Diyetisyen Andaç Yeşilyurt ile Beslenme Üzerine

Bir Dilim Sohbet, diyet, sağlıklı yaşam

10514385_10152169217626065_1274526654156345355_o

Röportaj: ÖZGE DOĞAN

Genelde mevsim yaza dönerken aklımıza gelse de daha sağlıklı bir bedene sahip olma herkesin isteği. Bu süreçte birçok farklı yöntem, liste ya da reçete var. Hiç şüphesiz ki bir uzman ile beraber çalışanlar özellikle kilo verme sürecinde çok daha başarılı oluyorlar. İzmir’de sağlıklı beslenme konusunda adından sıkça söz ettiren Andaç Yeşilyurt ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik. Zayıflama konusunda doğru bilinen yanlışlar ve tavsiyeler sizleri bekliyor.

  • Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Andaç Yeşilyurt kimdir ve beslenme uzmanlığı konusunda ne kadar süredir çalışmaktadır? 

Merhaba kendimden kısaca bahsetmem gerekirse 2008 yılında Başkent Üniversitesinden mezun olarak diyetisyen olduğumu söyleyebilirim. Aslında bütün çocukluğum ve hayatım Ankara’da geçmiş olmasına rağmen daha sonra içimde doğan bir değişiklik yapma isteği ile İzmir’e geldim ve 2010 yılından beri İzmir de kendi ofisimde beslenme ve diyet konusunda danışmanlık veriyorum. İyi ki böyle güzel bir şehre gelmişim diyebilirim.

  • Her ne kadar mesleğiniz ‘kilo verme’ problemi ile anılsa da aslında birçok hizmeti içinde barındırıyor. Size kilo verme dışında hangi konularda danışıyorlar?

Evet dediğiniz gibi Diyetisyen ya da diyet denince ilk akla gelen kilo vermek oluyor ama aslında diyetisyenlik meslek olarak sadece kilo vermenin dışında yemek ve hastalıkların beslenmesiyle ilgili birçok konuda çalışır. Bana gelince ben de ofisimde sağlıklı beslenme, ya da hamilelik veya emzirme dönemi gibi ve hatta zayıflık konusunda yardım almak isteyenlere danışmanlık yapıyorum ancak çoğunlukla kilo verme konusunda çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi bunun yanında bazı şirketlere veya gıda üreticilerine de danışmanlık yaptığım oluyor.

  • Gündemde olan ve çok tartışılan beslenme şekilleri ve moda diyetler duyuyoruz. Sizce bu işin tek doğrusu mu var yoksa herkesin yolu mu farklı?

Zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturuyor bu yüzden bundan faydalanmak isteyen birçok kişi yanlış ürünlere insanları yönlendiriyor.

Her sene trend olan veya umut vadeden bir çok popüler yöntem ortaya atılıyor ve bir çoğu insan bunları takip edebiliyor tabi ki bunların arasında doğru şeyler de var ama çok zararlı yöntemler de olabiliyor. Hatta bazıları farklı isimlerle birbirinin çok benzeri diyetler de oluyor. Tek fark küçük değişikliklerle o sene bir başkasının ismi ile moda haline gelmesi. Bunda biraz da PR çalışmaları etkili çünkü zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturmakta dolayısıyla bundan faydalanmak isteyen birçok kişi veya firma çıkabiliyor ve zaman zaman çok zararlı ürünler de piyasaya çıkabiliyor.

Aslında bu konudaki en doğru yöntem ‘Dünya Sağlık Örgütü’ ‘Amerikan Diyetisyenler Derneği’ ‘Türkiye Diyetisyenler Derneği’ gibi bilime dayalı güvenilir kurumların önerilerini takip etmek. Tabi şunu da bilmek lazım hepimizin değişik alışkanlıkları ve farklı yaşam tarzları var ve hatta kendimize özel bazı sağlık problemlerimiz olabiliyor. Dolayısıyla böyle bir durumda sizin profilinize en uygun programın oluşturulabilmesi için en doğru yöntem konusunda uzman ve sizi tanıyıp size göre plan çıkaran bir diyetisyenle çalışmak.

Kişinin motivasyonu düştüğü noktada müdahale etmek ve kişinin yaşam tarzına göre planları oluşturmak sürecin olumlu tamamlanmasını sağlıyor.

  • Sizin yönteminizde temel prensip olarak belirlediğiniz konu ne?

Benim yaptığım birkaç önemli şey var birincisi tabi ki bilimsel, güvenilir kaynakları ve de araştırmaları takip edip onların doğrultusunda listeler planlamak. İkincisi ise benden yardım isteyen insanları tanımaya çalışarak onların ihtiyaçlarını belirlemek ve ona göre bir yol haritası çizmek oluyor. Bunlar nedir derseniz içinde birçok şey yer alıyor; İlk olarak kişinin hayat kalitesini önemseyen uygulanabilir bir plan çıkarmak. Sonra bu çıkardığınız planı değişikler ile dinamik tutmak ve kişiye alternatif çözümler sunmak. Karşınızdakinin motivasyonunun azaldığını hissettiğiniz anda onu tekrar motive edebilecek yöntemleriniz olmalı. Bu tabi biraz da o insanı okuyabilmekle ilgili. Diğer bir önemli konu ise kişiye gerçekten lezzetli bir diyet planı sunabilmektir. Özellikle bu konuda şu ara çok çalışma yaptığımı söyleyebilirim gerek tarifler olsun gerek ofisimizde bulunan ‘Diyet Bakkal’ bölümünde sunduğumuz sağlıklı abur cuburlar ve gıdalar olsun bu anlamda danışanlarımıza farklılıklar sunuyoruz.

  • İnsan psikolojisinin en çok savaştığı konulardan biri belki de kilo vermek. Bu konuda danışanlarınıza nasıl tavsiyeler verirsiniz? Bu yola girmeden bir ön hazırlık var mıdır?

Bence en önemli şey kişinin kendi kafasında artık bu konuda karar vermiş olması. Bu çok önemli bir adım çünkü işin en önemli kısmı kişinin kendisinde bitiyor. O bu kararı verdikten sonra kendisine doğru bir yol ve rehber seçmesi bu sürecin tamamen çözülmesinde etkili oluyor. Benim önerim öncelikle neden kilo vermek istedikleri ile ilgili sadece kendilerinin okuyacakları bir nedenler listesi hazırlamaları. Bunu yaparken belki de bazı şeyleri kendilerine bile ilk defa itiraf edecekler ve gerçekten neden kilo vermek istediklerini hatırlayacakları bir listeleri olacak. Daha sonra bu yola çıktıklarında motivasyonları her düştüğünde veya bırakmayı düşündüklerinde o listeyi açıp okuyarak tekrar bunu yapmak isteme sebeplerini hatırlamalarını tavsiye ediyorum.

  • Son dönemin en çok konuşulan konularından biri de sıvı detokslar oldu. Bu konuda onlarca firma insanlara aracı oluyor. Sizin bu detoks türlerine bakış açınız nedir?

Bir defa Detoksun ne olduğunun Türkiye’de doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu konu baştan aşağı yanlışlarla dolu gibi geliyor bana çünkü etrafta detoks olduğunu iddia eden bir sürü saçma yanlış diyet görebiliyorum. Aslında bu başlı başına bir konu ve dikkatli uygulanması gereken bir süreç ve sadece kısa süreler olarak uygulanmalı. Ayrıca gözden kaçırılan bir nokta da detoksun aslında kilo verme diyeti olmadığı tabi ki bunun  sonucunda insanlar kilo verebilir ama detoksun asıl amacı kilo vermek değil kelime anlamıyla da detoksifikasyon yani toksinlerden arınma süreci olmasıdır.

  • İnsanların bedensel farkındalıkları artmışken yeni alınmış kilolardan kurtulmak için tavsiyeleriniz var mıdır? 

Elbette herkeste işe yarayabilecek birkaç tüyo verebilirim, öncelikle en büyük problem yaptığımız lüzumsuz kaçamaklar olabiliyor o yüzden öncelikle eve abur cubur almayı bırakmanızı öneriyorum çünkü hiç olmayacak zamanda karşınıza çıkabiliyor ve dayanamıyorsunuz. Sonra en büyük problemlerimizden biri de gece yemekleri ve atıştırmaları oluyor benim tavsiyem son ana öğünle uyku arasında en az 3-4 saat, son atıştırma öğünü ile uyku arasında en az 1,5 – 2 saat olması. Gözümüzden kaçan ama aslında çok ciddi kalori almamıza sebep olan diğer etken de şekerli içecekler bazen sıcak havalarda çok fazla şekerli içecek tüketimi olabiliyor ve bu da kilo alımıyla sonuçlanıyor. Bir örnek vermek gerekirse günde ekstradan tükettiğimiz bir tane çay şekeri 1 yılsonunda bize 1 kg olarak geri dönebiliyor. Dolayısıyla bu küçük düzeltmeler büyük farklar yaratabilir.

11215711_996929823691662_6458757340169602297_n

  • Bizim için pratik bir tarif paylaşmanız mümkün mü? 

Diyette en çok ihtiyaç duyulan şeyin tatlı olduğunu bildiğim için size çok pratik ve masum bir çilekli tatlı tarifi veriyim öyleyse. Öncelikle 180gr. light labne peynirini 2 kaşık pudra şeker (veya toz tatlandırıcı), bir çubuk vanilyanın tohumları ile karıştırıp bir krema elde ediyoruz. Daha sonra çileklerin önce altlarından ufacık keserek tabakta dik durmalarını sağlıyoruz sonra üstlerini çay kaşığı ile oyarak kremamızı doldurmak için küçük bir yer hazırlıyoruz ve bu boşluğu kremamızla dolduruyoruz. Son olarak 1-2 tane yulaflı light bisküviyi ezip un ufak ettikten sonra çileklerin üstüne serpiştirip süslüyoruz. Bu çilekli tatlılardan atıştırma öğününüzde her on kilo için 1 adet yani 80kg iseniz 8 tane 60kg iseniz 6 tane olacak şekilde yerseniz kilonuza hiç bir olumsuz etkisi olmayacaktır.

İZMİR yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir şehir. Ben artık kendimi İzmirli olarak görüyorum.

  • Sizin İzmir’e gelme ve İzmir’de yaşamaya karar vermeniz nasıl oldu? İzmir size ne ifade ediyor? 

Bizim yazlığımız 1995’ten beri Kuşadası’nda olduğu için küçüklüğümden beri her yaz Kuşadası’nda olurdum. Tabi yıllar geçtikçe ailem de oraya çok alıştı ve artık orada yaşamak istiyorlardı. Bende iş için Ankara dışındaki şehirleri de düşünmeye başlayınca (daha doğrusu İstanbuldu kafamdaki) yakın olalım diye beni İzmir konusunda ikna etmeye çalıştılar. İlk etapta başarılı olamasalar da sonradan ben bunun iyi bir fikir olduğuna karar verip buraya geldim. Tabi geleli 5,5 yıl oldu diyebilirim bana göre bir şehirde 5 yıl yaşadıysanız artık oralı sayılırsınız diye düşünüyorum bu durumda bende İzmirli oldum artık. Yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir yer İzmir.

  • İzmir’de yapmayı en çok sevdiğiniz şeyler nedir?

Ben İzmir’in en çok hayatınıza sunduğu özgürlüğü ve kolaylığı seviyorum. Özgürlükten kastım şu eğer İzmir’de yaşıyorsanız İzmir ile sınırlı değilsiniz her an şehirden uzaklaşıp o an ihtiyaç duyduğunuz istediğiniz tarzda bir yere veya doğa güzelliğinin içine 1 saatte ulaşabilirsiniz. Bu sakin bir balıkçı kasabası olabilir, bir dağ ya da orman tatili olabilir, tarihi bir yer, ya da eğlencenin patladığı bir deniz tatili de olabilir. Dediğim gibi bu şehirde yaşarken bu şehir tarafından kapana kısılmış değilsiniz bütün özgürlükler ve Türkiye’nin sayılı güzellikleri sizin arka bahçeniz gibi. Onun dışında evim ve ofisim Alsancakta olduğu için çoğunlukla burada vakit geçiriyorum diyebilirim. Bunun da güzel yanı işten çıkıp eve gidiyorum derken yolda bir tanıdığa rastlaman ve oturup sohbet edip spontane bir plan ortaya çıkması, sanırım bunlar beni çok mutlu ediyor.

City Of Izmir İle Markalaşan İzmir

yaşam

FullSizeRender (5)

Sosyal medya kişisel hesaplar ya da markalar adına kendilerini ifade etmek ve doğru hedef kitleye ulaşmak açısından en etkili yollardan biri. Instagram üzerinden birçok markanın ‘markalaşma’ hikayelerini ve nasıl büyüdüklerini görüyoruz. Dünyada ise kurumsal markalar dışında şehirler de kendilerini artık bu şekilde ifade ediyorlar.

FullSizeRender

Hiç şüphesiz ki Türkiye için bunu en güzel ve doğru şekilde yapan ise @cityofizmir hesabı ile İzmir oldu. Özellikle seyahat seven insanların yolculuklarını planlarken etiketler ile kolayca ulaşabildikleri instagramı kullandıkları bilinen bir gerçek. Turizm ofislerinin hazırladığı birçok broşür samimiyetten uzak ve gerçekleri yansıtmıyor çoğu zaman. İşte bu yüzden geçrek kişilerin deneyimlediği anları takip ederek şehri tanımak çok daha etkili oluyor. İzmir için uzun yıllardır emek veren Bahar Akıncı bu işin mimarı diyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde İzmir için @cityofizmir imzası ile harika bir etkinlik yaptılar. Instagram’da dünyada fenomen olmuş isimleri İzmir’de misafir ederek, onların bakış açıları ile İzmir’i paylaşmalarını sağladılar. Sadece turizm adına değil İzmir’in kendi farkındalığı için de bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

FullSizeRender (6)

Katılımcılar ise şöyleydi;

Guilherme De Rosa (@annasbarros) – Anna Baros (@gui_)

Viyana’da yaşayan Portekizli çiftin toplam takipçi sayısı 460 bin kişi. Annas aynı zamanda Viyana’nın ünlü dergilerine (Conde Nast Traveller, Harper’s Bazaar) seyahat yazıları yazıyor. Gui, başarılı bir mimar ve fotoğraf sanatçısı

Mavlonazarov Alexey (@atmolexda) – Mishchenkova Ekaterına (@katia_mi)

Toplam takipçi sayısı 775 bin kişi. Katia aynı zamanda Rusya’da çok tanınan bir enstelasyon sanatçısı, dergilerde ve ulusal gazetelerde sanat makaleleri yazıyor, seyahat izlenimlerine yer veriyor. Eşi Alex profesyonel fotoğrafçı.

Thomas Kakareko (@thomas_k)

Berlin’de yaşayan Rus asıllı fotoğrafçının takipçi sayısı 635 bin kişi. Dünyanın dört bir yanında, siyah beyaz şehir ve insan fotoğraflarından oluşan sergiler açıyor.

Nicolle Ann Drake (@cucinadigitale)

Roma’da yaşayan Amerikalı fotoğraf sanatçısının takipçi sayısı 580 bin kişi. Nicolee aynı zamanda İtalya’nın en çok takip edilen bloglarından biri olan Cucinadigitale’nin yaratıcısı ve dergi yazarı.

FullSizeRender (4)

Nathalie Geffroy (@nathparis)

Profesyonel fotoğrafçı ve blogger olan Nathalie’nin takipçi sayısı 615 bin kişi. Nathalie’nin enteresan özelliği artistik direktör olması sebebiyle renk ve kompozisyon konusunda çok başarılı fotoğraflar çekmesi. Instagram’da tek bir fotoğrafına aldığı ortalama beğeni sayısı 10 bin, yorum sayısı 300 civarında.

Mehmet Kırali (@civilking)

Profesyonel fotoğrafçı ve seyahat yazarı. Takipçi sayısı 1 milyon 300 bin kişi. Dünyanın her yerinde takipçisi var. Çektiği her fotoğrafa gelen ortalama beğeni sayısı 12 bin, yorum sayısı 300 civarında.

FullSizeRender (3)

Çiler Geçici (@audiosoup)

Profesyonel fotoğrafçı. Takipçi sayısı 753 bin kişi. Dünyanın her yerinden takipçisi var. Fotoğraf başına ortalama beğeni sayısı 9 bin, yorum sayısı 200 civarında.

Cem Talu (@cemtalu)

Profesyonel fotoğraf ve timelapse sanatçısı. Takipçi sayısı 30 bin kişi

Ali Murat Yılmaz (@elleturkiye)

Profesyonel fotoğrafçı ve Elle Dergisi Sanat Yönetmeni. İki günlüğüne #cityofizmir’in hikayesini fotoğraflamak ve Elle Dergisi’nin Ekim sayısında ve resmi instagram hesabında yer vermek üzere projeye katıldı.

Bahar Akıncı (@baharakincik)

Profesyonel Seyahat Yazarı ve Gazeteci İzmir Seyahat Yazarı ve @cityofizmir proje koordinatörü. Takipçi sayısı 30 bin kişi.

(liste bilgisi ve açıklaması kaynağı hürriyet.com.tr)

FullSizeRender (2)

Bir şehri yaşamak bazen içindeyken bile zor olabiliyor. Farklı gözlerden bakınca kendi şehrinizi bile baştan tanıyorsunuz sanki. Bu projede emeği geçen herkese bir İzmirli olarak sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

16. İzmir Kısa Film Festivali 

Tavsiyem Var

  
Dünyadaki tüm sinema severlerin gözlerini İzmir’e çeviren organizasyon İzmir Kısa Film festivali bu sene 17-22 kasım 2015 tarihinde 16. kez gerçekleşiyor. 

Kısa filmlerin gösterimleri dışında sanat severlere birçok workshop ve etkinlik imkanı sunan bu organizasyonun her yıl büyüyerek devam ettiğini görmek ve artık markalaşmış bir festival olması İzmirliler için gurur verici bir durum. 

Animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde yarışmak üzere; aralarında İran, Mısır, Almanya, Porto Riko, İspanya gibi ülkelerin bulunduğu 73 ülkeden 700’den fazla film başvuruda bulunmuş. Eğer siz de filmleriniz ile bu etkinlikte yer almak istiyorsanız 15 Ekim 2015 tarihine kadar vaktiniz var. 

Tamer Varis ile İzmir ve Kültürpark Üzerine

Bir Dilim Sohbet

unnamed

SEVDİĞİM İŞİ YAPIYORUM. SEVDİĞİM İŞTEN PARA KAZANIYORUM ve SEVDİĞİM ŞEHİRDE BUNU YAPIYORUM. İZMİR GÜZEL ŞEHİR…

YAŞADIĞI ŞEHİRE DAİR HAYALLERİ VAR. SADECE HAYALPEREST DEĞİL, YAŞADIĞI ŞEHİR İÇİN TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYAN BİRİ. KÜLTÜRPARK İSE EN BÜYÜK HAYALİ

Günümüzde birçok genç profesyonel doğdukları, büyüdükleri şehir olan İzmir’den kariyer olanakları ve buna benzer birçok nedenden dolayı ayrılıyor. Her ne kadar İzmir’de kalmak isteseler bile çalışma şartları, iş olanakları, iş geliştirme istekleri onları bu kararı vermeye zorluyor. Bunun yanında tüm bu nedenleri yok sayıp İzmir’e yatırım yapmayı seçen ve İzmir tutkusundan vazgeçmeyen isimler de var. Sizlerle bu genç profesyonelleri buluşturmak istiyoruz.

Tamer Varis, İzmir’in eğlence hayatına yön veren isimlerden biri. Hem İzmirli gençlere hem üniversite eğitimi için bu şehri seçmiş olan gençlere alternatif eğlence fırsatları sunuyor. Güzel sanatlar fakültesinde fotoğrafçılık eğitimi aldıktan sonra İzmir Uluslar arası Kısa Film festivali projesine dâhil olmuş. Dört yıl boyunca koordinatör olarak festival bünyesinde çalışırken festivalin yan etkinlikleri sergi, konser gibi organizasyonları yapmaya başlamış. Bu süreçten sonra ise İzmir’in gece hayatının içine girmiş. Şu an İzmir’de 1888 ve Edit adında iki mekânı işleten bu genç girişimci işlerinin yanında İzmir’e dair bir çok konuda taşın altına elini koyanlardan. Yakın zamanda gerçekleşecek #Kültürparktayız etkinliğinden, İzmir’den ve İzmir’e dair hayallerinden konuştuk.

Edit ve 1888 farklı tarzları ile dikkat çeken mekânlardan ikisi. Bu iki mekân projesi nasıl çıktı?

Gazi kadınlarda eskiden daha alternatif mekanlar vardı. Onlardan birinin müzik işlerini aldım öncelikle. Sonrasında işletmesine geçerek ilk olarak Boombox’ı kurdum. Değişik tarzları olan müziklere ve gruplara yer vermek ve biraz alternatif müzik yapan ya da dinleyenler için bir mekan olmasını istedik. Oradan ayrıldıktan sonra da 1888’i ortaklarımla beraber açtık.

Özellikle Edit sanatı ve gece hayatını iç içe yaşatması ile fark yaratan bir yer. Biraz Edit’in ruhundan ve fikrinden bahsedebilir miyiz?

Farklı insanları bir araya getirme fikri yenilikleri ve projeleri getiriyor. Biz Edit’i radyo olarak kurguladık. 1888 bir klup ve bundan farklı olarak caz dinleyen, reggae dinleyen ya da rock dinleyen insanlar burada müziğini paylaşsın radyo üzerinden ve aynı zamanda farklı müzikten keyif alan kesime hitap eden bir mekan olsun fikri ile başladık. Aynı zamanda sanatçılara yer veriyoruz. Sürekli sergiler yapıyoruz. Tasarım pazarımız var. Ressamlar, fotoğrafçılar gibi birçok sanat dalından sanatçılar burada eserlerini sergileme ve insanlarla buluşturma şansına sahip oluyor.

Genç profesyonellerin İzmir’den gitmeyi tercih ettiği dönemde İzmir’de kalmayı seçen ya da buraya yatırım yapmayı tercih eden isimlerden birisin. Bu kararını alma nedenin neydi?

Bizim sıkıntımız bu zaten. İzmir’in sıkıntısı bu. Kreatif alanlarda çalışanlar İstanbul’u tercih ediyorlar ama benim yaptığım işte nitelikli müzik kurgusu üzerinden yaşayan bir mekan yok İzmir’de ve bence hala yok. 1888 bir klup gibi gözükse bile İzmir’de en nitelikli müzik yapan mekan. İstanbul’a gitsem bu işi yapan onlarca insan ya da mekân vardı ama İzmir’de yoktu. Öncelikle bu konuda tek olmak fikri cazip geldi gibi gözükse bile yaşadığın şehrin buna ihtiyacı varken ve potansiyeli varken gitme fikrini düşünmedim. Sevdiğim şeyi yapıyorum. Sevdiğim şeyden para kazanıyorum ve sevdiğim şehirde bunu yapıyorum.  İzmir güzel şehir. Gece hayatı ya da sosyalleşmek adına İstanbul’da harcayacağınız zaman ve paranın çok az bir kısmı ile  İzmir’de yaşıyorsunuz.

_Q5B9091

‘’Kültür empoze edilebilir bir şey ve o 18-25 yaş tam onu verebileceğin yaş. O yüzden bizim yaptığımız iş önemli ‘’

Uzun yıllardır İzmir’in eğlence hayatının içinden biri olarak İzmir’in eğlence kültürünü nasıl yorumlarsın?

 

Aslında sadece İzmir değil dünya anı akım müzikten, eğlence kültüründen besleniyor insanlar ama nitelikli şeyi verdiğin zaman bunu alan bir kitle var İzmir’de. Denizli’den, Mardin’den insanlar okumaya İzmir’e geliyor ve gece dışarı çıktığında farklı şeyler ile karşılaştığında o müziğin takipçisi olabiliyor. Kültür empoze edilebilir bir şey ve o 18-25 yaş tam onu verebileceğin yaş. Farklı şeyler denemeye açık bir şehir İzmir ve bunun içinde fark yaratan müzikler dikkat çekiyor.

Mesleki anlamda İzmir’e dair hayalin nedir?

Benim hayallerimden biri festival yapmak İzmir’de ama İnciraltı’nda ya da şehrin kilometrelerce uzağında, insanların ulaşmak için uğraş vereceği alanlarda değil şehrin tam kalbinde. Kültür park’ta mesela. Neden Hava Gazı ve Kültür Park gibi iki tane İstanbul’da bile olmayan şehrin göbeğinde mekan varken uzak noktalarda yapalım. Hava Gazı projesi ‘gençlik merkezi’ olarak kurgulandı ama ahşap boyama kurslarından öteye gitmeyen sanat anlayışları var. Biz bunu kırmak istiyoruz.

Kültürpark ne kurumların ne de kişilerin tekelinde değil. İzmirliler bu parkı kullanmalı.

Sosyal medyada bir anda İzmirli gençler #Kültürparktayız etkinliğinden bahsetmeye başladı. Bunun mimarı olarak bize biraz anlatır mısın?

Ben One Love gibi bir şehir festivalini İzmir’de yapmak için 3 yıldır belediye ile görüşüyorum. Sürekli dosyalar, sunumlar, görüşmeler yapıyoruz ve bana diyorlar ki ‘müthiş bir şey düşünmüşsün’ Öncelikle ben dünyadaki ilk müzik festivalini düşünmedim. İş bu istediğim alanları almaya gelince ise olumlu yanıt alamıyoruz. Neden olarak bize hiçbir dönüş yapmıyorlar. Ve bu sessizlik bizi çileden çıkarıyor. Biz de dedik ki şehrin ortasında Central park, Hyde park gibi bir alan var biz bunu nasıl kullanacağız? Burası ne kurumların ne de kişilerin kimsenin tekelinde olan bir yer değil. İnsanlar burayı daha aktif kullanmalı. Bağımsız, kimseden izin almadan yaptığımız bir etkinlik ama içinde ne siyaset var ne art niyet var. Bizim kurgumuz bir piknik aslında. Sporcuysan gel sporunu Kültür parkta yap.  Müzisyensen enstrümanını alıp gel,  yoga yapıyorsundur çimlere yay matını yoganı yap kim ne yapıyorsa nasıl orada olmak istiyorsa öyle olsun dedik. Ve bu şekilde de oldu.

Bu etkinliğin amacı ne senin için?

Aslında hem İzmirlilere orayı kullanabileceklerini göstermek, hem kamuoyu oluşturup yerel yönetimin dikkatini çekmek. Belki onlar bizim kötü bir şey yapmadığımızı anlarlar ve İzmir’in en önemli yeşil alanının rant olarak kullanılmasını istemediğimizi göstermiş olduk. Sosyal medyada binlerce kişinin o etkinliğe katılacağını söylemesi çok özel bir durum çünkü biz kimseye davet göndermedik. Sadece piknik yapıyoruz dedik. İnsanlar ilgi gösterip katıldılar. Bu demek oluyor ki İzmirlilerin Kültür park ile ilgili algısı açık ve beklentileri var.

Konu park olunca ister istemez bir Gezi algısı oluşuyor. Bunu netleştirmek adına bir şeyler söylemek ister misin?

Olayın siyasi ya da Gezi parkı gibi algılanması bizi üzer çünkü değil. Ona çekilmesini de istemiyoruz. Biz bir şeyleri korumak, kurtarmak için bir direniş peşinde değiliz. Fuar alanının taşınması Kültür parkın geleceği ne olacak sorusunu ortaya çıkardı ve biz bu noktada orada vakit geçirmeyi ne kadar sevdiğimizi ve istersek çalışarak orada ne güzel işler yapabileceğimizi gösterdik. Belediyenin kongre merkezi projesi var ve mimarlar odası bu projenin kültür park içinde 3000-4000 kişilik salonlar olması anlamına geldiğini ve bunun da orada bir yapılaşma olması demek olduğunu söylüyor.

Eğer Batılılaşma ve çağdaşlık istiyorsak sanatı şehrin içine, şehrin kalbine taşımalıyız. Kültürpark bunun için bir fırsat.

Senin hayalinde Kültür park nasıl bir yer?

Konser merkezleri, açık hava sinemaları,  defileler, sanatın ya da festivallerin olduğu bir alan. İzmir’de müzik festivalleri oturarak izleniyor. Dünyanın hiçbir yerinde bu yok. Dans etmek istiyorsun ayağa kalkamıyorsun. Elimizde festivaller için harika bir yer var. İzmir iklimi açısından tüm yıl boyunca canlı durabilecek şehir. Umarım değerlendirme şansımız olur.

 

İzmir’in senin için tanımı nedir?

İzmir benim için iklim, tarih demek. Efes burada. Dünyanın yedi harikasından biri bu topraklarda. İstediğin zaman kültüre, tarihe, sanata, denize dokunabilmek İzmir.  İzmir potansiyeli çok yüksek bir şehir. Sadece çalışmak ve inanmak gerekiyor.

 

 

#sisimdebizdensin

Tavsiyem Var

dusuk_coz_sisim_meyhane_konsept_61

Ege insanı için mezenin, balığın, rakının yeri her zaman başkadır. Çoğumuz kadeh sesini yükse müzik sesine tercih ederiz. İşte bu yüzden Ege insanı için bu keyifli nerede yaşadığı da çok önemlidir. Yıllardır İzmir’de yiyecek içecek sektörüne emek vermiş isimlerden biri Sisim Meyhane. Yıllardır birçok alanda bizlere hizmet veriyorlar. 1966 yılından beri İzmir’e emek veren sahipleri çok sıcak kanlı. Geçen akşam birkaç dost ile beraber mezeleri tatmak ve bir iki kadeh tokuşturmak için gittik. İyi ki de gitmişiz. 

dusuk_coz_sisim_meyhane_konsept_65

 

Mezeleri, dekoru, müzik seçimleri ve her yere yayılan anason kokusu ile atmosferi zaten sizi hemen içine çekiyor. İzmir’in kalbi Kordon’un meydan tarafından girişinde olan mekanın yeri zaten çok özel. Gitmişken bir yeniliği de öğrenmiş oldum. Meğer Sisim meyhane artık müdavimlerine kart çıkartmış. Bundan böyle o kart ile sürprizler bizlerle olacakmış. Mesela şu an müdavim kart ile dört meze sipariş ettiğinde bir meze onlar hediye ediyor. Dört kere hediye meze aldığında da isminin yazılı olduğu kadehi hediye ediyorlar. Bu uygulamadan cuma-cumartesi hariç haftanın diğer günlerinde faydalanıyoruz. Müdavim olmayalım da ne yapalım? 🙂 İzmir’de olan, buradan yolu geçen, bir iki kadeh atalım kendimize gelelim diyenler mutlaka uğrasın. Uğramadan önce haber vermeyi unutmayın belki yolumuz kesişir.