Ketojenik Beslenmeye Giriş

yaşam

Processed with VSCO with acg preset

 

Yazının başlığı sanki makale yazacakmışım gibi oldu ama aslında yeni bir beslenme düzeninin öğrencisi olarak benim için her şey giriş aşamasında. Blogumu takip eden herkesin bildiği üzere Fas’ta yaşadığım dönemde 4 ay boyunca uyguladığım ‘şekersiz’ beslenmenin pozitif etkilerini gördüm. Ve neredeyse 26 kg gibi bir kilo verip döndüm Türkiye’ye. (Ne olur rakamlara takılmayın. Ne kadar çok fazlanız varsa başlarda daha hızlı şekilde yüksek kilolar veriyorsunuz)

Türkiye’ye dönerken içimde korkular vardı. Bazı şeyler orada yok diye yemiyordum zaten ama ya her yerde bulunur hale geldiğinde ayarım kaçarsa diye. Açıkçası 1-2 ay sorun yaşamadım ama ondan sonra değişen iş düzeni, ev düzeni, sosyal hayat , seyahatler vb nedenlerle bazı şeylerin ucunu kaçırdım. Öyle bir kaçırmak ki 12 kg hiç anlamadan (10 ayda) geri aldım. Beni her zaman motive eden şey kan tahlilleri oldu. İç organ sağlımın iyi ya da kötü olması beslenmeme müdahale etmeme neden oldu yani.

Processed with VSCO with fs16 preset

Fas’ta her zaman size Fit Ekran blogunu okuyarak, Can Çiftçi’nin anlattıklarına göre bir düzen oluşturduğumu söylemiştim. Kendisinin artık hasta kabul ettiğini duymam ile beraber soluğu yanında aldım. Bir kere sizi tedavi edecek doktorun size önerdiği beslenme düzeni ile besleniyor olması çok önemli. İyi bir ketojenik uygulayacısı olarak sadece mesleki değil, kişisel tavsiyeleri de değerli oluyor. Bir kere sizinle empati yapabiliyor. İlk görüşmeden sonra (4 ağustos) benden hayatımda hiç duymadığım kalemlerin olduğu bir dizi tahlil istedi. 6 ağustos tarihinde tahlil sonuçlarım çıktığında ise sadece şunu dedim ‘ben kendime ne yaptım böyle’

Benim vücudum çok kolay sinyaller veriyor. Ve daha önceki şekersiz beslenme düzeni sayesinde ben bu sinyalleri çok iyi anlıyorum sanırım artık. Sonuç olarak insülin, kolestrol, vitaminler vb birçok değer yerlerde ya da tavandaydı.

Bu şekilde başladığım yeni düzen ise eski özlediğim günlere kavuşacağımın sinyallerini ilk haftadan verdi. Peki neydi bu sinyaller?

  • Gün içinde ne yersem yiyeyim uykumun gelmesi ve uykuya direnememe
  • Gece uykuya dalışta zorlanma
  • Ağzımın içinde sanki her şeyin tadı aynıymış gibi gelen bir his
  • Nedensiz cilt kızarıkları ve kaşıntılar.
  • Regl dönemlerinde ateşlenmeyi bulan ağrılar ve sancılar. (En az 2 gün evden çıkamayacak şekilde)
  • Sanki kafam bulanıklaşıyor gibi bir his.
  • Nedensiz bel ağrıları.
  • Sosyalleşmeye karşı isteksizlik, evden çıkmak istememe.

Processed with VSCO with a4 preset

 

Bunlar gibi birçok belirti zaman zaman yaşıyordum. Sonuç olarak Can bey bana gerekli gıda takviyeleri ile beraber beslenme listemi verdi. Her zaman söylediğim gibi ne yediğimi değil ne yemediğimi paylaşmak daha doğru geliyor bana. Bana verilen beslenme tablosuna göre

  • Şeker ve doğal şeker içeren (meyveler dahil) hiçbir şey yemiyorum.
  • Paketli, hazır hiçbir gıda yemiyorum.
  • Tahıllar, kuru bakla türevleri, ekmek vs yok.
  • Süt, yoğurt, kefir, peynir tüketmiyorum.

Processed with VSCO with fr4 preset

Ne kaldı dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Aslında çok fazla şey kaldı. Bu yazının sonunda yoğurt, peynir zararlıymış diye bir sonuç çıkarmayın. Bunlar benim sonuçlarıma göre olanlar. Zaten normalde ketojenik beslenme içinde bunların çoğu var.

IMG_3134

Sonuç olarak sadece 1 ay olmasına rağmen 136 olarak çıkan açlık kan değerim 90’a geriledi. 8 kg verdim. Cildimde oluşan kızarma, kaşıntı sonra bir haftadır geçti. Gün içinde yaşadığım uyku ihtiyacı bitti.

Ve artık özlem duyduğum hiçbir türk yemeği kalmadığına göre sanırım benim için sürdürülebilir bir süreç başladı. Başta dediğim gibi hala doğruları yanlışları ile öğrenme aşamasındayım. Ve evet yoğurt ve meyveyi yemek istiyorum ama bir gün yiyebileceğimi biliyorum 🙂 Öğrendiğim bir şey varsa o da vücudumuzun sinyaller vererek bizimle konuştuğu ve bizim ona işimize gelmediği için kulak asmamamız.

Tamam tamam itiraf ediyorum 40 yaşa 2 sene kala biraz korkmuş olabilirim 🙂

Şekersiz 100 gün!

sağlıklı yaşam, yaşam, şekersiz hayat

 

IMG_3953

Zaman ne hızlı kavram. 21 gün ile başladığım şekersiz serüvenim 100 güne geldi. Başlangıçta tamamlayamama korkusu ile paylaşmaya bile çekinirken şimdi bana yolladığınız mesaj ve mailler ile her gün biraz daha motivasyonum yüksek şekilde devam ediyorum. Öncelikle bu değişimde bana destek olan ve benden sonra başlayıp benimle gücünü birleştiren herkese teşekkür ederim.

Açıkçası ‘Şekersiz 100 Gün’ yazısı bu konuda daha doğrusu zaman temelinde yazdığım son yazı. Artık mutfağımı ve beslenmemi yine kendi dinamiklerime göre değerlendirme zamanı. Bugün sizinle 100 gün boyunca yaşadıklarımı olabildiğince net şekilde paylaşmak ve belki ‘ben yapabilir miyim’ diye soranlara biraz motivasyon sağlarım umudu ile yazıyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu bir dayatma değildir. Şekersiz beslenmek iyidir, diğeri kötüdür demiyorum. Ya da içinde vaatler ya da listeler yok. Bu tamamen benim sağlığımı tehdit eden bir besini fark edip onu hayatımdan çıkarma hikayesidir. Önemli olan sizin kendinizde eğer yanlış gittiğine inandığınız bir durum varsa bunu bulmanızdır. Asla hiçbir bilimsel verinin aksini söylemiyor ve eğer mümkünse köklü beslenme değişikliklerimizi mutlaka bir uzman eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyorum.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Neden Başladım?

  • Geceleri uyuma, sabahları uyanma güçlüğü çekiyordum.
  • Nefes alış şeklim ve düzensizliğim vardı.
  • İnsülin direncim gelişti, diyabet olma riskim arttı ve sürekli insülin iğnesi kullanmak zorunda kalacağım bir doktor tarafından söylendi.
  • Gün içinde uyku hallerim vardı.
  • Sürekli açlık hissi ile yaşıyordum.
  • Gün içinde abur cubur besinler normal besinlerden daha çok yer tutuyordu.
  • Son bir yıldır vücudumda dönemsel kaşınmalar, kızarmalar olmaya başladı ve nedeni saptanamadı.
  • Hamilelik ile beraber gelişen hemoroid problemin kronikleşti ve bunu yaşamayan bilemez.
  • Zevkime göre değil bana bedenime göre kıyafet sunan yerlerden giyinmeye başlamıştım ve büyük beden giysi maliyeti inanın standart bedenlere göre çok daha pahalı.

 

Nasıl Karar Verdim?

  • Asla bir gecede karar vermedim.
  • Önce kendimi bu fikre aylarca alıştırdım.
  • Kağıt kalem alarak yaşadıklarımı (yukarıda yazanları) net bir şekilde yazdım.
  • Önce öğrendim sonra uyguladım. Çok okudum. Deneyenleri, başaranları, başaramayanları, doktorları, uzmanları herkesi okudum.
  • Bu sürece başlamadan önce neler yediğimi yazarak ‘şekersiz 21 gün’ fikrine kendimi alıştırdım.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Nereden Başladım ?

  • Birçok hikayede şunu gördüm ve daha önce onlarca kez ben de şunu yaptım. Evdeki zararlı her şeyi at. Bu sefer evdeki zararlı şeyler yerinde durdu. Onların olmayışı bir yoksunluğa dönüşmedi.
  • Evdeki faydalı şeyleri (meyve, sebze, yoğurt vb) zararlı şeylerden daha çok hale getirdim.
  • Su içmeyi çok sevdiğim halde ne kadar içmem gerektiği ile ilgili araştırdım ve bunu unutmayın ki boy, kilo, hareketlilik su ihtiyacınızı değiştiren etkenler. Standart herkes 2.5 lt su içecek diye bir şey yok. Başlangıçta 3.5 lt içerken şu an kilo verdikçe 2.9 lt ye düştü mesela.
  • Hedef kilo koymadım. Hedef sağlık değerleri koydum. Birçok kişi bana kaç kg verdin diye  soruyor haklı olarak ama ilk baştaki listede yazdıklarımın nedeni sadece kg değildi. Yanlış besinler nedeni ile iç organlarımı fazla yoruyor olmamdı. Bu nedenle bazı değerlerimi aylık bazılarını 3 aylık dönemlerle takibe aldım. Lütfen kan değeri, rutin tahlillerinizi yaptırmaya üşenmeyin. İçinizdeki sinyalleri duymanız gerekiyor.

 

Psikolojik Olarak Ne Yaşadım?

  • Kim ne derse desin bu sürecin yoldan çeviren yönü tamamen psikolojik etmenler.
  • Bu yüzden pazartesi başlıyorum demek değil ‘şu zamanda başlıyorum’ ya da ‘başladım’ demek daha etkili.
  • Duygusal durumlarınız yemeğinize etki ediyorsa eğer bunun farkına varın ve o anlar için seçenekler hep elinizin altında olsun.
  • Yiyecekler ile kavga etmeyin. Ben buzdolabını açıp bir çikolataya ‘seni yemek istiyorum ama bana zarar veriyorsun, bir süre senden uzak durmam gerekiyor’ dediğimi biliyorum 🙂 Hayır bu delilik değil bu gerçeklik. İçinizden konuşmayı bırakın. Bir savaş ya da yoksunluk yaratmayın. Hangimiz yanlış şeyler sevmedik 🙂
  • Zaman kısıtlamalarının ya da zaman hedeflerinin sizde yük olmasına izin vermeyin. 21 gün fizyolojik, 40 gün psikolojik bağımlılıklardan kurtulmak için uzmanların verdiği süreler evet ama daha uzun soluklu bir beslenme düzenine geçiyorsanız. Gerçekten çok fazla vermeniz gereken kilo olduğuna inanıyorsanız bunu yaz için, düğün için, yakın arkadaş nişanı için yapmayın. Bu tür zaman kısıtlamaları bana oldum olası daha fazla stres yükledi. Bu nedenle zaman temelli olarak yazdığım son yazı.

IMG_4463

Ne yedim ne içtim?

  • Bu başlık altında olası liste oluşturacak şeyler yazmaktan kaçınıyorum. Bu yüzden sadece yemediklerimi paylaşıyorum.
  • Her türlü işlenmiş şekerli gıda. İçine koruyucu olarak eklenmiş bile olsa tüketmedim. Beyaz undan yapılan her türlü gıdayı tüketmedim. Tatlandırıcı kullanılan hiçbir ürünü tüketmedim. Alkol tüketmedim. Bal, pekmez vs de doğal sayılmasına rağmen öncesinde de çok sevmediğim için tüketmedim.
  • Çok sorulan bir soru olduğu için ekliyorum; başlangıçta çok şekerli bulduğum meyve ve kuru meyveleri de tüketmedim (21 gün) sonra tüketmeye başladım.
  • Şimdi içinizden bazılarınız ‘ee ne kaldı ben zaten bunları yemesem’ gibi cümleler kuruyordur. Olabilir. Zaten konu bunları yememek. İşte bu tüketmedim dediğim şeylerden dolayı ‘ ne kaldı ki’ gibi bir düşünceye giriyorsanız eğer mutlaka bir beslenme uzmanı desteği alın.
  • Ben gerçek yemekler yemeye başladım. Evde olan, ulaşılabilir ve maliyeti daha düşük yemekler olduğuna inanın. Yenilebilir yemekler listemin uzunluğu ve sonsuzluğu beni yoksunluk ve zayıflama diyeti psikolojisinden hızla çıkardı.

IMG_4518

Kısaca Ne Yapalım?

  • Pazara gidin. Her semtte her farklı günde çeşit çeşit pazar var. Dolabınız taze oldukça siz de taze olacaksınız.
  • 1 saatinizi markete ayırın. Hayır alışveriş için değil. Gezmek için gidin ve çok sık tükettiğiniz şeylerin etiketini okuyun. Nelerde şeker vb ekler olduğuna inanamayacaksınız.
  • Kendinizi takdir edin. Her gün için aynada kendinizi tebrik edin. Yiyecek hedefleri ve ödüllerinden kaçının. Hazır gıdadan ayıracağınız para ile kendinize kitap vb şeyler alın. Ben 21, 40, 60 ve 100. günlerde aldım 🙂 Bundan sonra sayı yok artık aklıma geldikçe 🙂
  • Sizi insanlarla konuşmak mı motive eder yoksa bu konudan hiç bahsetmemek mi buna karar verin. Ben ilk 21 gün çok yakın bir arkadaşım ve eşim dışında kimse ile paylaşmadım mesela. Sonrasında bu konuda konuşmaya hazır ve daha güçlü hissettiğim için paylaşmaya başladım.
  • İlk 3 gün ne yiyeceğinizi planlamış olun. Zaten sonrasında otomatik olarak eliniz alışacak.
  • Lütfen eski halinizi, var olduğunuz hali ve olacak gelecekti halinizi de sevin. Unutmayın kişiliğiniz, insanların hayatlarındaki varlığınız ve değeriniz her bedende aynı.

Peki Spor?

  • Ben her şeye aynı anda başlayıp birden hiç olmadığım bir insan gibi olmaya çalışmadım bu sefer. O yüzden kendime bir spor zorunluluğu koymadım. Önceliğim beslenme oldu. İlk 21 gün bittikten sonra yürüyüşlere başladım. 20 dk, 30 dk, 60 dk diye artırdım. İki ay bitiminde tamamen evde kendime göre yoga vb şeyler yapmaya başladım. Herhangi bir spor salonuna daha hayatımdaki beslenme gibi bir sorunu düzeltmeden para ödemedim bu sefer.

Processed with VSCO with f2 preset

 

100 Gün Sonunda Neler Değişti? 

  • Nefes alışım düzeldi.
  • Uyku sorunum ortadan kalktı.
  • Gündüz uykularım bitti.
  • Yorgunluk hissim tamamen bitti.
  • Açlık ve tokluk kan şekeri değerim normal seviyeye döndü.
  • Kaşıntı ve kızarıklık hissi veren üretiker sorunum bitti.
  • Hemoroid problemim bitti.
  • İnsülin direncim kırıldı. Tüm ilaçlar ile bağım bitti.
  • Fiziksel gücümün artması psikolojik gücümü de artırdı.
  • Daha tam olarak olmasa bile en azından uzaktan sevdiğim markalardan bir şeyler bulabilmeye başladım 🙂
  • 100. gün sonunda 19 kg verdim.

Bundan Sonra?

Bundan sonrası ile ilgili inanın net bir hedefim yok. Sadece henüz yeterli görmüyorum olduğum noktayı. Hayatım boyunca onlarca farklı beden yaşadığım için kendimi en mutlu hissettiğim zamanları düşündüm geçen gün. O beden aralığına gelirsem daha iyi hissederim gibi geliyor ama şu an olduğum noktadan bile çok mutluyum. Ben sağlıklı besleniyor ve gerekli hareketimi yapıyorum. Gerisi bedenime kalmış o ne şekilde olmak isterse o. Artık yemeklerden korkmuyorum. Dengelerimi biliyorum. Bana iyi gelenler ve kötü gelenleri ayırabiliyorum. Ve ‘zararlı’ gözüken bir şeyi tüketsem bile ona nerede dur diyeceğimi ve zarar vermeden vücudumdan yollayabileceğimi biliyorum. Benim dengelerim yoktu. Beslenme dengem, spor dengem. Şimdi dengelerim var. Bundan sonrasında güç yemeklerde değil bende. İnsan öğrenmeye açık yaşamalı. Ben beslenme konusunda çok kapalı ve sınırlıydım. Şimdi o sınırlarım yok. Her türlü bilgiye açığım.

Sadece şimdiye kadar olan ‘yenilgileri’ unutun. Ortada bir savaş yok. Ortada bir hayat var. Onun ne şekilde olacağı ise sizin, benim seçimlerimiz işte. Sadece değiştirmeyi düşündüğünüz şeyin gerçekliğinden ve isteğinizden emin olun. Gerisi geliyor. Bu süreçte yorumlarını esirgemeyen herkese tekrar teşekkürler.

 

Not: Eğer bedensel bir değişime ihtiyaç duyuyorsanız ve bunun sizden mi ya da çevresel kaynaklardan mı meydana geldiğine karar veremiyorsanız Berrak’ın paylaştığı bu muhteşem yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Beden Olumlama

Şekersiz Geçen 21 Gün

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Hayatım boyunca ‘asla yapamam’ dediğim ve yapanlara ‘size inanamıyorum’ cümleleri ile yorumlar yazdığım bir konuydu şekersiz hayat. Bir kere benim tükettiğim şeylere bakınca zaten neredeyse tüm mutfağın bir devrime girmesi gerekiyordu. Bunun yanında takip ettiğim onlarca yemek blogu, vlogu, gurme geziciler vardı. Evdeki ev yapımı çikolatalar baştan çıkarmasa sosyal medyada göreceğim bir post beni baştan çıkarabilirdi.

Geçen senelerde özellikle www.slingomom.com blogunun sahibi İrem’in sosyal medyada çılgınca bu işe girmesi ve yaptığı paylaşımlar ile ara ara gaza geldim. Bazen 48 saat sürdü bazen 4 saat. Şaka bir yana beslenmede ‘tatlıyı’ seven biriyim ve benim için kolay değildi. Bu arada birkaç yıldır yapılan tahlillerimde insülin direnci, diyabet riski doktorların bana ara ara ‘buraya dikkat’ demesi falan beni spora, geçici diyetlere falan yönlendirdi tabi ama inanın ilaç içmek ve bunu her gün içmek çok kötü bir durum. Kafanızda sürekli ilaç saatim, ilaç yanımda mı, ilaç öncesi yemem lazım gibi cümleler dolaşıyor ve sanki ilaç size tasma takmış gezdiriyor gibi bir hayatınız oluyor.

img_2226

Gelelim bu seneye. Açıkçası ülke değiştirmek, bir süre otelde yaşamak, yeni market düzeni, markette ürünlerin üstünde asla anlamadığın dilde yazan şeyler, aradığını aynı anda bulamama gibi bir çok bahaneyi cebime koyduğum için ne diyet yaptım, ne sağlıklı beslendim ne de spor için bir adım attım. Şimdi bakınca iyi ki öyle yapmışım diyorum aslında. Beynime ‘bak aslında canım kardeşim bu işten sen de sıkıldın, bana şeker şeker diye bağırmayı kes’ diye söylenmeye başladım. Sabah 12 saat açlık kan şekeri değerlerim 120’lere tokluklar 230 lara falan vurunca, kalp ritmim ve nefes alışımda sorunlar yaşamaya başlayınca kafama dank etti demek isterdim ama öyle olmadı. Ya da çevremden biri bana bakıp ‘şişko şişko’ diye dalga da geçmedi, kimse birkaç sene sonra ölürsün zaten tabutun ne renk olsun falan diye sormadı.

img_2225

Aslında şekersiz hayata hazırlanmam tam olarak 2 ayımı aldı. Önce biraz araştırma, etiket okumayı öğrenme, bunun yanında birkaç kitap, beslenme günlüğü alma, Netflix ‘de yayınlanan obezite ve şeker üzerine çekilmiş bir iki belgesel derken beynim ve vücudum ortak hareket edebiliriz aslında demeye başladı. Öncelikle kendimi tanımaya başladım. Farkında olarak yemek yedim. Özge bak sabah kahvaltısını atladığın için şu an Starbucks’da bu tatlıyı yiyorsun dedim. Fark ettim ama bırakmadım, yedim. Sadece ne yaptığımı izlemek için. İç ses meğer böyle zamanlarda da işe yarıyormuş. Sonra sosyal medyaya daldım. Değişim geçiren her hesabı inceledim. Bazılarından büyük motivasyon aldım. Ve kararı verdim. Ben diyet yapmayacağım ben şekeri bırakacağım dedim. Acelem yok, bir yere yetişmiyorum, 15 senedir zaten al ver her bedeni yaşadım. Bu sefer hedefim bedenim değil iç organlarımdı. Görmediğim için değersiz değillerdi bir kere. Onların iyi olmadığı bir durumda dışta gözüken hiçbir şeyin iyi olma ihtimali yoktu.

Processed with VSCO with c1 preset

Benim 21 gün şekeriz hayatı başarmam ‘aslında ben yemek yemiyorum’ durumunu fark ettiğimde ortaya çıktı. Porsiyonlarım özensiz, kalitesiz, hızlıca hazırlanmış yemeklerle doluydu. Onlarla doymam mümkün değildi. Ailemle yiyeceğim ortak yemek haricinde hiçbir öğüne özenmiyordum. Yani ben kızımın ve eşimin bedenine kendi bedenimden daha çok değer veriyordum. Bu aslında çok acı bir gerçek. İnsan kendine iyi davranmadığı zaman aslında gerçekten birileri için iyi olamıyor. Bir şeyler eksik kalıyor.

Processed with VSCO with c1 preset

Bu noktadan sonra kısaca 21 gün şekersiz beslenme sürecinde şunlar oldu;

  • Buzdolabındaki hiçbir şekerli, paketli ürünü atmadım. Önemli olan onların orada kaldığı süreydi. Onlar orada durdukça ben gücümü fark ettim. Beni onlar yönetmiyordu. 
  • Pazara gitmeye başladım. Özellikle buzdolabı ne kadar taze ise o kadar çekici hale geliyor onu anladım.
  • Sosyal olmaktan asla geri kalmadım. Bu süreçte yanımda 4 paket kare çikolata, 6 dilim kek, 3 dilim pasta vs tüketildi. Onlar tüketti ben izledim. Ve yemediğim için kendime verdiğim değerden dolayı mutlu oldum. (sayılar öylesine yazıldı, tabi ki kimsenin lokmasını saymıyorum)
  • Zaten su içmeyi seven biriydim ama su içmeyi bir meydan okumaya çevirdim. Ne kadar içtiğimi bilecektim. Bunun yanında her gün içtiğim 3-3.5 lt suyun 1 lt sini tarçın, elma, nane vb şeyler ile alkali su haline getirdim. 
  • Tarçın tüketmeye başladım. Nice doktorlar dedi ama kazandibinin üstünde olmadığı sürece benim için anlamlı değildi. Suyun içinde bütün olarak tükettim ya da sıcak süte toz olarak. Bazen bazı meyvelerin üstünde de yedim. Gerçekten tatlı krizi yaşamadıysam bence en büyük nedeni bu. 

Processed with VSCO with f2 preset

 

  • 21 gün şekersiz hayata regl dönemim bittikten sonra başlamaya dikkat ettim. Malum bazılarımız o dönemi çikolata şelalesi altında geçirmeyi tercih edebiliyor.
  • Yemek yemeye başladım. Sabah özellikle kahvaltı etmeye çok dikkat ettim. Ananası ve yulafı mutfağıma ekledim. Her gün çeşitlendirmeye çalışarak mutlaka kahvaltı ettim. Sonuçta ben diyette değildim. Sadece şeker tüketmiyordum. 
  • Şeker yemiyorum dediğiniz anda aslında beyaz ekmek de yememeniz gerektiğini öğrendim. Yani elveda evimin yanındaki fırında her sabah çıkan naturel baget ekmekler dedim.
  • 1 öğün mutlaka meyve ya da kuru kayısı, hurma gibi doğal şeker içeren bir şey yedim çünkü metabolizma için bu doğal şekerin gerçekten ne kadar önemli olduğunu okudum. 
  • Şekersiz beslenmeye geçmeden önceden itibaren yediklerimi yazdım. Böylelikle en çok tatlı yediğim saatler önüme düştü. Özellikle benzer saatlerde kafamı dağıtacak bir şeyler yaptım. 

Processed with VSCO with a5 preset

  • Gelelim bende en çok etki yaratan şeye. Kendime gidip 21 tane bileklik aldım. Aslında önce ip ile başladım ama ıslanması, kolay çıkmaması nedeni ile kullanışlı olmadı. Aldığım  20 bileklik birbiri ile aynı 21. olan farklıydı. O farklı olana ulaşana kadar geçen her gün için bir tane taktım. Bileğimde bileklikler fazlalaştıkça güçlendim. Bir yerden sonra sadece bunun için bile yemem dedim. Gücümü görsel olarak taşımak kendimi iyi hissettirdi. Ve bundan sonrada bu yöntemi kullanacağım birkaç konu var. Burada önemli olan eğer hedeflediğiniz şeyi bir gün bile yapmazsanız tüm bileklikleri çıkarmanız gerektiği. 

Processed with VSCO with a4 preset

Peki bu 21 gün sonunda hayatımda ne değişti?

  • Nefes alış verişim daha düzenli hale geldi.
  • Çarpıntı ve ağız kuruluğu sorunum tamamen geçti.
  • Daha erken saatlerde uykuya dalabildim ve sabah yorgun kalkmadım. 
  • Açlık şekerim 100 e kadar düştü, tokluk şekerim 170 e geriledi.
  • Sadece şeker yemeyerek 5 kg verdim ve bu bacaklarımda 3 cm, kollarımda 2 cm, karın ve kalça bölgemde 1 cm incelmeye neden oldu. 
  • Ruhsal açıdan kendimi daha zinde ve pozitif hissediyorum. 
  • Beslenme şeklindeki değişiklik farklı yemekler pişirme ve öğrenme gibi bir meraka neden oldu ve bu konuya zaman ayırıyorum. 

Bundan sonra ne olacak?

Hiç bilmiyorum. Sadece devam edebildiğim kadar devam edeceğim. Asla diyet yapmayacağım. Sadece alışkanlıkları değiştirmek üzerine kafa yoracağım. Şimdi ikinci 21 hedefim ne olsun onu düşünüyorum mesela. Ben şekersiz daha mutlu olduğumu gördüm ve bu hissi hiç unutmamak için emek vermek istiyorum. Bu arada 21 gün boyunca bu süreci kimse ile paylaşmadım. Bazen paylaşmak sorumluluk getiriyor ve bunun insanın üstünde yarattığı stres bile sizin yarı yolda kalmanızı sağlıyor. Sanırım önemli olan yaşayıp, deneyimledikten sonra paylaşmak.

Eğer sizlerin de şekersiz hayata dair önerileriniz, tarifleriniz  var ise yorum olarak paylaşın. Daha sağlıklı günlere…

Diyetisyen Andaç Yeşilyurt ile Beslenme Üzerine

Bir Dilim Sohbet, diyet, sağlıklı yaşam

10514385_10152169217626065_1274526654156345355_o

Röportaj: ÖZGE DOĞAN

Genelde mevsim yaza dönerken aklımıza gelse de daha sağlıklı bir bedene sahip olma herkesin isteği. Bu süreçte birçok farklı yöntem, liste ya da reçete var. Hiç şüphesiz ki bir uzman ile beraber çalışanlar özellikle kilo verme sürecinde çok daha başarılı oluyorlar. İzmir’de sağlıklı beslenme konusunda adından sıkça söz ettiren Andaç Yeşilyurt ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik. Zayıflama konusunda doğru bilinen yanlışlar ve tavsiyeler sizleri bekliyor.

  • Öncelikle sizi tanımak istiyoruz. Andaç Yeşilyurt kimdir ve beslenme uzmanlığı konusunda ne kadar süredir çalışmaktadır? 

Merhaba kendimden kısaca bahsetmem gerekirse 2008 yılında Başkent Üniversitesinden mezun olarak diyetisyen olduğumu söyleyebilirim. Aslında bütün çocukluğum ve hayatım Ankara’da geçmiş olmasına rağmen daha sonra içimde doğan bir değişiklik yapma isteği ile İzmir’e geldim ve 2010 yılından beri İzmir de kendi ofisimde beslenme ve diyet konusunda danışmanlık veriyorum. İyi ki böyle güzel bir şehre gelmişim diyebilirim.

  • Her ne kadar mesleğiniz ‘kilo verme’ problemi ile anılsa da aslında birçok hizmeti içinde barındırıyor. Size kilo verme dışında hangi konularda danışıyorlar?

Evet dediğiniz gibi Diyetisyen ya da diyet denince ilk akla gelen kilo vermek oluyor ama aslında diyetisyenlik meslek olarak sadece kilo vermenin dışında yemek ve hastalıkların beslenmesiyle ilgili birçok konuda çalışır. Bana gelince ben de ofisimde sağlıklı beslenme, ya da hamilelik veya emzirme dönemi gibi ve hatta zayıflık konusunda yardım almak isteyenlere danışmanlık yapıyorum ancak çoğunlukla kilo verme konusunda çalıştığımı söyleyebilirim. Tabi bunun yanında bazı şirketlere veya gıda üreticilerine de danışmanlık yaptığım oluyor.

  • Gündemde olan ve çok tartışılan beslenme şekilleri ve moda diyetler duyuyoruz. Sizce bu işin tek doğrusu mu var yoksa herkesin yolu mu farklı?

Zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturuyor bu yüzden bundan faydalanmak isteyen birçok kişi yanlış ürünlere insanları yönlendiriyor.

Her sene trend olan veya umut vadeden bir çok popüler yöntem ortaya atılıyor ve bir çoğu insan bunları takip edebiliyor tabi ki bunların arasında doğru şeyler de var ama çok zararlı yöntemler de olabiliyor. Hatta bazıları farklı isimlerle birbirinin çok benzeri diyetler de oluyor. Tek fark küçük değişikliklerle o sene bir başkasının ismi ile moda haline gelmesi. Bunda biraz da PR çalışmaları etkili çünkü zayıflama konusu dünyada çok büyük bir ticari potansiyel oluşturmakta dolayısıyla bundan faydalanmak isteyen birçok kişi veya firma çıkabiliyor ve zaman zaman çok zararlı ürünler de piyasaya çıkabiliyor.

Aslında bu konudaki en doğru yöntem ‘Dünya Sağlık Örgütü’ ‘Amerikan Diyetisyenler Derneği’ ‘Türkiye Diyetisyenler Derneği’ gibi bilime dayalı güvenilir kurumların önerilerini takip etmek. Tabi şunu da bilmek lazım hepimizin değişik alışkanlıkları ve farklı yaşam tarzları var ve hatta kendimize özel bazı sağlık problemlerimiz olabiliyor. Dolayısıyla böyle bir durumda sizin profilinize en uygun programın oluşturulabilmesi için en doğru yöntem konusunda uzman ve sizi tanıyıp size göre plan çıkaran bir diyetisyenle çalışmak.

Kişinin motivasyonu düştüğü noktada müdahale etmek ve kişinin yaşam tarzına göre planları oluşturmak sürecin olumlu tamamlanmasını sağlıyor.

  • Sizin yönteminizde temel prensip olarak belirlediğiniz konu ne?

Benim yaptığım birkaç önemli şey var birincisi tabi ki bilimsel, güvenilir kaynakları ve de araştırmaları takip edip onların doğrultusunda listeler planlamak. İkincisi ise benden yardım isteyen insanları tanımaya çalışarak onların ihtiyaçlarını belirlemek ve ona göre bir yol haritası çizmek oluyor. Bunlar nedir derseniz içinde birçok şey yer alıyor; İlk olarak kişinin hayat kalitesini önemseyen uygulanabilir bir plan çıkarmak. Sonra bu çıkardığınız planı değişikler ile dinamik tutmak ve kişiye alternatif çözümler sunmak. Karşınızdakinin motivasyonunun azaldığını hissettiğiniz anda onu tekrar motive edebilecek yöntemleriniz olmalı. Bu tabi biraz da o insanı okuyabilmekle ilgili. Diğer bir önemli konu ise kişiye gerçekten lezzetli bir diyet planı sunabilmektir. Özellikle bu konuda şu ara çok çalışma yaptığımı söyleyebilirim gerek tarifler olsun gerek ofisimizde bulunan ‘Diyet Bakkal’ bölümünde sunduğumuz sağlıklı abur cuburlar ve gıdalar olsun bu anlamda danışanlarımıza farklılıklar sunuyoruz.

  • İnsan psikolojisinin en çok savaştığı konulardan biri belki de kilo vermek. Bu konuda danışanlarınıza nasıl tavsiyeler verirsiniz? Bu yola girmeden bir ön hazırlık var mıdır?

Bence en önemli şey kişinin kendi kafasında artık bu konuda karar vermiş olması. Bu çok önemli bir adım çünkü işin en önemli kısmı kişinin kendisinde bitiyor. O bu kararı verdikten sonra kendisine doğru bir yol ve rehber seçmesi bu sürecin tamamen çözülmesinde etkili oluyor. Benim önerim öncelikle neden kilo vermek istedikleri ile ilgili sadece kendilerinin okuyacakları bir nedenler listesi hazırlamaları. Bunu yaparken belki de bazı şeyleri kendilerine bile ilk defa itiraf edecekler ve gerçekten neden kilo vermek istediklerini hatırlayacakları bir listeleri olacak. Daha sonra bu yola çıktıklarında motivasyonları her düştüğünde veya bırakmayı düşündüklerinde o listeyi açıp okuyarak tekrar bunu yapmak isteme sebeplerini hatırlamalarını tavsiye ediyorum.

  • Son dönemin en çok konuşulan konularından biri de sıvı detokslar oldu. Bu konuda onlarca firma insanlara aracı oluyor. Sizin bu detoks türlerine bakış açınız nedir?

Bir defa Detoksun ne olduğunun Türkiye’de doğru anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu konu baştan aşağı yanlışlarla dolu gibi geliyor bana çünkü etrafta detoks olduğunu iddia eden bir sürü saçma yanlış diyet görebiliyorum. Aslında bu başlı başına bir konu ve dikkatli uygulanması gereken bir süreç ve sadece kısa süreler olarak uygulanmalı. Ayrıca gözden kaçırılan bir nokta da detoksun aslında kilo verme diyeti olmadığı tabi ki bunun  sonucunda insanlar kilo verebilir ama detoksun asıl amacı kilo vermek değil kelime anlamıyla da detoksifikasyon yani toksinlerden arınma süreci olmasıdır.

  • İnsanların bedensel farkındalıkları artmışken yeni alınmış kilolardan kurtulmak için tavsiyeleriniz var mıdır? 

Elbette herkeste işe yarayabilecek birkaç tüyo verebilirim, öncelikle en büyük problem yaptığımız lüzumsuz kaçamaklar olabiliyor o yüzden öncelikle eve abur cubur almayı bırakmanızı öneriyorum çünkü hiç olmayacak zamanda karşınıza çıkabiliyor ve dayanamıyorsunuz. Sonra en büyük problemlerimizden biri de gece yemekleri ve atıştırmaları oluyor benim tavsiyem son ana öğünle uyku arasında en az 3-4 saat, son atıştırma öğünü ile uyku arasında en az 1,5 – 2 saat olması. Gözümüzden kaçan ama aslında çok ciddi kalori almamıza sebep olan diğer etken de şekerli içecekler bazen sıcak havalarda çok fazla şekerli içecek tüketimi olabiliyor ve bu da kilo alımıyla sonuçlanıyor. Bir örnek vermek gerekirse günde ekstradan tükettiğimiz bir tane çay şekeri 1 yılsonunda bize 1 kg olarak geri dönebiliyor. Dolayısıyla bu küçük düzeltmeler büyük farklar yaratabilir.

11215711_996929823691662_6458757340169602297_n

  • Bizim için pratik bir tarif paylaşmanız mümkün mü? 

Diyette en çok ihtiyaç duyulan şeyin tatlı olduğunu bildiğim için size çok pratik ve masum bir çilekli tatlı tarifi veriyim öyleyse. Öncelikle 180gr. light labne peynirini 2 kaşık pudra şeker (veya toz tatlandırıcı), bir çubuk vanilyanın tohumları ile karıştırıp bir krema elde ediyoruz. Daha sonra çileklerin önce altlarından ufacık keserek tabakta dik durmalarını sağlıyoruz sonra üstlerini çay kaşığı ile oyarak kremamızı doldurmak için küçük bir yer hazırlıyoruz ve bu boşluğu kremamızla dolduruyoruz. Son olarak 1-2 tane yulaflı light bisküviyi ezip un ufak ettikten sonra çileklerin üstüne serpiştirip süslüyoruz. Bu çilekli tatlılardan atıştırma öğününüzde her on kilo için 1 adet yani 80kg iseniz 8 tane 60kg iseniz 6 tane olacak şekilde yerseniz kilonuza hiç bir olumsuz etkisi olmayacaktır.

İZMİR yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir şehir. Ben artık kendimi İzmirli olarak görüyorum.

  • Sizin İzmir’e gelme ve İzmir’de yaşamaya karar vermeniz nasıl oldu? İzmir size ne ifade ediyor? 

Bizim yazlığımız 1995’ten beri Kuşadası’nda olduğu için küçüklüğümden beri her yaz Kuşadası’nda olurdum. Tabi yıllar geçtikçe ailem de oraya çok alıştı ve artık orada yaşamak istiyorlardı. Bende iş için Ankara dışındaki şehirleri de düşünmeye başlayınca (daha doğrusu İstanbuldu kafamdaki) yakın olalım diye beni İzmir konusunda ikna etmeye çalıştılar. İlk etapta başarılı olamasalar da sonradan ben bunun iyi bir fikir olduğuna karar verip buraya geldim. Tabi geleli 5,5 yıl oldu diyebilirim bana göre bir şehirde 5 yıl yaşadıysanız artık oralı sayılırsınız diye düşünüyorum bu durumda bende İzmirli oldum artık. Yaşanacak şehir sloganını tam anlamıyla hak eden bir yer İzmir.

  • İzmir’de yapmayı en çok sevdiğiniz şeyler nedir?

Ben İzmir’in en çok hayatınıza sunduğu özgürlüğü ve kolaylığı seviyorum. Özgürlükten kastım şu eğer İzmir’de yaşıyorsanız İzmir ile sınırlı değilsiniz her an şehirden uzaklaşıp o an ihtiyaç duyduğunuz istediğiniz tarzda bir yere veya doğa güzelliğinin içine 1 saatte ulaşabilirsiniz. Bu sakin bir balıkçı kasabası olabilir, bir dağ ya da orman tatili olabilir, tarihi bir yer, ya da eğlencenin patladığı bir deniz tatili de olabilir. Dediğim gibi bu şehirde yaşarken bu şehir tarafından kapana kısılmış değilsiniz bütün özgürlükler ve Türkiye’nin sayılı güzellikleri sizin arka bahçeniz gibi. Onun dışında evim ve ofisim Alsancakta olduğu için çoğunlukla burada vakit geçiriyorum diyebilirim. Bunun da güzel yanı işten çıkıp eve gidiyorum derken yolda bir tanıdığa rastlaman ve oturup sohbet edip spontane bir plan ortaya çıkması, sanırım bunlar beni çok mutlu ediyor.