@ cerilevis Ömür Özdemir ile Röportaj

Bir Dilim Sohbet

Bugün sosyal medyanın geldiği noktaya baktığımızda kendi içinde bir yetenek havuzu gibi. Gerçekten bir yeteneği olan ve bunu doğru anlatan herkes için fark yaratan bir mecra haline geldi. Bunun en iyi örneklerinden biri ise @cerilevis adı ile tanıdığımı Ömür Özdemir.  Sadece bir twitter karakteri olmaktan ibaret olmayıp farklı alanlarda karşımıza çıktı ve hepsini hakkı ile yerine getiriyor. Sizler için merak edilenleri sordum ve o da içtenlikle yanıtladı. Bugünlerde yeni projesi Ömür Törpüsü ile izlediğimiz Ömür bundan sonraki projelerini bize anlattı. Keyifli okumalar.

omur-ozdemir-resimleri

Sosyal medyanın hayatımıza tam orta yerinden soktuğu adamların başında geliyorsun. Bundan birkaç yıl önce bugün ki hayatının ne kadarını tahmin ederdin?
+Bundan birkaç yıl önce çok alakasız bir sektörde çok alakasız bir iş yapıyordum. Hayal ettiğim bir çok şey vardı. Gelgelelim Twitter’da başlayan popularitemle beraber bir şeylerin değişeceğini hissetmiştim. Bugünkü hayatımı demeyelim de bugün yaptığım işlerin birçoğunu yapacağımı tahmin etmiştim açıkçası.

– Şu an yaptığın işlerden önce var olan bir profesyonel çalışma hayatın var. Ne zaman o hayatta vazgeçip ‘benim istediğim bu değil’ dedin?

+Açıkçası o işte çalıştığım her saniye bunu demiştim. Esas filmi izlemiyor gibiydim. Kredi kartı ekstrelerimi ödemek için yaptığım, zerre keyif almadığım bir işti keza. Önce Levent Kazak, ardından da Okan Bayülgen’den gelen tekliflerle arkama bakmadan kaçtım zaten oradan.

-Twitter senin için bir şans gibi gözükse bile aslında yaptığın işlere bakarsak sadece var olan bir yeteneğin keşfedilmesini kolaylaştırmış diyebiliriz. Peki bu yaptığın işler içinde hangisi gerçekten en çok istediğin?

+Oyunculuğu çok sevdim. Şu an yaptığım Ömür Törpüsü isimli talk show’u da çok sevdim. Sanırım bu ikisine devam etmek istiyorum. Gazetede yazmanın da ayrı bir hoşluğu var ama yazmak beni çok yoran ve streslere gark eden bir şey.

c9a_a5e78

– Sosyal medya artık kendi medyasını yaratmış durumda ve sende kısa bir zaman önce internet üzerinden yayınlanan bir talk show’a başladın. Nasıl çıktı ‘ömür törpüsü’ projesi?

+Yakın arkadaşlarım bilirler; ben yaklaşık iki yıldır böyle bir formatı hayata geçirmek istiyordum. Derken Doğan Medyanın eğlence platformu olan NetD.com yöneticileriyle tanıştık ve bunu çok sevdiler, yapmak istediler. Birkaç aylık bir beklemenin ardından Hakan Bonomo’yla tanıştırdılar beni. Hakan Bonomo’dan bunun Between Two Ferns adında Amerika’da Zach’in yaptığı bir formatla benzer tarafları olduğunu öğrendim, vazgeçmedik, Hakan’da bu işi yazmak istiyordu. Sonra başladık.

5246d5106c05090bd83a274e

– İzlediğimde bana düşündürttüğü aslında televizyonda yayınlanan showlardan beklediğimizi bize hap şeklinde verdiği yönündeydi. Hani konuk olanların başına alakasız şeyler gelsin diye bekleriz ya. Bu proje televizyona taşınacak mı ?

+Evet aynen öyle hap gibi, maksimum 6 dakika sürüyor. Ünlü tayfasına söyleyemediklerimizi söyleyebildiğimiz, onların sinirli huysuz agresif hallerini görebildiğimiz tuhaf bir program. Ömür Törpüsü’nün henüz ilk bölümlerinde olmamıza rağmen televizyona taşınması için yoklamalar yapılmaya başladı bana. Bakalım, zaman gösterecek neler olacağını. Bu arada ultra sürpriz isimler gelecek Ömür Törpüsü’ne yakın zamanda. Sanırım daha çok ses getirecek bir program olacağız.

– Gazetede yazılarını okuyoruz ve genelde erkeklere verdiğin tavsiyeler ile ses getiriyorsun. Düzenli olarak bir şeyler yazmak seni zorlamıyor mu? Yani nedir yazıların için olmazsa olmazların?

+Açıkcası çok zorluyor. Fakat orada da kemik bir okuyucu kitlemin olması beni çok mutlu ediyor ve o motivasyonla devam ediyorum. Ben pazar günleri yazıyorum zaten ve insanların o güzel tatil gününde yazımı okurken tebessüm etmelerini sağlamaya çalışıyorum. En büyük olmazsa olmazım bu.

Oyunculuk kariyerine gerçekten çok güçlü isimler ile başladın. Levent Üzümcü, Mehmet Ali Erbil gibi isimler ile aynı seti paylaşmak nasıldı?

+İnanılmaz güzeldi ve çok heyecanlıydı. Daha birçok usta oyuncu vardı. Üstad Gani Müjde’yle çalışmak başlı başına harikaydı. Yönetmenimiz Süleyman Seçik keza yine öyle. Kendimi keşfetme konusunda benim için harika bir deneyimdi. Çoğu zaman “olm sen kimlerle karşılıklı oynadığının farkında mısın!” diye kendimle konuştuğumu hatırlıyorum.

– Peki, oyunculuk şu an bekliyor mu yoksa yakında yeni bir proje var mı?

+Yakında yeni bir dizi olacak gibi görünüyor. Bu sektörde bir sürü proje konuşuluyor, bir sürü toplantılar yapılıyor ama ilk set gününü görmeden hiçbir şeye oldu gözüyle bakmamak, kesin konuşmamak lazım.

– Yeni başlayanlar için sosyal medya kullanımı önerilerin var mı?

+Yok desem ayıp olur mu? Herkes kafasına göre takılsın desem? Herkesin dünyası ayrı, herkes nasıl istiyorsa öyle kullansın desem?

– Vakit ayırdığın için teşekkürler

+Ben teşekkür ederim, sevgiler saygılar.

Okan Bayülgen’i Anlamak

yaşam

Şimdi neden durduk yere Okan Bayülgen yazısı yazdı bu diyebilirsiniz. Aslında bu biraz yakın zamanda çok fazla konuşulacak olması ile ilgili sanırım. Hayatta idolleriniz vardır ya da örnek alıp sevdiğiniz insanlar. Hatta o kadar yükseltirsiniz ki gözünüzde bir fırsatını bulur onunla tanışırsanız büyük ihtimal hayal kırıklığı yaşarsınız. İdol olarak belirlediğiniz kişinin yaptığı iş ne olursa olsun size kazandırdığı, öğrettiği bir şey olduğuna inanırsınız. Ya da belki sizin hayal ettiğiniz hayatı yaşadığı için idol olarak belirlemiş olabilirsiniz. Şimdi buradan Okan Bayülgen’ e gelecek olursak. Benim gibi otuzlu yaşlarını yaşayan biriyseniz ilk gençlik döneminizin bir yerinden size temas etmiş bir adamdır. Asi tavrı ile başladığı kariyerini zamanla törpüleyerek belki büyüyerek farklı noktaya taşımız bir adam. Bu ülkede önemsenmeyen bir kesimi yani öğrencileri avucuna almış ‘gelin hadi burada konuşun’ diyen bir adam. Tüm televizyon programları ‘evde otur, aptal kutusuna bak hatta bir saniye bile gözünü ayırma’ derken ‘sen sokağa çık hayat sokakta’ diyebilecek kadar cesur davranmış bir adam. Programını hep alt mesajlar üzerine kurmuş hatta en çok eleştirdiği şeyi yaparak ‘bak ben bunu eleştiriyorum’ diyen bir programcı. Yani bir nevi dediğimi yap ama yaptığımı yapma diyen bir model.
okan-bayulgen
Zaten yıllardır televizyon programlarında adını bile duymadığımız sivil toplum örgütlerine, öğrenci birliklerine mikrofon uzatmış bu adamı yine sadece alt cümlesine bakmadan bir günde asan insanlar oldu. Ülkenin en önemli geçirdiği sınavlardan biri olan ‘gezi olayları’ başladığı günlerde en önlerde gözü gazdan kıpkırmızı olmuş ama parktaki gençlere inatla kitap okumaya devam eden bir rol üstlenirken bir anda bir programda ‘havalar güzeldi ondan dışarı çıktı çocuklar’ gibi bir cümle kurduğu için kötü adam, yalaka hatta yandaş olarak işaretlendi. Herkes özgürlük diye çığlık atarken bir adamın özgür düşüncesine karşı alınan tavır çelişkiler oluşturdu. Ben Okan Bayülgen’in bu yorumunu ilk dinlediğimde açıkçası aynı tepkiyi verdim. Şaşırdım, sinirlendim. Bu sadece bir dakika sürdü. Çünkü yine aslında alt mesajı olan bir konuşma olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bunu anlayabilmek için ya uzun süredir bu adamı izliyor olmanız ya da gerçekten objektif bir bakış açınız olması lazım. Yıllardır sezon finallerinde ‘yaşasın yaz geldi hadi artık sokaklara çıkın, yaşayın, özgür olun’ diye bağıran bu adam zaten tamda tekrar bunu söyledi. Biz o kadar hassaslaştık ve çizgilerimizi o kadar net çektik ki hiçbir ara görüşe, düşünceye sabrımız kalmadığı için tamamen bunu ona karşı kullandık. Oysa zaten yıllardır ‘hayat sokaklarda’ diyen bir adamın bunu sadece ‘hadi gençler gezin, tozun, için’ anlamında söylemediğini onu gerçekten tanıyan herkes anlamıştır.

okan_bayulgenden-sosyal-medya-yorumu
Bu bir ‘Okan Bayülgen’ savunma yazısı değildir aslında. Bu aslında sokaklarda özgürlüğü için yürüyen, ses çıkaran, tepki gösteren rengarenk insanların kafa karışıklığını göstermek için yazılmıştır. Savunduğunuz şeye karşıt olan hiçbir görüşü dinlemez, anlamaya çalışmaz ve baskılarsanız sadece karşı olduğunuz şey haline dönüşürsünüz. Bu kaçınılmaz sondur. Birazda bomboş programların, dizilerin sardığı televizyona başka bir renk getiren ve sokaktaki her insana ses olan bir adama karşı hissedilen vefa borcudur. Yakın zamanda tekrar bu adamı izleyebilecek olmanın sevincini yaşıyorum ve şimdiden onu ‘protesto ediyorum izlemiyorum’ yazarak saatlerce izleyecek insanları biraz rahat ve objektif olmaya davet ediyorum. Bazı adamlar gereklidir. Bazı renkler mutlaka olmalıdır. Bazı şeyler siyaset değildir, olmamalıdır. Tekrar hoş geldin Makina kafa havalar bozmuştu iyi oldu.

http://http://makinakafa.com/kategori/tanitimlar/