Hafızama Not

yaşam

Sözleri unuturum ben. İsimleri, olayları, anıları belki ama gördüğüm bir fotoğrafı, bir yüzü asla unutmam. İnerim hafızamın kör kuyusuna oradan çıkartırım ne, nasıl, neden çekilmişti, vardı. Soma’da yaşanan akıl almaz cinayeti ve arkasından yaşanan her şeyi elbet hatırlayacağız ama öyle olaylar girecek ki hayatımıza bazılarını unutacağız. Ancak yıl dönümünden yıl dönümüne belki hatırlayacağız. İşte bu yüzden şu son dört günde hafızama kazımak istediğim, bana orayı sanki oradaymışım gibi hissettiren ‘o an’ fotoğraflarını buraya koyuyorum. Bu sefer sizin için değil kendim için bir şey yapıyorum aslında. Unutmayayım dönüp dönüp aklıma kazınsın diye benim ‘o an’larımı koyuyorum. Ve bazılarında asla kulağımdan gitmeyecek cümleler ile…

Fotoğraf ne zorla çekilebilir, ne de koparılabilir. O kendisini size sunar. Asıl o insanı çeker. Mutluluğun resmini yaparlar mı bilmem ama ben acının fotoğrafları çekilirmiş onu gördüm.

Bnm6Ym0IIAAXtJf

 

 

 

-Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin.

BnmYhpaIMAIQR8r

 

Sen hiç acıdan yumruğunu ısırdın mı?

BnnjTUoIYAAgdvq

Abi Mahmutu çıkaramadılar +Çıkardılar kardeşim sakin ol -Çıkarmadılar abi ben yürürüm bırakın beni gidin onu alın -Abi onu alın karısı hamile

BnqMmlRCQAAMzUV

İnsani çalışma şartları ve modern çalışma sistemi anlatılırken ben bu fotoğrafa bakıyordum.

BnsqojrIUAA0Wf0

Gözler anlatıyor ya bazen her şeyi … Ve arkadaki o derinlik.

BnxLSrrCUAAKGEM

 

Tek bir cümle yok üstüne…

Bnxz0-YCIAAG64P

 

 

Üstlerine zimmetli diye korudukları iş kıyafetlerini bırakıp gittiler bu dünyadan.

 

Bns86lzIcAAvHJY

 

 

not: Bu fotoğrafları çekenlerin isimlerini bilmiyorum ama onların işinin çok zor olduğunu biliyorum. Eğer bir gün öğrenirsem tek tek yazacağım isimlerini.

İnsanlığın Duvarı Korku

yaşam

Yaşadığım bir kaç saniyelik bir olayın birkaç gündür içimdeki ‘insanlık’ ve ‘vicdan’ köşelerini törpülediği günler yaşıyorum. Belki bazılarınız anlattığım zaman abarttığımı düşünecek ya da bunun sadece benim ile ilgili bir yoldan çıkma olduğunu öngörecek. Oysa biliyorum benim yaşadığım o birkaç saniyelik olay bugün tüm toplumu bir hastalık gibi sarıyor. En iyisi önce anlatayım.

Geçen akşam arkadaşımla hoş bir gece geçirmek için araba ile evden çıktım. Karşıyakayı bilen bilir. Bostanlı feribot iskelesine girdim ve son saniye feribotu kaçırdığım için oradan dönüş yapıp tekrar sahil yoluna girmek için ışıklarda durdum. Sıra olarak ikinci sırada duruyordum. O an da karşıdan karşıya geçmeye çalışan görme engelli bir bey yolların onlar için düşünülmüş olmamasından kaynaklı olarak yaya geçidinin ortasında yer alan trafik lambası direğine hızlıca çarpıp yere düştü. İşte o 2-3 saniyelik anda o adam bir kaç saniye bile olsa çaresiz şekilde orada yatıp kaldı. O anda karşı taraftan geçen başka bir yaya müdahale edip o beyi kaldırdı. Peki yardım eden kişi o tarafa geçene kadar olayın hemen önünde olan arabalarda olan bizler neden arabadan inmedik. Neden müdahale edemedik? Sadece o bir kaç saniyede aklımdan ilk geçen şeylerden o kadar vicdan azabı duydum ve o kadar kendimi sorguladım ki. Aklıma ilk gelen arabadan insem biri çantamı açık kapıdan alır mı? Acaba bu bir kumpas olabilir mi? Yardım eden başkası var mı? Bunun gibi birkaç saniyeye sığan komplo teorileri ürettim. Anında harekete geçip o adamı ilk kaldıran omuz olmak varken toplumun, deneyimlerin, sistemin bana yüklediği korkuların insanlığımın önüne geçmesine izin verdim. Her gün haberlerde duyduğum ‘şöyle kandırıp gasp etmişler, böyle yapıp soymuşlar’ haberlerinin bilinçaltımda insanlığımı, vicdanımı nasıl çürütmeye başladığını tokat gibi gördüm. Ve aynı şekilde o anda orada ışık bekleyen onlarca arabanın da aynı korkular ile kapıları kitli durduğunu gördüm. İstem dışı elim ilk kilit düğmesine gitti devamında çünkü bana pompalanan kork emri devreye girdi. Önce kendimi suçlarken adamın yardımı aldığını görüp tekrar ayağa kalktığını gördükten sonra egom bu sefer yolları yapanları, engelli vatandaşları düşünmeyenleri suçlamaya başladı. İçimi rahatlatmanın tek yolunu ancak başka birilerini ve sistemi eleştirmekte buldum birçok olayda yaptığım gibi.

Aslında bu utancı yaşamaya ihtiyacım varmış. O görme engelli adam bugün birine bir tokat attığının farkında değil biliyorum ama ben o tokatı yedim. O adamı bu çağ dışı yollarda, basit bir baston ile yürümeye mecbur bırakanlara karşı onun hakkını savunamadığım için utandım.  Dinlediğim, izlediğim haberlerin benim kalbimi körleştirdiğini görüp yerin dibine girdim. O adam o yoldan kalktı ama ben o yola o an çakıldım. Tek derdi bir an önce yeşilin yanması olan insanlardan olduğum için utandım. hep başkasının yardım etmesini beklediğimi görüp kendime sıkı bir küfür ettim mesela. 

Hayat dersler ile dolu ise gerçekten o dersin kimin tarafında verileceğini ve zamanını bilmiyorsunuz. Ben dün sınıfta kaldım ama öğretmenim söz artık daha çok çalışacağım.