#minipost

mini post

IMG_2112

Benim ona karşı olan hislerimi anlatmak garip geliyor. Daha doğrusu olağan, olması gereken hatta sıradan geliyor. Sadece “farklı” olabilecek şey onun bana hissettirdikleri olabilir diyorum. Ben o doğduğundan beri kendimi daha güvende hissediyorum mesela. Sevgiden kaynaklı güven vardır ya. Tüm dünya beni sevmese kaç yazar diyorum.

Biliyorum ki beni kusurlarımla, iyi, kötü yanlarımla sevecek bir canlı var diyorum bu hayatta. Bu öyle bir his ki sizi daha dik daha dinç daha insan yapıyor. O benim insan yanımı besliyor. Ben onun değil o benim güven çemberim oluyor. Kızıyorum, yoruluyorum, pes ediyorum ama sonra o his doluyor işte içime gidiyorum yine onda dinleniyorum.

Ve biliyorum ki bunlar ile yontuluyor şekilleniyorum. Ortaya çıkan kadını seviyorum. Dediğim gibi benim ona hissettiklerim değil ama onun bana hissettirdikleri için yaşamayı seviyorum. #minipost

#minipost

mini post

IMG_1432.JPG

Her şeyi ama her şeyi öğretiyorlar insana ama “eğlenmeyi” öğretmiyorlar. Kendi kendine çabalayarak öğreniyor insan. Sonra hayata “eğlenerek” bakamıyor tabii. Hayat içinde geometrik şekilleri bile görüyor ama eğlenceyi göremiyor.

Bir kere geleceği değiştirmek mi istiyorsun? O zaman bugünün çocuklarının eğlencesine katılacaksın. Hayal dünyaları ile boyamalarına izin vereceksin seni, hayatı dünyayı! İşinde, evinde, sokakta eğlence yaratacaksın! Şimdi içinden “nasıl olacak o” diyorsun ya işte hep öğretilmediğinden. Önce “hayat zor” tabusunu yıkacaksın bak gör gerisi gelecek.

Elbet ağlayacaksın ama gün gelecek ağlarken gülmeyi öğreneceksin. Özgüveniniz varsa bolca eğlenebilirsiniz. Eğlendiğinizde ise muhteşem şeyler yapabilirsiniz ayrıca. Ne dersin benimle oynar mısın?

#minipost

mini post

IMG_1264.JPG

Gazeteleri açıyorum, son dakika haberleri, magazin programlarını sonra sokakta insanlara bakıyorum. Yaşam içinde insanı gözlemliyorum. Sonra bir sürü cümle geçiyor içimden ama tam olarak kısa cümlelere dökemiyorum. Bir an geliyor bir sayfa açıyorum bir cümle çıkıyor karşıma işte diyorum tam olarak bu. Bu aralar en çok beğendiğim tespit.

“ Tanrılarımızı kaybettik. Medya’ya inancımızı kaybettik. Kültürümüzü kaybettik. Her türlü duruma karşı sahip olduğumuz temel güven ve inancımızı kaybettik.” Laura Hansen, Western New England Üniversitesi Sosyoloji Profesörü

“We have lost our gods. We lost [faith] in the media. We lost it in our culture… We’ve lost it – that basic sense of trust and confidence – in everything.” Laura Hansen, Western New England University

#minipost

mini post

IMG_1060.JPG

Bu fotoğrafı bu akşam twitter’da gördüm. Kaybettiği karısının fotoğrafı ile yemek yiyen bu adamı ben görmüş olsam ne yapardım bilmiyorum. O anını bozmayı göze alıp sarılır mıydım yoksa sessizce izler miydim!? Aşkın öldüğüne, yok olduğuna, monotonlaştığına hatta bambaşka şeylere dönüştüğüne düşünenlere inat aşkın ruhta sürekli akışkan kaldığına inanmamızı istiyor bu fotoğraf. Aşkta tek sözcük vardır ve asla kendini tekrar etmez. Hangi kitap olduğunu hatırlamıyorum ama Tolstoy diye aratınca sözün tamamını buldum bu fotoğraf tam olarak aklıma şu cümleleri getirdi; Anladığım her şeyi yalnızca sevdiğim için anlıyorum. Her şey ben sevdiğim için öyle, ben sevdiğim için var. Her şey yalnızca sevgiyle birleşiyor. Sevgi demek Tanrı demek ve ölmek; sevginin bir parçası olan ben, o genel ve sonsuz kaynağa döneceğim demek. #durumbildirimi iyi geceler diler #minipost

#minipost

mini post

FullSizeRender (1)

Ne zaman ülkeden, gündemden, insanlardan ya da sizi allak bullak eden şeylerden sıkılırsanız yüzünüzü sanata dönün. Sanatın tabularınızı, doğrularınızı, yanlışlarınızı parçalamasına izin verin. İster bir fotoğraf ister resim belki bir dans pozisyonu, bir film, sizi içine çeken bir melodi olsun bu ama kendinizi ona verin.

İşte o zaman aslında beyninize güzel şeyler işleyerek yenilenmenin daha kolay olduğunu fark edeceksiniz. “Ben sevmem, hoşlanmam, ilgilenmem” kalıbını kırmayı başarırsanız hayatın estetik duruşunu kendinize kazandırırsanız. Sanat ile yıkanmayan ruh sizi sadece bir kafese hapis eder. Bir şeyden zevk almak için “çok bilmek” gerekmez “bilmeyi istemek” gerekir.