Kim Bu Bibliyofil?

yaşam

11111537_1608867452660830_1898572949_n

Geçen gün IAN. EDEBİYAT gazetesini okurken bir kavram dikkatimi çekti. Bibliyofil! Bu kavramın derinine ineceğiz ama içimdeki kitaplarını paylaşamayan, kitap koklayan, istediği kitabı o an alamadığı zaman sancılanan kadının bir adının olması hoşuma gitti. Tabi kavramı oluşturan tüm maddelere girince yüzde yüz bu teşhisi kendime koymak zor ama Bibliyofil olma yolunda hızlıca ilerliyorum. Lütfen bu yazıyı ‘kitap okumak benim için yaşam tarzı, bir bütün’ diyenlere hava atıyor gözü ile bakanlar okumasın ama içinizdeki kitap kurdunu gıdıklayacak kavramın ayrıntıları şöyle.

062d3aac34ae1babbbbd10ca7fc54234

IAN EDEBİYAT yazarı Selçuk Altun bu kavramı tanımlarken gerçek bibliyofil sayılmak için 15 madde olduğunu söylemiş.

  • Nitelikli bir tutkun okursanız
  • başkalarının kitaplarını okumayı sevmiyor ve okuduğunuz kitabın sahibi olmak sizin için elzemse
  • Bir kütüphaneniz varsa ve niceliğinden çok niteliği ile övünüyorsanız
  • Kitap seçmek için dergi, internet vb tüm ortamları kullanıyor ve sahaflarda saatlerce kendinizi kaybediyorsanız
  • Bir kitaba ulaşmaya çalışırken başka kitaplara ulaşmayı seviyorsanız
  • Sahibi olmaya karar verdiğiniz sipariş aşamasından eline geçmesine kadar tüm sürecin keyfini çıkartıyorsanız

0e9052a9793a3617e571ec439a20afeb

  • Bibliyofil, nitelik koşulunu göz ardı etmeksizin; imzası, çıktığı kitaplığın önemi, cildi, kapağı, adı, resimleri  ve açılış cümlesi için hatta sadece kokusu için bile kitap alıyorsanız.
  • Bu kitapların hepsini okudun mu gibi talihsiz sorulardan çok rahatsız oluyorsanız
  • Kütüphanenizi aileniz gibi görüyor ve oradan bir kitabın geçici olarak çıkması bile sizi rahatsız ediyorsa.
  • Sizi bibliyomania (kitap hastalığı) ile karıştırmalarından rahatsız oluyorsanız.
  • Sadece kitap koleksiyoneri olarak görülmekten rahatsızlık duyuyorsanız
  • Önceliğiniz kütüphanenizin niteliğini yükseltmekse.
  • Bazı kitapları gerekirse atlayarak okuyup ya da yarıda bırakıyorsanız ve içinizde ‘daha sırada çok kitap var’ hissi varsa
  • Konu kitapsa zaman kavramınız yoksa
  • Bibliyofillerin atası Aristoteles ve Jorge Luis Borges kitapları olmazsa olmazlardan ise

İşte bu ülkede sayılı olan Bibliyofiller arasına hoş geldiniz.

Okuma oranı bu kadar düşün olan bir ülkede eminim çok fazla rastlayamayacağımız bu kişileri koruyalım ya da olma yolunda olanları destekleyelim.

Devir; Bugünün Dünü

Tavsiyem Var

 

devir

Kitabın adını ilk okuduğumda yıllardır birçok kitapta karşımıza çıkan ‘bir döneme mercek tutan’ hikâyelerden biri ile karşılaşacağımı düşündüm. Oysa ilk bölümden itibaren kitabın en önemli karakteri ile yüksek bir empati duygusu yakaladım. Ve son sayfaya kadar onun gözlerinden bir hayat yaşadım. Karakteri bu kadar içselleştirebilmek elbette ki Ece Temelkuran’ın başarısı.

Ülkenin tarihine dair şaşırtıcı birçok bilginin yanında bu roman Bu roman sadece geçmişte kalmış bir dönemi değil, bir dönemin bugüne dek uzayarak nasıl evrildiğini anlatıyor. Geçmişten çok bugün ile yüzleşiyorsunuz. Kitapların vazgeçilmez şehri İstanbul’dan yüzümüzü Ankara’ya dönüyoruz. Türkiye’nin toplumsal ve sosyolojik yapısını Ankara insanları ve Kuğulu Park çerçevesinden okuyoruz. Ülkenin tarihi ile yüzleşmesinde herkesin bildiği, konuşuldukça sıradanlaşan konulardan çok unutulan ya da göz ardı edilen birçok olayın bugünü nasıl etkilediğini hayranlıkla okudum. ‘Unutmamak ile hatırlamak aynı şey midir? Yaşananlar, yani “hayat” yeni devirlere, kuşaklara nasıl geçer? Hangi izleri bırakır’ sorularına her sayfada yanıtlar bulduğunuz ve bu yüzden elinizden bırakamadığınız bir roman olmuş.

Bir çocuğun gözünden ve çocukluğun verdiği saf, yalın akıldan bir darbenin nasıl görüleceğini, yaşanacağını okumak isterseniz Devir sizin için doğru kitaptır. Bugünün yetişkinlerinin çocukluklarına denk gelen yılların bu kitapta tavan arasında unutulmuş günlük etkisi bırakacağından eminim. Tüm zamanlara devredilmiş baskıdan, acıdan, değişim ve devrim umudundan, çocukluk kaygılarından ve memleket halinden söz eden Devir sizi dünde kalmış gibi gözüken hikayesi ile bugünü sorgulamaya zorluyor.

Keyifli okumalar…

 

 

 

Pera’nın Kütüphanesi

Tavsiyem Var

Çocukluğumdan beri en sevdiğim şeylerden biri kitap okumak oldu. Açıkçası çok edebi yönüne bakmadan beni ilk cümlesinden yakalayan her kitabı okumayı sevdim. Anne olduktan sonra ise aynı sevgiyi kızıma verebilmek adına en çok vakit ayırdığım şeylerden biri kitap okumak oldu. Kitap okuma ‘alışkanlığı’ cümlesinden çok kitap okuma ‘sevgisi’ cümlesini tercih edenlerdenim. Bunun bir alışkanlık değil içten gelen bir şey olduğuna inanıyorum. Sadece bu sevginin kişi tarafından fark edilmesi için küçük yaşlardan anne-baba desteği gerekiyor.

Pera yürümeye başladığından beri kitapçıların ‘çocuk’ bölümünde özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Arkasından dağınıklığını toplayarak tabii 🙂 İki yaşından beri ise benim ufak tefek yönlendirmelerim ile okuyacağımız kitapları birlikte seçiyoruz. Elbette onun seçimleri renk ve şekillerin cezbedici haline göre değişse bile yavaş yavaş kitapların isimlerini öğrenmeye ve ‘bugün ne okuyalım’ sorusuna kendince yanıtlar vermeye başladı.

FullSizeRender (1)

Bu postta ise Pera’nın bu ara en sevdiği kitaplarını sizinle paylaşmak istedim. Belki kitap serüvenine yeni başlayan anne babaların ‘ne alsam’ sorusuna biraz olsun yanıt olur. Maalesef zincir kitapçılar bu konuda çok fazla zengin değil. Elimden geldikçe kitapevlerine gitmeye çalışıyorum ama İzmir’de sayıları beş parmağı geçmeyecek kadar azaldı.Genelde İş Bankası ya da YKY yayınlarını tercih ediyoruz.  İşte Pera’nın sizler için hazırladığı liste 🙂

FullSizeRender

  • Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kızdan?
  • Gökkuşağı Kovalayan Kedi
  • Annemin Çantası
  • Minik Balık Okyanus Macerası
  • Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor ( www.zamaneannesi.com İlknur’un hediyesi ve Pera’nın adına imzalı ilk kitabı)
  • Maymun Kral
  • Ay’a Yolculuk
  • Maisy Tatilde (Uçan Fil yayınlarının Maisy serisi var. Genelde 1-2 yaş için uygun)
  • Marmelat ve Dört Mevsim (Net Çocuk Yayınları 1 yaşından itibaren uygun birçok kitabı var)

Bizim küçük kütüphanemiz bu ara bunlarla dolu. Eğer sizi tavsiyeleriniz varsa yorum bırakmayı unutmayın. Keyifli okumalar.

Blogcu Anne Çakma Anneye Karşı

bebek ile yaşam

İnternetin hayatımıza bu kadar girmiş olması mı yoksa yeni dönem annelerin doktor kontrollerinin daha bilinçli düzenlenmesi mi bilmiyorum ama yeni dönem annelik ‘mükemmel’ olma zorunluluğu hissettiriyor insana. Doğru sosyal gelişimi sağladığından, vitaminlerini aldığından emin olmadan rahat bir uyku uyumak neredeyse mümkün değil gibi hissediyorsun. İnternet üzerinde ‘mükemmel’ ve ‘kusursuz’ anneleri okudukça ‘yok ben hazır değildim herhalde anne olmaya’ falan gibi cümleler kuruyorsun.

İşte tam böyle bir mükemmel anne bombardımanı olduğu dönemde birilerinin ‘mükemmel olmak zorunda değilsin’ ‘yalnız değilsin’ ‘kimse mükemmel değil’ demesi size birden anne kucağı güveni, hissi veriyor. İşte bu noktada yakın zamanda okuduğum iki kitabı paylaşmak istiyorum. Öncelikle ilk kitap Blogcu Anne Elif Doğan tarafından yazılan ‘Annelik Her zaman Toz Pembe Değil’ kitabı. Her sayfasında yaşadığınız her soru işaretine bir cevap bulabileceğiniz hatta olduğunuz noktada sonra sizi neler bekliyor sorusunun cevapları ile dolu bir kitap. Kendinizi en yetersiz hissettiğiniz anda birinizin omzunuzdan sizi sarıp ‘hey kendine gel bak hepimiz aynıyız’ demesi gibi güven verici. Bazı cümleleri okurken ‘geçen gün yaşadığımız şey’ demeniz çok olası.

dr-banner1

 

Bu kitabı okuduğum dönemde bir de raflarda Çakma Anne diye bir kitap çıktı karşıma. İşte tam ben diyerek hemen aldım tabi. Aldım aldım ama nasıl anlatayım evet eğlenceli , komik ama bizim için gerçekçi değil. Belki yazarının yabancı olmasından kaynaklı olabilir bana bizden bir hikaye gibi gelmedi. Ben kendimi hiç çakma anne gibi hissedemedim. Hani daha çok Hollywood annelerine yazılmış bir kitap gibi. Annelik üzerine biraz eğleneyim derseniz okuyabilirsiniz tabi ama Blogcu Annenin bizden, içimizden anlattığı bizi yansıtan hikaye ve yazılı olmayan annelik kuralları ile eğlenmeniz çok daha olası. Anneliğin toz pembe olmadığını hatırlatan birilerinin olması gerçekten ara ara en çok ihtiyacımız olan şey. Bir annenin baş ucu kitabı olmayı hak eden bu kitabı almayan kaldıysa bugün bence kendiniz için iyi bir şey yapın. Bazen kendinizin ne kadar mükemmel olduğunu duymak yerine başkalarının da mükemmel olmadığını duymak iyi geliyor insana. Bunu hatırlatan yazara çok teşekkürler.

anne22

DurumBildirimi 5 Kitap Tavsiyesi

Tavsiyem Var

Yayıncılık sektörünün en hareketli olduğu mevsimler başladı. Yazın yaşanan tatil rehaveti yavaş yavaş üstlerden atılırken neredeyse tüm yazarların kitapları sıraya girmiş gibi arka arkaya raflarda yerini aldı. Bir yandan İstanbul kitap fuarına günler kalmışken yayın evleri ellerindeki tüm kozları oynuyor. Benim gibi okumayı gerçekten seven ve buna vakit ayıramadığına rahatsız hissedenlerden biriyseniz bu hız sizi rahatsız edebilir. Okuyacak kitap birikip okuyacak zaman daraldıkça gerçekten içten içe rahatsız oluyorum. İşte böyle bir an da sadece bir kitap seçme hakkınız varsa belki sizin için fikir olur diye yakın zamanda okuduğum 5 kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Ayrıca içlerinden biri yakın zamanda yeni bir çekiliş ile sizin olabilir. Keyifli okumalar.

  • Bir Psikiyatristin Gizli Defteri : İnsan ruhu gerçekten çözümlemesi zor bir konu. İnsan beyni üzerinde çığır açan çalışmalar yapan bir psikiyatristin  defterine gizlice sızan bu kitap okuyucuya şaşırtıcı gerçekleri sunuyor. Birbiri ile bağımsız tuhaf karakterlerin hikayelerini okurken zaman zaman şaşırıyor bir yandan kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. İnsanın o karmaşık ruh hallerine karşı biraz merakınız varsa size keyif vereceğine inanıyorum.

e918cb73-4056-4489-a3b5-bb342f18ba74

  • Çıplak Ve Yalnız : Malum yakın zaman önce blogda çekiliş var diyerek sizlere hediye ettiğim bu kitabın beni etkilemediğini söylemem garip olurdu. Gerçekten vaktiniz varsa başladığı gibi bitecek bir roman sizler için. Hamdi Koç’u bu kitaptan önce tanımıyordum açıkçası ama bu kitaptan sonra en sevdiğim yazarlar arasına girdi. Kurgusu, karakterlerin ortaya dökülen farklı tarzları ile sizi daha ilk sayfalarından içine alıp çekiyor. Ana karakterin duygu değişimleri o kadar net anlatılmış ki birden bire kendinizi onun yerine koyuyor gibi oluyorsunuz.

9c05f62c-b8ee-433b-b0d2-d83dc3fdccac

  • Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda : Yılmaz Özdil’in bu kitabı diğer kitapları gibi köşe yazılarının bir derlemesi değil. Açıkçası ilk başta ben öyle olduğunu düşünmüştüm ama elime aldığımda Türkiye’nin yakın tarihinde unutulan tüm olayları hatırlama fırsatı bulduğum bir kitap ile karşılaştım. Kitabın her başlığını okuduğumda ‘gerçekten böyle bir şeyde olmuştu’ diyerek hem nasıl bu kadar çabuk unuttuğumuza şaştım hemde ülke olarak neleri sindirdiğimizi görüp bir kez daha üzüldüm. Elinize alıp baştan sona okumasanız bile bir baş ucu kitabı olabilir. Bizim evde sürekli ortada duran bir kitap oldu. Her gelen eline alıp bir konuyu okuyor mutlaka. Ülke adına unuttuklarımızı hatırlamak için bir fırsat.

6dd6e142-72bc-449e-aa5a-caae38fbff49

 

  • Çıkmaz Sokağın Sırrı : Çiklit kavramını biliyor ve çik-lit romanlara karşı gerçekten ilgi duyuyorsanız zaten Marian Keyes ismini çok iyi biliyorsunuzdur. Benim için kafa dağıtmak, biraz eğlenmek için okuduğum yazarların başında geliyor. Aklınıza ‘kız romanı’ tanımlaması geliyorsa eğer okuduğunuz zaman olay kurgularını fark edip şaşırabilirsiniz. Artemis yayınları bu tarz romanlar için bir cevher. Bu kitabın kahramanı Helen Walshun bir özel dedektif ve aynı zamanda biraz sivri biraz depresif bir o kadar komik.  Zaman kaybı olmayan romanlardan biri.

79880e09-6895-4c5e-b5bd-63dcbe7d1333

 

  • Beyoğlunun En Güzel Abisi : Hani deniz ürünleri sevenler ‘denizden babam çıksa yerim’ derler ya ben ise ‘Ahmet Ümit ne yazsa okurum’ diyenlerdenim. Beyoğlu Rapsodisi ile tanıştığım bu yazarın bendeki yeri çok farklı. Hiçbir denemesinde, romanında, öyküsünde hayal kırıklığı yaşamadım. İstanbul’da İstiklal caddesinde yürürken bir ara sokakta karşılaşmıştım kendisi ile. Yanımda bir romanı vardı tesadüf bu ya. Tüm naifliği, kibarlığı ile vakit ayırmış sohbet etmişti bizimle. Ruhundaki o incelik romanlarına yansıyor kesinlikle. Bu son romanında yine tarlabaşının arka sokaklarında başlayan hikaye bizi dünü, bugünü, yarını düşündürtüyor. Bir zamanlar İstanbul’un en güzel yeri olan Beyoğlu’nun hazin hikayesine tanıklık ediyoruz.

0aeeb70c-4bc0-466a-a448-7d462e075625