Şekersiz 100 gün!

sağlıklı yaşam, yaşam, şekersiz hayat

 

IMG_3953

Zaman ne hızlı kavram. 21 gün ile başladığım şekersiz serüvenim 100 güne geldi. Başlangıçta tamamlayamama korkusu ile paylaşmaya bile çekinirken şimdi bana yolladığınız mesaj ve mailler ile her gün biraz daha motivasyonum yüksek şekilde devam ediyorum. Öncelikle bu değişimde bana destek olan ve benden sonra başlayıp benimle gücünü birleştiren herkese teşekkür ederim.

Açıkçası ‘Şekersiz 100 Gün’ yazısı bu konuda daha doğrusu zaman temelinde yazdığım son yazı. Artık mutfağımı ve beslenmemi yine kendi dinamiklerime göre değerlendirme zamanı. Bugün sizinle 100 gün boyunca yaşadıklarımı olabildiğince net şekilde paylaşmak ve belki ‘ben yapabilir miyim’ diye soranlara biraz motivasyon sağlarım umudu ile yazıyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu bir dayatma değildir. Şekersiz beslenmek iyidir, diğeri kötüdür demiyorum. Ya da içinde vaatler ya da listeler yok. Bu tamamen benim sağlığımı tehdit eden bir besini fark edip onu hayatımdan çıkarma hikayesidir. Önemli olan sizin kendinizde eğer yanlış gittiğine inandığınız bir durum varsa bunu bulmanızdır. Asla hiçbir bilimsel verinin aksini söylemiyor ve eğer mümkünse köklü beslenme değişikliklerimizi mutlaka bir uzman eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyorum.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Neden Başladım?

  • Geceleri uyuma, sabahları uyanma güçlüğü çekiyordum.
  • Nefes alış şeklim ve düzensizliğim vardı.
  • İnsülin direncim gelişti, diyabet olma riskim arttı ve sürekli insülin iğnesi kullanmak zorunda kalacağım bir doktor tarafından söylendi.
  • Gün içinde uyku hallerim vardı.
  • Sürekli açlık hissi ile yaşıyordum.
  • Gün içinde abur cubur besinler normal besinlerden daha çok yer tutuyordu.
  • Son bir yıldır vücudumda dönemsel kaşınmalar, kızarmalar olmaya başladı ve nedeni saptanamadı.
  • Hamilelik ile beraber gelişen hemoroid problemin kronikleşti ve bunu yaşamayan bilemez.
  • Zevkime göre değil bana bedenime göre kıyafet sunan yerlerden giyinmeye başlamıştım ve büyük beden giysi maliyeti inanın standart bedenlere göre çok daha pahalı.

 

Nasıl Karar Verdim?

  • Asla bir gecede karar vermedim.
  • Önce kendimi bu fikre aylarca alıştırdım.
  • Kağıt kalem alarak yaşadıklarımı (yukarıda yazanları) net bir şekilde yazdım.
  • Önce öğrendim sonra uyguladım. Çok okudum. Deneyenleri, başaranları, başaramayanları, doktorları, uzmanları herkesi okudum.
  • Bu sürece başlamadan önce neler yediğimi yazarak ‘şekersiz 21 gün’ fikrine kendimi alıştırdım.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Nereden Başladım ?

  • Birçok hikayede şunu gördüm ve daha önce onlarca kez ben de şunu yaptım. Evdeki zararlı her şeyi at. Bu sefer evdeki zararlı şeyler yerinde durdu. Onların olmayışı bir yoksunluğa dönüşmedi.
  • Evdeki faydalı şeyleri (meyve, sebze, yoğurt vb) zararlı şeylerden daha çok hale getirdim.
  • Su içmeyi çok sevdiğim halde ne kadar içmem gerektiği ile ilgili araştırdım ve bunu unutmayın ki boy, kilo, hareketlilik su ihtiyacınızı değiştiren etkenler. Standart herkes 2.5 lt su içecek diye bir şey yok. Başlangıçta 3.5 lt içerken şu an kilo verdikçe 2.9 lt ye düştü mesela.
  • Hedef kilo koymadım. Hedef sağlık değerleri koydum. Birçok kişi bana kaç kg verdin diye  soruyor haklı olarak ama ilk baştaki listede yazdıklarımın nedeni sadece kg değildi. Yanlış besinler nedeni ile iç organlarımı fazla yoruyor olmamdı. Bu nedenle bazı değerlerimi aylık bazılarını 3 aylık dönemlerle takibe aldım. Lütfen kan değeri, rutin tahlillerinizi yaptırmaya üşenmeyin. İçinizdeki sinyalleri duymanız gerekiyor.

 

Psikolojik Olarak Ne Yaşadım?

  • Kim ne derse desin bu sürecin yoldan çeviren yönü tamamen psikolojik etmenler.
  • Bu yüzden pazartesi başlıyorum demek değil ‘şu zamanda başlıyorum’ ya da ‘başladım’ demek daha etkili.
  • Duygusal durumlarınız yemeğinize etki ediyorsa eğer bunun farkına varın ve o anlar için seçenekler hep elinizin altında olsun.
  • Yiyecekler ile kavga etmeyin. Ben buzdolabını açıp bir çikolataya ‘seni yemek istiyorum ama bana zarar veriyorsun, bir süre senden uzak durmam gerekiyor’ dediğimi biliyorum 🙂 Hayır bu delilik değil bu gerçeklik. İçinizden konuşmayı bırakın. Bir savaş ya da yoksunluk yaratmayın. Hangimiz yanlış şeyler sevmedik 🙂
  • Zaman kısıtlamalarının ya da zaman hedeflerinin sizde yük olmasına izin vermeyin. 21 gün fizyolojik, 40 gün psikolojik bağımlılıklardan kurtulmak için uzmanların verdiği süreler evet ama daha uzun soluklu bir beslenme düzenine geçiyorsanız. Gerçekten çok fazla vermeniz gereken kilo olduğuna inanıyorsanız bunu yaz için, düğün için, yakın arkadaş nişanı için yapmayın. Bu tür zaman kısıtlamaları bana oldum olası daha fazla stres yükledi. Bu nedenle zaman temelli olarak yazdığım son yazı.

IMG_4463

Ne yedim ne içtim?

  • Bu başlık altında olası liste oluşturacak şeyler yazmaktan kaçınıyorum. Bu yüzden sadece yemediklerimi paylaşıyorum.
  • Her türlü işlenmiş şekerli gıda. İçine koruyucu olarak eklenmiş bile olsa tüketmedim. Beyaz undan yapılan her türlü gıdayı tüketmedim. Tatlandırıcı kullanılan hiçbir ürünü tüketmedim. Alkol tüketmedim. Bal, pekmez vs de doğal sayılmasına rağmen öncesinde de çok sevmediğim için tüketmedim.
  • Çok sorulan bir soru olduğu için ekliyorum; başlangıçta çok şekerli bulduğum meyve ve kuru meyveleri de tüketmedim (21 gün) sonra tüketmeye başladım.
  • Şimdi içinizden bazılarınız ‘ee ne kaldı ben zaten bunları yemesem’ gibi cümleler kuruyordur. Olabilir. Zaten konu bunları yememek. İşte bu tüketmedim dediğim şeylerden dolayı ‘ ne kaldı ki’ gibi bir düşünceye giriyorsanız eğer mutlaka bir beslenme uzmanı desteği alın.
  • Ben gerçek yemekler yemeye başladım. Evde olan, ulaşılabilir ve maliyeti daha düşük yemekler olduğuna inanın. Yenilebilir yemekler listemin uzunluğu ve sonsuzluğu beni yoksunluk ve zayıflama diyeti psikolojisinden hızla çıkardı.

IMG_4518

Kısaca Ne Yapalım?

  • Pazara gidin. Her semtte her farklı günde çeşit çeşit pazar var. Dolabınız taze oldukça siz de taze olacaksınız.
  • 1 saatinizi markete ayırın. Hayır alışveriş için değil. Gezmek için gidin ve çok sık tükettiğiniz şeylerin etiketini okuyun. Nelerde şeker vb ekler olduğuna inanamayacaksınız.
  • Kendinizi takdir edin. Her gün için aynada kendinizi tebrik edin. Yiyecek hedefleri ve ödüllerinden kaçının. Hazır gıdadan ayıracağınız para ile kendinize kitap vb şeyler alın. Ben 21, 40, 60 ve 100. günlerde aldım 🙂 Bundan sonra sayı yok artık aklıma geldikçe 🙂
  • Sizi insanlarla konuşmak mı motive eder yoksa bu konudan hiç bahsetmemek mi buna karar verin. Ben ilk 21 gün çok yakın bir arkadaşım ve eşim dışında kimse ile paylaşmadım mesela. Sonrasında bu konuda konuşmaya hazır ve daha güçlü hissettiğim için paylaşmaya başladım.
  • İlk 3 gün ne yiyeceğinizi planlamış olun. Zaten sonrasında otomatik olarak eliniz alışacak.
  • Lütfen eski halinizi, var olduğunuz hali ve olacak gelecekti halinizi de sevin. Unutmayın kişiliğiniz, insanların hayatlarındaki varlığınız ve değeriniz her bedende aynı.

Peki Spor?

  • Ben her şeye aynı anda başlayıp birden hiç olmadığım bir insan gibi olmaya çalışmadım bu sefer. O yüzden kendime bir spor zorunluluğu koymadım. Önceliğim beslenme oldu. İlk 21 gün bittikten sonra yürüyüşlere başladım. 20 dk, 30 dk, 60 dk diye artırdım. İki ay bitiminde tamamen evde kendime göre yoga vb şeyler yapmaya başladım. Herhangi bir spor salonuna daha hayatımdaki beslenme gibi bir sorunu düzeltmeden para ödemedim bu sefer.

Processed with VSCO with f2 preset

 

100 Gün Sonunda Neler Değişti? 

  • Nefes alışım düzeldi.
  • Uyku sorunum ortadan kalktı.
  • Gündüz uykularım bitti.
  • Yorgunluk hissim tamamen bitti.
  • Açlık ve tokluk kan şekeri değerim normal seviyeye döndü.
  • Kaşıntı ve kızarıklık hissi veren üretiker sorunum bitti.
  • Hemoroid problemim bitti.
  • İnsülin direncim kırıldı. Tüm ilaçlar ile bağım bitti.
  • Fiziksel gücümün artması psikolojik gücümü de artırdı.
  • Daha tam olarak olmasa bile en azından uzaktan sevdiğim markalardan bir şeyler bulabilmeye başladım 🙂
  • 100. gün sonunda 19 kg verdim.

Bundan Sonra?

Bundan sonrası ile ilgili inanın net bir hedefim yok. Sadece henüz yeterli görmüyorum olduğum noktayı. Hayatım boyunca onlarca farklı beden yaşadığım için kendimi en mutlu hissettiğim zamanları düşündüm geçen gün. O beden aralığına gelirsem daha iyi hissederim gibi geliyor ama şu an olduğum noktadan bile çok mutluyum. Ben sağlıklı besleniyor ve gerekli hareketimi yapıyorum. Gerisi bedenime kalmış o ne şekilde olmak isterse o. Artık yemeklerden korkmuyorum. Dengelerimi biliyorum. Bana iyi gelenler ve kötü gelenleri ayırabiliyorum. Ve ‘zararlı’ gözüken bir şeyi tüketsem bile ona nerede dur diyeceğimi ve zarar vermeden vücudumdan yollayabileceğimi biliyorum. Benim dengelerim yoktu. Beslenme dengem, spor dengem. Şimdi dengelerim var. Bundan sonrasında güç yemeklerde değil bende. İnsan öğrenmeye açık yaşamalı. Ben beslenme konusunda çok kapalı ve sınırlıydım. Şimdi o sınırlarım yok. Her türlü bilgiye açığım.

Sadece şimdiye kadar olan ‘yenilgileri’ unutun. Ortada bir savaş yok. Ortada bir hayat var. Onun ne şekilde olacağı ise sizin, benim seçimlerimiz işte. Sadece değiştirmeyi düşündüğünüz şeyin gerçekliğinden ve isteğinizden emin olun. Gerisi geliyor. Bu süreçte yorumlarını esirgemeyen herkese tekrar teşekkürler.

 

Not: Eğer bedensel bir değişime ihtiyaç duyuyorsanız ve bunun sizden mi ya da çevresel kaynaklardan mı meydana geldiğine karar veremiyorsanız Berrak’ın paylaştığı bu muhteşem yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Beden Olumlama

Şekersiz 40 Gün!

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Sizinle daha önce şekersiz 21 gün yazımı paylaşmıştım. Henüz okumayanlar için şekersiz 21

21 gün şekersiz yaşadıktan sonra sosyal medyadan ve bu süreci daha önce deneyimlemiş olan arkadaşlarım eğer 40 güne tamamlarsam artık psikolojik olarak çok daha rahat olacağımı ve 21 gün ile tamamlanan fiziksel bağımlılık sürecini 40 gün ile psikolojik olarak da tamamlayacağımı söylediler. Zaten o noktadan sonra bırakmaya niyetim yoktu. Farklı olarak artık bilekliklerimi takmadım ve beslenmemde biraz daha çeşitlendirme yaptım.

Açıkçası aldığım tüm yorumlarda fiziksel şeker ihtiyacından çok psikolojik olarak daha çok zorlandığınızı yazdınız. Aslında benim de en çok savaştığım bölüm bu oldu. Burada önemli olan kendinizi dinlemek ve hissettiğiniz duygunun gerçekten ne olduğunu anlamlandırmak. Sadece öyle alıştınız diye akşam otururken bir şeyler mi yemek istiyorsunuz yoksa o an da gerçekten fiziksel olarak beslenmeye mi ihtiyacınız var?

Bu sorunun cevabını ise sadece 1 bardak su ile ya da bir fincan kahve, çay vb tüketerek alabilirsiniz. Genelde psikolojik olarak bir ihtiyacınız varsa bu şekilde zaten atlatıyorsunuz. Açıkçası beslenme önerisi vermek istemiyorum ve bundan kaçınıyorum. Herkesin dinamiği, ihtiyacı, yaşam şekli farklı ve ben beslenme önerisi verecek yetkinlikte değilim. Bunu sadece bir deneyim yazısı olarak ele alıp, kendinize göre şekillendirirseniz sevinirim.

Processed with VSCO with a6 preset

  • 40 Günde Neler Değişti?

Açıkçası benim başladığım noktada istediğim şey ‘insülin direnci’ ilacını içmemek ve kan şekeri değerimin düzenlenmesiydi. 30. gün sonunda insülin ilacını içmeme gerek kalmadı. Açlık kan şekeri değerim 80 e kadar düştü ve tokluk değerde uzun süre sonra 130 gördüm. Özellikle bu konuda sıkıntı çekenler bu değerlerin önemini daha iyi anlayacaktır.

 

 

Şekersiz hayata geçmeden önce kalp atış hızım normal dinlenmiş durumda 110-115 arasındaydı. Tansiyonum hep normaldi ama nedense nabzım her zaman hızlı atıyordu. Bu da ileride tansiyon ile ilgili bir sıkıntıya dönüşebileceğine bir işaretti. 30. günden sonra nabzım 80-90 aralığına geriledi. Ve bu da nefes alışımın değişmesinden, daha huzurlu hissetmeme kadar birçok şeyi yanında getirdi.

 

Birçok kişinin bana en çok sorduğu soru tabii ki kilo oluyor. Ben 40. gün sonunda tam olarak 10 kg verdim. Evet 10! Biliyorum bazılarınıza bu çok yüksek gelebilir ama kilo verme oranı kişinin bedenine, fazla kilosuna, metabolizma hızına göre değişiyor. Yani zaten 10 kg fazlanız varsa bu süreçte hepsini veremeyebilirsiniz ama zaten fazla kilolu iseniz daha yüksek sonuçlar alabilirsiniz. Açıkçası şekersiz hayatta hedefin iç organ sağlığından öteye gitmemesi gerektiğine inanıyorum. Fiziksel değişim bu işin belki ödülü, bonusu olabilir ama iç organlarınızdaki iyileşme inanın size çok daha fazla güzel şey getiriyor.

 

Bu verdiğim kilo ölçülerime nasıl yansıdı?  Bel çevresinden 6 cm, kalça çevresinden 6 cm, gögüs çevresinden 4 cm, bacaklardan 9 cm, kollardan 5 cm incelme yaşadım. Açıkçası kilodan çok ölçü ile takip etmek çok daha sağlıklı.

 

Uyku sürem ve uykuya dalış sürem değişti. Ben her zaman gece insanı olduğumu savunurdum. Gece yaşamayı sevdiğimi düşünür ve 5-6 saat uykunun bana yettiğini iddia ederdim. Şekersiz hayata geçtiğimden beri uyku düzenim değişti. Neredeyse gece 00:00 saatini zor görüyorum ve hafta içi 07:00 hafta sonu 08:00 saatinden bir dakika bile fazla uyuyamıyorum. Gün içinde evde olduğum zamanlarda mutlaka yaptığım ve ihtiyaç hissettiğim ‘şekerleme’ uykusuna ihtiyaç duymuyorum. Zaten adının neden şekerleme olduğu belli. Gece uykum hiçbir zaman kesintisiz olmazdı. Mutlaka ara ara uyanır ve kendimi rahatsız hissederdim. Şimdi neredeyse (kızım uyanmıyorsa) deliksiz uyuyorum.

 

Su tüketimim 1.5 litreden 3.5 litreye çıktı. Bu nedenle sindirim sorunu yaşamıyorum ve çeşitlendirdiğim sular sayesinde cildimin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Ve artık hiç susamıyorum. Vücuduma sıvı yoksunluğu yaşatmıyorum.

f5a5e8e0fad4e11dcb642b253107b5d9

 

  • Motivasyonunu Nasıl Sağladın?

Aslında yukarıda yazdığım her şey zaten motivasyonumu sağlamam için yeterli nedenler. Bunun dışında hedeflerime ulaştıkça kendime ‘tatlı, yemek’ ödülleri değil daha farklı ödüller koydum. Ufak bir takı, kitap, albüm vb aklınıza ne gelirse.

Şekersiz beslenmek lezzetsiz beslenmek demek değil. İşte bu yüzden sürekli yeni tarifler araştırdım, buna zaman ayırdım.

Okumak ve kafamı bambaşka hikayelere vermek her zaman bende işe yarar. Kitaplara sardım ve aklımı oyalamak için daha çok okuyorum.

Sosyal medyada sadece sağlık, beslenme, motivasyon hesaplarını takip ettiğim yeni bir hesap açtım. Sadece takip ediyorum, paylaşım yapmıyorum. Kendi hesabımda zaman akışında kayboluyor kaçırıyorum diye bir dosyalama yöntemi gibi kullanıyorum.

img_2677

Fiziksel değişim yaşadıkça giyim dolabımı düzenledim. Eski ve artık bol gelen hiçbir şeyi dolabımda tutmuyorum. Eskiden her beden kıyafet dolabımda beni beklerdi. Şimdi onlara asla dönüş yapmayacağım için elden çıkarıyorum.

Kendimi takdir ediyorum. Gerçekten ‘ben yaparsam herkes yapar’ algısından kendimi hızla çıkardım. Bu bir başarı ve kendimi takdir etme hakkımı ‘zaten herkes yapar’ diyerek elimden almıyorum. Ben bunu başardım ve bu yüzden devam edecek güç yine benim elimde.

Arkadaşlarımı oyuna katıyorum. Benden sonra bu konuda kafa yorup, bu yoldan gitmek isteyen arkadaşlarım oldu. Hepsi ile uzun uzun konuşuyorum. Destek oluyorum. Onlar güçlenip devam ettikçe ben de güçleniyorum. Bu konuda fikir alışverişi yapabiliyor olmak ayrıca mutlu ediyor. İnsanlarla şekersiz bir zincir oluşuyor ve destek oluyor.

Yemek yiyebilmenin gücünü keşfettim. Porsiyon kontrolü asla yapamadığım bir şey. Ben göz kararı olmayan tarifleri bile zor yaparım. Hedefiniz sadece ‘şekersiz’ beslenmek olunca yoksunluk ve diyetteyim hissi ortadan kalkıyor. Yediğim sebze, salata vb ne ise istediğim kadar yiyebileceğimi bilmek özgürlük hissi veriyor.

Processed with VSCO with f2 preset

Buzdolabımın her zaman taze ve yeşil olması kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Pazara gidin arkadaşlar. Çalışan kişiler de hafta sonu herhangi bir semt pazarı bulabilirler. Pazarların çeşitliliği beslenme vizyonunuzu genişletiyor. Ne kadar taze o kadar iyi. Pazarların rengarenk dünyasına kendinizi kaptırın.

Canınızın çektiği her şeyin doğada mutlaka bir karşılığı olduğunu bilin.

Processed with VSCO with a5 preset

 

  • Bundan Sonra Ne Olacak ?

 

Ben artık yemeklere, şekere bağımlı biri değilim.

Beni yemekler yönetmiyor.

Ben mutfağımı yönetiyorum. Bu yüzden ben devam ediyorum.

Farklı olarak artık günlerimi saymayacağım.

Bu noktadan sonra beslenmemi düzenleyerek artık kilo vermemi devam ettirecek bir düzene geçeceğim.

Beslenme düzenim oturduğu için artık sporu aktif olarak hayatıma koyacağım. Yani yeni 21 spor 🙂

Beslenme günlüğümü yazmaya 1 yıl devam edeceğim.

img_2714

 

Eğer siz de bu yazıyı okuyorsanız içinizde bir yerde değiştirmek istediğiniz bir şeyler var demektir. Sadece başladıktan sonra gerisi geliyor. Ben bunu çok geç anladım ama aslında geç diye bir şey yok. Önemli olan bunun ‘sizin’ seçiminiz olması. Doktor istedi diye, aile istedi diye, sevgiliniz eşiniz istedi diye başlamayın. Siz isteyin, kendi seçiminize sahip çıkın.

Sorularınız, önerileriniz varsa tüm sosyal medya hesaplarımdan ve yazıya yorum yazarak ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

Şekersiz Geçen 21 Gün

sağlık, sağlıklı yaşam, yaşam

Hayatım boyunca ‘asla yapamam’ dediğim ve yapanlara ‘size inanamıyorum’ cümleleri ile yorumlar yazdığım bir konuydu şekersiz hayat. Bir kere benim tükettiğim şeylere bakınca zaten neredeyse tüm mutfağın bir devrime girmesi gerekiyordu. Bunun yanında takip ettiğim onlarca yemek blogu, vlogu, gurme geziciler vardı. Evdeki ev yapımı çikolatalar baştan çıkarmasa sosyal medyada göreceğim bir post beni baştan çıkarabilirdi.

Geçen senelerde özellikle www.slingomom.com blogunun sahibi İrem’in sosyal medyada çılgınca bu işe girmesi ve yaptığı paylaşımlar ile ara ara gaza geldim. Bazen 48 saat sürdü bazen 4 saat. Şaka bir yana beslenmede ‘tatlıyı’ seven biriyim ve benim için kolay değildi. Bu arada birkaç yıldır yapılan tahlillerimde insülin direnci, diyabet riski doktorların bana ara ara ‘buraya dikkat’ demesi falan beni spora, geçici diyetlere falan yönlendirdi tabi ama inanın ilaç içmek ve bunu her gün içmek çok kötü bir durum. Kafanızda sürekli ilaç saatim, ilaç yanımda mı, ilaç öncesi yemem lazım gibi cümleler dolaşıyor ve sanki ilaç size tasma takmış gezdiriyor gibi bir hayatınız oluyor.

img_2226

Gelelim bu seneye. Açıkçası ülke değiştirmek, bir süre otelde yaşamak, yeni market düzeni, markette ürünlerin üstünde asla anlamadığın dilde yazan şeyler, aradığını aynı anda bulamama gibi bir çok bahaneyi cebime koyduğum için ne diyet yaptım, ne sağlıklı beslendim ne de spor için bir adım attım. Şimdi bakınca iyi ki öyle yapmışım diyorum aslında. Beynime ‘bak aslında canım kardeşim bu işten sen de sıkıldın, bana şeker şeker diye bağırmayı kes’ diye söylenmeye başladım. Sabah 12 saat açlık kan şekeri değerlerim 120’lere tokluklar 230 lara falan vurunca, kalp ritmim ve nefes alışımda sorunlar yaşamaya başlayınca kafama dank etti demek isterdim ama öyle olmadı. Ya da çevremden biri bana bakıp ‘şişko şişko’ diye dalga da geçmedi, kimse birkaç sene sonra ölürsün zaten tabutun ne renk olsun falan diye sormadı.

img_2225

Aslında şekersiz hayata hazırlanmam tam olarak 2 ayımı aldı. Önce biraz araştırma, etiket okumayı öğrenme, bunun yanında birkaç kitap, beslenme günlüğü alma, Netflix ‘de yayınlanan obezite ve şeker üzerine çekilmiş bir iki belgesel derken beynim ve vücudum ortak hareket edebiliriz aslında demeye başladı. Öncelikle kendimi tanımaya başladım. Farkında olarak yemek yedim. Özge bak sabah kahvaltısını atladığın için şu an Starbucks’da bu tatlıyı yiyorsun dedim. Fark ettim ama bırakmadım, yedim. Sadece ne yaptığımı izlemek için. İç ses meğer böyle zamanlarda da işe yarıyormuş. Sonra sosyal medyaya daldım. Değişim geçiren her hesabı inceledim. Bazılarından büyük motivasyon aldım. Ve kararı verdim. Ben diyet yapmayacağım ben şekeri bırakacağım dedim. Acelem yok, bir yere yetişmiyorum, 15 senedir zaten al ver her bedeni yaşadım. Bu sefer hedefim bedenim değil iç organlarımdı. Görmediğim için değersiz değillerdi bir kere. Onların iyi olmadığı bir durumda dışta gözüken hiçbir şeyin iyi olma ihtimali yoktu.

Processed with VSCO with c1 preset

Benim 21 gün şekeriz hayatı başarmam ‘aslında ben yemek yemiyorum’ durumunu fark ettiğimde ortaya çıktı. Porsiyonlarım özensiz, kalitesiz, hızlıca hazırlanmış yemeklerle doluydu. Onlarla doymam mümkün değildi. Ailemle yiyeceğim ortak yemek haricinde hiçbir öğüne özenmiyordum. Yani ben kızımın ve eşimin bedenine kendi bedenimden daha çok değer veriyordum. Bu aslında çok acı bir gerçek. İnsan kendine iyi davranmadığı zaman aslında gerçekten birileri için iyi olamıyor. Bir şeyler eksik kalıyor.

Processed with VSCO with c1 preset

Bu noktadan sonra kısaca 21 gün şekersiz beslenme sürecinde şunlar oldu;

  • Buzdolabındaki hiçbir şekerli, paketli ürünü atmadım. Önemli olan onların orada kaldığı süreydi. Onlar orada durdukça ben gücümü fark ettim. Beni onlar yönetmiyordu. 
  • Pazara gitmeye başladım. Özellikle buzdolabı ne kadar taze ise o kadar çekici hale geliyor onu anladım.
  • Sosyal olmaktan asla geri kalmadım. Bu süreçte yanımda 4 paket kare çikolata, 6 dilim kek, 3 dilim pasta vs tüketildi. Onlar tüketti ben izledim. Ve yemediğim için kendime verdiğim değerden dolayı mutlu oldum. (sayılar öylesine yazıldı, tabi ki kimsenin lokmasını saymıyorum)
  • Zaten su içmeyi seven biriydim ama su içmeyi bir meydan okumaya çevirdim. Ne kadar içtiğimi bilecektim. Bunun yanında her gün içtiğim 3-3.5 lt suyun 1 lt sini tarçın, elma, nane vb şeyler ile alkali su haline getirdim. 
  • Tarçın tüketmeye başladım. Nice doktorlar dedi ama kazandibinin üstünde olmadığı sürece benim için anlamlı değildi. Suyun içinde bütün olarak tükettim ya da sıcak süte toz olarak. Bazen bazı meyvelerin üstünde de yedim. Gerçekten tatlı krizi yaşamadıysam bence en büyük nedeni bu. 

Processed with VSCO with f2 preset

 

  • 21 gün şekersiz hayata regl dönemim bittikten sonra başlamaya dikkat ettim. Malum bazılarımız o dönemi çikolata şelalesi altında geçirmeyi tercih edebiliyor.
  • Yemek yemeye başladım. Sabah özellikle kahvaltı etmeye çok dikkat ettim. Ananası ve yulafı mutfağıma ekledim. Her gün çeşitlendirmeye çalışarak mutlaka kahvaltı ettim. Sonuçta ben diyette değildim. Sadece şeker tüketmiyordum. 
  • Şeker yemiyorum dediğiniz anda aslında beyaz ekmek de yememeniz gerektiğini öğrendim. Yani elveda evimin yanındaki fırında her sabah çıkan naturel baget ekmekler dedim.
  • 1 öğün mutlaka meyve ya da kuru kayısı, hurma gibi doğal şeker içeren bir şey yedim çünkü metabolizma için bu doğal şekerin gerçekten ne kadar önemli olduğunu okudum. 
  • Şekersiz beslenmeye geçmeden önceden itibaren yediklerimi yazdım. Böylelikle en çok tatlı yediğim saatler önüme düştü. Özellikle benzer saatlerde kafamı dağıtacak bir şeyler yaptım. 

Processed with VSCO with a5 preset

  • Gelelim bende en çok etki yaratan şeye. Kendime gidip 21 tane bileklik aldım. Aslında önce ip ile başladım ama ıslanması, kolay çıkmaması nedeni ile kullanışlı olmadı. Aldığım  20 bileklik birbiri ile aynı 21. olan farklıydı. O farklı olana ulaşana kadar geçen her gün için bir tane taktım. Bileğimde bileklikler fazlalaştıkça güçlendim. Bir yerden sonra sadece bunun için bile yemem dedim. Gücümü görsel olarak taşımak kendimi iyi hissettirdi. Ve bundan sonrada bu yöntemi kullanacağım birkaç konu var. Burada önemli olan eğer hedeflediğiniz şeyi bir gün bile yapmazsanız tüm bileklikleri çıkarmanız gerektiği. 

Processed with VSCO with a4 preset

Peki bu 21 gün sonunda hayatımda ne değişti?

  • Nefes alış verişim daha düzenli hale geldi.
  • Çarpıntı ve ağız kuruluğu sorunum tamamen geçti.
  • Daha erken saatlerde uykuya dalabildim ve sabah yorgun kalkmadım. 
  • Açlık şekerim 100 e kadar düştü, tokluk şekerim 170 e geriledi.
  • Sadece şeker yemeyerek 5 kg verdim ve bu bacaklarımda 3 cm, kollarımda 2 cm, karın ve kalça bölgemde 1 cm incelmeye neden oldu. 
  • Ruhsal açıdan kendimi daha zinde ve pozitif hissediyorum. 
  • Beslenme şeklindeki değişiklik farklı yemekler pişirme ve öğrenme gibi bir meraka neden oldu ve bu konuya zaman ayırıyorum. 

Bundan sonra ne olacak?

Hiç bilmiyorum. Sadece devam edebildiğim kadar devam edeceğim. Asla diyet yapmayacağım. Sadece alışkanlıkları değiştirmek üzerine kafa yoracağım. Şimdi ikinci 21 hedefim ne olsun onu düşünüyorum mesela. Ben şekersiz daha mutlu olduğumu gördüm ve bu hissi hiç unutmamak için emek vermek istiyorum. Bu arada 21 gün boyunca bu süreci kimse ile paylaşmadım. Bazen paylaşmak sorumluluk getiriyor ve bunun insanın üstünde yarattığı stres bile sizin yarı yolda kalmanızı sağlıyor. Sanırım önemli olan yaşayıp, deneyimledikten sonra paylaşmak.

Eğer sizlerin de şekersiz hayata dair önerileriniz, tarifleriniz  var ise yorum olarak paylaşın. Daha sağlıklı günlere…

Meğer Vücuduma Savaş Açmışım

sağlıklı yaşam

Bir önceki postta 2015 için neler istediğimi okumuş olanlar bilir. Yeni yıl için kendime dair bencilce gözüken ama aslında tam tersi bencilce olmayan bazı isteklerimi sıralamıştım. Bunlardan biri de bu yıl daha sağlıklı bir birey olmaktı. Bu eksikliği uzun süredir hayatımda hissediyordum ve açıkçası lafta kalmasın diye yeni yılın son günü gidip aklınıza gelebilecek tüm tahlillerimi yaptırdım. Amacım fiziksel olarak da ‘yeni’ yılda önümde bir engel olmadığını görmekti.

519028dc3970a310a2d5d928645af7c1

Sonuç ise öncelerinde canımı çok sıkan sonrasında ise bir fırsata dönüşebilecek şekilde sonuçlandı. Doktorun yanından kocaman bir ‘diyabet’ teşhisi ile çıktım. Zaten hamilelikte iki üç ay yakama yapışan ama sonrasında gittiğini sandığım bu hastalığın sinsice bir yerlerde beklediğini öğrendim. Doktorumun ise şu cümlesi kulaklarımda çınladı ‘istersen dünyanın en iyi diyetisyeni ile beraber çalış, sen sadece psikolojik olarak kendini yıpratarak kilo veriyorsun. Oysa önce fiziksel olarak bu sorunu tamir etmen gerek’ İşte bu cümleden sonra gözümün önüne son iki yılda bedenim ile nasıl savaştığım evet doğru kelime bu savaştığım geldi. Ben uyum içinde hareket etmedim. O yemek istiyorum dedi ben hayır dedim. Zorladım. Sonra geçici başarılar ile mutlu oldum. Sonra yine vücudum kazandı ve ben biraz daha mutsuz oldum.

insulin

Şimdi ise elimde ilaçlarım ve bu metabolik arızam ile düşüncelere daldım. Ben neden iki yıl boyunca o diyet, bu diyet, şu arınma diye kendime savaş açtım? Bu yazıyı da benim yaşadığımı yaşayan çok fazla kişi olduğu için yazıyorum. Biliyorum var. Lütfen ama lütfen her şeyden önce bir kan tahlili yaptırın. Diyet kitaplarına, ürünlerine harcadığınız paranın onda biri bile tutmayan bu testi elinize alın ve yol haritanızı öyle çizin. Eğer sonuçlarınız normal ve yeni beslenme düzeni ile kilo verebilir olarak çıkarsa öyle başlayın. Hatta buna rağmen yemenizi durduramıyorsanız psikologa gidin. Birilerine gidip ben yemek yiyorum ve bundan rahatsızlık duyuyorum demekten çekinmeyin. Benim şans olarak gördüğüm şey ise elimde artık bir tanım olması ve onun çözümü olan yolun olması. Hatta hasar ilerlemeden belkide bir yıllık bir ilaç programı ile yok olacak olması.

a1dcec3894fb02a218537bce33255b2c

Gelelim diyet meselesine. Diyet diye bir şey yok. Süreli, önceden başlangıcı ve sonu belli olan programlar özellikle fazla kilolu insanlar için koca bir kandırmaca. Bir günde hayatınızı değiştirmenizi bekleyen hiçbir şeye güvenmeyin. Sağlıklı yaşamak bir süreç. Bu düzeni bir günde bozmadık bir günde toplamayı beklememek gerekiyor. Şimdi adım adım bir yol izliyorum. Amacım elbette kendimi daha iyi, güzel ve rahat hissetmek. Estetik kaygılar insanın amacı olmamalı ama motivasyon aracı olmalı. İşte yeni bir diyabet hastasının yolculuğu bu yıl böyle başladı. Bakalım zamanla sizinle paylaşacak neler olacak?

5731da60238c443e97a2c17e8d79f937