Efsane İstanbul’u Keşfet

Tavsiyem Var

Seyahat etmeyi çoğumuz severiz ve gittiğimiz şehirleri keşfetmek için her zaman o şehirlere ait kaynaklar, haritalar bize yol gösterici olmuştur. Ben turizm ofislerinden aldığım haritalar ve güvendiğim birkaç yayınevine ait kitaplar ile hazırlanırım her zaman. Keşfin büyüsü şehrin büyüsünü beraberinde getirir. Geçenlerde bu konu üzerine biraz düşünürken bir kitapçıda karşıma İstanbul’a dair bir kaynak çıktı. Çok iyi bilirim dediğim bir şehri bu kadar farklı, eğlenceli, renkli ve yeni görmemiştim. Bazen burnumuzun önündeki yerlere çok daha yabancı oluyoruz.

10417627_10153362169600610_3468783510645528971_n-2

Size tavsiye etmekten mutluluk duyduğum Efsane İstanbul’u biraz anlatayım size. 3 kitap toplam 12 rotayı kapsıyor, her rota belirli bir bölgeyi kapsıyor ve her bölge gez, izle, tat, dene olarak 4’er ayrı bölüm içeriyor.Mesela bir rotanın ismi “Beyoğlu ve Çevresi”yse, önce “Gez” bölümüyle gezilecek mekanlar başlıyor, sonra “Tat” bölümü altında gidilebilecek restoranlar ve ardından “İzle” ve “Tat” ayrı ayrı geliyor. “Dene” sayfasını gösteren bir görsel karşınıza çıkıyor.

11230029_10153362170355610_6957712159025174681_n-2

Açıkçası içinde Pera geçen her kaynağı edinmeyi adet edinmiş biri olarak Pera’ya onun adının yaşadığı şehri anlatmam için daha eğlenceli bir kaynak düşünemiyorum. Biraz ayrıntı bilgilere de girelim;

Şöyle bir düşünün… Üzerinde yaşadığımız, her gün işe gidip geldiğimiz, çocuklarımızı büyüttüğümüz, parklarında bahçelerinde anılarımız olan bu büyüleyici şehri ne kadar tanıyoruz? Çocuklarımıza onu nasıl tanıtıyoruz? İçinde yaşadıkları bu güzel şehri ne kadar çok tanıyıp, onu severek büyürlerse gelecekte de şehirlerine o denli sahip çıkmazlar mı? Ayrıca, onu gezip görmekten, efsanelerine kulak vermekten daha eğlenceli ne olabilir ki… İşte Bemaddy’nin çılgın ve yaratıcı ekibi tüm bu sorulardan yola çıkarak, Efsane İstanbul serisini hayata geçirdi. İşte kendilerini bu cümleler ile ifade etmişler. Yaratıcıların genç ruhu kitaba zaten yansımış.

10417679_10153362168430610_1813217123471739016_n-2

Efsane İstanbul ekibinde kimler var? Efsane İstanbul serisinin editöryel danışmanlığında, babası yaşayan son kuşbazlardan olan ve kendisi de gerçek bir İstanbul’lu ve İstanbul aşığı olarak tanınan seyahat rehberi, yazar ve fotoğraf sanatçısı Ömer Kokal bulunuyor. Kitapların rengarenk illüstrasyonları, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Moda Tasarımı ve Endüstri Tasarımı Bölümlerinden mezun, yurt dışında Conde Nast, Monocle, The Wall Street Journal gibi çeşitli süreli yayınlarda da çalışmakta olan ve ülkemizi başarıyla temsil eden illüstrator Tamer Köşeli’ye ait. Kitapların grafik tasarımları ise Mimar Sinan Üniversitesi mezunu genç bir yetenek olan Sarp Sözdinler’e ait.

11019216_10153369279480610_4017429912127117549_n

Bundan sonra bir kitapçıya girdiğinizde mutlaka elinize alın ve inceleyin zaten devamında efsaneyi takip etmek isteyeceksiniz. Umarım bu ekip rotalarını İzmir’e de çevirir ve bizlere böyle dinamik ve eğlenceli bir İzmir yaşatır.

İnsanlığın Duvarı Korku

yaşam

Yaşadığım bir kaç saniyelik bir olayın birkaç gündür içimdeki ‘insanlık’ ve ‘vicdan’ köşelerini törpülediği günler yaşıyorum. Belki bazılarınız anlattığım zaman abarttığımı düşünecek ya da bunun sadece benim ile ilgili bir yoldan çıkma olduğunu öngörecek. Oysa biliyorum benim yaşadığım o birkaç saniyelik olay bugün tüm toplumu bir hastalık gibi sarıyor. En iyisi önce anlatayım.

Geçen akşam arkadaşımla hoş bir gece geçirmek için araba ile evden çıktım. Karşıyakayı bilen bilir. Bostanlı feribot iskelesine girdim ve son saniye feribotu kaçırdığım için oradan dönüş yapıp tekrar sahil yoluna girmek için ışıklarda durdum. Sıra olarak ikinci sırada duruyordum. O an da karşıdan karşıya geçmeye çalışan görme engelli bir bey yolların onlar için düşünülmüş olmamasından kaynaklı olarak yaya geçidinin ortasında yer alan trafik lambası direğine hızlıca çarpıp yere düştü. İşte o 2-3 saniyelik anda o adam bir kaç saniye bile olsa çaresiz şekilde orada yatıp kaldı. O anda karşı taraftan geçen başka bir yaya müdahale edip o beyi kaldırdı. Peki yardım eden kişi o tarafa geçene kadar olayın hemen önünde olan arabalarda olan bizler neden arabadan inmedik. Neden müdahale edemedik? Sadece o bir kaç saniyede aklımdan ilk geçen şeylerden o kadar vicdan azabı duydum ve o kadar kendimi sorguladım ki. Aklıma ilk gelen arabadan insem biri çantamı açık kapıdan alır mı? Acaba bu bir kumpas olabilir mi? Yardım eden başkası var mı? Bunun gibi birkaç saniyeye sığan komplo teorileri ürettim. Anında harekete geçip o adamı ilk kaldıran omuz olmak varken toplumun, deneyimlerin, sistemin bana yüklediği korkuların insanlığımın önüne geçmesine izin verdim. Her gün haberlerde duyduğum ‘şöyle kandırıp gasp etmişler, böyle yapıp soymuşlar’ haberlerinin bilinçaltımda insanlığımı, vicdanımı nasıl çürütmeye başladığını tokat gibi gördüm. Ve aynı şekilde o anda orada ışık bekleyen onlarca arabanın da aynı korkular ile kapıları kitli durduğunu gördüm. İstem dışı elim ilk kilit düğmesine gitti devamında çünkü bana pompalanan kork emri devreye girdi. Önce kendimi suçlarken adamın yardımı aldığını görüp tekrar ayağa kalktığını gördükten sonra egom bu sefer yolları yapanları, engelli vatandaşları düşünmeyenleri suçlamaya başladı. İçimi rahatlatmanın tek yolunu ancak başka birilerini ve sistemi eleştirmekte buldum birçok olayda yaptığım gibi.

Aslında bu utancı yaşamaya ihtiyacım varmış. O görme engelli adam bugün birine bir tokat attığının farkında değil biliyorum ama ben o tokatı yedim. O adamı bu çağ dışı yollarda, basit bir baston ile yürümeye mecbur bırakanlara karşı onun hakkını savunamadığım için utandım.  Dinlediğim, izlediğim haberlerin benim kalbimi körleştirdiğini görüp yerin dibine girdim. O adam o yoldan kalktı ama ben o yola o an çakıldım. Tek derdi bir an önce yeşilin yanması olan insanlardan olduğum için utandım. hep başkasının yardım etmesini beklediğimi görüp kendime sıkı bir küfür ettim mesela. 

Hayat dersler ile dolu ise gerçekten o dersin kimin tarafında verileceğini ve zamanını bilmiyorsunuz. Ben dün sınıfta kaldım ama öğretmenim söz artık daha çok çalışacağım.