geç kaldığını nereden biliyoruz? 90 yaşında ölecek bir insanın 30’lu yaşları orta yaş sayılır mı? Buradan bakınca daha gençlik yılları gibi durmuyor mu ?

c06425dcddd4f8cbe90e30418011a6c2

Bazı haberler duyuyoruz ara ara. Şu yaşında üniversiteye girdi ya da torunu ile aynı üniversiteden mezun oldu gibi. İlk kitabını 50’li yaşlarında çıkarmış yazar hiç mi yok ? Bunlar gibi örnekler o kadar fazla ki. Madem böyle örnekler var o insanların sizden, benden ne farkı var? Tek farkları farkında oluşları. Hayatın aslında zamandan bağımsız bir gerçek olduğunun farkındalar. Geç kalmanın sadece birileri tarafından bize öğretilmiş bir çaresizlik olduğunun farkındalar. Yaş kavramının insanın kendine sunduğu bir bahane olduğunun farkındalar. Otuzlarından sonra metabolizman yavaşlar kilo veremezsin, deneyimin yok bu saatten sonra şu işi yapamazsın gibi engellerin sadece bize koyulan bloklar olduğunu görmek lazım. Bu yazıyı yazmamı sağlayan etken ise bir arkadaşımın bana bir içecek firmasının bir reklamını göndermesi sonucu olduğunu söylemem lazım. Lisede çok güzel sesi olan bir kızın söylediği şarkı ile başlayan reklam daha sonra o kızın hayallerini bir noktada bırakıp bir şirkette müşteri temsilcisi olması üzerinde bir reklam. Verdiği mesaj ise; Sıfırla ! Arkadaşıma cevap olarak ben sıfırlıyorum yazdım. Bunu hiç düşünmeden yazdım ama doğrusu bu. Hayatımda geç kaldığımı düşündüğüm her şeyi gündemime alıyorum. Şimdi hayatımdan memnun olmadığımdan değil tam tersi süre gelen hayatımın hayallerimi bırakmama engel değil tam tersi destek olacağını fark etmiş olmam. Ne kadar inkar ederseniz edin sizin de ertelediğiniz hatta ertelerken unuttuğunuz istekleriniz var. İçinizden bu yazıyı okurken geçirdiğiniz hiçbir şey için geç kalmadınız.

Bir yazımda yazmıştım aslında. Hayat yaşamayı bilmeyene hızlı akıyor. Her günün tadını, önemini fark edene o kadar uzun ve sonsuz ki. Şimdi ne dersiniz birlikte sıfırlayalım mı?

37efb843d631b6b9f187775615ac4a36

Yaşıyor musun?

yaşam

Kendiniz için mi yaşıyorsunuz? Yani gün içinde yaptığınız her şeyi sadece kendiniz için mi yaşıyorsunuz? Bu mümkün değil. Hayat içinde edindiğimiz roller öyle bir biri ile çakışıyor ya da kesişiyor ki zaman geliyor sadece ‘ben’ olma ya da ‘kendin’ için yaşama anları azalıyor. Bu bekar olmanızla, evli olmanızla, anne olup olmamanız ile ilgili değil. hayatta size rol yükleyen kavramlar çok az bile olsa insan gün geliyor önce kendinden vazgeçiyor. İşiniz için erken uyanıyor, canınız kahvaltı etmek istemese bile ailenizdeki birileri için kahvaltı hazırlıyor, çocuğunuz için kendinize dair bir şeyleri erteliyor ya da sevgiliniz için o gün hiç sevmediğiniz bir yemeği hazırlıyorsunuz. Şimdi buradan ben size ‘bencil olun’ ya da sadece ‘kendiniz’ için yaşayın falan demiyorum. Hatta bu saydığım şeyleri zevkle yaptığınıza, size yük gelmediğine ve çocuğunuz için olan her şeyin fedakarlık değil gerçekten içinizden gelen şeyler olduğunu çok iyi biliyorum. Biliyorum çünkü bu benim içinde böyle. Peki, bir insan zaman zaman sadece kendi olmayı ve sadece kendi istediği için bir şeyler yapmayı başaramazsa bu bahsettiğimiz rollerinde ne kadar başarılı olabilir? Olamaz. Siz kendi ruhunuzu, bedeninizi, hayatınızı sadece kendiniz için beslemez ve geliştirmezseniz ne üstlendiğiniz annelik ne iş hayatındaki rolünüz ne de sevgiliniz ile olan ikili yaşamınız içinde ‘gerçek siz’ olamazsınız.

764f8747927a16d61b081751f9999062

Sevdiklerinizle kurduğunuz yaşantınız ya da çok severek çalıştığınız işiniz sadece siz kendinizi mutlu etmeyi becerirseniz sürekliliğini sürdürür. Yoksa gün gelir bugün içinizden geldiği için yaptığınızı sandığınız her şey size önce görev gibi gelmeye sonra işkence olmaya başlayacaktır. En basit örneği kendine vakit ayıramayan bir annenin ya da kendi için bir şeyler yapamayan bir annenin diyelim uzun vadede çocuğu ile mutlu iletişim kurmasının çok kolay olmadığını düşünüyorum. Ya da sürdürdüğünüz mesleğiniz hayatınızın yarısından fazlasını kaplamaya başladıysa ve siz sadece işkolik olduğunuz perdesi arkasına sığınıyorsanız eğer gün gelecek ve o iş size zevk vermeyecektir. Sadece cumalara kaç gün kaldığını saydığınız bir kısır döngü içinde bulacaksınız kendinizi.

036998f8f0d52121b473765e149d5d4a

Peki insan sadece kendi için ne yapabilir? İşte bu sorunun cevabı tamamen sizde. Belki öğlen tatilinde kendinize otuz dakika ayırıp sahilde yapabildiğiniz bir yürüyüş belki kitabınız kahveniz ile sadece size ait olan bir zaman dilimi, kadınsanız sadece kendinizi iyi hissetmek için çektirdiğiniz bir fön, cep telefonunuzu kapatıp hiçbir şey düşünmeden sadece anı yaşadığınız bir banyo ya da fırsat yaratanlar için edinebileceği bir hobi. Çeşitlendirilebilir cevabı olan bir soru ama mutlaka yapmanız gereken bir gerçek. Bazen koca bir ay sadece kızımla burun buruna, iç içe günler yaşıyoruz mesela. Onun ile ilgili olan hayat öyle sistemli bir döngü ki içine girdiğinizde bırakın kendinizi onun dışında başka hiçbir şey düşünemeyecek hale geliyorsunuz. Sonra öyle bir an geliyor ki kendimi sekiz saat uyumuş olmama rağmen yorgun, hasta ve enerjisi çekilmiş hissediyorum. Dönüp nedenlerini sorguladığımda kendime dair, bana ait hiçbir zaman geçirmediğimi ya da kendim için hiçbir şey yapmadığımı fark ediyorum. O anda içimde ‘bu bencillik mi acaba’ sorusu ile git gel yaşasam bile biliyorum ki değil. Hemen ya ailem ya da eşim ile sadece kendime vakit ayıracağım bir planlama yapıyorum. Bazen bir kaç saat bazen bir gece boyunca ‘anne’ rolümü bırakıyor (düşünsel olarak bırakmak imkansız olsa bile) ve sadece kendim için plan yapıyorum. Bu bazen sadece duş, kahve, yazmak, okumak üzerine oluyor bazen spor, kuaför vb günlük gözüken planlar oluyor. Bunlar çok basit gözükse bile o gün geçtikten sonra tekrar kızımla bir araya geldiğimde daha enerjik daha dinç bir anne oluyorum. Bunu eminim kızım hissediyor. Çünkü o da benimle daha çok eğleniyor.

af88ce986c9bcc5b9d720415499089d9

Bunun gibi hayatta aldığınız roller ile ilgili onlarca örnek verilebilir. Hayat kısa derler ya aslında hayat çok uzun. Hayat yaşamayı bilene, anı hissedene, günün her saatini hissedene çok uzun ve güzel. Hayat nefes aldığınızı fark ettiğiniz anlarda gizli bekliyor sadece. Gün içinde fark ederek aldığınız her nefesin size çok daha iyi geldiğini fark edeceksiniz. Önce kendinizi iyi hissedeceksiniz ki başkaları içinde gerçekten iyi olun. Yoksa teknoloji bu kadar ilerlerken yerimizi bir robota kaptırmamız an meselesi.