Ketojenik Beslenmeye Giriş

yaşam

Processed with VSCO with acg preset

 

Yazının başlığı sanki makale yazacakmışım gibi oldu ama aslında yeni bir beslenme düzeninin öğrencisi olarak benim için her şey giriş aşamasında. Blogumu takip eden herkesin bildiği üzere Fas’ta yaşadığım dönemde 4 ay boyunca uyguladığım ‘şekersiz’ beslenmenin pozitif etkilerini gördüm. Ve neredeyse 26 kg gibi bir kilo verip döndüm Türkiye’ye. (Ne olur rakamlara takılmayın. Ne kadar çok fazlanız varsa başlarda daha hızlı şekilde yüksek kilolar veriyorsunuz)

Türkiye’ye dönerken içimde korkular vardı. Bazı şeyler orada yok diye yemiyordum zaten ama ya her yerde bulunur hale geldiğinde ayarım kaçarsa diye. Açıkçası 1-2 ay sorun yaşamadım ama ondan sonra değişen iş düzeni, ev düzeni, sosyal hayat , seyahatler vb nedenlerle bazı şeylerin ucunu kaçırdım. Öyle bir kaçırmak ki 12 kg hiç anlamadan (10 ayda) geri aldım. Beni her zaman motive eden şey kan tahlilleri oldu. İç organ sağlımın iyi ya da kötü olması beslenmeme müdahale etmeme neden oldu yani.

Processed with VSCO with fs16 preset

Fas’ta her zaman size Fit Ekran blogunu okuyarak, Can Çiftçi’nin anlattıklarına göre bir düzen oluşturduğumu söylemiştim. Kendisinin artık hasta kabul ettiğini duymam ile beraber soluğu yanında aldım. Bir kere sizi tedavi edecek doktorun size önerdiği beslenme düzeni ile besleniyor olması çok önemli. İyi bir ketojenik uygulayacısı olarak sadece mesleki değil, kişisel tavsiyeleri de değerli oluyor. Bir kere sizinle empati yapabiliyor. İlk görüşmeden sonra (4 ağustos) benden hayatımda hiç duymadığım kalemlerin olduğu bir dizi tahlil istedi. 6 ağustos tarihinde tahlil sonuçlarım çıktığında ise sadece şunu dedim ‘ben kendime ne yaptım böyle’

Benim vücudum çok kolay sinyaller veriyor. Ve daha önceki şekersiz beslenme düzeni sayesinde ben bu sinyalleri çok iyi anlıyorum sanırım artık. Sonuç olarak insülin, kolestrol, vitaminler vb birçok değer yerlerde ya da tavandaydı.

Bu şekilde başladığım yeni düzen ise eski özlediğim günlere kavuşacağımın sinyallerini ilk haftadan verdi. Peki neydi bu sinyaller?

  • Gün içinde ne yersem yiyeyim uykumun gelmesi ve uykuya direnememe
  • Gece uykuya dalışta zorlanma
  • Ağzımın içinde sanki her şeyin tadı aynıymış gibi gelen bir his
  • Nedensiz cilt kızarıkları ve kaşıntılar.
  • Regl dönemlerinde ateşlenmeyi bulan ağrılar ve sancılar. (En az 2 gün evden çıkamayacak şekilde)
  • Sanki kafam bulanıklaşıyor gibi bir his.
  • Nedensiz bel ağrıları.
  • Sosyalleşmeye karşı isteksizlik, evden çıkmak istememe.

Processed with VSCO with a4 preset

 

Bunlar gibi birçok belirti zaman zaman yaşıyordum. Sonuç olarak Can bey bana gerekli gıda takviyeleri ile beraber beslenme listemi verdi. Her zaman söylediğim gibi ne yediğimi değil ne yemediğimi paylaşmak daha doğru geliyor bana. Bana verilen beslenme tablosuna göre

  • Şeker ve doğal şeker içeren (meyveler dahil) hiçbir şey yemiyorum.
  • Paketli, hazır hiçbir gıda yemiyorum.
  • Tahıllar, kuru bakla türevleri, ekmek vs yok.
  • Süt, yoğurt, kefir, peynir tüketmiyorum.

Processed with VSCO with fr4 preset

Ne kaldı dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Aslında çok fazla şey kaldı. Bu yazının sonunda yoğurt, peynir zararlıymış diye bir sonuç çıkarmayın. Bunlar benim sonuçlarıma göre olanlar. Zaten normalde ketojenik beslenme içinde bunların çoğu var.

IMG_3134

Sonuç olarak sadece 1 ay olmasına rağmen 136 olarak çıkan açlık kan değerim 90’a geriledi. 8 kg verdim. Cildimde oluşan kızarma, kaşıntı sonra bir haftadır geçti. Gün içinde yaşadığım uyku ihtiyacı bitti.

Ve artık özlem duyduğum hiçbir türk yemeği kalmadığına göre sanırım benim için sürdürülebilir bir süreç başladı. Başta dediğim gibi hala doğruları yanlışları ile öğrenme aşamasındayım. Ve evet yoğurt ve meyveyi yemek istiyorum ama bir gün yiyebileceğimi biliyorum 🙂 Öğrendiğim bir şey varsa o da vücudumuzun sinyaller vererek bizimle konuştuğu ve bizim ona işimize gelmediği için kulak asmamamız.

Tamam tamam itiraf ediyorum 40 yaşa 2 sene kala biraz korkmuş olabilirim 🙂

Şekersiz 100 gün!

sağlıklı yaşam, yaşam, şekersiz hayat

 

IMG_3953

Zaman ne hızlı kavram. 21 gün ile başladığım şekersiz serüvenim 100 güne geldi. Başlangıçta tamamlayamama korkusu ile paylaşmaya bile çekinirken şimdi bana yolladığınız mesaj ve mailler ile her gün biraz daha motivasyonum yüksek şekilde devam ediyorum. Öncelikle bu değişimde bana destek olan ve benden sonra başlayıp benimle gücünü birleştiren herkese teşekkür ederim.

Açıkçası ‘Şekersiz 100 Gün’ yazısı bu konuda daha doğrusu zaman temelinde yazdığım son yazı. Artık mutfağımı ve beslenmemi yine kendi dinamiklerime göre değerlendirme zamanı. Bugün sizinle 100 gün boyunca yaşadıklarımı olabildiğince net şekilde paylaşmak ve belki ‘ben yapabilir miyim’ diye soranlara biraz motivasyon sağlarım umudu ile yazıyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu bir dayatma değildir. Şekersiz beslenmek iyidir, diğeri kötüdür demiyorum. Ya da içinde vaatler ya da listeler yok. Bu tamamen benim sağlığımı tehdit eden bir besini fark edip onu hayatımdan çıkarma hikayesidir. Önemli olan sizin kendinizde eğer yanlış gittiğine inandığınız bir durum varsa bunu bulmanızdır. Asla hiçbir bilimsel verinin aksini söylemiyor ve eğer mümkünse köklü beslenme değişikliklerimizi mutlaka bir uzman eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyorum.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Neden Başladım?

  • Geceleri uyuma, sabahları uyanma güçlüğü çekiyordum.
  • Nefes alış şeklim ve düzensizliğim vardı.
  • İnsülin direncim gelişti, diyabet olma riskim arttı ve sürekli insülin iğnesi kullanmak zorunda kalacağım bir doktor tarafından söylendi.
  • Gün içinde uyku hallerim vardı.
  • Sürekli açlık hissi ile yaşıyordum.
  • Gün içinde abur cubur besinler normal besinlerden daha çok yer tutuyordu.
  • Son bir yıldır vücudumda dönemsel kaşınmalar, kızarmalar olmaya başladı ve nedeni saptanamadı.
  • Hamilelik ile beraber gelişen hemoroid problemin kronikleşti ve bunu yaşamayan bilemez.
  • Zevkime göre değil bana bedenime göre kıyafet sunan yerlerden giyinmeye başlamıştım ve büyük beden giysi maliyeti inanın standart bedenlere göre çok daha pahalı.

 

Nasıl Karar Verdim?

  • Asla bir gecede karar vermedim.
  • Önce kendimi bu fikre aylarca alıştırdım.
  • Kağıt kalem alarak yaşadıklarımı (yukarıda yazanları) net bir şekilde yazdım.
  • Önce öğrendim sonra uyguladım. Çok okudum. Deneyenleri, başaranları, başaramayanları, doktorları, uzmanları herkesi okudum.
  • Bu sürece başlamadan önce neler yediğimi yazarak ‘şekersiz 21 gün’ fikrine kendimi alıştırdım.

Processed with VSCO with c1 preset

 

Nereden Başladım ?

  • Birçok hikayede şunu gördüm ve daha önce onlarca kez ben de şunu yaptım. Evdeki zararlı her şeyi at. Bu sefer evdeki zararlı şeyler yerinde durdu. Onların olmayışı bir yoksunluğa dönüşmedi.
  • Evdeki faydalı şeyleri (meyve, sebze, yoğurt vb) zararlı şeylerden daha çok hale getirdim.
  • Su içmeyi çok sevdiğim halde ne kadar içmem gerektiği ile ilgili araştırdım ve bunu unutmayın ki boy, kilo, hareketlilik su ihtiyacınızı değiştiren etkenler. Standart herkes 2.5 lt su içecek diye bir şey yok. Başlangıçta 3.5 lt içerken şu an kilo verdikçe 2.9 lt ye düştü mesela.
  • Hedef kilo koymadım. Hedef sağlık değerleri koydum. Birçok kişi bana kaç kg verdin diye  soruyor haklı olarak ama ilk baştaki listede yazdıklarımın nedeni sadece kg değildi. Yanlış besinler nedeni ile iç organlarımı fazla yoruyor olmamdı. Bu nedenle bazı değerlerimi aylık bazılarını 3 aylık dönemlerle takibe aldım. Lütfen kan değeri, rutin tahlillerinizi yaptırmaya üşenmeyin. İçinizdeki sinyalleri duymanız gerekiyor.

 

Psikolojik Olarak Ne Yaşadım?

  • Kim ne derse desin bu sürecin yoldan çeviren yönü tamamen psikolojik etmenler.
  • Bu yüzden pazartesi başlıyorum demek değil ‘şu zamanda başlıyorum’ ya da ‘başladım’ demek daha etkili.
  • Duygusal durumlarınız yemeğinize etki ediyorsa eğer bunun farkına varın ve o anlar için seçenekler hep elinizin altında olsun.
  • Yiyecekler ile kavga etmeyin. Ben buzdolabını açıp bir çikolataya ‘seni yemek istiyorum ama bana zarar veriyorsun, bir süre senden uzak durmam gerekiyor’ dediğimi biliyorum 🙂 Hayır bu delilik değil bu gerçeklik. İçinizden konuşmayı bırakın. Bir savaş ya da yoksunluk yaratmayın. Hangimiz yanlış şeyler sevmedik 🙂
  • Zaman kısıtlamalarının ya da zaman hedeflerinin sizde yük olmasına izin vermeyin. 21 gün fizyolojik, 40 gün psikolojik bağımlılıklardan kurtulmak için uzmanların verdiği süreler evet ama daha uzun soluklu bir beslenme düzenine geçiyorsanız. Gerçekten çok fazla vermeniz gereken kilo olduğuna inanıyorsanız bunu yaz için, düğün için, yakın arkadaş nişanı için yapmayın. Bu tür zaman kısıtlamaları bana oldum olası daha fazla stres yükledi. Bu nedenle zaman temelli olarak yazdığım son yazı.

IMG_4463

Ne yedim ne içtim?

  • Bu başlık altında olası liste oluşturacak şeyler yazmaktan kaçınıyorum. Bu yüzden sadece yemediklerimi paylaşıyorum.
  • Her türlü işlenmiş şekerli gıda. İçine koruyucu olarak eklenmiş bile olsa tüketmedim. Beyaz undan yapılan her türlü gıdayı tüketmedim. Tatlandırıcı kullanılan hiçbir ürünü tüketmedim. Alkol tüketmedim. Bal, pekmez vs de doğal sayılmasına rağmen öncesinde de çok sevmediğim için tüketmedim.
  • Çok sorulan bir soru olduğu için ekliyorum; başlangıçta çok şekerli bulduğum meyve ve kuru meyveleri de tüketmedim (21 gün) sonra tüketmeye başladım.
  • Şimdi içinizden bazılarınız ‘ee ne kaldı ben zaten bunları yemesem’ gibi cümleler kuruyordur. Olabilir. Zaten konu bunları yememek. İşte bu tüketmedim dediğim şeylerden dolayı ‘ ne kaldı ki’ gibi bir düşünceye giriyorsanız eğer mutlaka bir beslenme uzmanı desteği alın.
  • Ben gerçek yemekler yemeye başladım. Evde olan, ulaşılabilir ve maliyeti daha düşük yemekler olduğuna inanın. Yenilebilir yemekler listemin uzunluğu ve sonsuzluğu beni yoksunluk ve zayıflama diyeti psikolojisinden hızla çıkardı.

IMG_4518

Kısaca Ne Yapalım?

  • Pazara gidin. Her semtte her farklı günde çeşit çeşit pazar var. Dolabınız taze oldukça siz de taze olacaksınız.
  • 1 saatinizi markete ayırın. Hayır alışveriş için değil. Gezmek için gidin ve çok sık tükettiğiniz şeylerin etiketini okuyun. Nelerde şeker vb ekler olduğuna inanamayacaksınız.
  • Kendinizi takdir edin. Her gün için aynada kendinizi tebrik edin. Yiyecek hedefleri ve ödüllerinden kaçının. Hazır gıdadan ayıracağınız para ile kendinize kitap vb şeyler alın. Ben 21, 40, 60 ve 100. günlerde aldım 🙂 Bundan sonra sayı yok artık aklıma geldikçe 🙂
  • Sizi insanlarla konuşmak mı motive eder yoksa bu konudan hiç bahsetmemek mi buna karar verin. Ben ilk 21 gün çok yakın bir arkadaşım ve eşim dışında kimse ile paylaşmadım mesela. Sonrasında bu konuda konuşmaya hazır ve daha güçlü hissettiğim için paylaşmaya başladım.
  • İlk 3 gün ne yiyeceğinizi planlamış olun. Zaten sonrasında otomatik olarak eliniz alışacak.
  • Lütfen eski halinizi, var olduğunuz hali ve olacak gelecekti halinizi de sevin. Unutmayın kişiliğiniz, insanların hayatlarındaki varlığınız ve değeriniz her bedende aynı.

Peki Spor?

  • Ben her şeye aynı anda başlayıp birden hiç olmadığım bir insan gibi olmaya çalışmadım bu sefer. O yüzden kendime bir spor zorunluluğu koymadım. Önceliğim beslenme oldu. İlk 21 gün bittikten sonra yürüyüşlere başladım. 20 dk, 30 dk, 60 dk diye artırdım. İki ay bitiminde tamamen evde kendime göre yoga vb şeyler yapmaya başladım. Herhangi bir spor salonuna daha hayatımdaki beslenme gibi bir sorunu düzeltmeden para ödemedim bu sefer.

Processed with VSCO with f2 preset

 

100 Gün Sonunda Neler Değişti? 

  • Nefes alışım düzeldi.
  • Uyku sorunum ortadan kalktı.
  • Gündüz uykularım bitti.
  • Yorgunluk hissim tamamen bitti.
  • Açlık ve tokluk kan şekeri değerim normal seviyeye döndü.
  • Kaşıntı ve kızarıklık hissi veren üretiker sorunum bitti.
  • Hemoroid problemim bitti.
  • İnsülin direncim kırıldı. Tüm ilaçlar ile bağım bitti.
  • Fiziksel gücümün artması psikolojik gücümü de artırdı.
  • Daha tam olarak olmasa bile en azından uzaktan sevdiğim markalardan bir şeyler bulabilmeye başladım 🙂
  • 100. gün sonunda 19 kg verdim.

Bundan Sonra?

Bundan sonrası ile ilgili inanın net bir hedefim yok. Sadece henüz yeterli görmüyorum olduğum noktayı. Hayatım boyunca onlarca farklı beden yaşadığım için kendimi en mutlu hissettiğim zamanları düşündüm geçen gün. O beden aralığına gelirsem daha iyi hissederim gibi geliyor ama şu an olduğum noktadan bile çok mutluyum. Ben sağlıklı besleniyor ve gerekli hareketimi yapıyorum. Gerisi bedenime kalmış o ne şekilde olmak isterse o. Artık yemeklerden korkmuyorum. Dengelerimi biliyorum. Bana iyi gelenler ve kötü gelenleri ayırabiliyorum. Ve ‘zararlı’ gözüken bir şeyi tüketsem bile ona nerede dur diyeceğimi ve zarar vermeden vücudumdan yollayabileceğimi biliyorum. Benim dengelerim yoktu. Beslenme dengem, spor dengem. Şimdi dengelerim var. Bundan sonrasında güç yemeklerde değil bende. İnsan öğrenmeye açık yaşamalı. Ben beslenme konusunda çok kapalı ve sınırlıydım. Şimdi o sınırlarım yok. Her türlü bilgiye açığım.

Sadece şimdiye kadar olan ‘yenilgileri’ unutun. Ortada bir savaş yok. Ortada bir hayat var. Onun ne şekilde olacağı ise sizin, benim seçimlerimiz işte. Sadece değiştirmeyi düşündüğünüz şeyin gerçekliğinden ve isteğinizden emin olun. Gerisi geliyor. Bu süreçte yorumlarını esirgemeyen herkese tekrar teşekkürler.

 

Not: Eğer bedensel bir değişime ihtiyaç duyuyorsanız ve bunun sizden mi ya da çevresel kaynaklardan mı meydana geldiğine karar veremiyorsanız Berrak’ın paylaştığı bu muhteşem yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Beden Olumlama