#minipost

mini post

IMG_1593.JPG

İnsan aklı ve blokları onun harekete geçmesi önündeki tek tabu. Aklımız bize bu yolun “virajlı, zorlu, anlamsız” olduğunu söyler durur işte. Bildiklerimiz bizi yoldan çevirmeye çalışır.

Oysa ne düşündüğümüz, ne bildiğimiz ya da neye inandığımız nihayetinde önemsiz. Asıl önemi olan ne yaptığımız. İşte bu yüzden harekete geçtiğiniz her eylem sizin için “gerçek” ise gerisini boş verin.

Başkaları, öğrenilmişlikler ya da size engel olan her şeyin üstünde “harekete geçme” duygusuna sarılın. Bırakın bir kez zekanız geriden gelsin. #durumbildirimi #minipost

Gel Bakalım 2014

yaşam

Ne zamandır kafamı gündemden kaldırıp bir şeyler yazmak istiyorum. Yazmaya her başladığımda söz yine dönüyor dolaşıyor dört bir yanımızı saran siyasi gündeme geliyor. Hayatımızın bu kadar tam ortasında yer almasından o kadar rahatsızım ki bir de buradan bu konulara dair isyan etmek beni açıkçası yoruyor. Biliyorum hepimizin sinirleri bozuldu. Göz göre göre yapılanları sindiremiyoruz ve bu yüzden davranışlarımız bile değişti. Şimdi ise biraz ruhumuzu dinlendirmek, beyini sıfırlamak için önümüzde çok güzel bir fırsat var. Yepyeni bir yıl. Olanları unutalım demiyorum ama en azından bir günlüğüne içimizi ısıtacak yeni yıl ruhunu yakalayalım diyorum. 7d69f4109d1f747963aff8e9276485d7

2013 iyisiyle, kötüsüyle geldi geçti. Her ay o kadar çok toplumsal gündem ile uğraştık ki bu sefer hepimiz biraz yorgunuz. Bireysel hayatlarımızda ise belki çok farklı mutluluklar yaşamış olabiliriz. Açıkçası bu yıl döngülerinde ben en çok Aralık ayına üzülüyorum. Yaşlanan yılın bu tek yeni ayına bu kadar kötü muamele yapmamız doğru mu? Daha ilk gününden bizi yoran, yıldıran yılın bitimine gün sayarak geçiriyoruz. Oysa kendi içinde yepyeni bir ay ve diğer aylara göre en azından ucunda bir umut ışığı bir yenilik beklentisi var. Yani lütfen bu aya biraz insaflı davranın 🙂 Her şeyi bir sonraki yıla atmaya başladığımız bu ay belki tüm yılın yorgunluklarını kapatacak kadar güzel olaylara gebe olabilir. Ayın karması ile oynamayın. e16bc25d3b60ed33c77fcb5a859c134e

Biten yılları televizyonlarda hep iyice yaşlanmış, sırtı kambur bir noel baba gibi resmederler oysa yeni gelen yıl genç dinamiktir ya sanırım ilk özel televizyonların aklımıza kazıdığı bu görüntü bize yapıştı kaldı. Eski yılları yenilere bizi hazırlayandır. İnsanın unutmak istemediği yılları geride bırakması kendisi için yapabileceği en güzel şey. Zaman kavramı bizi öyle çevreliyor ve kısır döngüye sokuyor ki geçirdiğimiz yılları beğenmemek bizler için lüks. İyi ihtimalle 80-90 tane yaşayacağımız şeyi bu kadar kötü anmayalım. Eski bazen yeniden iyidir.

Ve gelelim 2014 sana. Nasıl gelirsin, ne getirirsin bilmem ve açıkçası bilmek istemem. Yaşayarak öğrenmek ve oyunun sonunu bilmediğin maceralar her zaman iyidir. Sadece senin getireceğin güzellikleri anlayacak kadar görü ama getirdiğin kötü anlar ile savaşacak kadar cesaret istiyorum. Bunların hepsinin dışında her gününü doya doya yaşamak için gerekli olan tek sağlık bizlerle olsun yeter. Şöyle bir geriye baktım da kıymetini bilmediğimiz günler birikmiş sanki. Yaş aldıkça geri dönüşlerin imkansızlığı yüzümüze çarparken gelecek olan günlerin kıymeti artıyor.

Bu yazıyı okuyan ve bütün yıl boyunca blogda beni yalnız bırakmayan tüm dostlara 2014 hayırlı olan tüm dilekleri getirsin. Ağzımızın tadı yerinde olsun yeter. Herkese iyi yıllar ve güle güle 2013.

2af8a69533fff690fb476f22fdb51154

İsim Neydi?

yaşam

İsimlerin insanların hayatları üzerinde etkileri olduğuna hep inanmışımdır. Sanki daha doğmadan anne baba tarafından verilen bu önemli kararın çocuğun hayatı üzerine bir dokunuşu olduğunu düşündüm hep. Son zamanlarda isim analizlerinin ya da isimlere göre karakter tahlilleri yapan doktorların bile olması bu görüşümü destekler nitelikte. Bu konu biraz burçlar gibi aslında. Nasıl her yengeç burcu duygusal değilse ya da her aslan burcu egolu, güçlü değilse elbet bu isim analizlerinin de kendine ters düştüğü kişiler mutlaka vardır. Aynı burçlarda yükselen burçları ya da doğum saatleri gibi şeyler ile bu açıkların kapatılması gibi isim analizlerinde de mesela güçlü bir harfin yanına gelen başka bir harf anlamını değiştirebiliyor. Bugün bu yazıyı yazmamı sağlayan ise Hürriyet gazetesinin internet sitesinde çıkan haber oldu. Başlığı ‘isminizde P harfi varsa yaşadınız’ olunca ve kızımın adı Pera olunca ilgimi çekti tabii. Bu habere göre anne ve babaların çocuğun karakteri ve geleceği için ismin çok önemli olduğu. İsminiz %60’ı, göbek adınız %30’u ve soyadınızın %10 değerinde hayatınızı etkiliyor ve eğer bu analizlere göre güçlü karakterde bir adınız varsa mutlaka bir göbek adı kullanmalısınız. Haberin devamını merak edenler için link burada. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/76100/4369/1/isminizde-p-harfi-varsa-yasadiniz 

                                                                Görsel

Ben bu konuda biraz kendi deneyimimi anlatmak istiyorum aslında. Anne baba olarak isim seçmenin yani birinin hayat boyu taşıyacağı imzasına karar vermenin çok kolay olmadığını düşünüyorum. Kişisel deneyimlerin ya da daha çok kişisel beğenilerin daha doğmamış bir çocuğa isim olarak verilmesini kolay görmüyorum. Çok çocuklu ailelerin son çocuklarına ‘yeter’ adını bile verdiğini düşünürsek aslında çoğu zaman biz topluma, evrene karşı bir mesaj yolluyoruz bu isimlerle. Tabii bu işin şakası. Pera’nın adına karar vermeden önce kaç tane isim sözlüğü okuduğumu ya da kaç tane internet sitesini içselleştirecek kadar okuduğumu hatırlamıyorum. Bana sorsanız bugün nüfus cüzdanlarında ‘din’ hanesinin önceden yazılmasının yanlışlığı kadar çocuklara en azından bir yaşa gelince isim değiştirme hakkı verseler hiç fena olmaz. Pera bize İstanbul’da yaşadığımız dönemde geldi. Doğup, büyüdüğüm şehir İzmir’den sonra hayatımın en güzel anısını yaşadığım şehir İstanbul oldu. İstanbul’da İstiklal caddesine çıkıp biraz aşağılara doğru inmeye başladığınızda her tarihi binada, bölgede, mağazalarda, sanat galerilerinde karşınıza çıkan isimdir Pera. Bir şehrin tarihinde var olan bu ismin bir bireyde olduğunu daha önce duymamış olmam biraz beni etkileyen şeylerden biri oldu. 80 doğumlu kızların 3 tanesinden bir tanesinin adının Özge olduğunu düşünürsek eğer bu beni oldukça etkiledi tabii. Bundan sonraki hayatımızı hangi şehirde ne kadar sürdürürüz bilemem ama kızımın doğduğu şehri adından taşıması fikri bana hep sıcak ve güzel geldi. Bunun dışında başka dillerde ‘güzellikler simgesi, öte, karşı’ gibi anlamları olması sanki başka bir şey olamazmış hissine beni sürükledi. Şimdi isim analizleri gibi şeylerde bu adı destekleyince biraz daha için rahat. 

Belki bu yazıyı okuyan anne baba adayları vardır. Size tek tavsiyem size ve hayatınıza iyi şeyler hissettiren, hatırlatan isimler seçin. Kafanızda o ismi duyunca oluşan ilk düşünce ve ruhunuza yayılan duygu pozitif olsun. Yoksa kimin beğendiği, kimin dalga geçtiği hiç önemli değil. Bakın mesela İtalyanca’da Pera armut demek ve belki ben kızımın bir İtalyan ile evlenmesini ya da orada kariyer yapmasını engellemiş olabilirim 🙂 ama bir yandan belki armutu çok seven bir İtalyan ile tanışabilir 🙂 Yani anlatmaya çalıştığım şey isimlere takılmayın yeter ki siz o isimlere ne anlam ne duygu yüklediniz onu düşünün. Herkes adı ile yaşasın …