Geleceğe Geri Sayım Zero

seyahat, Tavsiyem Var

İstanbul Sakıp Sabancı Müzesinde 2 Eylülde başlayan ve 10 Ocak 2016 tarihine kadar devam eden Zero sergisini İstanbul seyahatimde ziyaret etme fırsatı buldum. İstanbul dışında yaşayan ve bu tarihler arasında ziyaret etme fırsatı bulamayanlar için Zero akımını aktarmak istiyorum. Üstünde taşıdığı felsefesi beni çok etkiledi ve bir toplumun zorluklardan sanata dayanarak çıkması fikri yaşadığımız toplum içinde bir ışık olur mu sorusunu sorup durdum kendime.

IMG_9624

Nedir bu Zero?

Ateş,ışık, hareket, uzam, renk, gösteriler ve performanslar; Zero bu öğelerin tümünü kullanarak sanat için yepyeni bir gelecek hayaliyle dünya çapında bir sanat üretiminin fitilini ateşledi.

IMG_9644

Zero nasıl doğdu?

2.Dünya savaşı sonrasında gelen yıkıma ve olumsuzluğa bir cevap olarak 1957’de Düsseldorf’ta doğan Zero akımı, bir avuç genç sanatçının savaşın durağanlığa sürüklediği sanat ortamında eserlerini sergileyecek galeri bulamamasıyla başladı.

IMG_9648

Zero yaratıcıları kim?

Sanatçı kimlikleri ile felsefe eğitimlerini birleştiren Alman sanatçılar Heinz Mack ve Otto Piene, ‘sanat sıfırdan başlamalı’ prensibi yola çıktılar. ve karamsarlık havasından silkinerek her türlü yeni başlangıca zemin sağlayacak bir ‘Zero alanı’ hayal ettiler. Birkaç sene sonra aralarına Günther Uecker’in de katılımıyla ortaya çıkan ortak vizyon, müthiş bir yaratım enerjisiyle dünyanın dört bir yanında karşılığını buldu. 20. yy önemli sanatçılardan Yves Klein, Lucio Fontana ve Piero Manzoni’nin de katılımıyla Zero, 2. dünya savaşının enkaza çevirdiği, odağını yitirmiş bir dünyada geçmişe ve geleceğe dair benzer kaygı ve umutları taşıyan sanatçıların ortak sanat platformu haline geldi.

Gözlerini Uzay çağı ve Bilgi Çağı’na dikerek ışık, doğa ve insanı bir araya getiren sanat eserleri ve farklı ortamlar yarattılar, insan algısının sınırları üzerine sanatsal ve akademik çalışmalara imza attılar.

IMG_9660

Yaratıcılara Ait Sözler 

‘Gözlerimizi kapadığımızda tam bir karanlığa gömülürüz, geceyi beklememiz gerekmez; gece görecedir, insan gecenin önü sıra koşup daima aydınlıkta kalabilir. Ama aydınlığı yalnızca övmek bana yetersiz geliyor. Ben karanlığın kendisine gidiyorum, onu ışıkla deliyor, saydam hale getiriyorum, karanlıkta içkin olan dehşeti çekip alıyorum, onu bir yaşam soluğuyla kendi bedenim gibi yoğun bir güce dönüştürüyorum ve dumanı da alıyorum ki uçabilsin’ OOTO PIENNE (Cennete Giden Yollar)

IMG_9653

‘sanatın evrimini, malzeme yoluyla ileri taşıyoruz. ‘Malzeme yoluyla’ demek, bugün sanat plastikle ya da ışıkla da yapılabilir demektir. Sanat, artık fırçalar ve resim olarak anlaşılmak, tuval ya da freskler ile sınırlandırmak zorunda değildir. Eğer keşiflerimden biri önemliyse, o da ‘oyuktur’ ‘oyuk’tan kastım, resim düzleminin sınırlarını aşmak, ve kendi sanat anlayaşımda özgür olmaktır. Tuvaldeki oyukları, resmi mahvetmek için açmadım. Tam tersine,bu oyukları, başka bir şeyi keşfedebilmek için açtım’ LUCIO FONTANA (son röportajı)

‘Bir rengin birkaç anlamı olabilir. Ama onun edimsel nesnelliği, yani içkin enerjisi, kendi titreşimini başlattığındaortaya çıkar; bu onun yaşamı, soluğudur. Örneğin Leonardo da Vinciya da Mondrian da renk kontrastlarının peşinden değil, farklı renk uzamlarının arasındaki ‘dengeli’ ilişkinin peşinden koşmuşlardır. renk titreşiminin birinci koşulu, krometik modülasyın süresince bazı öğelerin istikrarlı kalmasıdır. Böylece renge özgürlük kazandırılır. HEINZ MACK

IMG_9665

‘Artık elimde gerçek mekanın içine giren -tuval ile görünür hale gelen yanılsıma mekanının değil- bir malzeme vardı. Ve içinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendi ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım’ GUNTHER UECKER

IMG_9671

Efsane İstanbul’u Keşfet

Tavsiyem Var

Seyahat etmeyi çoğumuz severiz ve gittiğimiz şehirleri keşfetmek için her zaman o şehirlere ait kaynaklar, haritalar bize yol gösterici olmuştur. Ben turizm ofislerinden aldığım haritalar ve güvendiğim birkaç yayınevine ait kitaplar ile hazırlanırım her zaman. Keşfin büyüsü şehrin büyüsünü beraberinde getirir. Geçenlerde bu konu üzerine biraz düşünürken bir kitapçıda karşıma İstanbul’a dair bir kaynak çıktı. Çok iyi bilirim dediğim bir şehri bu kadar farklı, eğlenceli, renkli ve yeni görmemiştim. Bazen burnumuzun önündeki yerlere çok daha yabancı oluyoruz.

10417627_10153362169600610_3468783510645528971_n-2

Size tavsiye etmekten mutluluk duyduğum Efsane İstanbul’u biraz anlatayım size. 3 kitap toplam 12 rotayı kapsıyor, her rota belirli bir bölgeyi kapsıyor ve her bölge gez, izle, tat, dene olarak 4’er ayrı bölüm içeriyor.Mesela bir rotanın ismi “Beyoğlu ve Çevresi”yse, önce “Gez” bölümüyle gezilecek mekanlar başlıyor, sonra “Tat” bölümü altında gidilebilecek restoranlar ve ardından “İzle” ve “Tat” ayrı ayrı geliyor. “Dene” sayfasını gösteren bir görsel karşınıza çıkıyor.

11230029_10153362170355610_6957712159025174681_n-2

Açıkçası içinde Pera geçen her kaynağı edinmeyi adet edinmiş biri olarak Pera’ya onun adının yaşadığı şehri anlatmam için daha eğlenceli bir kaynak düşünemiyorum. Biraz ayrıntı bilgilere de girelim;

Şöyle bir düşünün… Üzerinde yaşadığımız, her gün işe gidip geldiğimiz, çocuklarımızı büyüttüğümüz, parklarında bahçelerinde anılarımız olan bu büyüleyici şehri ne kadar tanıyoruz? Çocuklarımıza onu nasıl tanıtıyoruz? İçinde yaşadıkları bu güzel şehri ne kadar çok tanıyıp, onu severek büyürlerse gelecekte de şehirlerine o denli sahip çıkmazlar mı? Ayrıca, onu gezip görmekten, efsanelerine kulak vermekten daha eğlenceli ne olabilir ki… İşte Bemaddy’nin çılgın ve yaratıcı ekibi tüm bu sorulardan yola çıkarak, Efsane İstanbul serisini hayata geçirdi. İşte kendilerini bu cümleler ile ifade etmişler. Yaratıcıların genç ruhu kitaba zaten yansımış.

10417679_10153362168430610_1813217123471739016_n-2

Efsane İstanbul ekibinde kimler var? Efsane İstanbul serisinin editöryel danışmanlığında, babası yaşayan son kuşbazlardan olan ve kendisi de gerçek bir İstanbul’lu ve İstanbul aşığı olarak tanınan seyahat rehberi, yazar ve fotoğraf sanatçısı Ömer Kokal bulunuyor. Kitapların rengarenk illüstrasyonları, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Moda Tasarımı ve Endüstri Tasarımı Bölümlerinden mezun, yurt dışında Conde Nast, Monocle, The Wall Street Journal gibi çeşitli süreli yayınlarda da çalışmakta olan ve ülkemizi başarıyla temsil eden illüstrator Tamer Köşeli’ye ait. Kitapların grafik tasarımları ise Mimar Sinan Üniversitesi mezunu genç bir yetenek olan Sarp Sözdinler’e ait.

11019216_10153369279480610_4017429912127117549_n

Bundan sonra bir kitapçıya girdiğinizde mutlaka elinize alın ve inceleyin zaten devamında efsaneyi takip etmek isteyeceksiniz. Umarım bu ekip rotalarını İzmir’e de çevirir ve bizlere böyle dinamik ve eğlenceli bir İzmir yaşatır.

CeCil Beaton Pera’da 

Tavsiyem Var

Fotoğraf severlere harika bir haberim var. Tabii bu haber öncelikle İstanbul’da yaşayanları ilgilendiriyor. Portre ve moda fotoğrafı dendiğinde bir marka olarak akla ilk gelen isim olan Cecil Beaton 13 Mayıs–26 Temmuz tarihleri arasında eserleri ile Pera Müzesinde görücüye çıkıyor.


Cecil Beaton için sadece bir fotoğraf sanatçısı demek biraz eksik kalıyor. O çok yönlü bir sanatçı. Sinema için kostüm ve dekor tasarımı yapan aynı zamanda resim ve illüstrasyon sanatı üzerine çalışmış bir fotoğraf tarihçisi. Özellikle 1927-1956 tarihleri arasında Vouge dergisi için hazırladığı kapaklar hala konuşuluyor.


1958 yılında “Gigi” filmi ile En İyi Kostüm Tasarımı Oscarını alan Beaton My Fair Lady filmi ile hem En İyi Kostüm Tasarımı hem de En İyi Sanat Yönetmeni ödüllerini aldı.

 

 
Pera Müzesi’nde 13 Mayısta açılam Portreler sergisi 100 bini aşkın negarif, dokuz bİn vintage baskı ve 42 albümden albümden oluşan Cecil Beaton Stüdyo Arşivi’nden Terence Pepper tarafından kürasyonh yapılmış bir sergi özelliğinde.

Haftasonu planlarınıza eklemeyi ihmal etmeyin.

Tanıdık mı Geldi?

ya, yaşam

İstanbul’da yasayan fotoğraf çekmeyi ve fotoğraf bakmayı seven herkese bir yarışma haberim var. İETT İstanbul’un simgelerinden biri olan tramvayın değişen yaşam içinde geçirdiği yolculuğu göstermek ve bu tarihi simgeyi canlı tutmak için bir yarışma düzenliyor. Yarışma tamamen online platformda ilerliyor ve şu an 3. Haftasına girdi.

 

Açıkçası seçilen konunun İstiklal caddesi olması dünden bugüne belediyeciliğin nasıl şekil değiştirdiğine ve tarihi dokuyu korumakta ne kadar başarısız olduğumuzu görmek adına ironik olduğunu düşünüyorum. Yeni çekilen fotoğraflar çok güzel olsa bile eskilere bakıp iç geçirmemek çok zor. Yarışmanın katılım şartlarını görmek ya da sadece oylama yapmak için İETT Tanıdık mı Geldi adresini tıklamanız yeterli

 

Maalesef değişen İstiklal caddesi bana pek tanıdık gelmedi

 

 

 

 

 

Bu Dergiler Çok Dijital

Tavsiyem Var

Son zamanlarda yazılı basın kendini artık dijital ortamlarda temsil ediyor. Şahsi olarak dijital kitaplara belirli bir mesafede dursam bile dergi konusunda ben bu rüzgara kapılanlardan biriyim. Özellikle farklı konularda farklı tarzlar dergileri takip etmeyi seven biri olarak dijital dergiler evdeki gazetelik yükünü hafifletti ve yer işgali olmadığından dolayı eski sayılardan vazgeçme zorunluluğu ortadan kalktı. Dergileri arşivlemenin kolay hale gelmesi yanında farklı konularda birçok dergiye ulaşma şansımız arttı. Özellikle bir şehre özgü basılan daha niş dergileri kolaylıkla takip edebiliyoruz. Bugün size önereceğim dergileri seçme nedenim öncelikle keyifli okunduğuna inanmam bunun dışında bu seçimleri ücretsiz olanlar arasından yaptım. Böylelikle dijital dergi okuma işinde yeni olanlar ceplerinden para çıkmadan bu okuma şeklini sevip sevmediklerini görebilirler. Bundan sonra ara ara keşfettiğim yeni dergilere yer vereceğim. Dijital kitap konusunda ise şimdilik benden hayır yok hala eski usulu benimsiyorum. Ve hayır bu değişime karşı gösterdiğim bir direnç değil. Kitabı koklamadan okuyamam ki ben. 

MarsTab : Dijital yayıncılığa yeni bir bakış açısı getiren dergilerden biri. Life-style kategorisinde yer alan dergide kapak röportajları, şehir hayatı, hobi, kültür ve teknoloji sayfaları var. Aylık yayınlanan derginin görsel geçişleri gayet başarılı. App store ve google play’den indirilebilir. Dergi birinci yılına girerken her sayıda farklılaşıyor ve güzelleşiyor. 

                                                 photo (3)

İstanbul Life Weekly : Sadece İstanbul’da olanların değil aklı İstanbul’da kalanların dergisi İstanbul Life Weekly dijital dünyada haftalık çıkan dergilerden biri. Life-style kategorisinde en çok tıklanan dergilerden. Şehir hayatı üzerine, nerede ne yenilir, içilir ya da bu hafta sonu ne yapsam sorularına cevap veren derginin İstanbul’lular için rehber özelliği olduğuna inanıyorum. 

photo (4)

Postkolik : Özgün içeriği ile fark yaratan ve kısa sürede en sık indirilen dergiler içinde yerini alan Postkolik dijital dışında da basılan dergilerden biri. Tüm mecralarda ücretsiz olarak yayınlanıyor. Her ay 15.000 adte basılıp belirli mekanlara ücretsiz olarak bırakılıyor. App store ve google play’de bulmak mümkün. İçerik olarak gezi, röportaj, şehir, müzik, sinema gibi içerikleri yanında dünyadaki bloggerları takip eden bir dergi. 

photo (2)

Aljazeera Türk Dergi : Açıkçası ülkemiz adına haber içeriği olan dergilerin kısırlığından yana şikayetim var. Bundan birkaç yıl öncesine kadar adı sadece haber dergisi olarak bilinen birçok dergi bugün magazin ya da life-style tarzına geçiş yaptı. Oysa bizim ülkede haber dergilerinin besleneceği kaynaklar çok daha fazla gibi. Dijital dergiler içinde de en çok dikkat çekeni Aljazeera Türk Dergi. Her ay olan haberden çok haber yaratma gücüne sahip olan dergilerden biri. Kapak konuları hep çok çarpıcı ve bizden. Mutlaka incelemenizi öneririm. unnamed (1)

Dipnot Tv : Kendi adıma dijital haber dergiciliğinde şu an bir marka haline geldiklerine inanıyorum. İçerik üretme yetenekleri tartışılmaz. Elbet Türkiye’nin en deneyimli habercilerinin bünyelerinde olması ve yaratım aşamasından itibaren var olmaları etkilerini gösteriyor. Bugün klasik dergilerin tirajlarını neredeyse ikiye üçe katlamaya başladılar. Sosyal medyayı çok iyi tanıyan ekibin bu açıdan ayrıca iyi olduğunu düşünüyorum. Haber yaratan dergilerden biri. Aslında bilinen bir dergi olduğu için buraya ekleyip eklememek konusunda tereddüt ettim ama yer vermesem olmazdı. Dergi içinde birden bire karşınıza çıkan müzikler sizi şaşırtmasın. tam bir keşif dergisi. 

dipnot-ipad-640x452

#5 Magazine : Life-style dergiler içinde en iyilerden biri. Henüz iki sayısını inceleme fırsatım oldu ama konu çeşitliliği açısından iyiler. Sadece ülke değil dünya magazini üzerine haberler bulabileceğiniz gündem, müzik, sinema, moda vb konularda farklı haber tarzları ile fark yaratırlar. Spor, stil ve yaşam konularında ilk başta erkek dergisi imajı verse bile herkesin keyifle okuyacağına inanıyorum. 

photo