Şekersiz 100 gün!

sağlıklı yaşam, yaşam, şekersiz hayat

 

IMG_3953

Zaman ne hızlı kavram. 21 gün ile başladığım şekersiz serüvenim 100 güne geldi. Başlangıçta tamamlayamama korkusu ile paylaşmaya bile çekinirken şimdi bana yolladığınız mesaj ve mailler ile her gün biraz daha motivasyonum yüksek şekilde devam ediyorum. Öncelikle bu değişimde bana destek olan ve benden sonra başlayıp benimle gücünü birleştiren herkese teşekkür ederim.

Açıkçası ‘Şekersiz 100 Gün’ yazısı bu konuda daha doğrusu zaman temelinde yazdığım son yazı. Artık mutfağımı ve beslenmemi yine kendi dinamiklerime göre değerlendirme zamanı. Bugün sizinle 100 gün boyunca yaşadıklarımı olabildiğince net şekilde paylaşmak ve belki ‘ben yapabilir miyim’ diye soranlara biraz motivasyon sağlarım umudu ile yazıyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu bir dayatma değildir. Şekersiz beslenmek iyidir, diğeri kötüdür demiyorum. Ya da içinde vaatler ya da listeler yok. Bu tamamen benim sağlığımı tehdit eden bir besini fark edip onu hayatımdan çıkarma hikayesidir. Önemli olan sizin kendinizde eğer yanlış gittiğine inandığınız bir durum varsa bunu bulmanızdır. Asla hiçbir bilimsel verinin aksini söylemiyor ve eğer mümkünse köklü beslenme değişikliklerimizi mutlaka bir uzman eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyorum.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Neden Başladım?

  • Geceleri uyuma, sabahları uyanma güçlüğü çekiyordum.
  • Nefes alış şeklim ve düzensizliğim vardı.
  • İnsülin direncim gelişti, diyabet olma riskim arttı ve sürekli insülin iğnesi kullanmak zorunda kalacağım bir doktor tarafından söylendi.
  • Gün içinde uyku hallerim vardı.
  • Sürekli açlık hissi ile yaşıyordum.
  • Gün içinde abur cubur besinler normal besinlerden daha çok yer tutuyordu.
  • Son bir yıldır vücudumda dönemsel kaşınmalar, kızarmalar olmaya başladı ve nedeni saptanamadı.
  • Hamilelik ile beraber gelişen hemoroid problemin kronikleşti ve bunu yaşamayan bilemez.
  • Zevkime göre değil bana bedenime göre kıyafet sunan yerlerden giyinmeye başlamıştım ve büyük beden giysi maliyeti inanın standart bedenlere göre çok daha pahalı.

 

Nasıl Karar Verdim?

  • Asla bir gecede karar vermedim.
  • Önce kendimi bu fikre aylarca alıştırdım.
  • Kağıt kalem alarak yaşadıklarımı (yukarıda yazanları) net bir şekilde yazdım.
  • Önce öğrendim sonra uyguladım. Çok okudum. Deneyenleri, başaranları, başaramayanları, doktorları, uzmanları herkesi okudum.
  • Bu sürece başlamadan önce neler yediğimi yazarak ‘şekersiz 21 gün’ fikrine kendimi alıştırdım.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Nereden Başladım ?

  • Birçok hikayede şunu gördüm ve daha önce onlarca kez ben de şunu yaptım. Evdeki zararlı her şeyi at. Bu sefer evdeki zararlı şeyler yerinde durdu. Onların olmayışı bir yoksunluğa dönüşmedi.
  • Evdeki faydalı şeyleri (meyve, sebze, yoğurt vb) zararlı şeylerden daha çok hale getirdim.
  • Su içmeyi çok sevdiğim halde ne kadar içmem gerektiği ile ilgili araştırdım ve bunu unutmayın ki boy, kilo, hareketlilik su ihtiyacınızı değiştiren etkenler. Standart herkes 2.5 lt su içecek diye bir şey yok. Başlangıçta 3.5 lt içerken şu an kilo verdikçe 2.9 lt ye düştü mesela.
  • Hedef kilo koymadım. Hedef sağlık değerleri koydum. Birçok kişi bana kaç kg verdin diye  soruyor haklı olarak ama ilk baştaki listede yazdıklarımın nedeni sadece kg değildi. Yanlış besinler nedeni ile iç organlarımı fazla yoruyor olmamdı. Bu nedenle bazı değerlerimi aylık bazılarını 3 aylık dönemlerle takibe aldım. Lütfen kan değeri, rutin tahlillerinizi yaptırmaya üşenmeyin. İçinizdeki sinyalleri duymanız gerekiyor.

 

Psikolojik Olarak Ne Yaşadım?

  • Kim ne derse desin bu sürecin yoldan çeviren yönü tamamen psikolojik etmenler.
  • Bu yüzden pazartesi başlıyorum demek değil ‘şu zamanda başlıyorum’ ya da ‘başladım’ demek daha etkili.
  • Duygusal durumlarınız yemeğinize etki ediyorsa eğer bunun farkına varın ve o anlar için seçenekler hep elinizin altında olsun.
  • Yiyecekler ile kavga etmeyin. Ben buzdolabını açıp bir çikolataya ‘seni yemek istiyorum ama bana zarar veriyorsun, bir süre senden uzak durmam gerekiyor’ dediğimi biliyorum 🙂 Hayır bu delilik değil bu gerçeklik. İçinizden konuşmayı bırakın. Bir savaş ya da yoksunluk yaratmayın. Hangimiz yanlış şeyler sevmedik 🙂
  • Zaman kısıtlamalarının ya da zaman hedeflerinin sizde yük olmasına izin vermeyin. 21 gün fizyolojik, 40 gün psikolojik bağımlılıklardan kurtulmak için uzmanların verdiği süreler evet ama daha uzun soluklu bir beslenme düzenine geçiyorsanız. Gerçekten çok fazla vermeniz gereken kilo olduğuna inanıyorsanız bunu yaz için, düğün için, yakın arkadaş nişanı için yapmayın. Bu tür zaman kısıtlamaları bana oldum olası daha fazla stres yükledi. Bu nedenle zaman temelli olarak yazdığım son yazı.

IMG_4463

Ne yedim ne içtim?

  • Bu başlık altında olası liste oluşturacak şeyler yazmaktan kaçınıyorum. Bu yüzden sadece yemediklerimi paylaşıyorum.
  • Her türlü işlenmiş şekerli gıda. İçine koruyucu olarak eklenmiş bile olsa tüketmedim. Beyaz undan yapılan her türlü gıdayı tüketmedim. Tatlandırıcı kullanılan hiçbir ürünü tüketmedim. Alkol tüketmedim. Bal, pekmez vs de doğal sayılmasına rağmen öncesinde de çok sevmediğim için tüketmedim.
  • Çok sorulan bir soru olduğu için ekliyorum; başlangıçta çok şekerli bulduğum meyve ve kuru meyveleri de tüketmedim (21 gün) sonra tüketmeye başladım.
  • Şimdi içinizden bazılarınız ‘ee ne kaldı ben zaten bunları yemesem’ gibi cümleler kuruyordur. Olabilir. Zaten konu bunları yememek. İşte bu tüketmedim dediğim şeylerden dolayı ‘ ne kaldı ki’ gibi bir düşünceye giriyorsanız eğer mutlaka bir beslenme uzmanı desteği alın.
  • Ben gerçek yemekler yemeye başladım. Evde olan, ulaşılabilir ve maliyeti daha düşük yemekler olduğuna inanın. Yenilebilir yemekler listemin uzunluğu ve sonsuzluğu beni yoksunluk ve zayıflama diyeti psikolojisinden hızla çıkardı.

IMG_4518

Kısaca Ne Yapalım?

  • Pazara gidin. Her semtte her farklı günde çeşit çeşit pazar var. Dolabınız taze oldukça siz de taze olacaksınız.
  • 1 saatinizi markete ayırın. Hayır alışveriş için değil. Gezmek için gidin ve çok sık tükettiğiniz şeylerin etiketini okuyun. Nelerde şeker vb ekler olduğuna inanamayacaksınız.
  • Kendinizi takdir edin. Her gün için aynada kendinizi tebrik edin. Yiyecek hedefleri ve ödüllerinden kaçının. Hazır gıdadan ayıracağınız para ile kendinize kitap vb şeyler alın. Ben 21, 40, 60 ve 100. günlerde aldım 🙂 Bundan sonra sayı yok artık aklıma geldikçe 🙂
  • Sizi insanlarla konuşmak mı motive eder yoksa bu konudan hiç bahsetmemek mi buna karar verin. Ben ilk 21 gün çok yakın bir arkadaşım ve eşim dışında kimse ile paylaşmadım mesela. Sonrasında bu konuda konuşmaya hazır ve daha güçlü hissettiğim için paylaşmaya başladım.
  • İlk 3 gün ne yiyeceğinizi planlamış olun. Zaten sonrasında otomatik olarak eliniz alışacak.
  • Lütfen eski halinizi, var olduğunuz hali ve olacak gelecekti halinizi de sevin. Unutmayın kişiliğiniz, insanların hayatlarındaki varlığınız ve değeriniz her bedende aynı.

Peki Spor?

  • Ben her şeye aynı anda başlayıp birden hiç olmadığım bir insan gibi olmaya çalışmadım bu sefer. O yüzden kendime bir spor zorunluluğu koymadım. Önceliğim beslenme oldu. İlk 21 gün bittikten sonra yürüyüşlere başladım. 20 dk, 30 dk, 60 dk diye artırdım. İki ay bitiminde tamamen evde kendime göre yoga vb şeyler yapmaya başladım. Herhangi bir spor salonuna daha hayatımdaki beslenme gibi bir sorunu düzeltmeden para ödemedim bu sefer.

Processed with VSCO with f2 preset

 

100 Gün Sonunda Neler Değişti? 

  • Nefes alışım düzeldi.
  • Uyku sorunum ortadan kalktı.
  • Gündüz uykularım bitti.
  • Yorgunluk hissim tamamen bitti.
  • Açlık ve tokluk kan şekeri değerim normal seviyeye döndü.
  • Kaşıntı ve kızarıklık hissi veren üretiker sorunum bitti.
  • Hemoroid problemim bitti.
  • İnsülin direncim kırıldı. Tüm ilaçlar ile bağım bitti.
  • Fiziksel gücümün artması psikolojik gücümü de artırdı.
  • Daha tam olarak olmasa bile en azından uzaktan sevdiğim markalardan bir şeyler bulabilmeye başladım 🙂
  • 100. gün sonunda 19 kg verdim.

Bundan Sonra?

Bundan sonrası ile ilgili inanın net bir hedefim yok. Sadece henüz yeterli görmüyorum olduğum noktayı. Hayatım boyunca onlarca farklı beden yaşadığım için kendimi en mutlu hissettiğim zamanları düşündüm geçen gün. O beden aralığına gelirsem daha iyi hissederim gibi geliyor ama şu an olduğum noktadan bile çok mutluyum. Ben sağlıklı besleniyor ve gerekli hareketimi yapıyorum. Gerisi bedenime kalmış o ne şekilde olmak isterse o. Artık yemeklerden korkmuyorum. Dengelerimi biliyorum. Bana iyi gelenler ve kötü gelenleri ayırabiliyorum. Ve ‘zararlı’ gözüken bir şeyi tüketsem bile ona nerede dur diyeceğimi ve zarar vermeden vücudumdan yollayabileceğimi biliyorum. Benim dengelerim yoktu. Beslenme dengem, spor dengem. Şimdi dengelerim var. Bundan sonrasında güç yemeklerde değil bende. İnsan öğrenmeye açık yaşamalı. Ben beslenme konusunda çok kapalı ve sınırlıydım. Şimdi o sınırlarım yok. Her türlü bilgiye açığım.

Sadece şimdiye kadar olan ‘yenilgileri’ unutun. Ortada bir savaş yok. Ortada bir hayat var. Onun ne şekilde olacağı ise sizin, benim seçimlerimiz işte. Sadece değiştirmeyi düşündüğünüz şeyin gerçekliğinden ve isteğinizden emin olun. Gerisi geliyor. Bu süreçte yorumlarını esirgemeyen herkese tekrar teşekkürler.

 

Not: Eğer bedensel bir değişime ihtiyaç duyuyorsanız ve bunun sizden mi ya da çevresel kaynaklardan mı meydana geldiğine karar veremiyorsanız Berrak’ın paylaştığı bu muhteşem yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Beden Olumlama

Şekersiz 40 Gün!

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Sizinle daha önce şekersiz 21 gün yazımı paylaşmıştım. Henüz okumayanlar için şekersiz 21

21 gün şekersiz yaşadıktan sonra sosyal medyadan ve bu süreci daha önce deneyimlemiş olan arkadaşlarım eğer 40 güne tamamlarsam artık psikolojik olarak çok daha rahat olacağımı ve 21 gün ile tamamlanan fiziksel bağımlılık sürecini 40 gün ile psikolojik olarak da tamamlayacağımı söylediler. Zaten o noktadan sonra bırakmaya niyetim yoktu. Farklı olarak artık bilekliklerimi takmadım ve beslenmemde biraz daha çeşitlendirme yaptım.

Açıkçası aldığım tüm yorumlarda fiziksel şeker ihtiyacından çok psikolojik olarak daha çok zorlandığınızı yazdınız. Aslında benim de en çok savaştığım bölüm bu oldu. Burada önemli olan kendinizi dinlemek ve hissettiğiniz duygunun gerçekten ne olduğunu anlamlandırmak. Sadece öyle alıştınız diye akşam otururken bir şeyler mi yemek istiyorsunuz yoksa o an da gerçekten fiziksel olarak beslenmeye mi ihtiyacınız var?

Bu sorunun cevabını ise sadece 1 bardak su ile ya da bir fincan kahve, çay vb tüketerek alabilirsiniz. Genelde psikolojik olarak bir ihtiyacınız varsa bu şekilde zaten atlatıyorsunuz. Açıkçası beslenme önerisi vermek istemiyorum ve bundan kaçınıyorum. Herkesin dinamiği, ihtiyacı, yaşam şekli farklı ve ben beslenme önerisi verecek yetkinlikte değilim. Bunu sadece bir deneyim yazısı olarak ele alıp, kendinize göre şekillendirirseniz sevinirim.

Processed with VSCO with a6 preset

  • 40 Günde Neler Değişti?

Açıkçası benim başladığım noktada istediğim şey ‘insülin direnci’ ilacını içmemek ve kan şekeri değerimin düzenlenmesiydi. 30. gün sonunda insülin ilacını içmeme gerek kalmadı. Açlık kan şekeri değerim 80 e kadar düştü ve tokluk değerde uzun süre sonra 130 gördüm. Özellikle bu konuda sıkıntı çekenler bu değerlerin önemini daha iyi anlayacaktır.

 

 

Şekersiz hayata geçmeden önce kalp atış hızım normal dinlenmiş durumda 110-115 arasındaydı. Tansiyonum hep normaldi ama nedense nabzım her zaman hızlı atıyordu. Bu da ileride tansiyon ile ilgili bir sıkıntıya dönüşebileceğine bir işaretti. 30. günden sonra nabzım 80-90 aralığına geriledi. Ve bu da nefes alışımın değişmesinden, daha huzurlu hissetmeme kadar birçok şeyi yanında getirdi.

 

Birçok kişinin bana en çok sorduğu soru tabii ki kilo oluyor. Ben 40. gün sonunda tam olarak 10 kg verdim. Evet 10! Biliyorum bazılarınıza bu çok yüksek gelebilir ama kilo verme oranı kişinin bedenine, fazla kilosuna, metabolizma hızına göre değişiyor. Yani zaten 10 kg fazlanız varsa bu süreçte hepsini veremeyebilirsiniz ama zaten fazla kilolu iseniz daha yüksek sonuçlar alabilirsiniz. Açıkçası şekersiz hayatta hedefin iç organ sağlığından öteye gitmemesi gerektiğine inanıyorum. Fiziksel değişim bu işin belki ödülü, bonusu olabilir ama iç organlarınızdaki iyileşme inanın size çok daha fazla güzel şey getiriyor.

 

Bu verdiğim kilo ölçülerime nasıl yansıdı?  Bel çevresinden 6 cm, kalça çevresinden 6 cm, gögüs çevresinden 4 cm, bacaklardan 9 cm, kollardan 5 cm incelme yaşadım. Açıkçası kilodan çok ölçü ile takip etmek çok daha sağlıklı.

 

Uyku sürem ve uykuya dalış sürem değişti. Ben her zaman gece insanı olduğumu savunurdum. Gece yaşamayı sevdiğimi düşünür ve 5-6 saat uykunun bana yettiğini iddia ederdim. Şekersiz hayata geçtiğimden beri uyku düzenim değişti. Neredeyse gece 00:00 saatini zor görüyorum ve hafta içi 07:00 hafta sonu 08:00 saatinden bir dakika bile fazla uyuyamıyorum. Gün içinde evde olduğum zamanlarda mutlaka yaptığım ve ihtiyaç hissettiğim ‘şekerleme’ uykusuna ihtiyaç duymuyorum. Zaten adının neden şekerleme olduğu belli. Gece uykum hiçbir zaman kesintisiz olmazdı. Mutlaka ara ara uyanır ve kendimi rahatsız hissederdim. Şimdi neredeyse (kızım uyanmıyorsa) deliksiz uyuyorum.

 

Su tüketimim 1.5 litreden 3.5 litreye çıktı. Bu nedenle sindirim sorunu yaşamıyorum ve çeşitlendirdiğim sular sayesinde cildimin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Ve artık hiç susamıyorum. Vücuduma sıvı yoksunluğu yaşatmıyorum.

f5a5e8e0fad4e11dcb642b253107b5d9

 

  • Motivasyonunu Nasıl Sağladın?

Aslında yukarıda yazdığım her şey zaten motivasyonumu sağlamam için yeterli nedenler. Bunun dışında hedeflerime ulaştıkça kendime ‘tatlı, yemek’ ödülleri değil daha farklı ödüller koydum. Ufak bir takı, kitap, albüm vb aklınıza ne gelirse.

Şekersiz beslenmek lezzetsiz beslenmek demek değil. İşte bu yüzden sürekli yeni tarifler araştırdım, buna zaman ayırdım.

Okumak ve kafamı bambaşka hikayelere vermek her zaman bende işe yarar. Kitaplara sardım ve aklımı oyalamak için daha çok okuyorum.

Sosyal medyada sadece sağlık, beslenme, motivasyon hesaplarını takip ettiğim yeni bir hesap açtım. Sadece takip ediyorum, paylaşım yapmıyorum. Kendi hesabımda zaman akışında kayboluyor kaçırıyorum diye bir dosyalama yöntemi gibi kullanıyorum.

img_2677

Fiziksel değişim yaşadıkça giyim dolabımı düzenledim. Eski ve artık bol gelen hiçbir şeyi dolabımda tutmuyorum. Eskiden her beden kıyafet dolabımda beni beklerdi. Şimdi onlara asla dönüş yapmayacağım için elden çıkarıyorum.

Kendimi takdir ediyorum. Gerçekten ‘ben yaparsam herkes yapar’ algısından kendimi hızla çıkardım. Bu bir başarı ve kendimi takdir etme hakkımı ‘zaten herkes yapar’ diyerek elimden almıyorum. Ben bunu başardım ve bu yüzden devam edecek güç yine benim elimde.

Arkadaşlarımı oyuna katıyorum. Benden sonra bu konuda kafa yorup, bu yoldan gitmek isteyen arkadaşlarım oldu. Hepsi ile uzun uzun konuşuyorum. Destek oluyorum. Onlar güçlenip devam ettikçe ben de güçleniyorum. Bu konuda fikir alışverişi yapabiliyor olmak ayrıca mutlu ediyor. İnsanlarla şekersiz bir zincir oluşuyor ve destek oluyor.

Yemek yiyebilmenin gücünü keşfettim. Porsiyon kontrolü asla yapamadığım bir şey. Ben göz kararı olmayan tarifleri bile zor yaparım. Hedefiniz sadece ‘şekersiz’ beslenmek olunca yoksunluk ve diyetteyim hissi ortadan kalkıyor. Yediğim sebze, salata vb ne ise istediğim kadar yiyebileceğimi bilmek özgürlük hissi veriyor.

Processed with VSCO with f2 preset

Buzdolabımın her zaman taze ve yeşil olması kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Pazara gidin arkadaşlar. Çalışan kişiler de hafta sonu herhangi bir semt pazarı bulabilirler. Pazarların çeşitliliği beslenme vizyonunuzu genişletiyor. Ne kadar taze o kadar iyi. Pazarların rengarenk dünyasına kendinizi kaptırın.

Canınızın çektiği her şeyin doğada mutlaka bir karşılığı olduğunu bilin.

Processed with VSCO with a5 preset

 

  • Bundan Sonra Ne Olacak ?

 

Ben artık yemeklere, şekere bağımlı biri değilim.

Beni yemekler yönetmiyor.

Ben mutfağımı yönetiyorum. Bu yüzden ben devam ediyorum.

Farklı olarak artık günlerimi saymayacağım.

Bu noktadan sonra beslenmemi düzenleyerek artık kilo vermemi devam ettirecek bir düzene geçeceğim.

Beslenme düzenim oturduğu için artık sporu aktif olarak hayatıma koyacağım. Yani yeni 21 spor 🙂

Beslenme günlüğümü yazmaya 1 yıl devam edeceğim.

img_2714

 

Eğer siz de bu yazıyı okuyorsanız içinizde bir yerde değiştirmek istediğiniz bir şeyler var demektir. Sadece başladıktan sonra gerisi geliyor. Ben bunu çok geç anladım ama aslında geç diye bir şey yok. Önemli olan bunun ‘sizin’ seçiminiz olması. Doktor istedi diye, aile istedi diye, sevgiliniz eşiniz istedi diye başlamayın. Siz isteyin, kendi seçiminize sahip çıkın.

Sorularınız, önerileriniz varsa tüm sosyal medya hesaplarımdan ve yazıya yorum yazarak ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

Başladığı Şeyleri Yarım Bırakanlar Burada mı? 

yaşam

Başladığı şeyleri yarım bırakanlar burada mı? 

Benim uzun zamandır aşmaya çalıştığım, iç sesimle sürekli savaş verdiğim konulardan biri bu. Bazı şeyler var ki tam olmuyor, tamam olmuyor.

Bu konuda yalnız olamam dedim ve meğer ne kadar kalabalık bir toplulukmuşuz. Hatta beraber bir köy kuralım desek şehir olmamız birkaç ayımızı alır ama ona da üşenmezsek. 

Aslında bu yarım bırakma konusu tembellik ya da miskinlik gibi bir özelliğe dayalı değil. Bir şeyleri yarım bırakmamızın birkaç nedeni var.

Şöyle; 

  • Doğru zaman mı? 

Evet ilk madde bu. Başladığınız ama yarım kalma olasılığı yüksek olan konuya başlamanız için doğru zaman mı? Yani sizi yoldan çevirecek başka şeylerin çıkabileceği, yoğun, destek göremeyeceğiniz bir dönem mi değil mi?

  • Doğru seçim mi? 

Yapmayı planladığınız şey, her şey olabilir sizin için gerçekten doğru mu? Başkalarından ya da çevresel, durumsal etkenlerden mi etkilendiniz yoksa bu sizin gerçek isteğiniz mi? 

  • Motivasyon araçlarını önceden belirlemek. 

Her insan inişli çıkışlı dönemler yaşıyor. Yani yarım bırakmak mevzusu her zaman “siz” kaynaklı olmayabiliyor. Bu yüzden böyle olası anları ön görerek bir motivasyon planı hazırladınız mı? Ya da bu işi tamamlamada size yardımcı olabilecek kaynaklar kolay ulaşılabilir mi? 

  • Vazgeçtiğiniz, yarım bıraktığınız şeyler ne ile ilgili? 

Aslında bunun en önemli madde olarak işaretlenmesi gerekiyor. Yüksek farkındalık gereken ama mutlaka yapmanız gereken bir çözümleme. Şimdiye kadar tamamladığınız ve yarım bıraktığını işleri yazmanız gerekiyor. Yazmanız ve irdelemeniz. Bu problemi yaşadığını söyleyen birçok insan aslında eğer yapılacak şey başkası ile ilgili ise yüksek hız ve kararlılıkla tamamladıklarını söylüyorlar. Mesela oğlu ya da kızı için her gün spor çantası hazırlayan anne kendisi için bunu yapmıyor ve bu yüzden düzenli spor yapamıyor. 


Belki yazacağınız bir kitap, vereceğiniz 10 kilo fazlanız, spor yapma isteğiniz, yarım kalan yapbozlar, yarısı okunmuş kitaplar, bitmeyen örgünüz, her zaman gözünüze batan ama elinizin bir türlü gitmediği dağınık dolaplar, öğrenmek istediğiniz ama bir türlü tamamlamadığınız dil kursu bunun gibi aklınıza gelebilecek onlarca şey olabilir. Bunlar yarım kaldıkça bizlerin üstünde daha fazla bir yük oluşturup hatta özgüven eksikliği, kendini yetersiz görme gibi kronikleşen durumlara yol açabiliyor. İşte bu yüzden doğru şeyi, doğru zamanda, doğru kaynaklar ile sadece kendimiz için yapabileceğimize olan inancımızı artırmamız gerekiyor. Bu yüzden ilk yapmanız gereken şey korkmadan başlangıç noktasına dönmek. 

  • Başa dön
  • Karar ver
  • Planla (yukarıdaki kriterleri göz önünde tutarak) 
  • Harekete geç. 

Ve duraklar belirle; 

Hedef sonuç olmamalı. Bu yorucu ve hız kesen bir durum. Kendinize duraklar çizin. Bu duraklarda önceden belirlediğiniz sürelerde dinlenin ve başlama zamanına uyun. 

Unutun;

Şimdiye kadar yarım kalmış her şeyi unutun. Onlar yanlış zamanların, yanlış kararlarıydı. Gerçekten olması gerekseydi olurdu. Biraz kadercilik iyidir. Şimdi oyuna baştan başlama zamanı ve zarlar sizin elinizde. 

Not: Bu yazı hiçbir bilimsel, psikolojik dayanağa bağlı olarak yazılmamıştır. Bazen deneyim en iyi öğretmendir 🙂 

Yaratıcılığı Tetikleyecek 20 Yöntem

sağlıklı yaşam

e54ea0d5685d6159a0e46482fb629de4

Tıkanmış mı hissediyorsun?

Aşağıdaki doğrulanmış yöntemlerle ihtiyacın olan yaratıcılığa anında ulaşabilirsin

  • Bazen olasılığı en düşük fikir üzerinde düşün. Risk almak her zaman kötü değildir. Kimsenin seçmeyeceği seçenek doğru değerlendirirsen senin için iyi bir fırsat olabilir.
  • Küçük oyna, büyük kazan. Önce tepeler yarat dağlar yaratmaya çalışmak seni yavaşlatabilir
  • Her şeyi sorgula. En değişmez gerçekler bile sorgulanmaya değerdir. Sorduğun her soru seni yanlıştan uzaklaştırır.
  • Gerekirse kopyala. Klasikler ve işe yaramış yöntemler üstüne çalışmak için iyi bir bazdır. Sadece geliştirmeden, üstüne bir şey eklemeden aynısını yapmadığından emin ol.
  • Alakasız 3 kişiden fikir al. Yeni perspektifler yeni yaklaşımlar düşündürür. İyi bir dinleyici olmak her zaman kazandırır.
  • Her fikri yaz. Kayda değer ya da saçma olsa bile yazmaya başladıkça göreceksin ki fikirlerin olduğu liste uzayacak. Çantadaki küçük not defteri ve kalem kurtarıcın olabilir.
  • Her seferinde bir konuyu ele al. Aynı anda birçok işi yaptığını iddia edenler hiçbir işi düzgün yapamazlar.

5d8fde1764413e8a351da7bf1b0453c0

  • Asla hayır deme. Farklı düşüncelere açık olmak iyi bir başlangıç noktasıdır. Her şeye ‘evet’ ya da ‘hayır’ demektense ‘belki’ demek daha iyi bir yöntem olabilir.
  • Hayal kur!  Bırak zihnin ve bilinç altın dans etsin. Sayısız fikirlerin aklına geldiğini göreceksin.
  • Pratik yap. İyi olduğun konuda her gün tutarlı bir şekilde çalışmak o konuda seni bir deha haline getirebilir. Çalışmaktan vazgeçme.
  • Fişi çek. Dikkatini dağıtabilecek olan cep telefonları, tabletler seni mutlaka odağından uzaklaştıracaktır. Hiç şaşmaz. Seni hedefinden uzak tutan her şeyden arın.
  • Uzmanlık alanın dışındaki alanlara bak. Hayat aynı olayların döngü halinde olduğu parçalardan ibarettir. Üzerinde çalıştığın konuda çözüm bulamadığın durumda emin ol ki başka bir alanda onun çözümü bulunmuştur.
  • Hareket et. Koşmak yaratıcı düşünceyi onlarca kat artırdığı kanıtlanmıştır. Bedenin doğru çalışırsa beynin doğru çalışır.
  • En iyi arkadaşınla konuş. Her zaman sana destek olacak birisi vazgeçmemek için iyi bir motivasyon yaratacaktır.
  • Riskleri iyi hesapla ama aşırı detaycılıktan kendini koru. Detaylarda sadece boğulursun.
  • Gerektiğinde sessizliği seç . Her beyin fırtınasını yönlendirmeye çalışma, bırak insanlar tartışsın fikirler dans etsin.
  • Mükemmeliği unut. Önce fikirlerinin iskeleti ortaya çıksın mükemmelleştirmek için daha sonra vakit harcayabilirsin.
  • Hedeflerini iyi koy. Bunu gerçekten istiyor musun? Sorgula!
  • Ara vereceğin zamanı bil. Aynı çıkmazların içinde olduğunu hissediyorsan ve bir çözüm üretemiyorsan ayağa kalk, derin bir nefes al ve uzaklaş. Tekrar dönmeye hazır hissettiğinde çok daha yaratıcı olarak geri döneceğinden emin olabilirsin.
  • En baştan başla. Eğer içine sinmiyorsa, yarattığın şey seni yansıtmıyorsa sona ne kadar yaklaşırsan yaklaşmış ol başa dönmekten korkma.

cropped-db13.png

Yol Aç

yaşam

Şimdiye kadar birçok alanda beğendiğim, takip ettiğim, izlemekten keyif aldığım insanları irdeliyorum günlerdir. Bir çeşit kendimi sorgulama olarak bakabilirsiniz. Beğenilerini sorgulamalı insan ara ara. Öyle bir şey ki bu gün geliyor aslında çok sevdiğinizi düşündüğünüz kişiyi, şarkıyı vs artık beğenmediğinizi fark ediyorsunuz. Yani ara ara bu listeyi kafadan geçirmekte fayda var.

3d04b04fd4d255a6789c995f08599b76

İşte bunları düşündüğüm bir zaman diliminde hayatım boyunca hayran kaldığım, alkışladığım, takdir ettiğim insanların sadece tek bir ortak özelliği olduğunu fark ettim. ‘Yol açmak’ Bu bahsettiğim şey tabii ki trafikte araba ile yol vermek değil. Kariyerlerinde, yaptıkları işlerde hatta duruşlarında hep bir arkadan geleni desteklemekten bahsediyorum. Yeniden korkmadan, yeni ile beslenerek hatta yeniler ile yeni kalarak devam etmişler hep. İsimler üzerinden konuşmuyorum çünkü dedim ya bunlar benim beğenilerim yani fazla kişisel kalabilir. Başarı gerçek bir canavar. Üstelik de yanlış şeyin altını çiziyor. Kendi içine bakmak yerine, hep daha fazlasını aratıyor.

1a888114fb404757e4e23e78861a95f0

Ego savaşları, koltuk sevdaları, tekil başarı tutkusu insanı zirvede yalnız bırakan bir duygu. Rekabet olmadan başarı olacağını düşünmek ise tam bir cahillik aslında. Ödülleri, alkışları, takdirleri toplamak için sizin gibi sizin işinizi yapan insanlar lazım. Siz arkadan geleni, yeni olanı destekledikçe ve gerçekten çalıştıkça o rekabet sizi daha çok besliyor. Başkalarına açtığınız yol sizi de ileri taşıyor. Özellikle başarının rakamsal dürtüsüne değil soyut getirilerini bakar ve bunlardan motive olmayı öğrenirseniz hayat boyu başarı garantiniz oluyor. Sizin işinizi yapan kötüler, iyiler, orta dereceler ya da çok iyiler olacak ki siz de varlığınızı sürdürün. Ben ne zaman yeniden kaçan, korkan, önünü kesen görsem aklıma sadece ‘korku’ gelir. Sahi siz yeniden korkar mısınız?